{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/654 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1639<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/48 Esas 2020/867 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/09/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-borçlu şirket ile davacı-alacaklı şirket arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı-borçlu şirketin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı-alacaklı şirket tarafından düzenlenen 19/06/2019 tarih ve 8.761,50 TL bedelli faturadan kaynaklanan borcunu ödemediğini, taraflarınca İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/14531 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibin durduğunu, arabuluculuk faaliyeti neticesinde anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davalı-borçlunun İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/14531 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın  8.761,50-TL asıl alacak yönünden iptaline ve asıl alacak yönünden takibin devamı ile davalının temerrüde düştüğü 06/11/2019 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, asıl alacağın %20sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkilinin davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, her ne kadar davacı ile davalı müvekkili arasındaki ticari ilişki mevcut ise de davacının faturaya konu mal ve/veya hizmeti müvekkiline eksiksiz ve tam bir şekilde vermediğini, davacının kendi kusuruyla sebep olduğu hatalı imalat nedeniyle müvekkiline fatura tanzim ettiğini, imalatın hatalı olduğunun daha sonradan fark edildiğini, davacı şirketin izolasyondaki problemleri beton segregasyonuna bağladığını, ancak iyileştirme olarak uyguladığı poliüretan enjeksiyonunun ilk 60kglık kısmına bedelsiz olarak uyguladığından bahsettiğini, davacının kısmen kabul ettiği hatalı imalat nedeniyle fatura tanzim etmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, hatalı bir imalatın neden olduğu mal veya hizmetten dolayı tanzim edilen faturanın bedelinin kendisinden talep edilmesinin haksız ve kötü niyetli olduğunu   beyan ederek haksız, dayanaksız ve mesnetten yoksun davanın reddine, kötü niyetli davacının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Dava; faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Somut olayda davacı poliüretan enjeksiyon uygulamasından kaynaklı 8.761,11 TL alacağın tahsili amacıyla başlatmış olduğu takibe yapılan itirazın iptali talep etmiş, davalı ise esasen davacının kendi kusuruyla sebep olduğu hatalı imalat nedeniyle fatura tanzim ettiğini, davacı şirketin hatalı işlem yapması neticesinde hatasını gidermesi için faturaya konu enjeksiyon uygulamasını yaptığını savunmuştur. Taraflar arasında uyuşmazlığa konu faturada yer alan hizmetin davalıya teslimi hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık söz konusu faturanın davacının daha önceden yapmış olduğu imalatın ayıplı olması nedeniyle ayıbın giderilmesi için söz konusu faturaya konu hizmetin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktasında toplanmaktadır. Her ne kadar fatura düzenlenmesi alacağın tek başına varlığını ispat etmeye yeterli değilse de mahkememizce celp edilen davalıya ait BA formlarının incelenmesinde davalının cari hesaba konu faturalarla ilgili olarak  bildirimde bulunduğu, incelenen ticari defter ve kayıtlara göre yargılamaya konu faturanın davalı ticari defterlerinde yer aldığı;davalının, davacının daha önce yerine getirdiği hizmetin ayıplı olması sebebiyle dava konusu faturaya konu poliüretan enjeksiyon uygulaması yapıldığı iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, tüm dosya kapsamına göre davalının bu iddiasını ispatlayamadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından davacının faturaya konu hizmeti davalıya teslim ettiği,davacının davalıdan 8.761,11 TL alacağı olduğu hususunda kanaat oluştuğundan davanın kabulüne karar verilmiş, davalının itirazında haksız olması ve alacak miktarı likit olduğundan davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, \"Davanın kabulü ile davalının İzmir 9.İcra Müdürlüğünün 2019/14531 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 8.761,11 TL asıl alacak üzerinden devamına, <br>Asıl alacağın %20si oranında hesaplanan 1.752,22 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin savunmalarını göz ardı ederek eksik ve yetersiz inceleme neticesinde hüküm tesis edildiğini, söz konusu uyuşmazlığın davacının daha önceden yapmış olduğu imalatın ayıplı olması nedeniyle ayıbın giderilmesi için faturaya konu hizmetin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği noktasında toplandığını doğru olarak tespit etmiş ise de yargılamada ileri sürdükleri hatalı imalat savunmalarının göz ardı edildiğini,  buna ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını, yargılama sırasında davaya cevap dilekçelerinde hiçbir savunmalarının dikkate alınmayarak SMMM bilirkişisi marifetiyle taraf defterlerinin incelendiğini, takibe konu alacağın müvekkili şirketin defterlerinde kayıtlı olmasından ve BA-BS formu verilmesinden kaynaklı borçlu olduğu sonucuna varıldığını, yerel mahkemece yapılan eksik ve yetersiz inceleme ile davalı müvekkilinin borçlu olduğunun kabulüne karar verilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, her şeyden önce fatura düzenlenmesinin alacağın tek başına varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, yerel mahkeme tarafından yemin delillerinin de diğer savunmaları gibi göz ardı edildiğini, yerel mahkemece hatalı imalata ilişkin iddialarının yazılı delillerle ispatlayamadıklarını cevap dilekçelerinde yemin deliline de dayanmadıklarını dolayısıyla iddialarını  ispatlayamadıkları  kanaatinin tamamiyle hatalı olup yapılan yargılamanın ne kadar yüzeysel, eksik ve yetersiz olduğunu gözler önüne serdiğini, yerel mahkemece savunmalarının o kadar görmezlikten gelindiğini ki dilekçelerinde yazılı yemin delilinin dahi hatırlatılmadığını, dolayısıyla öncelikle savunmaları doğrultusunda mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın yemin delilleri dahi hatırlatılmaksızın salt defter incelemesi ile müvekkili şirket aleyhine karar verilmesinin usul yasaya yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, faturadan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br> TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>    (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>Yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. <br>Davacı tarafça, davalı-borçlu şirketin taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacı-alacaklı şirket tarafından düzenlenen 19/06/2019 tarih ve 8.761,50 TL bedelli faturadan kaynaklanan borcunu ödemediğini,  İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2019/14531 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla, itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. <br> Davacı ticari defter kayıtlarında tespit edilen faturanın davalı kayıtlarında yer aldığı,   faturanın davalı tarafından BA formu düzenlenerek bildirilmiş olmasının malın-hizmetin teslimine karine teşkil etmesi, karinenin aksinin davalı tarafından ispatlanmamış olması, taraflar arasında davacının gönderdiği davalının onayladığı 11/10/2019 tarihli mutabakat mektubu bulunması karşısında ispat yükü üzerinde olan davalının savunmasını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır. Gerekçeli kararda davalının \" cevap dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı\" belirtilmiş ise de davalı cevap dilekçesinin yasal deliller bölümünün 6. sırasında açıkça yemin delilinin bulunduğu görülmüştür.<br>Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davalının savunmasını ispat edemediği gözetilerek, karşı tarafa yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken  aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle  HMK'nın 353/a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.<br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 31/12/2020 tarih,  2020/48 Esas ve 2020/867 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 59,30 TL istinaf maktu karar harcı ile 90,45 TL istinaf nispi harcının istek halinde İADESİNE,<br>6-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>8-İİK 36.maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 26/09/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79e721935b56a3f6","SID":"39ff0caaf3febd7c"}}