{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/1386 - 2024/1581<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/1386 <br>KARAR NO\t: 2024/1581<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/199 E.  -  2021/182 K.<br><br>DAVACI\t:\t  <br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın Reddine Dair YİDK Kararının İptali, Marka \t\t\t  Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/06/2021 tarih ve 2019/199 E. - 2021/182 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davacı şirketin eğitim sektöründe \"...\" olarak bilindiğini ve tanındığını,  davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru da olan \"...\" ibareli seri markalarının ve \"www....com\" alan adlı web sitesinin bulunduğunu, davalının “... ... + şekil” ibareli 2018/59984 numaralı marka tescil başvurusuna itirazlarının YİDK tarafından nihai olarak reddine karar verildiğini, davacı şirketin \"...\" ibaresinin kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, toplumda oldukça iyi bilinen tanınmış marka haline geldiğini, davalı tarafın “... ...” ibareli başvurusu ile davacı markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, taraf markalarının kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin de aynı veya benzer olduğunu, marka başvurusunda 09.14.16.18.25.35.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığını, \"...\" kelimesinin anlamsız  olmadığını, birçok markada kullanıldığını, davalı tarafa ait marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, dava konusu 18/03/2019 tarih, 2019-M- 2287 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2018/59984 sayılı markanın tescil başvurusunun tüm mal ve hizmetler yönünden reddine karar verilmesini, marka tescil edilmişse tescilin iptali ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı ... vekili,   dava konusu marka başvurusu ile davacı şirkete ait markalar arasında benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduklarını, “... ...” markasının özgünce oluşturulduğunu, \"...\" ibaresinin İngilizce \"çağ\" anlamına geldiğini, jenerik bir ibare olduğunu, z,o,i, harflerinin davalının, eşinin ve annesinin adlarının baş harflerinden oluştuğunu, davalının çanta üretim ve satışı alanında faaliyette bulunduğunu, davacı tarafın markasının ise eğitim sektörü ile ilgili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan ortalama tüketicinin taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi hâlinde bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmadığı, dava konusu marka ile davacının itiraza mesnet markalarının genel izlenim yönünden benzer olmadığı, bu nedenle markalar arasında dava konusu mal ve hizmetler yönünden karıştırılma olasılığının bulunmadığı, markaların anlamsal, görsel ve biçimsel olarak benzerlik taşımadığı ve bu durumun markaların ortalama tüketici nezdinde birbirlerinden ayırt edilebilecek şekilde uzaklaştırmaya yeterli olduğu, davacı tarafından, dava konusu ... ibareli markanın tanınmış olduğuna ilişkin, yurtdışı tescil belgeleri, muhtelif reklam harcamalarına ilişkin faturalar dosyaya sunulmuşsa da; sunulan belgelerin “...” ibareli markanın büyük bir coğrafyada, çeşitli reklam yatırımıyla tüketiciye ulaştırıldığı ve tanınmış olduğu yönünde kesin kanaat bildirmek için yeterli olmadığı, bununla birlikte markalar arasında benzerlik bulunmadığı değerlendirildiğinden davalının ''... ...'' ibareli markayı kullanmasının sonraki başvurunun tescili nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, tanınmış markanın itibarının zarar görmesi ve tanınmış markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi sonuçlarının ortaya çıkmayacağı, kötü niyet hususunda ispat yükü üzerinde bulunan davacı yanca davalının kötü niyetli davrandığına dair dosyaya yeterli delil ibraz edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  müvekkili şirketin tanınmış markalarının esas öğesi olan \"...’\" ibaresinin \" ... ...\" ibareli başvuruda bütün olarak kullanıldığını, bu durumun açıkça davalı taraf markasının müvekkili Şirket markasının bir devamı olarak algılanmasına sebebiyet verdiğini, davalının müvekkilinin tescilli markasının esas öğesini kötü niyetli bir şekilde tescil ettirmeye çalıştığını, karşılaştırılan markalar arasında ortalama dikkat düzeyini haiz tüketici kesimi bakımından ciddi bir karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, itirazın reddine dair YİDK karar iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı ...'ın 25/06/2018 tarihinde, 2018/59984 sayılı \"... ...+şekil\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 9,14,16,18,25 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, bu başvuruya davacı Şirketin \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddine karar verildiği, davacı tarafın yeniden inceleme talebinin de YİDK'in 18/03/2019 tarih, 2019-M-2287 sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın davacı tarafa 20/03/2019 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 17/05/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olup olmadığı, davacı markalarının tanınmış bulunup bulunmadığı ve buna bağlı bir tescil engelinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile dava konusu başvurunun kötü niyetli yapılıp yapılmadığı hususlarına ilişkindir. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.  <br>\tYapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru kapsamında  9,14,16,18,25 ve 35.sınıf mal ve hizmetlerin bulunduğu, davacının itirazına ve davaya mesnet 2015/67407 sayılı \"... Eğitim Kurumları\" ibareli markasının tüm mal ve hizmet sınıflarında tescil edildiği, buna göre taraf markaları arasında SMK'nın 6/1.maddesi anlamında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği tespit edilmiştir.<br>\tİşaretlerin karşılaştırılmasına gelince; davacı tarafın markalarının asli unsurunu \"...\" ibaresi oluşturmaktadır. Dava konusu davalı markası ise \"... ...+şekil\" ibareli olup, tertip tarzı itibariyle öne çıkan \"... ...\" ibaresi markanın asli unsuru konumundadır. Her ne kadar dava konusu başvuruda alt alta yazılmış \"... ...\" ibaresini yarım daire biçiminde çevreleyen, güneş biçiminde stilize edilen, sarı renkte kısa ve uzun çizgilerden oluşan şekil unsuruna yer verilmiş ise de, tertip tarzı itibariyle şekil unsuru tali konumdadır. Taraf markalarında ortak olarak yer alan \"...\" ibaresi ayırt edici niteliği haiz olup, bu ibarenin, davalı markasında da aynen asli unsur olarak kullanılması, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerliğe yol açmaktadır. Davalı markasında \"...\" ibaresinin de asli unsur olarak kullanıldığı görülmekte ise de bu ibarenin \"...\" ibaresine vurgu yaptığı, dolayısıyla vurgunun \"...\" ibaresi üzerinde toplandığı, sonuçta dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı kanaatine varılmış ve taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu kabul edilmiştir.  \t <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br><br>\tHer ne kadar davacı tarafça, tanınmışlık ve kötü niyet vakıalarına da dayanılmış ise de, dava konusu başvuru, kapsamındaki tüm sınıflar itibariyle SMK'nın 6/1.maddesi uyarınca davacı markaları ile benzer bulunduğu gibi, her iki iddianın da dosya kapsamındaki delillerle ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br><br><br><br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 03/06/2021 gün ve 2019/199 Esas - 2021/182 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile Türk Patent ve Marka Kurumunun 18/03/2019 tarih ve 2019-M-2287 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t3- Dava konusu başvuru tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile kalan 383,20-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 211,50-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan  114,00-TL tebligat ve posta ücreti, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.346,20- TL yargılama giderine, 44,40-TL peşin harç, 44,40-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 2,435,00-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 11/10/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2024\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"276d6ee32b7d6e45","SID":"8f5011363e863984"}}