{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/616 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1636<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2020/36 Esas 2020/420 Karar<br>DAVA\t\t: İtirazın İptali<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 26/09/2024<br><br>\t     Davalı  vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:          <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 01/03/2016 tarihinde Temizlik Hizmeti Alım Sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmede belirlenen şartları sağlayıp yükümlülüklerini ve sorumluluklarını gereği gibi ifa ettiğini ve her ayın son gününde fatura düzenleyerek davalıya yolladığını ancak davalının 219.632,43-TL'lik faturanın faiziyle birlikte 82.108,81-TL'lik kısmını haksız ve kötü niyetli olarak ödemediğini, bu nedenle İzmir 9. İcra Dairesi'nin 2018/13769 Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, davalının 22/11/2018 tarihinde haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline ve asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.       <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra dosyasına itirazın 22/11/2018 tarihinde yapıldığını ancak davanın 1 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını belirterek öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, esasa yönelik olarak; davacı tarafın icra takibindeki talep ve dayanaklar belgelerinin 6 adet faturaya dayalı olduğunu ancak faturalardan 2 tanesinin muhatabının müvekkili şirket olmadığını, icra takibinde dayanılmayan alacak sebeplerine itirazın iptali davasında dayanılamayacağını, müvekkilinin davacı şirkete yaptığı ödemelerin takip talebinde yazılı olan bedellerden daha fazla olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkilinin cari hesap kayıtlarına göre davacının müvekkili firmadan sadece 63.328,03-TL alacağının olduğunu, davacı firmanın sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediği için sözleşmede yazılı gerekçelerle 5 yıl boyunca kalması gereken banka teminat mektubunu hiç vermediği için müvekkilinin bu tutarı teminat olarak uhdesinde bloke ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmesi için İzmir 16. Noterliği'nin 24/09/2018 tarih ve 16336 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak sonuç alınamadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>MAHKEMECE: \"...Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir 9. İcra Dairesi'nin 2018/13769 Esas sayılı dosyası, taraflara ait ticaret sicil kayıtları, taraflara ait vergi sicil kayıtları, davacıya ait Esnaf ve Sanatkarlar Odası kayıtları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 11/06/2020 tarihli  raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasındaki temizlik hizmeti alım sözleşmesine ilişkin ticari ilişki kapsamında takip dosyasında bulunan faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı şirket aleyhine başlatılan icra takibine davalı şirket tarafıdan süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 9. İcra Dairesi'nin 2018/13769 Esas sayılı dosyasında davacı vekilinin davacının davalı şirketten olan alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine 82.108,81-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, her ne kadar davalı vekili tarafından icra takibine itirazın 22/11/2018 tarihinde yapıldığı belirtilerek iş bu itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığından bahisle hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de, davalı şirketin davacı şirket tarafından aleyhinde başlatılan icra takibine 22/11/2018 tarihinde itiraz ettiği, itiraz üzerine 23/11/2018 tarihinde icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, ancak icra takibine itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı vekiline tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılabileceğinin düzenlendiği, icra dosyası muhteviyatından davacı vekilinin icra takibine itiraz dilekçesini hangi tarihte öğrendiğinin anlaşılamadığı göz önünde bulundurularak, iş bu itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açıldığı kabul edilerek yargılamaya devam olunduğu, her ne kadar davalı vekilince davacı şirket tarafından verilen hizmet karşılığı olarak düzenlenen faturalardan kalan bakiye alacak miktarının taraflar arasında imzalanan sözleşmede kararlaştırıldığı üzere alt işveren konumunda olan davacı şirket tarafından verilmesi gereken ancak verilmeyen teminat mektubunun yerine olmak üzere asıl işveren konumundaki davalı şirket tarafından sözleşmede kararlaştırılan 5 yıllık süre boyunca bloke edildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de taraflar arasında imzalanan sözleşmede teminat mektubu verilmeden sözleşmenin yürürlüğe girmeyeceği ve hiçbir hizmet bedeli ödenmeyeceğinin kararlaştırılması karşısında yüklenici alt işveren konumundaki davacı şirket tarafından teminat mektubu verilmemesine rağmen sözleşmenin yürürlüğe koyulduğu ve davacı şirketten sözleşme konusu hizmetin alındığı, alınan hizmet bedellerinin büyük bir kısmının davalı şirket tarafından davacı şirkete ödendiği, ayrıca sözleşmede teminat mektubu verilmemesi durumunda davacı şirket tarafından verilecek hizmet sonucunda hak edilecek bedel üzerine teminat mektubu yerine geçmek üzere bloke konulacağının kararlaştırılmadığı, sözleşmede bu yönde bir hüküm bulunmadığı dikkate alınarak, davalı vekilinin taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında davacı tarafından verilen hizmete karşılık hak edilen hizmet alacağı üzerine teminat mektubu yerine geçmek üzere bloke konulduğu savunması asıl işveren konumundaki davalı şirket tarafından sözleşmede ve ilgili mevzuatta herhangi bir hüküm bulunmamasına rağmen tek taraflı iradesi ile verilen hizmet sonucunda hak edilen bedel üzerine bloke konulmasının hukuk düzenince korunmayacağı ve hakkaniyete aykırı olduğu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 11/06/2020 havale tarihli raporundataraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı şirketin ticari defter ve belgelerinde davalı şirkete verilen hizmet karşılığında toplamda 215.136,73-TL bedelli faturalar kesildiğinin, davalının yapmış olduğu 140.000,00-TL bedelli ödeme mahsup edildikten sonra davacının davalı şirketten 75.136,73-TL tutarında alacaklı olduğunun görüldüğünü, davalı şirketin ticari defter ve belgelerinde ise davacı şirket tarafından verilen hizmetler karşılığında düzenlenen 215.136,73-TL bedelli faturaların defter ve belgelere işlendiğinin, davalı şirket tarafından yapılan 140.000,00-TL bedelindeki ödeme ve 11.808,70-TL bedelli ödeme mahsup edildiğinde davalı şirketin davacı şirkete 63.328,03-TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, asıl işveren konumundaki davalı şirket ile alt işveren konumundaki davacı şirket arasındaki sözleşme ve 4857 sayılı Kanun'un ilgili maddelerine uygun olarak asıl işverenin yasal defter ve kayıtlarında davacıya ait olarak görünen 63.328,03-TL tutarındaki meblağı yasa gereği işçinin hak ve menfaatlerine karşılık dava açma süresi olan 5 yıl boyunca teminat mektubu yokluğunda teminat mektubu gibi bloke etmesi ve işçi veya işçiler tarafından herhangi bir dava sonucu ya da şahsen müracaatları sonucunda alt işveren tarafından ödenmediği kesinlik kazanan alacakları olan tutarlar düşüldükten sonra ödenebilecek, şimdilik alt işveren olan davacı şirketinin bakiye alacağının 63.328,03-TL olduğunu mütalaa ettiği, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı şirketin talep edebileceği alacak bedeli tespiti yönünden taraflar, Mahkememiz ve Bölge Adliye Mahkemesi denetimine uygun ve elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davacı şirketin taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında düzenlenen faturalardan dolayı davalı şirketten 63.328,03-TL alacaklı olduğunun ispatlandığı kanaatiyle, fatura bedelinden kaynaklanan alacağı likit olduğu da göz önünde bulundurularak, açılan davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>Açılan davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE,<br>1-Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nin İzmir 9. İcra Dairesi'nin 2018/13769 Esas sayılı dosyasındaki icra takibine ilişkin İTİRAZININ 63.328,03-TL yönünden İPTALİNE, İzmir 9. İcra Dairesi'nin 2018/13769 Esas sayılı dosyasındaki icra takibinin 63.328,03-TL asıl alacak üzerinden 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri uyarınca yıllık %9 faiz oranını geçmemek üzere yasal faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,<br>2-Alacak miktarı likit olduğundan takip konusu kabul edilen asıl alacak miktarı olan 63.328,03-TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'nden alınarak davacı ...'ne verilmesine, \" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkilinin başından beri ticari defterlere göre kayden bir miktar alacağın olduğunu kabul ettiğini ancak bu alacağın ödeme zamanının gelmediğini, yani muaccel olmadığını, bu nedenle yazılı sözleşme varken zımnen onay yorumunun hatalı olduğunu, kararın bilirkişi raporuna aykırı olduğunu, davacı şirketin sözleşmesel edimlerini yerine getirmediğini, ihtarnamenin varlığının tartışılmadığını, zımni kabul yorumunun yapılamayacağını, davanın ve taleplerin kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu alacağın muaccel olup olmadığının teminat mektubu yerine geçmek üzere bloke edilmesinin mümkün olup olmadığı hususlarının yargılamayı gerektirdiğinden olayda icra inkar tazminatı koşulları bulunmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:  itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; denetime elverişli ve açık bilirkişi raporuna göre; davalı defterlerine göre  davalının davacıya 63.328,03 TL borçlu olduğunun anlaşılmasına, taraflar arasındaki sözleşmede teminat mektubu verilmemesi halinde alacağa bloke konulacağının düzenlenmemiş olmasına, davacının davalıya hizmet verdiğinin sabit olmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/10/2020 tarih ve 2020/36 Esas 2020/420 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 4.325,94 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 1.081,50 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 3.244,44 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 26/09/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e83ff4b242b8ef06","SID":"6c4e05cf89692bdd"}}