{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/2235 <br>KARAR NO: 2024/1637<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/06/2024<br>NUMARASI: 2023/608 Esas -  2024/530 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Eldeki dava: 21/01/2023 tarihinde, davacıya ait ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS Poliçesi kapsamında sigortalı ve diğer davalı şirketin işleteni olduğu iddia edilen ... plakalı aracın karıştığı trafik kazası sonucunda, davacının aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı bedeli ve kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince; \"davalı ... Anonim Şirketi yönünden zorunlu arabuluculuk dava koşulunun gerçekleşmediği\" gerekçesiyle, davanın arabuluculuk dava koşulu yönünden usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; tarafta iradi değişiklik taleplerinin gözetilmediği, davalı işletene yönelen davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı, mahkemece sigorta şirketine yönelen davanın diğer davalıya yönelen davadan tefrikine karar verilmemesi gerekirken, tüm davalılar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dosyada yapılan incelemede, davacı vekili tarafından zarara sebep olduğu iddia edilen aracın ZMM sigortacısı ile işleteni aleyhine görülmekte olan davanın açıldığı, ZMM sigortacısı yönünden arabuluculuk tutanağının dava dilekçesine ek olarak sunulduğu, arabuluculuk yönünden dava koşulunun sağlanmış olduğu, yargılamanın icrası sırasında davacı vekilinin tarafta iradi değişiklik (işleten yönünden) isteminde bulunduğu ve bu hususta mahkemesince bir karar verilmemiş olduğu, anlaşılmıştır.Davacı, haksız fiilden kaynaklanan maddi zararını müştereken ve müteselsilen işleten olduğunu dava dilekçesinde iddia ettiği şirketten ve sigorta şirketinden talep etmektedir. Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan ve aleyhlerine açılan davalar birbirinden bağımsız olduğundan, dava şartlarının (-arabuluculuk vb-) her bir davalı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.  Bilindiği üzere; 7155 sayılı kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 2.fıkrasının 4.cümlesine göre arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.Dava şartı olan zorunlu arabuluculuk hükümlerinin uygulanabilmesi için taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari dava olması gerekir. TTK'nın 4/1.maddesi uyarınca her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda (-Türk Ticaret Kanunu'nda-) öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Sigorta hukuku 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası aynı yasanın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, zarar gören üçüncü kişi tarafından zarar verenin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine açıtığı davalar TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari dava kapsamında kalmaktadır. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı kanunda 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır. Ne var ki; davalı sigorta şirketi aleyhine açılan dava bakımından 6102 sayılı TTK'nın 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası aynı yasanın 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, zarar gören üçüncü kişi tarafından zarar verenin zorunlu mali sorumluluk sigortacısı aleyhine açıtığı davalar TTK'nın 4/1-a maddesi uyarınca mutlak ticari dava ise de, davalı sigorta şirketi ile diğer davalı arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, davalı işleten (işleten olduğu dava dilekçesinde iddia edilen) ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi KTK'nın 85. maddesi uyarınca araç işleteni ve maliki olması nedeniyle kanundan doğan sorumluluğuna dayanılarak açılan eldeki davada, uyuşmazlığın esasen haksız fiilden kaynaklanıp TTK'da düzenlenen bir hususa ilişkin olmaması nedeniyle, davalı işleten yönünden nispi yada mutlak ticari davanın varlığından söz edilemez. Dolayısıyla davalı sigorta şirketi haricindeki davalı hakkında, davacının TTK'nın 5/A maddesi gereğince arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı sabittir. (-bkz İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8.Hukuk Dairesi'nin 2020/1422 esas, 2020/3561 karar sayılı ve 22/10/2020 tarihli kararı-) Hal böyle olunca da; davada arabuluculuk dava koşulu yönünden bir noksanlık bulunmadığı gözetilerek tüm davalılar yönünden işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi davacı tarafın tarafta iradi değişiklik talebinin ve sigorta şirketi yönünden davanın tefrikine karar verilmesi gerektiğinin değerlendirilmemesi de hatalıdır. Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, istinaf incelemesine konu kararın HMK'nın 353/1-a/4.maddesi hükmü gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile karar başlığında bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353/1-a/4. maddesi hükmü uyarınca kaldırılmasına, 2/Davada arabuluculuk dava koşulu yönünden bir noksanlığın bulunmadığı gözetilerek, tüm davalılar yönünden işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak delillere göre bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine iadesine,3/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine,4/Duruşma açılmadığından ücreti vekalet tayinine yer olmadığına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve  HMK'nın 353/1-a madde hükmü  uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"543e2e5471ce98df","SID":"eb40e2b074269619"}}