{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1193 <br>KARAR NO:2024/1351<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/03/2021<br>NUMARASI:2019/641 E. -  2021/158 K. <br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit ve İpoteğin Fekki<br>Taraflar arasındaki menfi tespit  ve ipoteğin fekki talepli davada  ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... Şti.ile davalı banka arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak bankanın doğmuş doğacak kredi ve sair alacaklarının 400.000 TL'sına kadarını teminat altına almak için davacı ...'a ait  taşınmazın üzerinde ipotek tesis edildiğini,  davacıların  ipotekle ilişkili davalıya olan bütün borçlarını 29.09.2015 tarihinde ödediklerini,  davalıya ipotekle ilişkili ... ve ... takip hesaplarından dolayı borçlarının kalmadığına dair davalıdan 05.10.2015 tarihinde, hesap kapatma yazısı (ibraname) aldıklarını, davalının, borç ödenmiş olmasına rağmen, taşınmaz üzerindeki ipoteği kendiliğinden kaldırmak yerine başka vesilelerle davalının  eline geçmiş, davacılardan ... şirketinin karşılıksız çıkmış müşteri çeklerinden dolayı, davacılar aleyhine ...  sayılı dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatarak, takip konusu 277.853,59 TL miktarın faiz ve masrafları ile birlikte tahsilini talep ettiğini,  davalının  iddia ettiği zaman aşımına uğramış bir alacağını tahsil etmek için, borcu kapatılmış ve ibra edilmiş ipotek hesabı üzerinden tahsile kalkışmak suretiyle hukuka aykırı ve kötü niyetli hareket ettiğini, davalının ipotekle teminat altına alınmış bir alacağının kalmadığına dair 05.10.2015 tarihinde davacılara ibra belgesi verdiğini, ibra belgesini verdiği tarihten tam 4 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra, piyasadan topladığı ve davacılardan ... şirketince ciro edilmiş,  yine hepsi 2015 yılında keşide edilmiş müşteri çeklerinin tahsili amacıyla davacılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlattığını, davalının, asıl borçlulardan tahsil edemediği parayı, ipotekle teminat altına alınmamış olmasına ve ipotek hesabı da kapatılmış olmasına rağmen, ipotekli taşınmaz üzerinden tahsil etmeye kalkarak kötü niyetli davrandığını, davalı bankanın icra takibine konu etmiş olduğu çeklerin, keşide tarihleri üzerinden 3 yıl geçmiş olmakla çek vasfını yitirmiş olduklarını, zaman aşımına uğradıklarını, anılan çeklerden dolayı asla kabul etmemekle birlikte, bankanın var olduğunu iddia ettiği alacağın da kesin  olmadığını ileri sürerek, takibin ve taşınmazın satışının durdurulması için ihtiyati tedbire, davacıların  davalıya borçlu olmadıklarının tespitine,  Gaziosmanpaşa ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... no'lu bağımsız bölüm üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve %20 oranında kötüniyet tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; davanın taşınmazın aynına yönelik bir dava olması nedeniyle kesin yetki kuralı gereğince taşınmazın bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğunu, İİK'nın 72/3 maddesi gereğince icra takibinden sonra açılan davalarda, takibin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasının mümkün olmadığını, davacının dayandığı, ....AŞ ... Şubesi tarafından ... ve ... nolu kredilere istinaden verilen 05.10.2015 tarihli takip hesabı kapama yazısının davaya konu çeklerden veya ipotekten kaynaklanan alacaklar için düzenlenen ibraname olmadığını, aksine  bu yazının davacı  ... şirketinin   ... ve ... nolu kredi hesabına konu borcun ödendiğine ilişkin belge olmadığını, davaya konu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu, borçlu firmaların doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat altına alındığını, bu bakımdan, kredilerden birinin veya bazılarının ödenmiş olması, ipoteğe konu borcun tamamen ödendiği anlamına gelmeyeceğini, zira, ipoteğin tek bir kredi borcu için değil, doğmuş ve doğacak tüm borçların teminatı için tesis edildiğini, ipotek resmi senedi  akit tablosundan da anlaşılacağı üzere davaya konu ipoteğin, ... .... Şti.'nin doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet borçlarının teminatını teşkil etmek üzere  davacı ... tarafından  16.06.2011 tarih ve ... yevmiye numarası ile \"İstanbul ili, Gaziosmanpaşa ilçesi, ...., ... pafta, ... ada, ... parsel, üçüncü kat, ... nolu bağımsız bölüm\" üzerinde ipotek tesis edildiğini, müvekkili bankanın yetkili hamil sıfatıyla alacaklı olduğu, ... firmasının ise keşideci olduğu ... ... Şubesine ait, ...aralı, 15.02.2015 keşide tarihli, 40.000-TL bedelli,  ... Şubesine ait, ....çek numaralı, 15.03.2015 keşide tarihli, 35.000-TL bedelli iki adet çekin müvekkili banka tarafından süresinde muhatap bankaya ibraz edildiğini,  ancak çeklerin karşılıksız çıktığını,  çeklere ilişkin olarak da....sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna gidildiğini, anck sonuç alınmadığını,  yine müvekkili bankanın yetkili hamil sıfatıyla alacaklı olduğu, ... firmasının ise ciranta olduğu  ... .... Şubesine ait, ... çek numaralı, 28.02.2015 keşide tarihli, 50.000-TL bedelli, ....Şubesine ait, ... çek numaralı, 30.03.2015 keşide tarihli, 50.000-TL bedelli  iki adet çekin müvekkili tarafından süresinde ibraz edildiğini, ancak bu çeklerin de karşılıksız çıktığını,  bu çeklere ilişkin olarak da ... sayısı ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna gidildiğini, ancak sonuç alınamadığını, bu dört adet çek nedeniyle ... firmasının halen \tmüvekkili bankaya borçlu bulunduğunu, bu nedenle iş bu çeklerden doğan alacaklar için davacı ... firmasının borçlarını teminen verilmiş olan ipoteğe yönelik, ... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçildiğini, ipotek resmi senedinin ilk maddesi incelendiğinde davacı  ... tarafından, ... firmasının borçlarına istinaden verilmiş olan ipoteğin, firmanın borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak her türlü borçlarını teminat altına aldığını, bu teminatın süresiz olarak, fekki bankaca bildirilinceye kadar devam edeceğinin taraflarca kabul edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/13-606 Esas 2017/532 Karar sayılı, 22.03.2017 tarihli ilamının,  İzmir BAM 14. HD'nin 2017/298  Esas, 2017/361 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. HD'nin  2017/4232 Esas, 2018/1228 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. HD'nin 2013/1876 Esas, 2013/6358 Karar sayılı kararı,  Yargıtay 19. HD'nin 2009/3193 Esas, 2010/573 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19. HD' 2009/3193 Esas, 2010/573 Karar sayılı  kararı ile Yargıtay 19. HD'nin 2007/1024 Esas, 2007/7464 Karar  sayılı kararlarının da savunmalarını desteklediğini, müvekkili bankanın davacı borçlulardan alacaklı olduğu çeklerden kaynaklanan alacaklarını tahsil etmeden ipoteği kaldırmama hakkına sahip olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak, davanın reddi ile  % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davalı bankanın takibe dayanak çekler ve asıl borçlu şirketin takip ve dava tarihi itibariyle kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun bulunup bulunmadığı hususlarda rapor tanzim edilmesi için dosya bankacılık konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, 07.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı bankanın davalılara vermiş olduğu takip hesabı kapatma yazısı başlıklı yazının, dava konusu alacak dışındaki alacaklarıyla ilgili olduğu savunmasına mesnet herhangi bir ekstre ve belge ibraz etmemiş olması, dava konusu 4 çek için kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla .... sayılı iki dosyası İle 07.08.2015 tarihinde takibe geçtikten sonraki bir tarih olan 05.10.2015 tarihinde takip hesabı kapatma yazısı başlıklı yazıyı vermiş olması, dava konusu 4 adet çekin teminat teşkil ettiği dava dışı son ciranta .... Mühendislik ...'den; son çek tarihi olan 30.03.2015 tarihi itibarıyla çek anaparaları toplamı olan 175.000,- TL. veya daha fazla bir kredi alacağı bulunduğunu belgeleyememiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde mevcut kayıt ve belgelere nazaran davalı bankanın davacılardan iddia ettiği gibi alacaklı olduğunu belgeleyemediği kabulünden hareketle; davacıların ..... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadıklarının tespiti talebinin yerinde olduğu, tarafların masraf, ücreti vekâlet, tazminat ve benzeri diğer talepleriyle hukuki mahiyetteki beyan ve itirazlarının Mahkemenin takdirleri içinde kaldığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Yargılama sırasında asıl borçlu  .......Şti. yönünden davanın tefrikine karar verilmiş ve tefrik sonrası dosya mahkememizin  2021/206 esasına kaydedilmiştir.Tüm Dosya Kapsamı Birlikte Değerlendirildiğinde;Dava, borçlu olmadığının tespiti ve ipoteğin fekki istemine ilişkindir.Uyuşmazlık, asıl borçlu şirketin kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu bulunmamasına rağmen  asıl borçlunun ciranta olarak yer aldığı çekler  ve  çekleri bankaya temlik eden dava dışı ...'ün kredi borcunun bulunması sebebiyle gerçek kişi kefilin sorumluluğunun devam edip etmediği hususlarında toplanmıştır.Benzer bir uyuşmazlık sebebi ile Hukuk Genel Kurulunun   2017/(19)11-948 E, 2020/933 K sayılı ilamında \"...Anılan Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği gibi davacı ... , iş bu dosyadan tefrik edilen şirketin kullanacağı kredi için adına kayıtlı taşınmaz (stanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... nolu bağımsız bölüm ) üzerine davalı lehine ipotek tesis edilmesini kabul etmiş ve 16/06/2011 tarihli ipotek senedi düzenlenmiştir. İpotek senedinin incelenmesinde, her ne kadar senedin “Genel Şartlar” kısmında davacılar adına kayıtlı bağımsız bölümün, kredi borçlusu ...Şirketinin  alacaklı bankaya olan kredi borcunun dışında, kaynağına bakılmasızın asaleten veya kefaleten sorumlu olduğu tüm borçların da teminatını teşkil ettiği belirtilmiş ise de, ipotek senedinin içeriği taraflarca belirlenecek olup, ipotek akit tablosunun üst kısmında davacıların açıkça  ...Şirketinin kullanacağı krediler için ipotek vermeyi kabul ettiği, davacının ipotek senedine özel hüküm koyarak iradesinin sadece ... Limited Şirketinin kullanacağı kredilere ilişkin olduğunu açıkça beyan ettiği,  ... Şirketinin davalı bankadan kullandığı kredilerden dolayı bankaya borcunun bulunmadığı,   dava dışı ... tarafından kullanılan krediler kapsamında davalı bankaya temlik edilen çekte ciranta sıfatı bulunduğundan bahisle davacı ... 'ın  kefil olması gerekçe gösterilerek söz konusu kefillik nedeniyle ipotek senedinin bu kredi yönünden de geçerli olduğu kabul edilemeyeceğinden davacının .... sayılı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacı ...'a ait İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... nolu bağımsız bölüm üzerindeki (.....A.Ş lehine tesis edilen 16.06.2011 tarih ... yevmiye sayılı)  ipoteğin fekkine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\" gerekçesiyle, davacı ...'ın davasının kabulü ile, davacının ....  sayılı takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davacı ...'a ait İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi ... Ada ... parsel sayılı taşınmazda kayıtlı ... nolu bağımsız bölüm üzerindeki (....AŞ lehine tesis edilen 16.06.2011 tarih ... yevmiye sayılı) ipoteğin fekkine, kötüniyet tazminat talebinin reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama aşamasında temin edilen bilirkişi raporuna göre, davalının 3.kişi durumundaki ...'den alacaklı olduğunu ispatlayamadığını, yani, davalının alacağı olmadığını bildiği halde davacının ... Şirketi lehine vermiş olduğu ipoteği paraya çevirmeye kalkarak kötü niyetli hareket ettiğini,  davalının ipotek kurulmasına neden olan kredi borçlarının tamamen kapatılmasına ve 05.10.2015 tarihinde kapatma yazısı vermiş olmasına rağmen, aradan yaklaşık 5 yıl geçtikten sonra ipoteğin paraya çevrilmesi işlemini başlatarak kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, velevki ... .... Şti'nin 3.kişi ...'e borcu olsa dahi, amacı ve konusu belirlenerek kurulmuş olan ipoteğin anılan borcun teminatı olarak kullanılamayacağı açıkça belirli iken, yine de sözde ...'den olan alacağını tahsil kapsamında ipoteğin paraya çevrilme işlemine girişmiş olmasının kötü niyetle hareket olduğunu, bu sebeple, ipotek fek edilirken  kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yasaya uygun düşmediğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın  açıklanan yönden kaldırılmasına ve kötü niyet tazminatının kabulüne dair karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  davalının,  davacı ... firmasından alacaklı olduğunu, borçlu aleyhine yürütülen takiplerin kesinleştiğini,   yani müvekkilinin kesinleşmiş bir takipten kaynaklı olarak alacaklı durumda olduğunu, ... firmasının müvekkiline borçlu olduğu hususunun  tartışmaya yer kalmayacak şekilde sabit olduğunu,  borcun varlığının davacının da kabulünde olduğunu,  bunun ihtilafsız olduğunu, ihtilafın, bu borcun ipoteğin kapsamına girip girmediği noktasında olduğunu, müvekkili bankanın çeklerden dolayı davacıdan alacaklı olduğunu, bu alacakla ilgili yapılan icra takiplerinin kesinleşmiş olduğunu, davacının da bu borca itirazının olmadığını,  davacının kabulüne, kesinleşmiş icra takibine rağmen yerel mahkemece ipoteğin fekkine karar verilerek müvekkilinin alacağına kavuşmasının hukuka aykırı şekilde engellendiğini, nitekim, çeklerin son hamilinin  müvekkili banka olduğunu, çeklerin halen müvekkilinde olduğunu, çekleri müvekkiline ciro eden ...'ün bu çekleri krediyi kullanmadan önce ciro edebileceği gibi sonradan da ciro edebileceğini, müvekkili bankanın önce çekleri teminat olarak alıp sonrasında kredi kullandırmasında hukuka aykırılık olmadığını, müvekkilinin alacaklı olduğu ve kesinleşmiş bulunan 4 adet çeke ilişkin olarak 2 adet icra takibi bulunduğunu, bunların ... sayılı dosyaları olduğunu, bu takiplere ilişkin olarak  davalıya  hiçbir ödeme yapılmadığını, takiplerin  halen derdest  olduğunu, yani müvekkilinin açıkça ... firmasından alacaklı olduğu halde ... firmasının borçlarını teminen verilen ipoteğin paraya çevrilmesi işlemlerinin durdurulduğunu,  yerel mahkemece ipoteğin fekkine karar verildiğini,  ipoteğin mahkemece fek edilmiş olmasının müvekkilinin haklı alacağına kavuşamaması sonucuna neden olduğunu, davacı ... firması tarafından müvekkili bankaya doğmuş ve doğacak tüm borç ilişkilerinden kaynaklanan borçları teminen ipotek verildiğini, bu ipoteğin  müvekkili bankaya olan tüm borçları kapsadığını,  ipotek resmi senedinin ilk maddesinde \".........Şti.'nin tevdi ettiği ve ileride tevdi edeceği her türlü kredi taahhütnamelerine ve sözleşmelerine istinaden, ....A.Ş. şubelerince açılmış ve açılacak nakdi ve/veya gayrınakdi, Türk Lirası ve/veya döviz veya yabancı para ölçüsü ile verilen ya da vergi, resim, harç ile fon istisnası uygulanan kredilerden doğmuş ve doğacak her türlü asalet ve kefalet kredi borçları (Anapara, faiz, komisyon, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu ve Sair vergi, Harç Kesintisi ve masraflar dahil) ile sair Bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarının... teminatı olarak....\"  ifadelerine yer verilmekle  davacı ... tarafından, ... firmasının, bankacılık ve borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak her türlü borçlarının teminatını teşkil etmek üzere, süresiz olarak, fekki Bankaca bildirilinceye kadar teminat verildiğinin taraflarca kabul edilerek teminat konusu taşınmaz üzerinde ipotek şerhinin usulüne uygun olarak tapuda tescil edildiğini, cevap dilekçesinde  sundukları Yargıtay kararlarının açıkça müvekkili bankanın davacı borçlulardan alacaklı olduğu çeklerden kaynaklanan alacaklarını tahsil etmeden önce ipoteği kaldırmama hakkına sahip olduğunu ortaya koyduğunu, burada amacın gerekçeli kararda açıklandığı gibi ipotek malikinin yalnız bir kredi için verdiği ipoteğin, yalnızca o kredinin ödenmemesi halinde paraya çevrilmesine neden olunması olmadığını,  burada amacın rehin konusu taşınmaz üzerinde kurulan ipoteğin maddi anlamda ne kadar yük teşkil ettiğinin belirli olması olduğunu, davacının müvekkili banka lehine ana para ipoteği değil de üst sınır ipoteği kurulmasına muvafakat vermesinden de  zaten durumun anlaşıldığını, davacı ...'ın, ... firmasının doğmuş ve doğacak tüm bankacılık ve borç işlemlerinden kaynaklanan borçlarını teminen taşınmazını 400.000-TL tutara kadar ipotek vermeyi resmi makamlar önünde kabul ettiğini, müvekkilinin de birtakım borç işlemleri nedeniyle .... firmasından alacaklı olduğunu,  müvekkilinin alacağına karşılık ipoteğin paraya çevrilmesini talep etmesinden daha doğal bir durum olamayacağını, gerekçedeki \"... Şirketinin kullanacağı krediler için ipotek vermeyi kabul ettiği, davacının ipotek senedine özel hüküm koyarak iradesinin sadece ... Şirketinin kullanacağı kredilere ilişkin olduğunu açıkça beyan ettiği\" denilmiş ise de, bu yorumun tamamen müvekkili banka alacağını sürüncemede bırakmaya yönelik adeta zorlama bir yorum olduğunu,  sözleşmenin ilk maddesi incelendiğinde, hem .... firmasının müvekkili bankanın şubelerinden kullanacağı krediler, hem de sair bankacılık ve borç işlemlerinden kaynaklanan borçların teminatını teşkil ettiğinin açıkça yazdığını, mahkemece bu maddenin nasıl yorumlanarak daraltılmış ve nasıl sadece kredilerin teminatına indirgenmiş olduğunu anlayamadıklarını, cevap dilekçesinde sundukları kararların da bu beyanlarını desteklediğini, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporun da dosyada iddia edilen hususlara ilişkin hiçbir inceleme içermediğini, hükme esas alınmaması gerektiğini, bilirkişi raporuna bakıldığında, davacının müvekkili ile arasındaki borç ilişkisinin incelenmediği, müvekkilinin borçlu aleyhine devam ettirmekte olduğu çek takiplerinin akıbetine ilişkin hiçbir incelemede bulunulmadığı, müvekkilinin çek alacaklarına  ilişkin olarak ipoteğin paraya çevrilmesinin mümkün olup olmadığı hakkında hiçbir tespitte bulunulmadığının görüleceğini, bilirkişi tarafından yapılan incelemenin, çekleri müvekkili bankaya temlik cirosu ile alacağın temliki yolu ile devretmiş olan ... ile müvekkil arasındaki alacak borç ilişkisi olup olmadığı konusunda olduğunu, ancak bilirkişinin bu ilişkiyi incelemesinin dosya borcu kapsamında hukuki anlamda hiçbir geçerliliği  olmadığını, yani davacı tarafından, müvekkili ile çekleri  alacağın temliki yoluyla devreden ... arasında bir alacak ilişkisi olmadığının iddia edilmediğini, buna rağmen bilirkişinin kendi kendine HMK'ya aykırı olarak iddiayı genişlettiğini,  dosya ile hiçbir alakası olmamasına rağmen ...'ün müvekkiline borcu olup olmadığını incelediğini,  ...ile müvekkili arasındaki 18.04.2014 ve 22.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmeleri imzalandığını, müvekkili ile  ... arasındaki kredi ilişkisinin 2013 yılında başladığını, ... tarafından müvekkilden muhtelif krediler  kullandırıldığını, .... ve ... nolu kredilerin gecikme/izleme aşamasında iken ... tarafından müvekkiline ciro yolu ile devredilen çeklerin vadeleri geldiğini,  çekler vadelerinde ibraz edilmesine rağmen karşılıksız kaldığını, ardından ... ile müvekkili banka arasında anlaşma sağlandığını, bu kredilerin  tek kredide birleştirilerek yapılandırıldığını, ardından izleme kredisi ile yapılandırılan yeni kredi de ödenmeyerek borçlunun hesabının kat edildiğini,  borçluya hesap özetini içerir ihtarname gönderildiğini, daha sonra gönderilen  ..., ... ve ... nolu krediler için 22.07.2015 tarihinde hesap kat edilerek Gebze .... Noterliğinin 23.07.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderildiğini,  bilirkişi tarafından, hukuka aykırı olarak inceleme sınırlarının aşıldığını, yine hukuka aykırı olarak bilirkişi raporunda yalnızca bu izleme kredisinin hesap hareketlerinin incelendiğini,  izleme kredisinin tarihinin çeklerin keşide tarihlerinden daha sonra olması nedeni ile müvekkilinin çek keşide tarihlerinde ...'den alacağı yokmuş gibi rapor düzenlendiğini, halbuki müvekkilinin çek keşide tarihleri olan 15.03.2015, 15.02.2015, 30.03.2015 ve 28.02.2015 tarihlerinde ...'den yüklü miktarlarda alacaklı durumda olduğunu, halen de bu alacağın ödenmediğini, ...'den olan alacakları için yapılan icra takiplerinin de kesinleştiğini, bilirkişinin tespitleri tamamiyle hatalı ve yanıltıcı olduğunu, buna rağmen, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak rapora itirazlarının kabul edilmediğini, öte yandan, ...'den alacaklı olan müvekkilinin, alacağın temliki yolu ile aldığı çekleri, vadelerinde ibraz etmesine karşın çekler ödenmeyerek karşılıksız kaldığını, mahkemenin, müvekkilinin ... firmasından hiçbir alacağı kalmadığına ilişkin tespitinin de yerinde olmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili banka tarafından ... firmasına daha önce verilmiş olan kredi kapama yazısı da dayanak gösterilerek son derece hatalı bir yorumla müvekkilinin alacaklı olmadığı sonucuna varıldığını, müvekkili bankanın ... firmasına daha önce muhtelif krediler kullandırıldığını, bu nedenle alacaklarını ipotek ile teminat altına alındığını, ... firması tarafından müvekkili lehine borç işlemlerinden dolayı doğmuş ve doğacak asalet ve kefalet borçlarının... teminatı olarak... ipotek tesis edildiğini,  ipotek tesisinden sonra ... firmasının müvekkilinden kullanmış olduğu kredilerden birinin ödenerek bitmiş olması nedeni ile müşterinin talebi ile şubece kredi kapama yazısı düzenlendiğini, zaten uygulamada ve kanunda limit ipoteğinin kurulmasının mantığının müşteriye farklı zamanlarda açılacak kredilere teminat oluşturmak olduğunu,  yani bir müşteriye kredi açılması ve bu kredinin ödenmesi ipoteğin kaldırılması veya hukuki manada ipoteğin geçersizliği sonucunu doğurmayacağını,  zira bir taksitli ticari kredinin ödenmiş olması o borçlunun bankaya başka bir taksitli ticari krediden veya kredi kartından veya eksi hesap/kmh/artı para nedeniyle veya kefil olarak başka firmanın borcundan ya da çek borcundan ötürü borçlu olmadığını göstermeyeceğini,  aynı müşteri yeniden farklı bir kredi kullanmak istediğinde banka tarafından bu ipotek limiti oranında müşteriye yeniden kredi açılacağını, .. firmasının bankada aynı anda 15 adet kredisi veya farklı kalemlerde borcu olabileceğini, bu borçlardan birinin ödenmesi veya kapanması ve banka tarafından da bu krediye ilişkin kredi kapama yazısı verilmesinin  bu müşterisinin ibrası anlamına gelmeyeceğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca, davalı tarafça başlatılan ipoteğin  paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine  ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, asıl borçlu şirket tarafından açılan davanın tefriki sonrasında,  ipotek veren davacı bakımından davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili; davacı ... tarafından diğer davacı ... şirketinin davalı ile arasındaki  ticari ilişki sebebiyle bankanın doğmuş  ve doğacak  kredi ve sair alacaklarının 400.000 TL'sına kadar  kısmı için, maliki olduğu Gaziosmanpaşa ilçesi, ... ada, ... parselde kayıtlı ... no'lu bağımsız bölüm üzerinde davalı lehine ipotek tesis edildiğini,... şirketinin  ipotekle ilgili  davalıya borcunun kapandığını, 05.010.2015 tarihli davalı tarafça borç kapama yazısı verildiğini, davalı tarafça ipoteğin kaldırılması gerekirken, davalının başka vesilelerle eline geçen ... şirketinin müşteri çeklerinden dolayı davalı tarafından davacı ve ... şirketi aleyhine ... sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla  icra takibine geçildiğini,  ancak davalının takibe konu ettiği alacağının ipotek kapsamında olmadığını, ipoteğinin ilişkili olduğu borcun kapandığını ve ipoteğin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek,  takip sebebiyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili ise; davaya konu ipoteğin üst sınır ipoteği olduğunu, borçlu firmanın doğmuş ve doğacak tüm borçlarının ipotek ile teminat altına alındığını, takip konusu alacağın ... şirketinin ciranta ve keşideci olduğu  dört adet çeke ilişkin olduğunu, ipoteğin bu borçları da kapsadığını  savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı banka tarafından, ... sayılı dosyası ile; ... firmasının  keşideci olduğu ...  Şubesine ait, ... çek numaralı, 15.02.2015 keşide tarihli, 40.000-TL bedelli, ... Şubesine ait, ... çek numaralı, 15.03.2015 keşide tarihli, 35.000-TL bedelli  çekler ile ...  firmasının ciranta olduğu  ... Şubesine ait, ... çek numaralı, 28.02.2015 keşide tarihli, 50.000-TL bedelli, ... Şubesine ait, ... çek numaralı, 30.03.2015 keşide tarihli, 50.000-TL bedelli çeklerinden dolayı  davacı ve ... şirketi aleyhine ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiği anlaşılmıştır. Davanın,  davacılar  ... ve .... Şti.tarafından birlikte açıldığı, ilk derece mahkemesince 11.03.2021 tarihli duruşmada, davacı şirket yönünden dosyanın tefrikine karar verilerek onun hakkındaki davanın ayrı bir esasa kaydedildiği, mahkemece yargılamaya davacı ... yönünden devam edilerek istinafa konu eldeki kararın verildiği anlaşılmaktadır.İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan, asıl alacağa bağlı sınırlı bir ayni haktır.İpoteğin hüküm ve sonuç doğurabilmesi için, ipotekle güvence altına alınan bir alacağın var olması,  bu alacağın geçerli bir şekilde doğmuş ve sona ermemiş olması gerekmekte olup  borcun ödenmesini teminat altına alan ipotek hakkının varlığı alacağın varlığına bağlıdır.TMK'nın 887. maddesi gereğince, ipotekli taşınmazın maliki, borçtan şahsen sorumlu değil ise de alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır.İİK'nın 149. maddesinde; \"İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir\" düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması zorunludur.Benzer bir düzenleme, ipotek akit tablosunun kayıtsız ve şartsız borç ikrarını içermediği ipoteklerde ödeme emrini düzenleyen İİK'nın 149/b maddesinde mevcut olup ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ister ilamlı icra yoluyla ister ilamsız takip yoluyla yapılsın, asıl borçlu ile borçtan şahsen sorumlu olmayan ipotek veren üçüncü kişi arasında zorunlu takip arkadaşlığı getirilmiştir.Nitekim davalı banka tarafından da  hem asıl borçlu  ... şirketine hem de  ipotek veren davacı ... aleyhine  birlikte ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla  takip başlatılmıştır.HMK'nın ''Davaların ayrılması\" başlıklı 167. maddesine göre, mahkeme, yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini sağlamak için, birlikte açılmış veya sonradan birleştirilmiş davaların ayrılmasına, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden karar verebilir. Bu durumda mahkeme, ayrılmasına karar verilen davalara bakmaya devam eder. HMK'nın 166/4.maddesine göre ise davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır. Aralarında bağlantı bulunan davaların birlikte görülmesi ise hem usul ekonomisinin bir gereği hem de çelişkili kararların çıkması ihtimaline karşı bir gerekliliktir.Bu bilgilere göre somut olayın değerlendirilmesinde;Eldeki davada, ipoteğin paraya çevrilmesine  ilişkin  ... sayılı  icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istenmiştir. Davacı ... borçtan şahsen sorumlu olmayan üçüncü kişi  ipotek veren, davası tefrik edilen  ...  şirketi ise asıl borçlu olup, dava ilk olarak asıl borçlu ve ipotek veren tarafından birlikte açılmış ancak mahkemece asıl borçlu şirketin açtığı dava yönünden tefrik kararı verilmiş, neden tefrik kararı verildiğine dair herhangi bir gerekçeye yer verilmemiştir.İstinaf incelemesi bakımından uyuşmalık, tefrik kararının usule uygun olup olmadığı, davalının söz konusu çeklerden doğan alacağının ipotek kapsamında olup olmadığı, ipoteğin temin ettiği bir alacağın bulunup bulunmadığı, buna göre davacının takip sebebiyle borçlu olup olmadığı ve ipoteğin fekki şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.Yukarıda açıklanan hukuki düzenlemeler ve her iki davacının açtığı davanın sıkı bir şekilde bağlantılı olması ve biri hakkında verilecek hükmün açıkça diğerini de etkileyecek olması sebepleriyle, davanın  ipotek veren  ...  ile asıl  borçlu ... şirketi tarafından birlikte açılması yerinde olup, ilk derece mahkemesince asıl borçlu yönünden dosyanın tefrikine karar verilmesi ve ayrı bir esasa kaydedilmesi usul hükümlerine aykırı olmuştur. Bir diğer deyişle, davacı ... ile davacı ... şirketi tarafından  açılan davaların arasında çok sıkı bağlantı bulunduğundan bu davalrın birlikte görülmesi  zorunlu olup,  davacı ... tarafından verilen ipoteğin fekki şartlarının ve menfi tespit  şartlarının oluşup oluşmadığı, asıl borçlu şirketin davalıya  ipotek kapsamında bir borcunun bulunup bulunmadığına bağlıdır. Menfi tespit davası açmak bakımından davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamakla birlikte, her iki davacının birlikte açtıkları menfi tespit davasının birlikte görülmesi bir zorunluluktur. Zira menfi tespit talebinin değerlendirilmesi, her iki davacı bakımından yapılacaktır. Bu davadaki asıl uyuşmazlık, hakkındaki dava tefrik edilen asıl borçlu şirkin, davalıya ipotek kapsamında bir borcunun olup olmadığının tespitidir. Bu tespit, her iki davacı bakımından verilecek hükmü belirleyecektir. Buna göre, davacı asıl borçlu şirketin ipoteğin kapsamı dışında bir borcunun bulunup bulunmadığı eldeki davanı konusu değildir. Tekrar etmek gerekirse, eldeki davanın konusu, ipotek kapsamında bir borcun bulunup bulunmadığıdır. Bu tespit ise her iki davacının davalarının birlikte görülmesini zorunlu kılmaktadır. Bu sebeple ilk derece mahkemesince tefrik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, taraf vekillerinin istinaf sebepleri incelenmeksizin, asıl borçlu şirket hakkında açılan ve tefrik edilen dava dosyasının eldeki dosya ile birleştirilerek  esas hakkında bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.a.5 maddesi uyarınca  kaldırılmasına  karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.5 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  taraf vekillerinin istinaf sebepleri incelenmeksizin   ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın yukarıda belirtilen ilkeler çerçevesinde yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1-HMK'nın 353/1.a.5. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın, yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Kararın, ilk derece mahkemesince taraf vekillerine çıkarılacak davetiyelerle tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a.5. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, 03.10.2024 tarihinde,  oy birliğiyle ve kesin olarak  karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2d39b510b31cd223","SID":"d7ae28d8d44fcc62"}}