{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1196 <br>KARAR NO:2024/1353<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/03/2021<br>NUMARASI:2019/563 E. -  2021/243 K. <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklı).<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı,  davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... AŞ'nin ... şubesinde 19.09.2000 tarihinde USD dövizli olarak hesap açtırdığını,   17.01.2001 tarihli son hesap durumunun 7.479.-USD olduğunu, Kurumun tasfiyeye girmesi ile birlikte müvekkiline hesabından hiçbir ödeme yapılmadığını, 2011 tarihinde davalının,  davacının alacağını temlik etmesi ve tasfiye halindeki dava dışı  Kurumu ibra etmesi şartı ile tüm alacağını taksitler halinde ödemeyi teklif ettiğini,  Kurumdaki alacağından ümidini kesen müvekkilinin  bu teklife mecburen razı olduğunu, akabinde davacı ile davalı arasında   03.10.2011 tarihli \"Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi\"  başlıklı sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşme il davacının, dava dışı tasfiye halindeki Kurumdan olan 7.479.-USD  alacağını davalıya temlik ettiğini,  sözleşmeye göre davalının   temlik edilen bedeli,  28.01.2013 tarihinden itibaren başlamak  üzere aylık 150.-USD taksitler halinde 28.01.2017 tarihi dahil toplam 49 taksit halinde ödeyeceğinin son taksitin de 279.-USD olacağının  kararlaştırıldığını, ancak davalının  hiçbir ödeme yapmadığını, bunun üzerine muaccel olan taksitler için icra takibine başlandığını ancak yine ödeme yapılmadığını, sözleşmede ardışık 6 taksidin gününde ödenmemesi halinde takip eden 6 taksidin muaccel olacağının belirtildiğini, icra dosyasında 28.01.2013 tarihinden başlayan ve 28.06.2016 taksidi dahil toplam 42 taksit toplamı olan 6.300.-USD ve ilk 36 taksidin icra takip tarihi olan 18.01.2016 tarihine kadar işlemiş faizinin  talep edildiğini, ancak  eldeki itirazın iptali  davasında   ''28.01.2013 - 28.06.2013   (Ardışık 6 taksit) 28.07.2013 - 28.12.2013   (Takip eden 6 taksit) 28.01.2014 - 28.06.2014   (Ardışık 6 taksit) 28.07.2014 - 28.12.2014   (Takip eden 6 taksit) 28.01.2015 - 28.06.2015   (Ardışık 6 taksit) 28.07.2015 - 28.12.2015   (Takip eden 6 taksit)''in talep edildiğini, toplam 36x150.-USD= 5.400.-USD'nin icra takip tarihindeki ... döviz alış kuru üzerinden değerinin  5.400.-USD x 3.0362.-TL = 16.395.48.-TL olduğunu,  davalının itirazının haksız olduğunu, bu durumda  muaccel olan  ve itirazın iptalini talep ettikleri alacaklı olunan tutarın 5.400.-USD x 3.0362.-TL =  16.395.48.-TL olduğunu ileri sürerek,  5.400.-USD karşılığı olan 16.395.48.-TL  ile işbu bedele ait icra masrafları için   ... sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile bu bedelin sözleşme gereğince fiili ödeme günündeki  ...'nin  USD alış kuru karşılığının  ödenmesine ve %20 oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; iş bu dava  konusunun ticari iş olduğunu ve  görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi oluğunu, dava konusu alacağın hukuken henüz talep edilebilir olmadığını, her ne kadar sözleşme başlığında \" ... \" dense de alacaklının değişmemesi, tam aksine borçlunun değişmesi nedeniyle alacağın temliki değil borcun naklinin ( yüklenilmesinin ) söz konusu olduğunu, sözleşme konusu, davacıya ait kar-zarar katılım hesabının bulunduğu ... AŞ'nin  tasfiye sürecinin  devam ettiğini, tasfiye süreci devam etmekteyken davacı katılım hesabı sahiplerinin tasfiye sonucunu beklemeden icra takibi başlatmalarının, dava açmalarının,  mümkün olmadığını,  tasfiye sürecinin hâlihazırda devam ediyor olması nedeniyle katılım hesabı sahibi davacıların alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, dava konusu sözleşmede belirtilen hesabın bulunduğu ... AŞ'nin  tasfiye halinin  sonuçlanıp kar ve zarar durumu belirginleşmeden davacının hak talep edebilmesinin mümkün olmadığını, tasfiye sonuçlanmamış ve dava tarihi itibarıyla alacak muaccel hale gelmemiş olduğundan dava konusu alacağın  takip ve dava tarihi itibarıyla talep edilebilir olmadığını savunarak, davanın reddi ile %20'den aşağı olamamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Çekişmenin '' sözleşme uyarınca davacının ....AŞ'den olan alacağının davalı şirkete temlik edilmesi nedeniyle sözleşme bedelinin belirlenen ödeme planı uyarınca davacılara ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise davacıların icra takip tarihi itibariyle varsa davalı borçludan talep edebileceği asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının ne kadar olması gerektiği, icra inkar ve kötüniyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı ve açılan davada görevli mahkemenin Mahkememiz mi yoksa Asliye Hukuk Mahkemeleri mi olduğu '' hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır.İİK 67, TMK 6 ve 7 ile HMK 187- 293. Maddeleri gereğince ispat hususuna dikkat edilmiştir. İş bu dava itirazın iptali davası olmakla ispat yükü davacıya aittir. Bu nedenle  ispat açısından; davalı taraf ile dava dışı ... A.Ş  ticari kayıtlarının ve defterlerinin incelemesi gerekmektedir ancak delil avansı yatırıldığında dosya teknik bilirkişiye alacağın varlığı, varsa miktarı hesaplanabilmek üzere tevdi edilebilecektir. Davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu tüm bilgi ve belgeler incelenmiştir. Temlik sözlşemesi ve takip dosyası incelenmiştir. İspat kurallarına dikkat edilmiştir. Hukuken denetlenebilen hüküm kurmaya elverişli belirli ve eksiksiz iddia ve talepleri karşılayan bilirkişi  raporu davacının delil avansını yatırmaktan imtina etmesi sonucu ( duruşma+ yazılı beyan) alınamamıştır. 6100 Sayılı HMK' nın 222. Maddesine dikkat edilmiştir. İstanbul ... İcra Dairesi' nin ... E. sayılı dosyası incelenmiştir. Dosyada mevcut duruma göre davacının alacağının varlığını, varsa miktarını ispata yarar bilgi ve belge bulunmadığı, davacının dosya kapsamına sunduğu evrakların iddiadan ibaret soyut kaldığı anlaşılmıştır.  Saptanan ve hukuksal durum karşısında; iddia ve savunmalar kapsamında alacağın davacı tarafından somutlaştırılamadığı anlaşılmıştır. Davacının davasını ispatlayamadığına kanaat getirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacının iddia ettiği davalının neden olduğu ileri sürülen alacağın varlığının ispatlanamaması nedeni ile sözleşmeden kaynaklanan alacağının varlığına, varsa miktarına  kanaat getirilememiştir. Dosyaya yasal sürelerde ibraz edilen bilgi ve belgeler uyarınca delillerin değerlendirilmesi sonucunda bu hükme kanaat getirilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı alacağının varlığına kanaat getirilememiş bu nedenle varlığına kanaat getirilmeyen alacağın hesabı mümkün bulunmamıştır. Dava konusu değer dikkate alınarak yazılı delil ve belgeyle ispata değer verilmiştir. Alacağın varlığına dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davasını davacı ispat edememiştir... \"  gerekçesiyle dava  reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı,  davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini tekrarlamış ve  alacağı temlik alan davalının ilk cevap dilekçesinde  sözleşmenin varlığına,  imzaya, dava değerine  herhangibir itirazı  olmadığını,  itirazlarının  görevsizlik,  muacceliyet  gibi zaman kazanma saiki ile olduğunu,  hâl böyle iken  mahkemenin   davalı ve  dava dışı Kurumun ticari defterlerinin incelenmesindeki ısrarının anlaşılamadığını, HMK'nın 266. maddesine göre    hâkimlik  mesleğinin gereği olarak  hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda bilirkişiye başvurulamayacağını,  Anayasa' nın  141. maddesine göre de davaların en az giderle ve mümkün olan  süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu, kararın hakkaniyetli olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne  karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, alacağın temliki sözleşmesinden kaynaklanan temlik bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılmış olan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davanın ilk olarak İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açıldığı, mahkemece verilen 02/09/2016 tarihli ve  2016/221 Esas, 2016/360 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine tevzi ile dava dosyasının ilk derece mahkemesine geldiği, mahkemece  25/01/2018 tarihli ve 2016/1040 Esas, 2018/82 Karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verildiği,  İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 18/09/2019 tarihli ve  2019/775 Esas, 2019/2090 Karar sayılı ilk derece mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine  kesin olmak üzere karar verildiği ve mahkemece işin esasına girilerek istinaf konusu eldeki kararın verildiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında, 03.10.2011 tarihli \"Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi\"  başlıklı temlik sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, davacının davasını ispatlayıp ispatlayamadığı, dosya kapsamı itibariyle bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekli olup olmadığına ilişkindir.HMK'nın 266. maddesinde, mahkemenin çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafça sunulan temlik sözleşmesine, hesap cüzdanına ve icra dosyasına dayanılarak temlik sözleşmesinden doğan alacağın tahsili talep edilmiş, davalının bu sözleşme kapsamında hiç bir ödeme yapmadığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça bu sözleşme kabul edilmiş, herhangi bir ödeme yapıldığı savunulmadığı gibi ödemeye ilişkin bir belge de sunulmamıştır. Davacı, temlik sözleşmesine konu alacağı talep ettiğinden  dava dışı ...'ın ticari kayıtlarının ve davalı tarafın kayıtlarının incelenmesine somut olay bakımından gerek bulunamamaktadır. Mahkemece  bu kapsamda inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davacının bilirkişi masrafını yatırmadığı, dava dışı ...'ın ticari kayıtlarının ve davalı tarafın kayıtlarının incelenmesi gerektiği, bilirkişi incelemesi yapılmaması sebebiyle alacağın olup olmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine kara verilmesi hatalı olmuştur. Zira dava konusu somut uyuşmazlık, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün bir uyuşmazlıktır.Buna göre alacak talebi, taraflar arasında düzenlendiği ihtilafsız temlik sözleşmesine ilişkin olup dosya kapsamı itibariyle toplanacak başkaca bir delil bulunmadığı da nazara alınarak, davacı vekilinin istinaf sebepleri haklı bulunmuş, ilk derece mahkemesi kararın kaldırılması  ve Dairemizce esas hakkında hüküm kurulması gerekmiştir.Taraflar arasında 03.10.2011 tarihli \"Alacağın Temliki, Sulh, İbra ve Feragat Sözleşmesi\"  başlıklı sözleşmenin incelenmesinde; sözleşmede muhatabın  davacı, temlik alanın ise davalı şirket olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 3. maddede, temlik şartlarının belirlenmesi olarak ifade edildiği, 4. maddede özel hükümler başlığı ile muhatabın ... AŞ'deki ... numaralı  kâr ve zarar katılım akdi, cari hesaplar ve hesapların eklerinde bulunan 7.479,00 USD'nin bütün hakları ile birlikte temlik alana temlik ettiğinin belirtildiği, 4.3. maddede temlik alanın muhatabın  kendisine temlik ettiği tutarın belirtilen vadelerde taksitler halinde   her taksitin ödeme günündeki ... döviz alış kuru karşılığı TL olarak ödeyeceğinin düzenlendiği, tarih ve ödeme miktarlarının sıra halinde ayrı ayrı gösterildiği, 28.01.2013 tarihinden itibaren 8.01.2017 tarihine kadar ödemelerin belirlendiği, ödeme miktarlarının her birinin 150,00 USD son taksitin 279,00 USD olarak belirlendiği,  4.5.maddede, temlik alanın ödeme miktarları belirtilen toplam 7.479,00USD'yi muhatabın banka şubesinde bulunan hesabına belirtilen vadelerde havale ederek ödeyeceği, her bir ödemenin birbirinden bağımsız olduğu, ödemelerin birinin gününde yapılmaması halinde bakiye ödemelerin muaccel olmayacağı, ancak ardışık  altı taksitin günün de ödenmemesi halinde takip eden altı aylık ödemenin muaccel olacağının  belirtildiği, ödeme yapılmaması üzerine davacı  yanca ilamsız  icra takibi başlatıldığı, itiraz üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Dosya arasında bulunan İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 6.300,00 USD (28.01.2013 - 28.06.2016 tarihleri her biri 150 USD toplam 42 taksit), 276,48 USD döviz faizi olmak üzere toplam 6.576,48 USD karşılığı 19.967,50 TL  alacak yönünden 18.01.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, fiili ödeme günündeki ... USD alış kuru karşılığının talep edildiği, takip dayanağı olarak 03.10.2011 tarihli sözleşmenin gösterildiği, ödeme emrinin 18.02.2016 tarihinde tebliğ edildiği,  davalı  tarafından 18.02.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Alacağın temliki, 818 sayılı BK'nın 162 vd. (6098 sayılı TBK. 183) maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu yasa maddelerine göre kanun, sözleşme ve işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını almaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Bu haliyle alacağın temliki, alacaklı ile onu devralan üçüncü şahıs arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliğini taşıyan şekle bağlı bir sözleşmedir. <br>Somut olayda; davacı ile davalı arasında, davacının dava dışı ...'tan olan kâr ve zarara katılım hesabı alacağının bedelli olarak davalıya temlikine dair 03.10.2011 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince davacının 7.479,00USD alacağının davalıya temlikinin, davalı tarafından ise temlik bedelinin 28.01.2013 tarihinden itibaren aylık  150,00 USD ve son taksit  279,00 USD olmak üzere  49 adet taksitler halinde davacıya ödenmesinin hüküm altına alındığı, davalının herhangi bir ödeme yapmaması üzerine takibin başlatıldığı anlaşılmaktadır.  BDDK'nın 10.02.2001 tarih ve 171 sayılı kararı ile faaliyet izni kaldırılan ...'ın, Fon kurulunca tasfiye haline girmesine ve tasfiye işlemlerinin 6762 sayılı TTK gereği yapılmasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ise TTK'nın anonim şirketlerin tasfiyesi hükümlerine göre devam ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça alacağın muaccel olmadığı ileri sürülmüştür. Oysa davacı tarafından, ...Kurumundaki katılma alacağı değil, ...'taki katılma alacağının davalıya devir ve temlikine ilişkin temlik bedelinin, temlik sözleşmesi kapsamında tahsili talep edilmektedir. Davada ...Kurumuna yönelik bir talep ve dava da mevcut olmayıp, taraflar arasında alacağın temliki  sözleşmesinde öngörülen, temlik bedeli bedeli dava konusu edilmiştir. Sözleşmede temlik bedelinin davalı tarafından ödenmesine ilişkin ödeme planı düzenlenmiş, davalı,  belirlenen vadelerde taksitler halinde ödeme yapmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmede, temlik bedeli taksit vadelerinin kesin olarak belirlenmesi nedeniyle, vade tarihlerinde borçlu temerrütünün oluştuğu anlaşılmaktadır. Sözleşmede ödemelerin dava dışı ...'ın tasfiyesi sonrası yapılacağına ilişkin bir hüküm de bulunmadığından, davacının davalıdan  temlik bedelini talep edebileceğinin kabulü gerekirken, sözleşme hukukuna ve dosya kapsamına uygun düşmeyen  gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması hukuka aykırı olmuştur. Taraflar arasındaki temlik sözleşmesinde  taksitlerin  miktarı ve  ödeme tarihleri ayrı ayrı belirlendiğinden  alacak  likittir. Temlik sözleşmesinde  borçlunun tasfiye işlemleri sonucunda borcunu ödeyeceğine yönelik bir ibare mevcut değildir. Davalı tarafça temlik bedelinin ödendiğine dair herhangi bir savunma ileri sürülmemiştir.Davacı eldeki itirazın iptali davasında; 36 taksit tutarı 5.400 -USD ( 16.395,48 TL) üzerinden  itirazın iptali ile icra inkar tazminatı  talep etmiş, bu miktar üzerinden harç yatırmış, işlemiş faiz talebinde bulunmamıştır. Bu nedenle taleple bağlı kalınarak hüküm kurulmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun  kabulüyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında  Dairemizce  yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın kabulü ile davalı borçlunun ...sayılı ilamsız icra takibine yaptığı itirazın İİK'nın 67/1 maddesi uyarınca ve taleple bağlılık ilkesi gereğince  asıl alacak üzerinden iptali ile 5.400 USD  asıl alacağın, icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/A maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faziyle birlikte ve tahsil günündeki ... efektif satış kuru TL karşılığının tahsili için takibin devamına, 2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, hüküm altına alınan asıl alacağın harçlandırılan değeri üzerinden takdiren %20 oranında hesaplanan 3.279,096‬ TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 1.119,98 TL harçtan, davacı tarafça dava açılırken peşin olarak yatırılan 247,12 TL ile icra takibi için yatırılmış olup dava harcına mahsup edilen 32,88 TL'nin toplamı olan 905,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 214,24 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 16.395,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacının yapmış olduğu toplam 61,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalının  yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Taraflarca yatırılan gider avans bakiyelerinin, yatıranlara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a- Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından harcanan 162,10 TL başvuru harcı gideri ile 53,50 TL posta gideri olmak üzere, toplam 215,60 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,10-Dosyanın  kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"31d040a1e06671cb","SID":"fd2fb8ec4884c12d"}}