{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1180 <br>KARAR NO: 2024/1348<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 15/01/2021<br>NUMARASI: 2018/1015 E. -  2021/19 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile davalı borçlu arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmenin 4. maddesi uyarınca, davalının, müvekkil şirketin, \"... kendi dağıtım kanalları aracılığı ile müvekkili şirket tarafından kendisine bildirilmiş il/ilçelerde ürün/ürünlerin abonelik işlemlerini, dağıtım ve sözleşmede belirtilen diğer hizmetlerini yerine getirmekle yükümlü\" olup Ordu/Fatsa sınırlan içerisinde abone bayisi olduğunu,  sözleşmenin ödeme başlıklı 6.4.maddesine göre   davalı bayinin  aldığı ürün/ürünlerin bedelini komisyon tutarını mahsup ettikten sonra ...'nın belirlediği ödeme günlerinde yapması gerektiğini, davalı bayinin iş bu sözleşme kapsamında doğmuş ve doğacak borçlarının ... Dağıtım Baş Bayisine süresinde yapmaması halinde, ... Medyanın ödemeyi yaparak bu alacağa halef olacağının belirtildiğini, bu şekilde takibe konu borcun doğduğunu,  bu ticari  ilişki çerçevesinde davalının, müvekkili şirkete cari hesap ilişkisinden kaynaklı 16.988,53 TL borcu olduğunu, bu  alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalının takibe itiraz ettiğini,  itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile %20'den az olmayacak şekilde icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep  ve dava etmiştir. Davalı, savunmasında özetle;  sözleşmede belirtilen sorumluluğunun sözleşmenin   ödeme başlıklı 6.4 maddesinde  belirtilen, aldığı ürünlerin komisyon bedelleri ile alakalı olduğunu,  5.madde  de belirtildiği üzere ürünlerin tesliminin imza karşılığında yapıldığını, imza karşılığında almış olduğu  ürünlerin bedelini ödediği halde  haksız icra takibi yapıldığını, imza karşılığında teslim edilen ürünlerin neler olduğunun ve buna ilişkin belgelerin davacıdan istenilmesi gerektiğini,  davacıya herhangi bir borcunun olmadığının görüleceğini savunarak, davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağına dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; takip tarihi itibariyle davacının cari hesap alacağının olup olmadığının belirlenmesi noktasınnda toplanmaktadır. İstanbul ... İcra Müdürlüğ.ün.. esas sayılı takip dosyasının tetkikinde davacı tarafından davalı aleyhine cari hesap alacağından kaynaklanan 14.521,00-TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren icra giderleri, vekalet ücreti ve asıl alacağın % 9,75 faizi ile birlikte BK m.100'e göre tahsilinin talep edildiği, davalı/borçlusunun süresi içerisinde borca faize ve tüm fer'ilerine itiraz ederek takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosyanın ve ekli icra dosyasının tetkikinden davacı-alacaklı tarafça yapılan ilamsız icra takibine davalı-borçlu tarafından süresi içinde itiraz edildiği ve davacı-alacaklı tarafça yasanın öngördüğü 1 yıllık süre içerisinde mahkememize “itirazın iptali” davası açıldığı anlaşılmaktadır. Tarafların yasal ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak;  defterlerde gözüken alacak ve borç kayıtları ile hesap bakiyeleri tespit edilip, iddia , savunma ve itirazlar ile dosyaya sunulan belgeler değerlendirilerek varsa takip tarihi itibariyle davacı alacağının saptanmasına ilişkin mali müşavir bilirkişisinden rapor alınmasına, karar verilmiş olup, Mali Müşavir ... 'den alınan10/06/2019 tarihli raporda özetle; davacı şirketin 2017-2018 takvim yıllarına ait ticari defterlerinin incelendiğini, davacı şirketin ticari defterinin TTK 64-65-66 ve 82 Mad. ve VUK 220-226 maddesine göre açılış ve kapanış tasdikinin usulüne uygun olarak yaptırıldığını, davalı tarafından herhangi bir defter belge ibraz edilmediğini, takip konusu alacağın defter kayıtlan ve dayanağı, davacı ...'nin incelenen 2017- 2018 Yılına ait resmi defter kayıtlarında davalı ... alıcılar 120 hesaba kayıtlandığı ve bahsi geçen alıcılar hesabının bakiyesinin 31.12.2018 itibariyle 19.521,00- TL olduğunun tespit edildiğini, sonuç olarak, davacı şirketin  incelenen 2017- 2018 Yılına ait resmi defter kayıtlarında davalıdan 19.521.00 TL alacaklı olduğu tespit edildiği hususları rapor edilmiştir. Davacının defterlerinde davalıdan 19.521,00-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olmakla, bu borcun dayanağı olan faturaların davalıya tebliğ edilip edilmediği ve faturalara konu malların davacıya teslimine ilişkin irsaliye bulunup bulunmadığı hususlarını da ayrıntılı olarak içeren ek rapor düzenlenmesi için, dosyanın önceden rapor sunan Mali Müşavir bilirkişi ...'e tevdiine karar verilmiş olup, alınan 25/09/2020 tarihli ek raporda özetle, kök raporda tespiti yapılan ve icraya konu 14.521.00-TL tutarlı malların günlük gazete olduğunu, dağıtımın davacı tarafından yapılmadığını, bu nev'iden matbuat teslimlerinin dağıtıcı firmalar tarafından yapıldığını ve davacının teslime ilişkin temlik aldığı ve bu anlamda tebligat veya malların teslimine ilişkin bir irsaliye veya teslim evrakı bulunmadığının tespit edildiğini, ilgili mallara ait fatura listesinin ve tutarlarının işbu rapor ekinde bulunan muavin defter ile sunulduğu rapor edilmiştir. Davacı vekiline, davalıya teslimi yapılan ürünlere ilişkin sevk irsaliyesi ve teslim belgesi sunması için süre verilmiş olup, davacı vekili 23/12/2020 tarihli beyan dilekçesi ile borçlu tarafa teslimi gerçekleştirilen mallara ilişkin fatura, sevk irsaliyesi gibi belgelerin mevcut olmadığı beyan edilmiştir. Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; davacı vekilince 14.521,00TL cari hesaba dayalı asıl alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali talep edilmiş ise de; salt fatura düzenlenmesi kişilerin borçlu olduğunun ispatı için yeterli olmayıp, fatura içeriğindeki mal veya hizmetin de teslim edildiğinin ispatlanması gerekmekte olup, davacı vekilince alacaklarına dayanak gösterilen faturalara ilişkin sevk irsaliyesi sunulamamış olup, dava ispat edilemediğinden davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle  davanın reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  HMK'nin 220/3.maddesi uyarınca ihtarat yapılmasına rağmen davalının ticari defterlerini incelemeye sunmadığını, müvekkilinin usulüne uygun defterlerinin sunulduğunu ve alacağın kayıtlı olduğunu, bilirkişi tarafından müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığını, müvekkili  şirketin davalı borçludan 19.521,00 TL alacaklı olduğunun sübuta erdiğini,  HMK'nın  222.maddesi gereği ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için gerekli şartların gerçekleştiğini, alacağının bulunduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirketçe faturaların davalı borçluya teslim edildiğine ilişkin bir belge sunulamamış olmasının sebebinin alacağın temlik sözleşmesi ile doğmuş olması olduğunu, müvekkilinin davalı borçlu ile arasında bir ticari ilişki mevcut olmayıp temlik eden şirketin de davalı borçlu tarafından dağıtımı gerçekleştirilen ürünleri başka bir alt bayi aracılığı ile teslim ettiğini, işbu alt bayinin de artık faaliyette bulunmaması ve alacağın temlik sözleşmesi aracılığıyla doğmuş olması sebepleriyle müvekkili şirket tarafından faturaların teslim edildiğine ilişkin bir belge sunulmasının mümkün olmadığını, ancak  bilirkişinin  müvekkilinin ticari defterler üzerindeki incelemesi ile müvekkilinin alacağının varlığı ve haklılığının sübuta erdiğini, taraflar arasındaki  bayilik  sözleşmesini 15.maddesi ile \"işbu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların hallinde ... Medya'nın defter ve kayıtları kesin, münhasır, bağlayıcı delil sayılacak olup, işbu madde HUMK'nun 287. Maddesi anlamında delil anlaşması hükmünde\" olacağının  kararlaştırıldığını, sözleşme maddesinin büyük puntolarla ve belirgin şekilde kaleme alındığını, davalı borçlunun tacir sıfatını haiz olması ve TTK'nin 18.maddesi uyarınca basiretli şekilde hareket etmekle yükümlü olduğu gözetilerek geçerli bir delil anlaşması olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu sebeple başkaca bir fatura veya irsaliye gerekmeksizin yalnızca müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının  dava konusu alacağın varlığını ispat etmeye elverişli olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı,  davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 14.521,00 TL asıl alacak yönünden 27.07.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, işlemiş faiz talebi olmadığı, %9,75 oranında işleyecek faiz talep edildiği, takip dayanağı olarak 14.521,00 TL cari hesap alacağının gösterildiği, ödeme emrinin 14.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı tarafından 19.09.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı, davalı bayiye teslim ettiği mallara karşılık ödeme yapılmaması sebebiyle cari hesap alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı ise teslim aldığı tüm ürünlerin bedelini ödediğini borcu bulunmadığını savunmuştur.  Dava konusu uyuşmazlıkta davacının cari (açık) hesap alacağı bulunup bulunmadığı ile bulunuyorsa miktarı uyuşmazlık konusudur.Taraflar arasında bayilik sözleşmesi ilişkisi bulunduğu sabit olmakla bu sözleşme kapsamında ne miktarda emtianın davalıya teslim edildiğinin davacı tarafından kanıtlanması gerekir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Fatura tek başına akdi ilişkinin ve alacağın varlığını kanıtlamaz. Davalının fatura konusu mal veya hizmet bedelinden sorumlu tutulması için faturaların tebliği ve malların tesliminin veya hizmetin verildiğinin kanıtlanması gerekir. HMK'nın 222. maddesine göre  ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulması, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması gerektiği, bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesinin ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı olduğu, ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağının düzenlendiği; davacı tarafın HMK'nın 222/son maddesi uyarınca delillerini davalının defterlerine hasretmediği, bu nedenle  davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış olmasının, davacı iddiasının ispatlanmış kabul edilmesi için yeterli olmadığı, davacının takip konusu cari hesap alacağının dayanağı olan faturalarına konu malın teslimine ilişkin teslim belgelerinin, sevk irsaliyelerinin davacı yanca sunulamadığı  gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekili, sözleşmenin 15.maddesi  ile bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların hallinde ... Medya'nın defter ve kayıtlarının kesin, münhasır, bağlayıcı delil sayılacağını,  bir diğer deyişle taraflar arasında  münhasır delil sözleşmesi bulunduğunu ileri sürmüş ise de; bu husus usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş diğer delillerin incelenmesine engel teşkil etmediği gibi ispat yükü üzerinde olan davacının fatura konusu malların teslimini  sağladığını ispat yükünü ortadan kaldırmaz. Açıklanan bu nedenlerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.03.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b54d3ffc230fb2ef","SID":"a6b9bb5f03812362"}}