{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1049 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1805<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>EK KARAR TARİHİ\t: 23/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2017/1206 Esas - 2023/362 Karar\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Ek Kararın istinafı<br>KARAR TARİHİ \t: 23/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 23/10/2024<br>                  <br> İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/05/2024 tarih 2017/1206 Esas 2023/362 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA :Davacı vekili, 19/08/2017 tarihinde trafik kazası meydana geldiğini, davacı ...'nın trafik kazasında yaralandığını ve İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi gördüğünü, kaza neticesinde İzmir CBS de soruşturma yürütüldüğünü, ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi olduğunu, davacının kazadan kaynaklı olarak geçici ve kalıcı maluliyetinin olduğunu, fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 100 TL kalıcı iş göremezlik ve 100 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplamda 200 TL maddi tazminat talep ve dava etmiştir. \t<br>\tDavacı vekili 04/03/2023 tarihli talep arttırım dilekçesi ile; 100,00 TL olan geçici iş göremezlik tazminatını 1.327,46 TL arttırmak suretiyle 1.427,46 TL'ye çıkartmış, dava değerini toplam 1.527,46 TL'ye yükseltmiştir. \t<br>\tCEVAP : Davalı vekili, ... plakalı aracın 07.09.2016-07.09.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 130077379 numaralı ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçe teminat limitinin kişi başı 330.000 TL olduğunu, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, davalı şirketin temerrüde düşmediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğunu, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 20/03/2019 tarihli ve 2019/3831/1636 sayılı raporunda; Sürücü ...’in %25 oranında kusurlu olduğu, yaya ...’nın %75 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nin 06/07/2021 tarihli ve 2021/69473 sayılı raporunda; davacının tüm vücut engellilik oranının %0 olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiğini, aktüerya hesap bilirkişisi Av....'ın 20/06/2022 tarihli raporunda; 1.404,06 TL  maddi zararının olduğunu, hesaplanan maddi zarardan davalı sigorta şirketinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olduğu, gerçek zararın police teminat limitleri içinde kaldığının tespit edildiğini, hesap bilirkişisi ...'in 25/02/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davacının davalıdan 5.709,84 TL geçici iş görmezlik tazminatı talep edebileceği hesap edildiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalısı aracın sürücüsünün meydana gelen kazanın oluşumuna sürüş esnasında dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle kazanın oluşumuna etki ettiğini, davacının maluliyet iddiasına ilişkin kaza tarihi itibarıyla yürürlükteki yönetmelik hükümleri uyarınca Adli Tıp Kurumundan alınan raporda maluliyet oranının %0 olduğu iyileşme süresine ilişkin yapılan tespit neticesinde aktüerya hesap bilirkişisince geçici iş göremezlik tazminatının hesaplandığını, davanın kısmen kabulüne, 1.427,46 TL geçici iş göremezlik tazminatının 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekilince 23/05/2024 tarihli istinaf dilekçesi ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2017/1206 Esas 2023/362 Karar numaralı kararında ilk derece mahkemesince verilen kararın hatalı olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, bu hususa dikkat edilmeyerek istinaf kanun yolu kapalı olmak üzere karar verildiğini, alacağın tamamını göz önünde bulundurulması gerekirken sadece dava değeri üzerinden karar verilmesinin,  kanuna ve hukaka aykırılık teşkil ettiğini, 24.02.2022 tarihli bilirkişi raporunda, ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen verilerin ikinci üst kurulca değerlendirildiğini, davacının sürekli iş göremezlik oranı ile geçici iş göremezlik süresinin, iyileşme süresinin tespit edilmesi amacıyla dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş olup alınan 24.02.2022 tarihli rapor sonucuna göre; davacının tüm vücut engellilik oranının % 0 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay olduğu yönünde tespit yapıldığını, bu raporun tarafımızca kabulünün mümkün olmadığını, daha öncesinde Ege Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınmış olan 13.09.2019 tarihli sağlık kurulu raporuna göre davacının belirlenen kalıcı oranın %4 olarak tıbbi iyileşme süresi ise 4 hafta olarak tespit edildiğini, 06.07.2021 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen maluliyet raporu ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınan 13.09.2019 tarihli maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi adına İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nin Üst Kurulu'ndan yeniden maluliyet raporu alınması gerektiğini, ancak 10/01/2023 tarihli duruşma tutanağında raporlar arasındaki çelişkinin giderilerek rapor alınması talebi reddedildiğini, dosyada mevcut 24.02.2022 tarihli rapor davacının bedeni zararına ilişkin gerçek durumunu yansıtmamakla birlikte söz konusu raporun yetersiz olduğunu, bu haliyle hükme esas alınması mümkün olmadığını, İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Üst Kurulun'dan rapor alınması gerektiğini, tüm bunlara ve ilk alınan rapordaki %4 kalıcı maluliyet oranına rağmen mevcut kalıcı maluliyet oranının %0 olduğu kabul edilebilir olmadığını belirterek istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince 23/05/2024 tarihli Ek Karar ile; davacı tarafından açılan tazminat istemli davada talep edilen miktarın ve yargılama sonucunda tesis edilen 12/05/2023 tarihli 2023/362 sayılı kararda hükmedilen miktarın karar tarihi itibariyle istinaf sınırının altında kaldığından istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.  <br>\tDavacı vekili 23/05/2024 tarihli ek karara karşı verdiği istinaf dilekçesinde, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından <br>2017/1206 Esas 2023/362 Karar numaralı ek kararının hatalı olduğunu, dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup Yerel Mahkeme tarafından bu hususa dikkat edilmeyerek istinaf kanun yolu kapalı olmak üzere karar verildiğini, karar verilirken alacağın tamamını göz önünde bulundurması gerekirken sadece dava değeri üzerinden karar verilmesinin  kanuna ve hukaka aykırılık teşkil ettiğini,  İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 2017/1206 Esas 2023/362 Karar numaralı ek kararının kaldırılmasını, davanın kül halinde kabulü yönünde karar verilmesini istemiştir.\t<br>\tGEREKÇE :Dava, 19/08/2017 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalı ZMM sigortasından kalıcı ve geçici işgöremezliğe dayalı tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, bilahare mahkemece verilen 23/05/2024 tarihli ek kararı ile mahkemenin 2017/1206 E 2023/362 K sayılı 12/05/2023 tarihli kararının karar tarihi itibariyle istinaf sınırının altında kaldığından davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta; eldeki davanın HMK’nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası  mı yoksa kısmi dava olarak mı açıldığı hususunun aydınlatılması gerekmektedir. Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Bu kriterler, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin davacının kendisinden beklenememesi, bunun olanaksız olması ve açıkça karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı ve değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olması olarak belirtilmektedir.<br>\tBir talep konusunun belirli olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve sonuca gidilmesi daha doğru olacaktır.  Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.06.2015 tarihli ve 2015/22-1156 E., 2015/1598 K., 22.06.2016 tarihli ve 2016/22-874 E.,  2016/824 K., 17.01.2018 tarihli ve 2016/22-2177 E., 2018/29 K., 17.01.2018 tarihli ve 2016/22-2181 E., 2018/24 K, 07.03.2018 tarihli ve 2014/22-2350 E., 2018/439 K., 14.03.2018 tarihli ve 2015/22-186 E., 2018/479 K. ile 28.03.2018 tarihli ve 2015/22-127 E., 2018/559 K.;  16.04.2019 tarihli ve 2017/17-1099 E., 2019/460 K., 02.07.2019 tarihli ve 2016/22-1610 E., 2019/841 K., 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E., 2019/576 K., 19.12.2019 tarihli ve 2018/22-1122 E., 2019/1413 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler kabul edilmiştir. <br>\tMevcut durum itibariyle 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un (7251 sayılı Kanun) 7. maddesi ile HMK’nın 107. madde başlığı “Belirsiz alacak davası”; 2. fıkrası “(2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde değiştirilmiş; maddenin 3. fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır. HMK’nın 109. Maddesinde ise kısmi davanın düzenlenip “(1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.(2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.)(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.” şeklinde düzenleme altına alınmıştır.<br>\tBu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta, belirsiz alacak davasının niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişinin bunu açıkça dava dilekçesinde belirtmesi gerekirken davacının dava dilekçesinde bu durumu açıkça belirtmediği,  fazlaya ilişkin haklarını saklı tutulması talebiyle yetindiği, her ne kadar dosyaya sunmuş olduğu talep artırım dilekçesinde davada belirsiz alacağa istinaden talep artırımına gidildiği belirtilmiş ise de iş bu dilekçenin davanın ıslahı niteliğinde olmayıp, talep arttırım dilekçesi olarak davacı vekili tarafından tazmin edildiği görülmüş, bu nedenle davanın kısmi dava olarak nitelendirilerek miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan istinaf isteminin reddine yönelik kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin kararın istinafı kabil olmadığından esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere  23/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"15038a208787007c","SID":"a302266d85af1da8"}}