{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/652 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1646<br>KARAR TARİHİ\t: 01/10/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/01/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/285 Esas 2021/28 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 01/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/10/2024<br><br>\t      Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin birçok bilindik markaların yetkili dağıtıcısı sıfatıyla İzmir çevresindeki işletmelere çay, kahve, endüstriyel temizlik malzemeleri satan bir ticari işletme olduğunu, aynı şekilde davalı şirkete de bu ürünlerin satışının yapıldığını, davalı tarafın borcunu ödememesinden dolayı müvekkilinin muaccel olan alacağını tahsil için İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16619 E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatılmışsa da davalı tarafın haksız olarak anılan icra takibine itiraz ettiğini ve İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 09/01/2020 tarihli kararı ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının takip borçlusu davalıdan alınarak taraflarına verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep ve dava etmiştir.     <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde;  davacı tarafından alacağa konu icra takibinin \"takip talebinde\" 10.891,46-TL asıl alacak takip talebinde bulunulduğunu, asıl alacağın kaynağının ise gösterilmediğini, alacak talebinde bulunan alacaklının hangi faturaya ilişkin ne miktarda alacak talebinin olduğunu belirtmesi gerekmekte olup müvekkili tarafından alacak konusu bedelin neye ilişkin olduğunun anlaşılamadığını, davacı tarafın dava dilekçesine kül halinde itiraz ettiklerini, İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16619 E. Sayılı dosyasına sundukları itirazları aynen tekrar ettiklerini belirterek; davanın reddine, aksi kanaat halinde davacı tarafından talep edilen icra inkar tazminatının alacağın likit olmaması sebebiyle esastan reddine, davacı aleyhine dava konusu alacağın %20'sinden aşağıya olmayan bir kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"... Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; \" davacı ile davalı tarafın İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16619 E. Sayılı icra dosyasına dayanak alacaktan dolayı davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarında uyuşamadıkları\"  şeklinde belirlenmiştir.<br>Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır. Toplanan deliller ışığında dosya bilirkişiye tevdii edilerek tarafların iddia ve savunmaları kapsamında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak borç alacak ilişkisi irdelenmek suretiyle rapor tanzim etmesi istenilmiştir.<br>Bilirkişi 22/12/2020 havale tarihli raporunda; mahkeme dosyası ve içindeki belgeler ile tarafların ticari defter kayıtlarının ve dayanağı belgelerin tetkiki sonucunda ve raporun içinde açıklanan nedenlerle, \tdavalı şirket tarafından dava dosyasına ticari defter ve belgeleri veya bulunduğu yerin bilgisinin ibraz edilmediği tespit edilmiş olup, davalı yana ait ticari defterler üzerinde inceleme yapılamamıştır, davacı şirketin 2019 ve 2020 yıllarına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK 64/3. Maddesine göre noterden açılış onaylarının, yevmiye defterinin kapanış onayının yaptırılmış olduğu, 2020 yılı kapanış tasdik süresinin henüz dolmadığı, takdiri mahkememize ait olmak üzere davacı şirketin ticari defterlerinin 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfına sahip olma niteliğinde olduğu, davacı şirketin incelenen ticari defter dökümlerine göre taraflar arasında  2019 yılından önce başlayan bir ticari ilişkinin söz konusu olduğu, davacı yanca davalı adına düzenlenen İrsaliyeli Faturalarda teslim alan kısmında imzaların bulunduğu tespit edildiği, davalı şirket adına düzenlenen fatura ve fatura muhteviyatı malların davalı yanca teslim alındığının takdirinin mahkememize ait olup, incelenen davacı yan ticari defter kayıtlarına göre, aksi ispatlanmadıkça, takip ve dava tarihi itibari ile davacı yanın davalı ... A.Ş.’nden 10.891,46.-TL alacaklı olduğu ,sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.<br>Davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını bildirmesi için ihtaratlı davetiye çıkartılmış buna rağmen bilirkişi incelemesi için defterlerini ibraz etmemiştir. <br>Davalı vekili her ne kadar bilirkişi raporuna karşı ileri sürmüş olduğu itiraz dilekçesinde icra takibine ve davaya dayanak faturalarda malı teslim alanlar kısmında yer alan imzaların müvekkiline ait olmadığı yönünde itirazda bulunmuş ise de söz konusu faturalar dava dilekçesi ile birlikte davalıya tebliğ edilmiş olup, davalı tarafça cevap dilekçesinde söz konusu imzalara herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Hukuk usulümüzde sert teksif ilkesi geçerli olup cevap dilekçesinde itiraz edilmeyen faturalardaki imzalara ilişkin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde itiraz edilmiş olması sebebiyle söz konusu itiraz mahkememizce kabul edilmeyerek itirazın davayı uzatmaya yönelik olduğu kanaatine varılmakla davalının bu yöndeki itirazı ayrıca değerlendirilmemiştir.<br>Denetime elverişli ve dosya kapsamı ile uyumlu bilirkişi raporu Mahkememizce de benimsenerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;  <br>1-Davanın KABULÜ ile ; <br>Davalının İzmir 26. İcra Müdürlüğü'nün 2019/16619 Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazının iptali ile, takibin 10.891,46-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine,<br>2- İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın %20 'si oranında hesaplanan 2.178,29-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan cevap dilekçesi de dahil olmak üzere tüm beyanlarında borca itiraz ettiklerini, iddia ve savunmanın yasağı kapsamında değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını, bir kimsenin kendi düzenlemiş olduğu belgelerin kendi lehine delil sayılmasının kural olarak mümkün olmadığını, ticari defterleri düzenleyenin lehine delil olabilmesi için karşı tarafın ticari defterlerinin anılan defterlere aykırı olmaması gerektiğini, dolayısıyla davacının sunmuş olduğu ticari defter ve belgelerin, davalı müvekkilin ticari defter ve belgeleri incelenmeden delil sayılmasının kesinlikle mümkün olmadığını, ayrıca Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2016/3357 esas, 2016/13899 karar sayılı kararında ''davalının defterini sunmaması davacı lehine yorumlanmak suretiyle davanın ispatlandığına karine oluşturmaz.'' hükmünün de davacı şirket tarafından sunulan ticari defter ve belgelerin, taraflarınca sunulacak defter ve belgelerin incelenmeden delil sayılamayacağının sabit olduğunu, ancak usul ve yasaya aykırı şekilde, hüküm kurmaya elverişli bulunan bilirkişi raporunda sadece davacı yanın ticari defterlerinin incelenmiş olduğunu, müvekkilin ticari defterlerinin incelenmediğini, her ne kadar müvekkilin ticari defterlerinin sunulması için tebligat yapılmış olsa da davalı müvekkilin önceki vekilinin vekillikten çekilmesi dolayısıyla taraflarına tebligat yapılmadığını, bu eksikliğin giderilmesi adına anılan bilirkişi raporuna beyan dilekçelerinde müvekkilin ticari defterlerinin sunulacağının bildirilmiş olduğunu, ek rapor alınmasının talep edildiğini, ancak belirtilen talepleri hakkında yerel mahkemece herhangi bir karar alınmadığını ve davalı müvekkil şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, ayrıca yerel mahkemece usul ve yasaya aykırı şekilde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan faturaların esas alınarak tespitler yapıldığını ancak faturaların davalı müvekkile ait olmadığının sabit olduğunu, borcun ödenmediğinin ispat yükünün davacı şirkete ait olduğunu, faturaların tek başına alacağın varlığına delil olmadığını yine davacı işçinin iddia ettiği faturalardaki teslimin hukuki bir işlem olduğunu ve ispatının ancak yazılı delille mümkün olduğunu, dolayısıyla davacının yazılı delile dayanması gerektiği hususlarının dikkate alınmasını, yerel mahkemece 22/12/2020 tarihli bilirkişi raporuna dayanılarak verilen hükmün ortadan kaldırılarak, esas hakkında yeniden inceleme yapılarak davalı müvekkil şirket lehine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı taraf; davalıya mal sattığını davalının borcunu ödemediğini ileri sürerek  itirazın iptalini talep etmiştir. <br> Davalı taraf ise;  davacının hangi faturaya dayalı alacak talep ettiğini belirtmediğini, asıl alacağa itiraz ettiklerini, ticari defterlerinin incelenmesini ve davanın reddini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesince sadece davacı defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre ve davalının cevap dilekçesinde fatura ve irsaliyelerdeki imzalara itiraz etmemesi nedenine dayanarak davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. <br>Mahkemece her ne kadar davalı defterleri davalı tarafça sunulmadığından davalı defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı belirtilmiş ise de; davalı ticari defterlerinin sunumu için davalının önceki vekiline tebligat çıkarıldığı, tebligat çıkartılan vekilin tebligattan önce vekillikten çekildiği, mahkemece yeni vekile ya da davalı asile tebligat çıkartılması gerekirken davalı tarafa ticari defterlerin sunumu için  usulüne uygun tebligat yapılmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. <br>Davacı taraf, davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürdüğüne göre ispat yükü davacı taraftadır. Salt davacı defterlerinde davacının alacaklı görünmesi davacının iddiasını ispatladığını göstermez. Davacı taraf, davaya konu ettiği faturaların ve bunlara ilişkin irsaliyelerin, mal tesliminin davalıya yapıldığını kanıtlamak zorundadır. <br>Davacı dosyaya irsaliyeler sunmuş olup, bu irsaliyelerin teslim alan kısımlarının bazısında isim-soyisim ve imza olduğu, bazılarında sadece imza olduğu, anlaşılmaktadır. Mahkemece bu irsaliyelerin ve irsaliyelerdeki malların davalı tarafa teslim edilip edilmediği araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.  <br>Mahkemece yapılacak iş; davalı şirkete veya varsa vekiline, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin  ticari defterlerinin  sunulması için ihtaratlı tebligat çıkarmak, davacı tarafça dosyaya sunulan irsaliyelerde teslim alan kısmında isim ve imza olan irsaliyelerdeki kişilerin teslim alma tarihinde  davalı şirket çalışanı olup olmadıklarının ilgili SGK dan müzekkere ile sormak, sadece imza olan irsaliyeler hususunda davalıya  isticvap davetiyesi çıkarmak, davalının belirtilen fatura tarihlerinin bulunduğu yıla ait BA formlarını ilgili Vergi Dairesinden müzekkere ile getirtmek, tüm bu deliller toplandıktan sonra gerekirse daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor almak  ve buna göre bir sonuca gidilmesi olmalıdır. <br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. \t<br>\tHÜKÜM:<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>\t2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/01/2021 tarih ve 2020/285 Esas 2021/28 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davalı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t 4-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 186,00 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde iadesine,<br>\t5-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>\t6-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>\t7-Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine,\t\t\t\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 01/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7bdcb100c9d60715","SID":"3beab7d719d91936"}}