{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>ESAS NO:2023/292 <br>KARAR NO:2024/532<br>DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ: 19/04/2023<br>KARAR TARİHİ: 25/09/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>ASIL DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 205.000 TL sermayeli davalı şirkette 51.250 TL sermaye karşılığı 205 adet pay miktarı ile %25 oranında ortağı olduğu, şirketin 25.10.2018 tarihinde gerçekleşen 2017 yılı olağan genel kurul toplantısının <br>6 nolu kararında belirtilen yönetim kurulu ibra kararının toplantıya katılan 615 adet payın aynı  zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara ait olması nedeniyle, kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava etmiştir. <br><br>BİRLEŞEN -----DOSYADA DAVA:Davalı şirketin 03.09.2020 tarihinde gerçekleşen 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 5 nolu kararında belirtilen yönetim kurulu ibra kararının toplantıya katılan 615 adet payın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara ait olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu ileri sürerek ilgili kararın tedbiren durdurulması, kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava etmiştir. <br><br>BİRLEŞEN -----DOSYADA DAVA:Davalı şirketin ---- tarihinde gerçekleşen -----toplantısının --- nolu kararında belirtilen ----- ibra kararının toplantıya katılan ----adet payın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara ait olması nedeniyle yok <br>hükmünde olduğunu ileri sürerek ilgili kararın tedbiren durdurulması, kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava etmiştir.<br><br>BİRLEŞEN -------- DOSYADA DAVA:Davalı şirketin ------ tarihinde gerçekleşen ----toplantısının ----- nolu kararında belirtilen Yönetim Kurulu ibra kararının toplantıya katılan---adet payın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara ait olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu ileri sürerek ilgili kararın tedbiren durdurulması, kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava etmiştir.<br> <br>BİRLEŞEN -----DOSYADA DAVA:Davalı şirketin ----- tarihinde gerçekleşen ---toplantısının ---- nolu kararında belirtilen Yönetim Kurulu ibra kararının toplantıya katılan ---adet payın aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan ortaklara ait olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu ileri sürerek ilgili kararın tedbiren durdurulması, kararın yoklukla malul olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava etmiştir. <br><br>ASIL ve BİRLEŞEN DOSYALARA CEVAP : Hak düşürücü süre itirazlarının olduğunu, iş bu dava ve birleşen dosyalarda alınan Genel Kurul Kararlarının tamamının eski yıllara ilişkin olarak alınan kararlar olduğu, açılan tüm davaların TTK 445. madde hükmünde belirlenen 3 aylık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açılan davalar olmakla tüm bu davaların hak düşürücü süre nedeniyle reddi gerektiğini, ibra kararının usulüne uygun alınmadığını, ibra edilirken çoğunluk kararına göre ibra edildiği, bireylerin kendileriyle ilgili kararda oy kullanmadıkları, neticede oylama sonucuna göre alınan kararların geçerli olduğunu, herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, davacının bu yöndeki talebinin de reddi gerektiğini belirterek işbu davanın ve tüm birleşen davaların hak düşürücü süre nedeniyle reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN  DEĞERLENDİRİLMESİ  VE  GEREKÇE:Dava ve birleşen davaların ; mahkememiz asıl dosyasında davalı şirketin ---- tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan ---- numaralı kararın, birleşen ---- sayılı dosyada davalı şirketin --- tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan --- numaralı kararın,birleşen ---- sayılı dosyada davalı şirketin --- tarihinde icra edilen genel kurulunda alınan ---- numaralı kararın, birleşen --- sayılı dosyada davalı şirketin ---- tarihinde icra edilen genel kurulunda alınan---numaralı kararın, birleşen --- sayılı dosyada da şirketin ---- tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan ---- numaralı kararın dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden ötürü yok hükmünde sayılmasına ve iptaline  karar verilmesinin mümkün olup olmadığı, alınan kararların 6102 sayılı ticaret kanununa, davalı şirketin ana sözleşmesine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığına, genel kurulda alınan kararların tarihleri nazara alındığında yokluk iddiasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması vasfında olup olmadığına ilişkindir. Mahkememizce söz konusu davaların tamamında davacı ve davalının aynı olması, dayanılan hukuki nedenin aynı olması nedeni ile davalar arasında hukuki ve fiili irtibat görülmüş davalar birleştirilerek ----- dosya üzerinden yargılama yapılmıştır. ------ karar sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. ---- çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. 14.  Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.15. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>16.  Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez. 17.  Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir.  Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. 18.  Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. 19.  Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir -------20.  Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir -------- Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir -----21. Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, ------ temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır. --------  Bu itibarla davalı şirketin dava konusu olan sermaye artırımına ilişkin genel kurul toplantılarının çağrısız yapıldığı anlaşılmakta olup davacının bu toplantılara katılmadığı sabit olduğundan bu kararlar yoklukla malûldür. Yukarıda da bahsedildiği üzere yok hükmünde bir genel kurul kararı karşısında bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemez.------ yapılan görüşmeler sırasında; yokluk yaptırımına tabi işlemlerin aradan zaman geçmesiyle geçerli hâle gelemeyeceği, ancak somut olayda davacıya atfen atılan bir imzanın bulunduğu, davacı sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararlarına katılmamış olsa da kendisine atfen atılan imzalarla yapılan işlemlerin temsil hükümlerine göre yapıldığının kabulü gerektiği, zira davacının bu işlemlere açık onayı bulunmadığı için bu işlemler davacıyı bağlamaz ise de örtülü olarak bu işlemlere icazet verilmiş olması hâlinde işlemlerin geçerli olacağı, davacı şirketin %40 hissesine sahip olan davacının on yedi yıl boyunca şirketin faaliyetine katılmadığı hâlde şirkette neler olduğunu merak etmemesi, şirketin faaliyetini nasıl sürdürdüğünü, alınması gereken kararların nasıl alındığını, ortaklık pay durumuna göre kendisinin oyunun nisap için önem taşıdığı konuların nasıl aşıldığını araştırmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yapılacak basit bir araştırma ile bu işlemlerin varlığından haberdar olunabileceği, davacının bu usulsüz işlemlere uzun süre ses çıkarmamasının zımni icazet anlamına geldiği, bu nedenle uzun süre geçtikten sonra temsil hükümlerine göre geçerli hâle gelen işlemlerin geçersizliğini ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, dolayısıyla direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.26. O hâlde mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir. \" gerekçeleri ile verdiği kararda özellikle kararın 24. Bendinde yok hükmünde sayılan  bir genel kurul kararı karşısında bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesinin hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. TTK m. 436/2'ye göre “Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz”. Kanunda yönetim kurulu üyelerinin ve yönetimde görevli imza yetkisine sahip kişilerin, ibra kararında sahip olduğu paylardan kaynaklanan oy hakkını kullanamayacağı açıkça ortaya konulmuş olduğundan,TTK.m.436/2 gereğince ------üyelerinin kendi ibralarına dair oylamada oydan yoksun olduğunda tereddüt yoktur. Doktrinde ve ------ içtihatlarında, genel kurulda ------ ibrasına dair gündem maddeleri görüşülürken, pay sahibi olan ---- üyelerinin oylarının toplantı nisabında hesaba katılacağı, fakat karar nisabında hesaba katılmayacağı kabul edilmektedir.“İbra oylamasında oy hakkından yoksun bulunun kişilerin oy kullanmaları halinde, oy hakkından yoksun bulunan pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin oyları kararın sonucunu etkiliyorsa, bunların oyları” dikkate alınmaz ve ibra olunmamış sayılır...TTK.m.436 uyarınca, oy hakkından yoksun bulunan paylar toplantı yetersayılarının oluşmasında dikkate alınırlar, ancak karar nisabının oluşmasında göz önünde alınmazlar”.--------TTK m. 436/2'de bir ayırım yapılmaksızın, tüm yönetim kurulu üyelerinin “yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlar \"da oydan yoksun olduğu ifade edilmiştir. Yani kanunun lafzından, -----üyelerinin ve yönetimde görevli imza yetkisine sahip kişilerin sahip olduğu paylardan kaynaklanan oy haklarını, gerek kendi ibralarında gerekse diğerlerinin ibrasında kullanamayacakları anlaşılmaktadır. Doktrindeki görüşler ve Yargıtay içtihatları da bu yöndedir:“TTK.m.436/2'deki -------- üyelerinin kendi ibralarında oy kullanma yasağı, ibra oylamasının ---- üyelerinin her biri için ayrı ayrı yapılması halinde de geçerlidir”.-----Esas ve birleşen davalarda ibra kararlarının yokluğunun tespitine ve iptaline karar verilmesi talep edilmiştir. Bilindiği üzere TTK.m.445'de genel kurul kararlarının iptali davasının, karar tarihini takip eden 3 aylık sürede açı düzenlenmiştir. Bu süre  hak düşürücü süre olup esas ve birleşen davaların tümü 3 aylık süreler geçtikten sonra açıldığından, artık dava konusu genel kurul kararlarının yokluğu veya butlanı koşulları incelenebilir. Zira yokluk hukuki işlemin kurucu unsurlarındaki eksiklik sebebiyle hiç doğmamasını, butlan ise bir daha düzelemez şekilde ölü doğmasını ifade eder. Bu bakımdan ilke olarak süre koşulu aranmaksızın hukuki yararı olan herkes tarafından ileri sürülebilir ve re'sen dikkate alınır. Batıl bir işlemin butlanının ileri sürülmeyeceği yönünde, uzun bir süre karşı tarafta güven oluşturduktan sonra butlanın ileri sürülmesi dürüstlük kurallarına aykırı (hakkın kötüye kullanılması/çelişkili davranış) sayılabilir ise de yokluk yönünden bunun ileri sürülmesi dahi mümkün olmaz. Kaldı ki somut olayda esas ve birleşen dosyalara konu tüm genel kurul karalarına davacı karşı oy kullanmış ve muhalefetini tutanağa yazdırmış olduğundan, sakat genel kurul kararlarına icazet verdiği veya dava açmayacağı yönünde güven oluşturduğuna dair bir davranışının da olmadığı açıktır.----- sayılı ilamında  \"...Ayrıca davaya konu ----- maddesinde alınan karar ile şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verilmiştir. 6102 sayılıTTK'nın 436. maddesinde pay sahiplerinden hiçbirinin kendisi eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hakimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu yada hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamayacağı, şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli  imza  yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamayacakları düzenlenmiştir. Bu hükmün emredici nitelikte olması nedeniyle bu madde hükmüne aykırı hareket edilmesi halinde kullanılan oylar geçersiz olup, bu oylar ile alınan genel kurul kararları da geçersizlikle malul olacaktır. Somut uyuşmalıkta yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olarak yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerinin hiçbirisinin oylamaya katılmaması, ibralarına ilişkin olarak yapılan oylamada oy kullanmamaları gerekirken yönetim kurulu üyelerinin ibrasının tek tek oylanarak, ibrası oylanan yönetim kurulu üyesi dışında kalan diğer yönetim kurulu üyelerinin oylarını kullanmaları sonucu her bir yönetim kurulu üyesinin ibrasına karar verildiği görülmüştür. Yapılan bu oylama yöntemi ile aslında şirket yönetiminden birlikte sorumlu olan yöneticilerin her birinin diğerinin ibrasına ilişkin karara katılmaları sonucu verdikleri oylar ile birbirlerinin ibrasına karar verdikleri, bu şekilde ibralarını sağladıkları anlaşılmakla oylamada izlenen bu yöntem ile anılan 436. maddede düzenlenen oy kullanma yasağına aykırı davranılmış olup, bu şekilde yöneticilerin ibrasına ilişkin olarak alınan kararlar karar nisabı bulunmadığından YOKLUKLA maluldür.\" Belirtmiştir. --------Somut olaydaki durum emsal olarak alıntılanan kararlarda olduğu gibi olup yönetim kurulu üyeleri TTK'nın 436. Maddesindeki amir hükme aykırı davranmak sureti ile ibra oylamalarında oy kullanarak ibralarını sağlamışlardır. Davacının alınan bu kararların tamamına muhalefeti ve olumsuz oyu olduğundan bu oylamaya icazet verdiği şeklinde yorum yapılması mümkün değildir. Alınan bu kararlar TTK'nın emredici mahiyetteki 436. Maddesine aykırı olduğundan yok hükmündedir. Nitekim bilirkişi raporu da denetime uygun olup bu yöndedir. Tüm dosya kapsamı yukarıda alıntılanan emsal istinaf dairesi kararları, ----- kararı, denetime el verişli bilirkişi raporu nazara alındığında davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmış, birleşen davalar bağımsızlığını koruduğundan her bir dava yönünden davacı lehine ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş buna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM:  Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;<br>1-Mahkememizin-----Saylı dosyası yönünden ;<br>a-Davanın kabulüne, davalı şirketin----- tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında  gündemin ----- Sırasında alınan kararın YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>2-Mahkememizin ------- Saylı dosyası yönünden ;<br>a-Davanın kabulüne, davalı şirketin ------ tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında  gündemin ---- Sırasında alınan kararın YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>3-Mahkememizin ----- Saylı dosyası yönünden ;<br>a-Davanın kabulüne, davalı şirketin ----- tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında gündemin ---Sırasında alınan kararın YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>4-Mahkememizin ----Saylı dosyası yönünden ;<br>a-Davanın kabulüne, davalı şirketin ----tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında  gündemin ---- Sırasında alınan kararın YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>5-Mahkememizin -----dosyası yönünden ;<br>a-Davanın kabulüne, davalı şirketin ---- tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında  gündemin -----Sırasında alınan kararın YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, <br>6-a- Mahkememizin ------ sayılı dosyası yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>b- Mahkememizin -----dosyası yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>c- Mahkememizin ------sayılı dosyası yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>d- Mahkememizin -------- sayılı dosyası yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>e- Mahkememizin ------ sayılı dosyası yönünden 492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>7-a-Davacı tarafından -----sayılı dosyasında yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80  TL harcın davalıdan alınarak davacıya  ödenmesine,<br>b-Davacı tarafından ----- sayılı dosyasında yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80  TL harcın davalıdan alınarak davacıya  ödenmesine,<br>c-Davacı tarafından ----sayılı dosyasında yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80  TL harcın davalıdan alınarak davacıya  ödenmesine,<br>d-Davacı tarafından ------sayılı dosyasında yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80  TL harcın davalıdan alınarak davacıya  ödenmesine,<br>e-Davacı tarafından ------ sayılı dosyasında yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 179,90 TL peşin harç olmak üzere toplam 359,80  TL harcın davalıdan alınarak davacıya  ödenmesine,<br>8-Davacı tarafça yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti, 666,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı olarak toplam 8.666,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,<br>9-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>10-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre her bir dava yönünden ayrı ayrı 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle  davacıya verilmesine,  <br>11-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının taraflara iadesine,<br>Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın  tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak  (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, -----adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar  oy birliği ile  açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a94e5766d9d1a08f","SID":"cbd0a22d05802b1a"}}