{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/517 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1573<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2018/1391 Esas 2020/563 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>Davalı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalının tekstil ürünü alımı konusunda anlaştıklarını, ürünlerin özellikleri, miktarı ve fiyatı konusunda anlaşıldığını, sipariş edilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, ödemenin bir kısmının yapıldığını, bakiye alacağın ödenmemesi sebebiyle Torbalı İcra Müdürlüğünün 2018/4849 Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkilinin, davacı ile tekstil ürünü alımı konusunda anlaşıldığını ancak anlaşması sağlanan ürünlerin numuneye uygun yapılmadığını, ayıplı imal edildiğini, ayıba ilişkin olarak ihtarnamenin çekildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>MAHKEMECE: \"...,Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı ile davalının tekstil ürünü alımı konusunda anlaştıklarını, ürünlerin özellikleri, miktarı ve fiyatı konusunda anlaşıldığı, sipariş edilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiği, ödemenin bir kısmının yapıldığı, bakiye alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı cevabında ürünlerin müvekkilinin şirkete verdiği numunelere uygun olmadığını, ayıplı imal edildiğini belirterek borcunun olmadığını belirtmiş ise de 04/01/2019 havale tarihli cevap dilekçesinde deliller kısmında davacı firma tarafından sunulacak olan numuneler ile teslim edilen ürünlerin delil olarak gösterildiği, alınan kök raporda davacının üretmiş olduğu ürünlerin görünüş ve giyenin vücuduna uyumsuzluklarının bulunduğunun belirtildiği, ek raporda ise davacı vekilinin dosyaya sunduğu numune kıyafet setinin kök raporda belirtilen değerlendirmelere benzer özellikte olduğu kanaatinin bildirildiği, bu durum itibariyle davalının kendisinden kıyafet dikimine ilişkin numunenin bulunmadığı, cevabında belirttiği şekilde davacının mahkemeye sunacağı numunenin delil olarak gösterildiği, alınan ek bilirkişi raporuna göre de teslim edilen kıyafetlerin numune ile benzer özellikler gösterdiğinin tespit edildiği, üretilen ürünlerin numuneye uygun olduğu kanaatine varılması gerektiğinden davalının ayıp iddiasının yerinde olmadığı, 1 nolu celsede alınan beyanlara göre ürünlerin bedeli ve yapılan ödeme miktarı ve bakiye ödenmeyen kısım yönünden taraflar arasında ihtilafın olmadığı beyan edilmiş olduğundan icra takibinde belirlenen 6.142-TL  bakiye alacağın mevcut olduğu, davalının temerrüdüne ilişkin kayıt ve belgelerin dosyada mevcut olmadığı, temerrüt hususunun sabit olmadığı anlaşıldığından davacının faiz isteminin yerinde olmadığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulü ile, davalının torbalı icra müdürlüğünün 2018/4849 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 6.142-TL asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak likit vasıflı olduğundan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile,\"Davanın kısmen kabulü ile, davalının torbalı icra müdürlüğünün 2018/4849 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 6.142-TL asıl alacak üzerinden ve icra takip tarihinden itibaren asıl alacağa avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, hüküm altına alınan itirazlı alacak üzerinden taktir olunan % 20 (1.229-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, \"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davalı  vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  davacı tarafından imal edilen malların davacının müvekkili şirkete gösterdiği numunelere uygun olarak imal edilmediğini, bu nedenle müvekkili şirketin davacı tarafa borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin hastanesinde çalışan bayan personelin giymesi için hastanenin yıllardır var olan kurumsal kimliğine uygun renk ve konsepte uygun kendi içinde kombin olan renk ve modelde pantolon+gömlek ve kemer tedarik etmek istediğini, davacı şirketin müvekkili şirkete numune pantolon, gömlek ve kemer getirdiğini, bu numunelere uygun değişik bedenlerde ürün dikmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin de numuneleri beğendiğini ve 174 adet sipariş verdiğini, sipariş edilen pantolonların davacı firma tarafından 10.09.2018 günü müvekkili şirkete teslim edildiğini, ancak müvekkili tarafından yapılan kontrolde davacı tarafın üretilen numunelere uygun olmadığını, müvekkili şirketin hemen bu konuda tutanak tutarak akabinde davacı firmayı 10.09.2018 günü aradığını, durumu anlattığını ve gelmesini istediğini, ancak davacı şirket gelmeyince bu sefer davacı firma yetkilisine 12.09.2018 günü mesaj atıldığını ve görüşmeye davet edildiğini, yapılan toplantıda davacı firmanın önce hatasını kabul ettiğini ve bu konuların terzi yardımıyla giderebileceklerini gerekirse değişim yapacaklarını söyleyerek müvekkili şirketten süre istediğini ancak bir süre davacı şirketten geri bildirimin alınmadığını, davacı şirketin müvekkili şirketi oyaladığını ve daha sonra arayarak sorunu terzi ile gidemiyoruz yeni üretim yapmamız mümkün değil bu nedenle özür dileyerek yardımcı olamıyoruz dediğini, 25.06.2019 tarihli duruşmada dinlenilen hem davacı hem de davalı tanıklarının, davacı şirket tarafından müvekkili şirkete pantolon, gömlek ve kemer için numune getirildiğini ve müvekkili şirketin de bu numuneye göre sipariş verdiğini beyan ettiklerini ancak bu numune gösterildikten sonra müvekkiline teslim edilmediğini, davacı tarafından numune teslim tutanağı vb.bir belge de düzenlenmediğini, 28.03.2019 tarihli duruşmada davacı tarafın numune ürünlerin kendilerinde de bulunmadığını, ancak üretici firmadan tedarik edeceklerini beyan ettiğini ve numuneleri  tedarik etmek üzere süre aldığını, 25.06.2019 tarihli son duruşmaya üzerinde anlaşmaya varılan pantolon ve gömlek numunesi olduğunu iddia ettiği bir pantolon ve gömlek numunesi olduğunu iddia ettiğini bir pantolon ve gömlek getirdiğini, ancak davacı yanının bu numuneleri dava açıldıktan sonra üretici firmadan tedarik etmiş olup bu gömlek ve pantolonun müvekkili şirkete daha önce getirilen numune gömlek ve pantolon olup olmadığının belli olmadığını, delil listesinde numunelere dayandıklarının doğru olduğunu ancak davacı tarafından dosyaya sunulan ürünlerin tarafların üzerinde mutabık kaldıkları numuneler olmadığını, sunulan bu ürünlerin üzerinde mutabık kalınan numuneler olduğuna ilişkin ise dosyaya herhangi bir belge sunamadıklarını, 18.12.2019 tarihli bilirkişi kök raporunun da iş bu davadaki savunmalarını destekler şekilde; davaya konu pantolon+gömlek+kemerin genel görünüşü ve giyenin vücudunda uyumsuzluğu nedeniyle müvekkili şirkette forma olarak kullanılamayacağı, kıyafetler üzerinde sonradan kesilmiş etiketlerin olması nedeniyle ürünün başka müşterilere ait olduğu kanısına varıldığı, ürünlerdeki ayıpların düzeltilmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, satımdan kaynaklı bakiye alacak yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>Davacı taraf davalı ile tekstil ürünlerinin özellikleri, miktarı ve fiyatı konusunda anlaşıldığını, sipariş edilen ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, ödemenin bir kısmının yapıldığını, bakiye alacağın ödenmemesi sebebiyle Torbalı İcra Müdürlüğünün 2018/4849 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğunu beyanla itirazın iptali için dava açmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde teslim edilen ürünlerin gösterilen numune ile kesim şekli, renk ve konsept bakımından uyumlu olmadığını, ayıplı olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda davalıya teslim edilen kıyafetlerin numune ile benzer özellikler gösterdiğinin tespit edilmesine, davalının sözleşmeye aykırı ürün teslim edildiği savunmasını kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına  göre davalı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM    : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/11/2020 tarih, 2018/1391 Esas ve 2020/563 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 427,60 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 105,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 322,60 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, <br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 19/09/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de01583648667b25","SID":"65785c544638de80"}}