{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2020/756 <br>KARAR NO:2024/1488<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/04/2019<br>NUMARASI:2014/321Esas - 2019/367 Karar<br>BİRLEŞEN DAVA:İst. 11. Atm'nin 2015/104 Esas - 2015/95 Karar Sayılı Dosyası<br>ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA<br>DAVA:Alacak|Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/10/2024<br>Asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>ASIL DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin  antrepo işletmeciliği yaptığını, davalı tarafından 49 kap ürün ithal edilip müvekkillerinin işlettiği antrepoya 06/11/2007 tarihinde bırakıldığını, antrepo ardiye ücretinin ödenmesi için çeşitli tarihlerde davalı nezdinde yapılan tüm girişimlerin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 145.345-TL alacağın davalıdan tahsili ile dava tarihinden itibaren alacağa reeskont avans faizi işletilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkilinin antrepoya tevdi edilen malı sipariş etmediği gibi satın ve teslim almadığını, dava dışı taşıyan tarafından getirilip gümrüğe bırakılan bir eşyanın antrepo ücretinin müvekkilinden istenemeyeceğini, davacının ardiye akdini kiminle yapmışsa ücretini de ondan alması gerektiğini, bu nedenle davacının akidini ispat etmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile ücretin fahiş olduğunu, müvekkili ile davacı arasında antrepo ücretine ilişkin bir sözleşme bulunmadığını, davacının tek taraflı tanzim ettiği faturalara itiraz edilerek iade edildiğini belirterek, beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>BİRLEŞEN DAVA: Davacı vekili; İstanbul 15. ATMnin 2014/321 Esas sayılı dava dosyasına konu 06/11/2007-20/04/2010 tarihine kadar olan toplam 145.345-TL alacak isteminden farklı olarak, davalının 20/04/2010 tarihinden sonra da müvekkilinin antreposunu kullandığını, malların tasfiye işlemlerinin 07/02/2013 tarihinde başlandığını, bu nedenle 22/04/2010- 07/02/2013 tarihleri arasındaki dönem için 79.790-euronun TL karşılığı 226.365-TL'nin ödenmesi için davalı tarafa karşı girişimde bulunulduğunu ancak talebin sonuçsuz kaldığını beyanla, öncelikle  işbu davanın İstanbul 15. ATMnin 2014/321 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, 226.365-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; Taraflar arasında ardiye sözleşmesi olmadığından  mutabık kalınan ardiye ücreti bulunmadığını, davacının tek taraflı fahiş bedellerle tanzim ettiği tarifeye istinaden talepte bulunamayacağını, davacı tarifeleri müvekkilinin gıyabında tek taraflı tanzimi mümkün belge niteliğinde olduğunu, bu tarifelerde yazılı bedeller konusunda taraflar arasında hiç bir mutabakatın  olmadığını, antrepo sahibi davacının malın antrepoda bulunduğu süre içinde gönderilerini bilgilendirmediğini, Gümrük Kanunu ve ilgili mevzuat açısından antrepo sahibi olarak yerine getirmesi gereken  yükümlülükleri yerine getirmediğini, eşyanın müvekkilinin sorumluluğunda davacının iddia ettiği sürelerde antrepoda kalmadığını belirterek, öncelikle derdestlik itirazının kabulü ile  davanın derdestlik nedeniyle reddini, zamanaşımı def'inin kabulü ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddini, davanın .... Şti.'ye ihbarını ve ayrıca esastan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.İhbar olunan ... Şti. vekili; müvekkilinin davalı ... firmasının bir dönem gümrük müşavirliğini yaptığını, antrepo beyannamesinin davalının talebi üzerine Gümrük Müdürlüğüne verilerek eşyanın antrepo rejimine tabi tutulduğunu, beyannamenin Gümrük Müdürlüğüne 06/11/2007 tarih ve .... sayı ile davalı adına tescil edildiğini, 05/12/2007 tarih ve .... sayı ile  Gümrük Müdürlüğünce tescil edilerek serbest dolaşım giriş beyannamesi ile eşyanın serbest giriş rejimine tabi tutulduğunu ancak beyanname ile ilgili gümrük işlemleri süresinde ikmal edilmediğinden davalı  eşya sahibi tarafından gümrük idaresine 21/01/2008 tarihli dilekçe ile beyannamenin iptalini, 1 kap eşyanın ise 07/02/2008 tarihli ve ... sayılı dilekçe ile tasfiyeye tabi tutulmasını talep ettiğini, Gümrük Müdürlüğününde eşya  için tasfiye kararı aldığını, müvekkilinin bu ürünlerin  ithalinde ya  da beyanname  düzenlemesinde kusuru bulunmadığını ileri sürerek itirazlarını bildirmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, dosyada mevcut 29/12/2017 tarihli kök  ve  04/10/2018 tarihli ek bilirkişi raporunun karara esas alındığı, deniz yolu ile  Türkiye Gümrük Bölgesine  getirilen eşyanın  11/09/2007 tarihli ve.... sayılı özet beyana kayıt edildiği, alıcısının davalı olduğu, özet beyan muhteviyatı eşya için davalının dolaylı temsilcisine antrepo beyannamesi düzenlenerek eşyanın antrepo rejimine tabi tutulduğu, antrepo rejimine tabi tutulan eşyanın Gümrük Kanunu 101/1. maddesi uyarınca antrepo beklemesinin sınırsız hale geldiği, daha sonra antrepo beyannamesi muhteviyatı 47 kap eşyanın 46 kabının ithali için davalının dolaylı temsilcisi gümrük müşavirliği firmasınca  05/12/2007 tarihli ve .... sayı ile düzenlenen ve davalı adına tescil edilen serbest dolaşım belgesinin giriş tarihinden itibaren otuz günlük süre içinde tamamlanmaması nedeniyle eşyaların tasfiyelik hale geldiği ve eşya sahibince de işlemler tamamlanmadığından beyannamenin iptalinin talep edildiği, kalan 1 kap eşya için de  davalı eşya sahibince eşyanın tasfiye hükümlerine tabi tutulması için dilekçe verildiği, bu nedenle eşyalar için gümrük idaresince mevzuat hükümlerine uygun olarak 25/02/2008 tarihli ve ... sayılı tespit tahakkuk belgesinin düzenlenmesi suretiyle tasfiye kararı alındığı, buna göre  davalının malı sipariş etmediği, satın almadığı ve antrepoya tevdi etmediğine yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davalının eşyanın sahibi ve saklatanı olduğu, davacının Gümrük Kanununun 96. maddesi ile mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 474. maddesi gereğince muhafaza edimini eksiksiz yerine  getirdiği, bu nedenle antrepo ücreti talep etmeye hak kazandığı, eşyanın antrepoya teslim edildiği tarih olan  06/11/2007  ile  eşya için tasfiye kararı alındığı 25/02/2008 tarihine karar olan antrepo ücretinden davalının sorumlu olacağı, 25/02/2008 tarihinden sonra eşya üzerinde herhangi bir tasarruf hakkı kalmayan davalının eşya sahibinin bu tarihten sonra oluşacak antrepo ücretinden sorumlu olmayacağı, bu tarihten sonra oluşacak antrepo ücretinin Tasfiye İşletmeleri Şube Müdürlüğünden talep edilmesi gerektiği, davalının sorumlu olduğu 06/11/2007 teslim tarihi ile eşya için tasfiye kararı alındığı 25/02/2008 tarihleri arasındaki antrepo ücretinin (antrepo ücret tarifesi gereğince) 7.700-euro olduğu, dava tarihindeki  kurun 1.19811-TL üzerinden 15.254,47-TL istenebileceği, asıl dava dosyasında 26/04/2010 dava tarihi itibariyle istenen bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulü gerektiği; birleşen dava dosyasında ise asıl dava tarihinden sonraki dönem için yani 22/04/2010 - 07/02/2013 tarihleri arasındaki işlemiş antrepo ücretinin tahsilinin istenildiği, bu nedenle davalının derdestlik itirazının yerinde bulunmadığı, karara esas alınan bilirkişi raporu gereğince davacının 25/02/2008 tarihine kadar olan antrepo ücretini isteyebileceği kabul edildiğinden birleşen davada istenen alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçeleriyle, asıl davanın kısmen kabulü ile 15.254,47-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili şirket yetkilisinin bizzat yaptığı 04/04/2019 tarihli reddi hakim talebinin sonuca bağlanmadan davanın esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, evrakın ön büroya teslim edildiğini 30/12/2012 tarihli kök rapor ve 02/12/2016 tarihli rapor arasındaki çelişkiden bahsederek yeni bir rapor alındığından bahisle aslında bilirkişilik yapamayacak bir kişinin iştirak ettiği heyetten kişileri de dahil ederek aldığı usulsüz raporla konuyu çözmeye çalışmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,Tasfiye tüzüğünün 70. maddesi uyarınca tasfiyenin otuz gün içinde tamamlanacağının düzenlendiğini, ancak bu maddenin uygulanabilmesi için tasfiye başvurusunun yapılmış olması gerektiğini, Gümrük Kanunun 101/1. maddesi uyarınca malların antrepoda bekleme süresinin sınırsız hale geldiğini, davalının antrepoya 27.000- kg malını teslim ettiğini bu mallardan sadece bir kap yani 1.020 kg için tasfiye dilekçesinin 07/02/2007 tarihinde verildiğini bakiye 25.980 kg için tasfiye dilekçesi verilmediği,tasfiye başvurusu olmadan malların tasfiyeye sokulmasının mümkün olmadığını,Gümrük Müdürlüğünün tasfiye sürecini başlatmasının davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, bakiye mal için 21/01/2008 de serbest dolaşıma giriş beyannamesinin iptali dilekçesi sunulduğunu, 25.980 kg mal için ihale süreci 07/02/2013'te tamamlandığından antrepo ücretinin bu tarihe kadar devam ettiğini,ihalenin yapılıp yapılmaması veya iptalinin tasfiye memurluğunun takdirinde olduğunu, tasfiyenin imha suretiyle de yapılabileceğini, bu durumda davalı adına bir kusurun öngörülmemesinin hatalı olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Asıl ve birleşen davada davalı vekili; tespit ve tahakkuk belgesini eşya üzerindeki mülkiyet hakkını sona erdirdiğinin ve eşyanın tasfiye hükümlerine tabi tutularak devlet malı haline geldiğinin dolayısıyla eşyanın tasfiye edilmeyerek antrepoda kalmasında davalının bir etkisi bulunmadığı sonucuyla o süreçte oluşan ardiye ücretinden sorumlu tutulmayacağının tespit edildiğini, 07/02/2008 tarihinde tasfiye iradesinin ortaya koyulduğunu, 12/02/2008 itibariyle tasfiye için evrak ve talebin Gümrük Müdürlüğü kaydına girdiğini bundan sonra iradi bir saklatma ve ardiye ücretinden söz edilemeyeceğinin tespitine rağmen 25/02/2008'e kadar olan ücretin ödenmesine hükmedilmesinin çelişkili ve hatalı olduğunu, 07/02/2008 tarihinden sonra müvekkilinin malı saklatma iradesinin bulunmadığını, idarenin eylem ve işlemlerinden meydana gelen zarardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını; taraflar arasında yazılı bir ardiye sözleşmesi olmadığından mutabık kalının ardiye ücretinin de bulunmadığını böyle bir mutabakat olmaması sebebiyle tek taraflı fahiş bedellerle davacının tanzim ettiği tarifeye istinaden talepte bulunulamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasına ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Asıl ve birleşen dava, antrepo ücreti istemine ilişkindir.Mahkemece son duruşma tarihinin 04/04/2019 günü saat 13:55'e bırakıldığı, aynı gün davacı şirket yetkilisi tarafından saat 11:13'te ön bürodan verilen dilekçe ile mahkeme hakimlerinin davadan çekilmemesi durumunda her bir hakim hakkında ayrı ayrı HMK'nın 38. maddesi uyarınca reddi hakim talebinde bulunulduğu, dilekçenin ön bürodan veriliş saati itibariyle duruşma saatinden önce ise de davacı vekilinin katıldığı son celsede hakimin reddi hususunda ön bürodan dilekçe verildiğine dair bir beyanda bulunmadığı gibi  red talebinde bulunmadığı , hakimin reddinin karar verilinceye kadar yapılması gerektiği duruşma anında ret dilekçesinin mahkemeye intikal etmediği anlaşıldığından,  davacı vekilinin hakimin reddi yönünde yaptığı istinaf  sebebi  yerinde görülmemiştir.Asıl davada, davacı tarafından düzenlenen, 13.1.2009 tarihli (2 kap-4.911-kg, fatura kuru 2.1071, 453 gün için düzenlenen 9.520-TL (4.503,08 euro), 13.1.2009 tarihli  47 kap 26.533 kg 425 gün 22.210,62-Euro 46.800-TL (fatura kuru 2.1071) bedelli ;20.4.2010 tarihli 5950 nolu ve 9.10.2007 tarihli bakiye kalan iki kap eşyanın 440 gün ardiye bedeli 18.383-TL, yine ... sayılı ve 6.11.2007 tarihli 47 kap Antrepo Beyannameli eşyanın 440 günlük ardiye bedeli olduğu açıklaması ile 70.642-TL bedelli faturalara dayalı olarak toplam 145.345-TL ardiye ücretinin davalıdan tahsili istenilmiştir. ... nolu gümrük beyannamesi harici iki kap eşya için yargılama sırasında hiç bir delil sunulmadığı gibi ,davacı vekili 4 faturadan ikisi için talebini yargılama sırasında somutlaştırıp açıklamadığından davaya konu 46.800-TL ve 70.642 -TL bedelli faturalar haricindeki iki fatura değerlendirmeye alınmamıştır.Birleşen davada da; 22.4.2010 tarihinden tasfiye işlemlerin başlatıldığı 7.2.2013 tarihine kadar 1024 gün için günlük ton başına 3-eurodan 1024 gün ardiye ücreti olan 79.790-euro karşılığı 226.365-TL'nin tahsili talep edilmiştir.Davalı şirket yetkilisi ...  tarafından Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'ne yapılan 15.11.2007 tarihli başvuru ile \"Gümrüğünüzce onaylı 56290 sayılı ve 11.9.2007 tarihli özet beyana kayden Antrepo beyannamesi ile beyan olunan 47 kapta 26.533 kg eşyanın Gümrük Yönetmeliğinin Ek 40 nolu özel düzenek ve yapı gerektiren eşya listesinde  kayıtlı eşyalardan olmadığını beyan ve taahhüt eder. 4458 sayılı Gümrük kanunu'nun 83.maddesi ve ve Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 17.10.2002 tarihli (2002/29 )-981 sayılı genelgeleri uyarınca firmamız sorumluluğunda ve memur refakatında eşyaya refakat edecek personelin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun uygulanmasına yönelik Gümrük Yönetmeliği'nin 256.maddesinde belirtilen yükümlülüklere ilave olarak ilgili memurun yol masrafı ve yolluğu karşılanarak ... firmasınca işletilen A/C tipi Antrepoya alınması hususunda gereği arz edilmiştir. \"Böylelikle davalıya ait 26.533 kg  emtianın bizzat davalı şirket yetkilisi  tarafından yapılan başvuru üzerine davacı şirketin işlettiği Antrepo'ya aynı tarihte teslim edildiği anlaşılmaktadır. Böylelikle uyuşmazlığın, davalı alıcı ve emtia sahibi ile antrepo sahibi arasında yapılan saklama sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakla; davalı vekilinin saklama sözleşmesinin akidi olmadığı ,antrepo ücretinden hiç sorumlu olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı şirketin başvurusu ile saklama sözleşmesi  yapıldığı anlaşılmakla birlikte ; emtianın gümrük işlemlerinin süresinde  davalı tarafından yapılmaması nedeniyle sürece tasfiye işlemlerinin dahil olması nedeniyle saklama sözleşmesi ile ardiye ücreti ödeme yükümlülüğünün hangi tarihe kadar mevcut olduğunun belirlenmesi istinaf incelemesinin konusunu teşkil etmektedir. Davacı; asıl ve birleşen davada talep ettiği gibi tasfiye süreci sonunda satış tarihi olan 7.2.2013  tarihine kadar davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürmektedir.Öncelikle belirtmek gerekir ki;  antrepo işletmeleri uluslararası taşımacılık ile ilişkili olduğundan antrepo tarifelerinde yabancı para cinsinden ücret belirlendiği, her antreponun ücret tarifesi olduğu,  bir  tondan aşağı  saklanan emtianın, saklama ücreti hesabında \"bir ton\" olarak kabul edildiği sektörde  teamül halinde kabul edilmektedir. Gümrük Kanununda ve diğer mevzuatta  antrepo ücretlerini düzenleyen bir düzenleme bulunmayıp, antrepo ücretleri genel teamül ve tamamen serbest piyasa koşullarına göre belirlenmekte olup, bu belirlemeye esas unsurların, antreponun bulunduğu lokasyon, depolama dönemine bağlı doluluk oranı, müşterinin devamlılığı ve işletme politikaları ve buna benzer etkenler olmasına göre, değişim gösterebileceği açıktır. Bununla birlikte antrepo işleticisinin fahiş fiyat   uygulayabileceği anlamı da çıkarılmamalıdır.  Nitekim, Yargıtay 11. HD'nin 2004/6879 esas, 2005/994 karar sayılı, 10/02/2005 tarihli ilamında; antrepo işleticileri \"kendi ücret tarifelerince eşya sahiplerinden\" ücret isteyebilecekler ise de, bu durumdan istifadeyle piyasa fiyatına kıyasen fahiş bir ücretin kabul edilemeyeceği, alacak miktarı tespit edilirken, antrepolarda resmi tarifelerin uygulanmaması ve ücretin işletici ile müşteri arasında serbestçe kararlaştırılabiliyor olması ile yetinilmeyip, fahiş bir taleple karşılaşılması durumunda fiyat ortalamalarına nazaran istenebilecek ardiye ücretinin belirlenmesi gerektiği\" vurgulanmıştır.Davacı şirketin  ücret tarifesinin ton başına 1-10 gün için 0,75-euro, 11-30 gün arası  1,5-euro, 31 gün ve üzeri için 3-euro olduğu, Dairemizde incelenen benzer dosyalardan bilindiği üzere fahiş sayılmayacak düzeyde, ortalama düzeydedir.Gerek davacı vekilinin sunduğu emsaller, gerekse dosyaya mahkemece getirtilen evraklarda bu durumu göstermektedir. Yabancı para cinsinden belirlendiğinden yıllar itibariyle çok farklılık da göstermemektedir.Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün, davacı .... şirketine yazdığı 18.2.2008 tarihli   yazı ile ...şirketinden alınan 12.2.2008 tarihli 19487 kayıt sayılı dilekçe eklerinin yazı ekinde gönderildiği, ... /5.12.2007 tarihli giriş beyanname işlemlerinin Gümrük Kanununun 70/2 maddesinde belirtilen süre içinde yapılmaması nedeniyle tasfiyelik hale gelen adı geçen firma adına tescil edilen .../ 6.11.2007 tarihli antrepo  beyannamesi muhteviyatı  47 kap eşyanın  tamamının tasfiye listesinin işletmenizce, tespit ve tahakkuk belgesinin Antrepo memuru... tarafından düzenlenmesini müteakip Müdürlüğe gönderilmesi bildirilmiştir. Davacı şirket tarafından 21.2.2008 tarihinde 47 kap emtianın tamamı  için tasfiye listesi hazırlanmıştır. (... konşimento) İlk derece mahkemesince ,her ne kadar tasfiye tespit tutanağı tarihine kadar davalının  sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiş ise de ; davalının antrepo ücretinden hangi tarihe kadar sorumlu tutulacağının tasfiyeye ilişkin mevzuat dahilinde belirlenmesi gerekir. Davacı vekili her ne kadar satış işlemlerinin tamamlandığı tarihe kadar sorumlu olacağını ileri sürmekte ise de ;kural olarak akitle bağlı olarak sorumlu tutulması gereken davalının, akde-kamu idaresinin  müdahil olmasının etkisi değerlendirilmelidir.Davacı antreposuna alınan eşyanın  gümrük beyannamesinin tescili tarihinden itibaren 30 günlük süre içinde ithalat işlemleri tamamlanmadığından  12.2.2008 tarihli tasfiyelik hale geldiği ,Ambarlı  Gümrük Müdürlüğü'nün 05.06.2008 tarihli yazısı ile Erenköy Tasfiye İşletme Müdürlüğü'ne gönderilen 25.2.2008 tarihli  tespit ve tahakkuk belgesi yasal zorunlulukları taşımadığından Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'ne iade edilmiştir.Ambarlı Gümrük Müdürlüğü tarafından 21.7.2008 tarihinde eksiklikler giderildiği belirtilerek  yeniden gönderilmiştir.25.2.2008 tarihli  tasfiye  tespit ve tahakkuk belgesinin yasal şartları taşımadığı, Erenköy tasfiye İşletme  Şube Müdürlüğünün 9.2.2011 tarihli yazısında açıkça belirtildiği üzere bu tarih itibariyle Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 2007/31 sayılı genelgesine uygun bir tasfiye tespit tutanağı düzenlenmediği belirlenmiştir.Satış için gerekli olan pigment maddesinin eksik olan analiz raporu da Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından 14.1.2009 tarihli yazı ile Tasfiye Müdürlüğüne gönderilmiş,analiz raporundan sonra belirlenen ilk satış günü ; 25.02.2009 tarihi olarak belirlenmiş ise de düşük fiyat nedeniyle satış ihale komisyonu tarafından  onaylanmamış,akabinde yeniden satış günleri belirlenmiş ,neticede tesbit tahakkuk belgesi düzenlenen satışa konu emtialardan başka cins emtiaların bulunduğu belirlendiği ,yeniden mevcut emtianın ayrı ayrı tesbit tahakkuk evrakları yeniden düzenlenmesi işlemlerinden sonra satış ancak 2013 yılında 7.100-TL bir bedel ile yapılabilmiştir.4458 sayılı Gümrük Kanunu gereği ,Türkiye Gümrük Bölgesine gelen eşyanın , bunu Türkiye Gümrük Bölgesine getiren kişi tarafından gümrüğe sunulması gerekir.Eşyanın gümrüğe sunulmasını izleyen ilk iş günü mesai bitimine kadar ilgili gümrük idaresine bir özet beyanın eşyayı Türkiye Gümrük Bölgesine getiren veya eşyanın gelişinden sonra taşıma sorumluluğunu üstlenen kişiler tarafından verilmesi gerekir. Özet beyan, eşyanın tanımlanması için gerekli tüm bilgileri içerir ve Gümrük Yönetmeliğin 10 no.lu ekinde yer alan form ile yapılır. Özet beyan yerine orijinal manifesto, konşimento,...,... Karnesi, ... veya .... gibi belgelerden biri de kabul edilir. Eşya bulunduğu taşıt araçlarından gümrük idarelerinin belirledikleri veya uygun gördükleri yerlerde söz konusu idarelerin izni ile boşaltılabilir. Eşya, gümrüğe sunulmasından sonra gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutuluncaya kadar geçici depolanan eşya statüsünde bulunur.Geçici depolanan eşya, gümrük idaresinin izni olmaksızın bulunduğu yerden kaldırılamaz .Eşyanın bir gümrük rejimine tabi tutulması (serbest dolaşıma giriş rejimi) Türkiye'ye kesin olarak ithal edilecek eşyalar için uygulanan bir rejimdir.4458 sayılı kanunun 70-2.maddesi \" Gümrük antrepolarında bulunan eşya için, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanım tayin edilmesine ilişkin beyanname verilmesi halinde, gümrük işlemlerinin beyannamenin tescil tarihinden itibaren otuz gün içinde bitirilmesi gerekir. Bu süre içinde işlemleri bitirilemeyen eşya ile ilgili olarak 1 inci fıkra hükümleri uygulanır.(177 ve 180.madde hükümleri uyarınca tasfiye edilir.) Aynı kanunun 177(1)-e) maddesinde \"  e) 70 inci maddesinin birinci fıkrasına göre beyannamesi tescil edilen ve süresi içinde işlemleri tamamlanmayan eşya\" nın tasfiye edileceği ,aynı maddenin son fıkrasında (4. )Yukarıdaki fıkralara göre tasfiyelik hale gelen eşyanın tespit ve tahakkuk belgeleri otuz gün içinde tasfiye idaresine intikal ettirilir. Tasfiye idaresi, tasfiyeye konu eşyayı otuz gün içinde teslim almakla mükelleftir.\"denilmektedir.Davacı vekili, davalının  1 kap eşyanın tasfiyesi için Gümrük Müdürlüğü'ne dilekçe verdiği ;kalan emtia için dilekçe vermediğini bu nedenle , kalan eşya için tasfiye kararı alınamayacağını ileri sürmüş ise de kanunun açık hükmü gereği ; tasfiye için dilekçe verilmeyen kısmın da akıbeti 4458 sayılı kanunun 177.madde hükmü gereği tasfiyedir.Ne var ki  4458 sayılı kanunun  (07.07.2009 /27281 sayılı R.G de yayımlanan 5911 sayılı kanun ile değişik)  179/1 maddesi, değişiklikten evvel ki metinde \"178 inci maddenin (a) bendine göre ihaleye çıkarılan eşyanın beyan sahibi, ihale ilanının yayımlandığı tarihe kadar, gümrük idaresine başvurarak söz konusu eşyanın serbest dolaşıma giriş rejimine tabi tutulmasını isteyebilir.Ancak, bu talebin kabulü, söz konusu eşyaya ait tüm ithalat vergileri, cezalar ile ambarlama ve elleçleme giderleri ve diğer giderlerin beyan  sahibi tarafından üstlenilmesine bağlıdır.\" denilmektedir. Buna göre ilk ihale tarihine kadar davalının gümrük vergi ve masraflarını ödeyerek emtiayı ithal etme hakkı  var iken bu işlemleri tamamlamadığı anlaşıldığından   davalının satış tarihine kadar  saklama sözleşmesi ile bağlı olduğu ,ancak satış  tarihinden sonra artık tasfiye sürecinde emtiaya müdahale imkanı kalmayan evrede sözleşme ile bağlı olmadığının kabulü gerekir. Davacı vekilinin ,tasfiye satışı yapılıncaya kadar davalının sorumlu tutulması gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Yukarıda yazılan hükümlere göre gümrük beyannamesinin  tescilinden sonra antrepoya alınan emtianın  30 gün sürede gümrük işlemleri tamamlanamadığından tasfiyeye tabi tutulması halinde gümrük vergileri ,masraflar yatırılarak ; emtianın serbest dolaşıma girişine izin verilmesi imkanı bulunduğu halde ,davalının ekonomik sebeblerle bu hakkını kullanmayarak ardiye ücretinden de  sorumlu olmadığını ileri sürmesi iyiniyete uygun değildir.Bu sebeble,davalının  emtia üzerinde 25.2.2008 tarihli tesbit tahakkuk tutanağı tarihi itibariyle sorumluluğunun  sona erdiğinin  kabulü yerinde bulunmamıştır.Saklama sözleşmesinin saklatanı davalı; 4458 sayılı kanunun 179.maddesinde yazılı haklarını kullanmayarak ,davacının antrepo ücretinin tahsilini engellemiştir.Ancak ,25.2.2009 tarihinden sonra satışların onaylanmaması ,kaplar içinde zamanında kontrol edilmediğinden  başka ilgisiz emtiaların çıkması nedeniyle tüm işlemlerin yeniden başlatılmasında sorumluluk davalıya yükletilemez.4458  sayılı kanunun 177/son maddesi uyarınca sorumluluk Tasfiye İdaresine geçmiştir.Davacı vekili ,101 madde gereğince antrepo rejimine giren eşya için sürenin sınırsız hale geldiğini ileri sürse de ;bu hüküm nedeniyle  Tasfiye İşletmesinin yükümlülüğünün ortadan kalkmadığının kabulü gerekir.Davacı taraf birleşen davada ; asıl davada talep ettiği 4.4.2010 tarihine kadar olan süreden sonra  , satışın gerçekleştiği  7.2.2013 tarihine kadar antrepo ücreti  tahakkuk ettiğini ileri sürmüştür.Dosyada  mevcut  Ambarlı Gümrük Müdürlüğü görevlileri tarafından tanzim edilen  5.5.2010 tarihli tutanak ile ; davalıya ait  47 kap emtia \".... firması adına onaylı, .... -16.11.2007 sayı ve tarihli antrepo beyannamesi muhteviyatlı  eşyaları 47 kap muhtelif inşaat malzemesidir.\"şeklinde tutanağa bağlanarak Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün 41.866 sayılı, 5.5.2010 tarihli yazıları gereğince, Büyükçekmece İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/1905, 2009/950 karar sayılı 7.7.2009 tahliye kararına istinaden ve mülk sahibinden alınan 5.5.2010 tarihli dilekçeye istinaden yukarıda listelenen ayrıntıları belirlenen eşyalar münfesih ....'sundan alınarak, ...'suna aktarıldığı belirtilerek  Gümrük görevlileri ve .... yetkilisi  tarafından imzalanmıştır. 2013 yılında yapılan satış sırasında emtiaların  ....'da bulunduğu ilanlarda yazılıdır.Buna göre davacının 5.5.2010 tarihinden sonra saklama ücreti talep etme hakkı da bulunmamaktadır. Buna göre 16.11.2007 tarihinde ... giren 27(26.5339 kg) ton emtia nedeniyle ilk 10 gün için 26.11.2007 (dahil) tarihine kadar ton başına 0,75-euro, 27.11.2007 tarihinden 17.12.2007 tarihine kadar 20 gün süre ile günlük her gün için ton başına 1,5-euro, 17.12.2007 tarihinden 25.2.2009 tarihine kadar günlük 3-euro ücretten davalı sorumludur.Emtianın satış değerinin düşük olması davacının verdiği hizmete karşılık ücret talep etmesine  engel değildir. Davacı satışın gerçekleştiği 2013 yılına kadar antrepo ücreti istiyor ise de ; davalıya ait  47 kap emtia \"....firması adına onaylı, .... -16.11.2007 sayı ve tarihli antrepo beyannamesi muhteviyatlı  eşyaları 47 kap muhtelif inşaat malzemesidir.\" bilgisi yazılı 5.5.2010 tarihli tutanakta Ambarlı Gümrük Müdürlüğü'nün 41.866 sayılı, 5.5.2010 tarihli yazıları gereğince, Büyükçekmece İcra Hukuk Mahkemesinin 2008/1905, 2009/950 karar sayılı 7.7.2009 tahliye kararına istinaden ve mülk sahibinden alınan 5.5.2010 tarihli dilekçesine istinaden yukarıda listelenen ayrıntıları belirlenen eşyalar münfesih ... alınarak ....'suna aktarıldığına ilişkin  Gümrük görevlileri ve ....'ya aktarıldığına ilişkin tutanak tanzim edilmiş olup 2013 yılında yapılan satışta .... gerçekleştirilmiştir. Buna göre davacının 5.5.2010 tarihinden sonra saklama ücreti talep etme hakkı da bulunmamaktadır.  Alınan ilk bilirkişi raporunda ;davalının sorumluluğunun 25.2.2008 tarihinde sona erdiği, ikinci bilirkişi kurulu raporunda tasfiyede  gerçekleşen satışın ilanına kadar davalının sorumlu olduğu yolunda kanaat belirtilerek farklı hesaplamaların yapılması nedeniyle mübayenet oluştuğu; esasen ikinci bilirkişi raporuna itibar etme imkanı da bulunmadığı 5.5.2010 tarihinde, davacı uhdesinde bulunan tüm emtiaların ...'ya nakledildiği, davalıya ait olan 47 kap Metop emtiasının .... aktarıldığı halde bu durumun dikkate alınmadan hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Esasen , bilirkişi raporu takdiri delil olup uyuşmazlığın çözümü hesaplamadan ziyade hukuki değerlendirme gerektirmektedir. Davacının antrepo  ücret tarifesi makul  düzeyde olduğu ,taraflar arasında saklama sözleşmesi bulunduğunun kabulü ile  16.11.2007 tarihinden itibaren  ;2007 yılından 15 gün, 2008 yılından 366 gün,2009 yılından satış tarihine kadar 55 gün ücret  alacağı bulunduğu kabul edilmiştir.Davacı tarafından düzenlenen  13.1.2009 tarihli ilk faturada  425 gün ardiye ücretini toplam 22.210,62-Euro (2.1071-Euro kurdan) 46.800-TL talep etmiştir.13.1.2009 tarihinden sonra devam eden 440 gün için 20.04.2010 tarihli fatura ise 70.642-TL bedellidir.İlk fatura 13.1.2009 tarihinden ilk satış tarihi 25.02.2009 tarihine kadar 2009 ocak ayından 18 gün,şubat ayından 24 gün olmak üzere toplam 42 gün alacak talep edilebilecektir. Bu dönem için davacının 440 günlük ardiye alacağına ilişkin 70.642-TL bedelli  20.4.2010 tarihli faturayı  düzenlemiştir. Bir günlük ardiye ücreti 70.642-TL : 440 =160,55-TL olup euro kuru kontrol edildiğinde ücret tarifesinde yazılı  euro bedeli geçmediği tespit edilmiştir. Kalan 42 gün için  160,55x42=6.743,10-TL alacak bulunduğu anlaşılmakla davacının 13.01.2009 tarihli 46.800-TL bedelli fatura ile devam eden 42 gün süre için 20.04.2010 tarihli faturasından (440 gün) 6.743,10-TL'yi talep edebileceğinden asıl davanın 46.800+6.743,10-TL toplamı 53.543,10-TL'sinin kabulü gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle ;davalı vekilinin karara yönelik istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine ,davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ,yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından asıl  davanın kısmen kabulüyle 25.2.2009 tarihine kadar hesaplanan ardiye ücretinin davalıdan tahsiline ,fazla istemin reddine ,birleşen davanın reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2019 Tarih 2014/321 Esas 2019/367 Karar sayılı asıl ve birleşen davaya yönelik kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"a-Asıl davanın kısmen kabulüne, 53.543,10-TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi işletilerek  davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,b-Birleşen davanın reddine,\"İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;\"Asıl davada; alınması gereken 3.657,52-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 2.158,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.499,12-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan toplam 2.175,55-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 5.850-TL bilirkişi ücreti ve 440-TL tebligat gideri olmak üzere toplam 6.290-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 9450-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafından yapılan 600-TL bilirkişi ücreti ve 29-TL posta masrafı olmak üzere toplam 629-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 535‬-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı lehine takdir olunan 30.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Birleşen davada; alınması gereken 427,60-TL harcın davacı tarafından peşin yatırılan 3.865,75-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 3.438-TL'nin davacıya iadesine, Davalı lehine takdir olunan 19.531,90-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\"Davacı tarafından yatırılan 88,80-TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davalıdan alınması gereken 1.042,03-TL istinaf karar harcından yatırılan 260,50-TL harcın mahsubu ile kalan 781,53‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan 114,05-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 17-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 19,15-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 16-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e1e7a0f80731943","SID":"a63ec06d3c61225b"}}