{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/216 Esas<br>KARAR NO:2024/1638<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:12/10/2022<br>NUMARASI:2021/552 Esas, 2022/203 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Meni, Refi, Markanın Hükümsüzlüğü<br>KARAR TARİHİ: 24/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin, grup şirketi olan dava dışı .... Şti.'den \"...\" markasını 11.12.2020 tarihinde tam devir aldığını, ... no. 09/09/2020 tescil tarihli marka tesciliyle ... nezdinde davacı adına tescilli olduğunu, dava dışı grup şirket .... Şti. de aynı zamanda ..., ..., ... tescil no.lu markaların sahibi olduğunu, davacının uzun yıllardır tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini Türkiye genelinde spor giyim ve aksesuarları alanında faaliyet göstermekte olan bir elektronik ticaret sitesi oluşturduğunu, davacının \"...\" markasını internet sitesinde, işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, hizmet kalitesiyle haklı bir üne kavuşarak tanındığını, pazar payına sahip olduğunu, davalının ise yine spor giyim ve aksesuarları sektöründe faaliyet göstermekte ve davalının \"...\"ını 25. Sınıfta 17.02.2021 başvuru tarihi, ...no., ... tescil tarihi ile tescil ettirdiğini, \"...\" ibaresini sattığı ürünlerinde ve internet sitesinde kullandığını, davalının kullanımlarının davacının tescilli markalarına açık bir tecavüz oluşturduğunu, davacının tescilli markasının Türkçe anlamını (...(İngilizce) = ... (Türkçe)) olup davacının izni olmaksızın davalı tarafından mal ve hizmetlerinde kullanıldığını, davacının sosyal paylaşım siteleri ile kendi kullanmış olduğu paket ve poşetlerde  ... ibarelerini kullandığını, kullanımın iltibas yarattığını, davacının tescil ettirdiği marka adıyla \"...\" alan adını kullanmakta iken, davalının da \"....\" adını alarak davacının markasının birebir Türkçe çevirisini kullandığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davalı ...'in işe giriş-çıkış belgelerinden de görüleceği üzere davalının davacının eski çalışanı olduğunu, davacı şirketten 04.06.2020 tarihinde ayrıldıktan sonra davacı markasının Türkçe çevirisini 16.08.2021 tarihinde tescil ettirdiğini, davalının, davacının markasının birebir Türkçe çevirisini kullanması nedeniyle davalının internet sitesine alışveriş yapmak için giren tüketicilerin, söz konusu internet sitesini davalının Türkiye Network'unde kullandığı internet sitesi olduğunu zannettiğini, açıklanan nedenlerle, davalının ... tescil numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne, davalının müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçların ortadan kaldırılmasına, \"...\" ibaresini içeren her türlü reklam afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin üçüncü kişiler elinde olsa dahi imhasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ... marka numaralı \"...\"nde ve \"Yurt Dışı Madrid Marka Başvuru Durum Raporu\"nda \"...\" markasının sahibi olarak dava dışı ..... Şti. yazılı olduğunu, davacının, dava dilekçesinde, her ne kadar, \"...\" markasını dava dışı ... Şti'den 11/12/2020 tarihinde devir aldığını iddia etse de; markanın devir alındığına dair dosyaya herhangi bir belge sunulmadığını, aktif husumet ehliyet bulunmadığını, davacıya ait marka ile müvekkiline ait markayı oluşturan işaretler ve sözcükler aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmadığını, davacının markası aşağıdaki şekil ve sözcük kombinasyonundan oluştuğunu, davalının markasının ise ise sadece \"...\" sözcüklerinden oluştuğunu, davacı ve davalının ürettiği ürünler aynı olmayıp hitap ettikleri müşteri kitlesinin aynı olmadığını, davacıya ait \"...\" ve davalıya ait \"...\" internet sitelerinin incelenmesi halinde; davacının kadın ve erkeklere yönelik tekstil ürünleri ürettiği, malların kullanım amaçları ve alanları, kullanıcıları, malların dış görünüşleri, nitelikleri, malların piyasaya sürülmesinde kullanılan satış teknikleri de aynı veya benzer olmadığını, \"...\" sözcükleri de \"...\" sözcüğünden tercüme edilerek kullanılmadığını, davacıya ait \"...\" markasının, mal ve hizmetler için yaygın bir ad haline gelmediğini, \"...\" markasının, uluslararası veya ülke çapında tanınmış bir marka olmadığını, markanın dünyada ve ülkemizdeki ortalama tüketici nezdinde bilinirliği ve tanınırlığı bulunmadığını, \"...\" kelimesinin Türk dilinde 29 değişik anlama geldiğini, \"...\" sözcüğünün bu anlamlardan sadece bir tanesi olduğunu, Türkiye nüfusunun sadece % 2.3'ü İngilizce bildiğini, nüfusumuzun % 97.3'ü İngilizce bilmeyip \"...\" sözcüğünün Türkçe anlamını dahi bilmediğini, yabancı dilde kullanılan bir sözcüğün başka bir ülkede marka için kullanılıp kullanılmayacağının değerlendirmesinde, söz konusu sözcüğün ortalama tüketici nezdindeki algısının önemli olduğunu, \"...\" sözcüğünün ortalama tüketici nezdinde bir algısının olmadığını, somut olayda, dava konusu markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığını, ve ortalama tüketici nezdinde markaların bıraktığı genel intibanın da aynı olmadığını, somut olayın yukarıdaki faktörler kapsamında değerlendirilmesi halinde, dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, hükümsüzlük koşullarının mevcut olmadığı gibi tecavüz eyleminin de mevcut olmadığını, davanın öncelikle aktif husumet yokluğundan veya esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:İLk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinafında özetle;Davalıya ait “...” markası kötü niyetle tescil edilmiş olup hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, “...” markası bilinen ve aranan bir marka haline geldiğini, “...” markasının sahibi ... ise müvekkili şirketin eski çalışanı olduğunu, “...” markasının kavramsal olarak birebir aynısını tescil ettirdiğini, müvekkilinin tüketici kitlesinden faydalandığını aynı dağıtım kanallarını kullanıldığını, aynı pazarlama yöntemlerini seçmekte davaya konu markayı yine bir elektronik ticaret sitesi yoluyla işlettiğini, mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin yerinde olmadığını, ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak tanınmış olsun ya da olmasın başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik yapılan tesciller kötü niyetli tescil olduğunu, başkasının markasını tescil ettiren kimsenin kötü niyetli olarak kabul edilebilmesi için markanın mutlaka tanınmış olması gerekmediğini, Tanınmış olmasa dahi sırf başkasına ait bir markadan bir şekilde yararlanmaya dönük ve marka sahibinden habersiz gerçekleştirilen tescillerin, özünde birer kötü niyetli tescil olduğunu, Yargıtay'ın içtihatlarının bu yönde olduğunu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali olduğunu, dava konusu \"...\" markası, müvekkilin “...” markasıyla kavramsal olarak birebir aynı olmasının yanı sıra aynı mallar için tescil edildiğini ve markaların ilgili tüketici kitlesi de aynı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı işletme arasında idari/ekonomik açıdan bağlantı olduğu intibasını uyandırdığını ve davalının müvekkile ait \"...\" markasının yerel markası olduğu izlenimini verdiğini, Rapora itiraz ettiklerini, ek rapor talebinin reddedildiğini, markaları arası benzerlik olduğunu,Markaya tecavüz koşullarının oluştuğunu,  SMK md. 155 uyarınca marka sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceğini, belirterek kararın kaldırılmasını, SMK md. 6/1 md. 6/9 ve md. 25/1 ve uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve davalı yan tarafından “...” markasının kullanımının müvekkil markasına tecavüz ettiğinin tespiti ile önlenmesine ilişkin karar verilmesini talep etmiştir.<br>İNCELEME:-TPMK kayıtlarına göre;  davacının ... numaralı \"....\" ibareli markasının 18,25,35 sınıfta 12.12.2019 dan itibaren tescillidir.- Davacının grup şirketine ait olduğun belirttiği markalar; ... numaralı ... ibareli 18,25, 35 sınıfta 13.09.2019'dan itibaren, .. numaralı ... ibareli markası 18,25 ve 35.sınıfta 13.09.2019'dan itibaren, ... numaralı .... markası 18,25 ve 35.sınıfta 13.09.2019 tarihinden itibaren tescillidir.- Hükümsüzlük istemine konu ... numaralı \"...\" ibareli marka 25.sınıfta; \"koruyucu amaçlı olanlar hariç  her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularla, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler \" emtiası yönünden 17.02.2021'den itibaren davalı adına tescillidir.- Marka vekili ..., marka vekili ..., tekstil mühendisi ... raporlarında; \"... no ile tescilli ... markasının davacı adına Türk Patent nezdinde 18/25/35. Sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerde tescilli olduğu, ...no ile tescilli .... markasının davalı adına Türk Patent nezdinde 25. Sınıfta yer alan mallar için tescilli olduğu, davacının ... no ile tescilli  ... markası ile davalının ... no ile tescilli  ...markasının görsel ve fonetik olarak benzer olmadığı, sözkonusu markaların 25. Sınıftaki emtiaların hitap ettiği orta düzeydeki tüketici nezdinde benzer olmadıkları, iltibas meydana gelme ihtimalinin de mevcut olmadığı, davalının kullanımlarının ise ... no ile tescilli  ... markasından farklı şekilde ... olarak kullanılmış olduğu, kullanımların 25. Sınıfta yer alan “Dış giysiler” üzerinde bu markayı taşıyan emtiaların müşterilere ulaştırılması hizmetlerinde kullanıldığı, davacının ...tescilli markası ile davalının ... şeklindeki kullanımları karşılaştırıldığında, görsel ve fonetik olarak farklı olduğu , farklı dildeki kavramsal benzerliğin ise Türkiye’deki orta düzeydeki tüketici nezdinde fark edilip, iltibas yaratmayacağı, marka hakkına tecavüzün koşullarının mevcut olmadığı\" yönünde görüş bildirmişlerdir.<br>GEREKÇE: Dava, benzerlik ve kötüniyet iddiasına dayalı olarak ... Markasının hükümsüzlüğü ile davalının kullanımlarının markaya tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davacının \"...\" ibareli markası ile davalının \"...\" ibareli markaları aynı emtia sınıfında tescilli ise de; bilirkişi raporunda yerinde olarak tespit edildiği üzere ... ibaresinin halk arasında bilinen bir yabancı kelime olmadığı, markalar arasında benzerlik olmadığı, markalar arasında benzerlik olmadığından davalının davacının eski çalışanı olmasının tek başına tescilde kötüniyetin ispatı için yeterli kabul edilemeyeceği, davalının \" ... \" şeklinde kullanımının ortalama tüketici nezdinde davacı markası ile iltibas yaratmayacağı dikkate alındığında mahkemece ek rapor talebinin ve davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60-TL harçtan, peşin yatırılan 179,90-TL'nin mahsubu ile bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.24/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3f6db35ae28adfbe","SID":"7d94e7971415e52d"}}