{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/2206 <br>KARAR NO: 2024/1635<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/05/2024<br>NUMARASI: 2023/482 Esas -  2024/357 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava açan dilekçesinde özetle; 23/11/2010 günü, dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu ölümlü-yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucu ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan ...'in vefat ettiğini, kazada tüm kusurun hız sınırı üzerinde seyreden ve şerit ihlali yapan .. plakalı araç sürücüsüne ait olduğunu, müvekkilinin ZMMS kapsamında zarar görenin zararını giderdiğini, müvekkilinin yaptığı ödeme nispetinde sigortalı davalının müvekkiline karşı sorumluluğunun bulunduğunu, ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında icra takibine geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek, davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf; aracın satılmış olması ve poliçenin geçersizliği nedeniyle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında görülmekte olan dava; Zorunlu Trafik Sigortacısı tarafından zarar gören üçüncü kişiye  poliçe kapsamında ödenen tazminatın, sigortalıdan rücuan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir. Dava şartı niteliğindeki görev sorunu kendiliğinden ve öncelikle incelenmelidir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bundan ayrı;  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girdiği düzenlenmiş olup, Ticari davalar TTK’nın 4/1.maddesinde tanımlanmıştır. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Somut olayda davalı gerçek kişi olup, davacı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunan ... plaka sayılı aracın kullanım amacı dosyada mevcut araç tescil kaydında Yük Nakli - Hususi olarak gösterilmiştir. Davalı ile davacı sigortacı arasında düzenlenen poliçede de aracın ticari amaçla kullanıldığı konusunda herhangi bir belirleme bulunmamaktadır. Bu durumda, davalı gerçek kişi tüketici konumunda olup, davacı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemidir.(-bkz..Dairemizin 2020/41 esas ve 2023/543 karar sayılı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 2016/18198 esas ve 2018/3955 karar sayılı emsal içtihadı-) Ayrıca, ... plaka sayılı araç cinsinin kamyonet olarak gösterilmiş olması da  davacı ve davalı arasında düzenlenen poliçeyi tek başına tüketici işlemi olmaktan çıkarmaz. Dava 05/01/2023 günü, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girdikten sonra açıldığına göre, mahkemece görülmekte olan dava bakımından görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı biçimde karar verilmiş olması isabetsiz bulunduğundan, ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-a/3.maddesi hükmü uyarınca kaldırılmasına  karar verilmesi gerekmiştir.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bilgileri karar başlığında yazılı bulunan ilk derece mahkemesinin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile, istinaf başvurusuna konu kararın HMK'nın 353/1-a/3.maddesi hükmü uyarınca  kaldırılmasına,2/Dosyanın; HMK'nın 353/1-a maddesi gözetilerek görevli (daha önce görevsizlik kararı veren) İstanbul Anadolu 6. Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine, bilgi için kararın bir örneğinin ise İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,3/Kaldırma kararının gerekçesi gereğince sair istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 4/İstinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 6/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ise takdiren üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46123cdeba6d55c4","SID":"e5a6e86d23cc3922"}}