{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2020/258 - 2024/1361<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ        <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t           <br>ESAS NO\t: 2020/258 <br>KARAR NO\t: 2024/1361<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  13/12/2018<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2016/874 E., 2018/859 K.<br><br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>\t\t     \t<br>\tDavacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi  uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t\t\t\t\t\t\t\t  :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında 05/02/2016'da ... Reklam Zamanları Satış Sözleşmesi imzalandığını, davacı firmaya davalı tarafından gönderilen 11/02/2016 tarihli ve sözleşmenin feshi konulu yazı ile sözleşmenin 8. maddesi ve 17.2 maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, sözleşmenin imzalanmasından önce davacı tarafından davalı kuruma yatırılan 3.000.000,00 TL geçici teminatın irat kaydedildiğinin davacıya bildirildiğini, sözleşmenin feshi ile birlikte sözleşme öncesi alınan teminatın irat kaydedilmesi ve yine sözleşme öncesi alınan 1.706.400,00 TL damga vergisi bedeline ilişkin tahsilatın haksız olduğunu, işbu bedellerin iadesinin talep edildiğini, ancak idarece talebe olumsuz yanıt verildiğini, dava konusu olayın idare/kamu kurumunun özel hukuka tabi bir sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin idari bir sözleşme vasfı taşımadığını, dava konusu olayda sözleşme yapılmadan önce sanki ihale yapılmış gibi hareket edildiğini ve bu durumun usulsüz olduğunu,  kamu kurumunun özel hukuka tabi bir sözleşme yapsa bile özel hukuk kişisiymiş gibi davranamayacağını, sözleşmenin feshi ve teminatın irat kaydedilmesi ile ilgili sözleşmede yer alan hükümlerin, hem genel hükümler hem de idarenin bağlı olduğu Kamu İhale Kanunu ve Kamu İhale Sözleşmeler Kanununa da aykırı olduğunu, davalının önceden süre verilmeksizin sözleşmeyi feshetme imkanının bulunmadığını, fesih sebeplerinin açıkça gösterilmediğini, feshin sözleşmenin imzalanmasından 6 gün sonra, 11/02/2016 tarihinde önceden ihtar edilmeksizin  ve süre verilmeksizin gerçekleştiğini, davacının sözleşmenin başında ifa güçlüğü hatta imkansızlığına maruz bırakıldığını, akabinde makul süre verilmeksizin doğrudan tek taraflı olarak sözleşmenin feshedilmesinin haksız ve mesnetsiz olduğunu,  sözleşmede ödenmesi gereken bedelin aynı zamanda teminat bedeli olup cezai şart olarak nitelendirilemeyeceğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, fesih geçersiz olduğundan sözleşmenin sona ermesi nedeniyle sebepsiz zenginleşmeden doğan borç ilişkisine göre meselenin çözülmesi gerektiğini, taraflar arasında 05/02/2016 tarihinde imzalanan işbu sözleşmenin davalı kurumca feshinin haksızlığının ve geçersizliğinin tespiti ile sözleşme öncesi ödenmiş olan  3.000.000,00 TL teminat bedelinin irat kaydedildiği belirtilen 11/02/2016 tarihinden itibaren ticari faizi ile yine sözleşme öncesi damga vergisi bedeli olarak alınan ve davalı tarafından vergi dairesine ödenen 1.706.400,00 TL'nin sözleşmenin 11/02/2016 haksız feshi tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir.   <br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun birinci ve üçüncü maddelerine göre damga vergisi mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu ve davacının dava konusu sözleşmeyi imzalamakla damga vergisi mükellefi olduğunu, davalının yasa gereği vergi sorumlusu olarak davacıdan tahsil ettiği damga vergisini Maliye Bakanlığına yatırdığını, damga vergisi iadesi talebinin muhatabının davalı kurum olmadığından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, itiraz kabul görmese dahi damga vergisi iadesinin hukuken mümkün olmadığını, dava konusu sözleşmenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunundaki esaslar dahilinde yapılmadığını, sözleşme gereği alınan bedellerin geçici teminat olarak adlandırılmasının mümkün olmadığını, sözleşme şartlarına aykırı davacı fiili ile gerçekleşen fesihte TTK ve TBK hükümlerine aykırı bir yön bulunmadığını, sözleşmenin  Teminat başlıklı 8. maddesi, Cezalar ve Sözleşmenin Feshi başlıklı 15.2. maddesi, İdarenin Sözleşmeyi Feshetmesi başlıklı 17.2 maddeleri gereğince feshin haklı olduğunu,  sözleşmenin imza tarihi olan  05/02/2016 tarihinden itibaren 5 takvim gününün sonu olan 10/02/2016 tarihine kadar sözleşmede kararlaştırılan 14.700.000,00 TL'lik teminatın davacı tarafından yatırılmadığını, davacının daha işin başında 14.700.000,00 TL'lik teminatı yatırmayarak sözleşmeyi ifa edemeyeceğini açıkça ortaya koyduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini feshin haklı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince \" Deliller toplanmış, davacı yanın tanık deliline ilişkin davalı yanın muvafakat beyanı kapsamında bildirilen tanıkların 17/07/2017 tarihli yazılı beyanları ve HMK 242 vd maddeleri değerlendirilerek davacı tanıklarının tanıklıktan çekilme taleplerinin HMK 250/3 maddesi uyarınca kabulüne karar verilmiş, tüm dosya kapsamı ile tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde mali müşavir ve hukuk fakültesi öğretim üyesi bilirkişiler tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen rapor ve bu rapora yönelik davacı yanın beyan ve itirazları ile sunulan uzman görüşü kapsamında düzenlenen ek raporda özetle sözleşmenin geçerliliği konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığından ve idarenin sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğundan söz konusu bedelin iadesi talebinin yerinde olmadığı, tarafların sözleşme özgürlüğünden hareketle sözleşme içeriğini kanunun çizdiği sınırlar içerisinde serbestçe tayin etme hakkına sahip olduğu, ... Satış ve Kiralama İşlemleri Yönetmelik hükmünün sözleşme içeriğini oluşturan tamamlayıcı nitelikte bir düzenleme olmadığı, sadece davalı kurumun sözleşme yapabilmesine, sözleşmenin içeriğini oluşturmasına ve sözleşmeyi sona erdirmesine yönelik olarak kuruma yetki veren bir düzenleme olduğunu, sözleşmenin 17.2 maddesinde tek taraflı fesih etkisi veren düzenlemenin idareye keyfi olarak dilediği zaman sözleşmeyi sona erdirme yetkisi vermediğini, bu hükmün uygulanabilmesinin ancak sözleşmenin 15.2 maddesindeki davacının sözleşme hükmüne aykırı davranışta bulunmasına bağlı olduğunu, sözleşmenin kamu ihale mevzuatına tabi olmadığını, somut olay açısından ceza koşulunun uygulanmasının davacı şirketin ekonomik açıdan yıkımına sebep olmayacağı hususunun mahkemenin takdirinde olduğu, damga vergisinin iadesine ilişkin talep bakımından sözleşmenin geçerliliğinin kabul edildiği durumda söz konusu bedelin iadesi talebinin yerinde olmadığı, sözleşmede damga vergisine ilişkin düzenlemenin TBK m.20 ve devamı hükümleri çerçevesinde genel işlem koşulu olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunun mahkemenin taktirinde olduğunu ifade etmiştir. Dava, yanlar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafından feshi nedeniyle irat kaydedilen teminat bedeli ile davacıdan alınan damga vergisi bedelinin tahsili talebine ilişkindir. Taraflar arasında 05/02/2016 tarihli ... Reklam Zamanları Satış Sözleşmesi'nin imzalandığı, davalı tarafından 11/02/2016  tarihinde davacının sözleşmenin 15.2 maddesinde öngörülen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedilmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir. Uyuşmazlık taraflar arasında imzalanan sözleşmenin geçerli olarak kurulup kurulmadığı ve davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ile bu kapsamda davacı tarafından irat kaydedilen teminat bedelinin ve keza damga vergisi bedelinin iadesinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında imzalanan ve Kamu İhale Kanununa tabi olmayan 05/02/2016 tarihli sözleşme uyarınca davalı idarenin kendisine ait televizyon ve radyo yayınları ile dijital alanlarına ait reklam zamanlarını bir yıl süre ile davacı şirkete tahsis etmeyi, karşılığında ise davacı şirketin sözleşmede kararlaştırılan 180.00.00,00 TL + KDV ücret ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin bütünü incelendiğinde sözleşme serbestisi ilkesine uygun olarak düzenlenmiş tam iki tarafa borç yükleyen özel hukuk hükümlerine tabi bir sözleşme olduğu, ayrıntılı hükümler içeren sözleşmenin 19.1 maddesinde sözleşme ve eklerinde hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacağının ifade edildiği görülmekle davacı yanın sözleşmenin geçerli olarak kurulmadığına ilişkin iddiası yerinde görülmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 15.2 maddesinde öngörülen teminat tutarının maddede belirtilen sürede davacı tarafından yatırılmaması nedeniyle sözleşmenin davalı tarafından 17.2 maddesine uygun olarak haklı nedenle feshedilmiş olduğu ve sözleşmenin 15.2 ile 17.2 maddeleri kapsamında davacı tarafından başlangıçta yatırılmış olan 3.000.000,00 TL teminat tutarının davalı tarafından ceza koşulu olarak irat kaydedilmesinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Somut olayda taraflar arasında geçerli bir şekilde kurulmuş olan 05/02/2016 tarihli sözleşmenin toplam bedelinin 180.000.000,00 TL + KDV olduğu, sözleşmenin 8. Maddesi kapsamında davacı tarafından verilmesi öngörülen toplam teminat tutarının KDV dahil 54.280.000,00 TL olarak belirlendiği görülmekle sözleşme bedelinin %1,4'üne tekabül eden 3.000.000,00 TL ceza tutarının toplam sözleşme bedeli ve toplam teminat tutarı nazara alındığında miktar itibariyle davacı yanın ekonomik mahvına sebep olacak derecede fahiş olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir. TBK 20-25 maddeleri kapsamında genel işlem koşulu niteliği taşımayan sözleşmenin 8. maddesi uyarınca damga vergisinden davacı yanın sorumlu olduğunun kararlaştırıldığı, bu kapsamda davacı tarafından ödenmiş olan damga vergisi bedelinin istirdatının talep edilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine ...''  karar verilmiştir. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde sözleşme hükümlerinin geçersizliği ile ilgili iddialarının mevcut olduğunu ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu iddiaların karşısında yasalar nezdinde bir değerlendirme yapılmadığını, yerel mahkemenin yetersiz bilirkişi raporunu dayanak alarak sözleşme hükümlerinin geçersizliği konusunda değerlendirme yapmadığını, sözleşme hükümlerinin, bağlı olduğu 4734 ve 4735 sayılı yasalara ve buna göre tanzim edilmiş ... Kiralama ve Satış Yönetmeliğine uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiğini ancak bu hususun inceleme dışı bırakıldığını, ... Yönetmeliğine uygun bir fesih nedeninin ve şeklinin dosyada yer almadığını, sözleşmenin 15.2 ve 17.2 maddelerinin yasaya ve yönetmeliğe aykırı olduğunu, sözleşme hükümlerinin davalı kuruma yasa ve yönetmeliğe aykırı olarak tek taraflı fesih yetkisi veren düzenleme içerdiğini, 05/02/2016 tarihli sözleşmenin 4734 ve 4735 sayılı yasa hükümleri dışında değerlendirilemeyeceğini, Yerel Mahkemenin sözleşme öncesi ihale yapılmadı diye sözleşmeyi bu kanunların dışına atmasının hiçbir yasal dayanağı olmadığını, Kamu İhale Kanununun kapsamı dışında sadece genel hükümler bağlamında bir özel hukuk sözleşmesinden bahsetmenin mümkün olmayacağını, sözleşmenin hukuken geçersiz olması gereken hükümlerine dayanak uygulanan yaptırımla birlikte ihbar ve ihtara gerek olmadan sözleşmenin feshedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararda dayanak alınan bilirkişi raporunda ... Satış ve Kiralama Yönetmeliği madde 32'nin yorumunun yanlış olduğunu,  yönetmeliğe uygun ihtar çekilip fesihten önce yasa ve yönetmelikte belirtilen ödeme süresinin müvekkiline verilmediğini, özel yasalarda ihtilaf konusu sözleşmenin fesih şartları ve teminatını irat kaydedilmesi ile ilgili bir hüküm yoksa genel hükümlere göre değerlendirme yapılabileceğini, somut olayda sözleşmeyle ilgili yasada hüküm olduğunu, Yerel Mahkemenin 4735 sayılı yasanın 20. Maddesini atlayıp genel hükümlere göre değerlendirme yapmasına imkan bulunmadığını, davalı kurumun haksız feshi nedeniyle müvekkilinin ticari olarak mahvına  ve telafisi güç zararlara katlanmasına neden olduğunu, sözleşmenin müzayaka altında imzalanmış olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi imzalamak zorunda kaldığını, bu açıdan tanık dinletme taleplerinin, yerel mahkemece tanıkların çekilme talepleri haklı görüldüğünden engellendiğini, yerel mahkemenin kararında açık değerlendirme ve tetkikat eksiği olduğunu, bu açıdan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>HUKUKİ NEDEN VE GEREKÇE\t:<br>Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin davalı tarafından feshi nedeniyle irat kaydedilen teminat bedeli ile davacıdan alınan damga vergisi bedelinin tahsili talebine ilişkindir.<br>\tHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olayın saptanmasında ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle davalı tarafından sözleşme maddeleri gereğince yapılan feshin haklı olmasına göre kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 düzenlemesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.\t<br>HÜKÜM \t: \t<br>\t1-HMK m. 353/1-b,1  gereğince; Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2016/874 E., 2018/859 K sayılı dava dosyasında verdiği 13/12/2018 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t4-Kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,<br>\t5-HMK m.359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, <br>\t16/10/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK m.361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. (GK Yazım Tarihi: 16/10/2024 ) <br>          <br>        <br>          \tBaşkan                       Üye                  Üye                Katip <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7ab036492e5322d2","SID":"e57d5600866d00c6"}}