{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2024/1169 Esas <br>KARAR NO:2024/1404 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET   MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/1089 Esas -  2019/1045 Karar <br>TARİHİ:07/11/2019 <br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:26/09/2024 <br>Dairemizden verilen 09/06/2022 tarih ve 2020/893 Esas - 2022/924 Karar sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/03/2024  tarih ve 2022/5073 Esas -2024/2214 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla; dosya incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkilinin 01.08.2018 tarihinde davalıdan ... sipariş numarası ile monoetilen glikolü 101.000,00 USD ile ... sipariş numarası ile gliserin %99,7 USD’yi 44.500,00 USD bedel ile toplamda 145.000,00 USD bedelde almaya ve doların 4,9087 kurunda olması hususunda anlaşmaya vardığını, müvekkilinin sözleşme gereği ürünlerin bedelini 01/08/2018 tarihinde ... Bankası 92.774,71 TL, 01/08/2018 tarihinde ... 250.000,00 TL, 01/08/2018 tarihinde ... 300.000,00 TL, 02/08/2018 tarihinde ...bank 200.000,00 TL olmak üzere toplam 842.774,71 TL ödeme yaptığını, davalı tarafın malzemelerin 51.887,90 USD’lik kısmını faturası ile müvekkiline teslim ettiğini, malzemelerin kalan kısmına ilişkin davalı tarafından herhangi bir teslimat yapılmadığı gibi USD kurunda artış olması sebebiyle kalan ürünlerin teslim edilmeyeceği belirtilerek ürünlerin bedeli olan 588.072,56 TL bedelin 10.08.2018 tarihinde müvekkile iade edildiğini, davalı tarafın 10.08.2018 tarihinde hukuka aykırı olarak herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi feshettiğini, söz konusu malzemelere dayalı olarak üretim müvekkili tarafından planlamaların yapıldığını, herhangi bir ön bildirimde bulunulmaksızın sözleşmenin feshedilmesinin  planlamaların sonlandırılamamasına sebebiyet verdiğini, alınan siparişlerle üretime başlanmış olması ve sonrasında davalı tarafından hammaddenin teslim edilmemesi ve müvekkilinin siparişlerin teslimini yapamaması sebebiyle müşterilerini kaybettiğini, malzemelerin başka firmadan temin sürecinin uzun ve hammaddenin sözleşme tarihinde alınandan daha maliyetli olduğunu, sürecin uzamasından meydana gelen tüm zararlardan davalının sorumlu olduğunu, davalının hammaddeyi teslim edeceğine ilişkin güvenine istinaden üretim hacmi, sipariş oranında arttırıldığını, davalı tarafından kısmi ifa yapılması ve kalan kısmın gerektiği şekilde ifa edilmemesi ve sözleşmenin davalı tarafından hukuka aykırı olarak feshi sebebiyle uğranılan zararların hesaplanması gerektiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi sebebiyle müvekkilinin kur farkından dolayı 300,00 TL, yoksun kalınan kar için 300,00 TL, Sözleşmenin hukuka aykırı feshinden dolayı 400,00 TL. uğradığı zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla bilirkişi raporundan sonra ıslah edilmek üzere davanın kabulüne, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  taraflar arasında 01/08/2018 tarihli USD kurunun 4.9087 TL olarak belirlenmesine ve bu doğrultuda davalı şirket tarafından emtia gönderilmesine ilişkin herhangi bir anlaşma ve mutabakat bulunmadığını, davacı şirkete müvekkili şirket tarafından 03/06/2018 tarihinde 100 ton gliserin ve 100 ton MEG teslimi için 03/06/2018 tarihinde e-posta yolu ile bir teklif verildiğini, teklif mailinde teklifin 06/07/2018 tarihinde kadar geçerli olduğu ve ödemenin peşin yapılması gerektiğinin belirtildiğini, teklif sonrası davacı şirketin müvekkili davalı şirketten 100 ton gliserin için tekrar teklifte bulunulmasını talep ettiği, bunun üzerine 11/06/2018 tarihinde tekrar fiyat ve teslimat teklifinin yine e-mail yolu ile verildiğini ve ödemenin peşin yapılmasının istendiği, taraflar arasındaki mutabakata göre ödemenin malın sevk edilmesinin talep edildiği gün ...B tarafından açıklanan USD satış kuru üzerinden yapılacağı konusunda anlaşıldığını, teslimatların 25-25 tonluk tanker veya filekslerle yapılacağını, 31/07/2018 tarihinde her hafta bir tanker teslim edilmek ve fiili sevkiyat tarihlerindeki ....B kurları üzerinden ödenmek kaydıyla karşılıklı mutabakat sağlandığını, davalı tarafından müvekkili şirkete bu hususta sözleşme taslağı gönderildiğini, davacı tarafından mutabakata aykırı olarak müvekkili şirket hesaplarına 01/08/2018 ve 02/08/2018 tarihlerinde toplam 842.274,71 TL ödeme yapıldığını, davacı şirketin muhasebesinin sözlü talebi üzerine davalı şirket ile ilgili satış destek birimi tarafından malın aynı gün tamamının sevk edileceği varsayımı ile hesap özeti gönderildiğini, davacı firma yetkilisi ...'a ödemenin bu şekilde alınmayacağının bildirildiğini, finansal konuları firma sahibinin yönettiği, kurların da artmış olduğu süreçte  konuyu kendisine aktarılacağının bildirildiği, davalı müvekkili şirket tarafından davacının ilk parti talebine istinaden 03/08/2018 günü 1 tanker MEG ve bir tanker gliserin sevk ve teslim edildiğini, firma sahibi beklenirken kurun 5,15 seviyelerine yükseldiğini, önceleri firma sahibinin beklenmesi gerektiği belirtilmişken takip eden günlerde kurların daha da artmasıyla söylem değişikliği yapılarak müvekkili şirketle görüşme yapmayacaklarının bildirildiğini, ilgili günde ödemenin tamamının yapıldığı belirtilerek mutabakatın hilafında ay içinde istedikleri haftalarda malı talep edebilecekleri belirtilerek görüşmelerin sonlandırıldığı, Dolar kurunun öngörülemez şekilde artması üzerine hafta sonu nasıl bir gelişme olacağı ve takip eden pazartesi gününe nasıl bir piyasa ile karşılaşılacağı kestirilemediğinden davacı firmanın bilgilendirilip kalan tutarın hesaplarına iade edildiğini, dolar kuruna yapılan saldırılar neticesinde olağanüstü dönemde karşılıklı görüşmeler ile her iki taraf açısından uygun olacak şekilde sözleşme ve tekliflerde belirtildiği üzere fiili sevk tarihlerindeki kurlar üzerinden yapılması gerekirken eldeki dava ile davacı tarafından yeni bir kazanç kapısına dönüştürülemeye çalışıldığı ve haksız menfaat elde edilmeye çalışıldığını, parçalı sevkiyat talebinin davacıdan geldiğini, davacının mutabakata aykırı olarak 0108/2018 ve 02/08/2018 tarihinde ödeme yaptığını, bu durumun daha önce yapılan mutabakat ve anlaşmalara aykırı olmakla kendilerine yeni bir icap niteliğinde olduğunu, ödemenin akşam saatlerinde yapılmasının politik gelişme duyumlarına dayalı yapıldığını gösterdiğini, aynı dönemde ABD'nin ülkeye açtığı ekonomik savaş nedeni ile USD kurunun sürekli artmakta olduğunu, bu durumun mücbir sebeplerden sayılması gerektiğini, müvekkilinin kendisine yapılan icaptan makul süre içerisinde dönmüş ve taahhüt ettiği ilk kısım sevkyatının teslim edildiğini, buna ilişkin bedelin mahsup ederek davacının yeni icabını kabul etmeyerek eldeki bakiyeyi mümkün olan en kısa zamanda iade ettiğini beyanla haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/11/2019 tarih ve 2018/1089 Esas - 2019/1045 Karar sayılı kararında;\" Dosyada mevcut tüm delillerin incelenerek değerlendirilmesinde; Hükme esas alınan 27/08/2018 tarihli bilirkişi heyeti raporu dayanak yapılarak; Taraflar arasında elektronik konuşmalarla alım satım hususunda mutabakata varılmış ise de sözleşmenin kurulması ve geçerlilik kazanması için son sözün yurt dışında bulunan davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edildikten sonra kesinlik kazanacağı belirtilerek imzalanmadığı, sözleşmenin bu nedenle hukuken geçerlilik kazanmadığı, taraflar arasında geçerli bir sözleşme olmamasına rağmen davacı şirket tarafından davalı şirketin hesabına 01/08/2018 tarihinde ve 02/08/2018 tarihinde toplam 842.774,71 TL havale yapıldığı, davalı şirket tarafından 03/08/2018 tarih ve ... numaralı fatura ile 120.732,83 TL'lik gliserin ve 03/08/2018 tarih .... numaralı fatura ile de 133.969,32 TL'lik mono etilen glikon sevkiyatı aynı tarihli irsaliyeler ile gönderilmiştir. Davalı şirket tarafından ilk sipariş edilen ürün fiyatından fazla hesaba yatırılan 588.072,56 TL fazla havale, 10/08/2018 tarihinde davacı şirket hesabına iade edilmiştir.Taraflar arasında gliserin alımı hususunda 31/07/2018 tarihli mail ile mutabakat sağlandığı, davacı tarafın teklif aldığı 100 ton gliserinin ağustos ayında haftalık şekilde ön ödemeli olarak ve teslim tarihindeki ... dolar kurundan kararlaştırıldığı, davacının davalı hesabına 01/08/2018 ve 02/08/2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının mutabakat gereği 03/08/2018 tarihinde fatura karşılığı malları teslim ettiği, 10/08/2018 tarihinde dolar kurunda ani yükseliş olduğu, davacının önceden yatırdığı tutar karşılığı 4.9087 TL sabit kur üzerinden mal talep ettiği, davalının ise teslim tarihindeki kurdan mal teslimi yapacağı, davacının kur artışını kabul etmediğinden mutabakatın davalı tarafından haklı olarak feshi ile hesabındaki 588.072,56 TL'yi davacı hesabına iade ettiği,  2018 yılı ağustos ayı içerisinde ABD'nin ülkemize uyguladığı ekonomik yaptırımlar nedeni ile kurdaki artışın mücbir sebep olduğu anlaşılmakla, davacının davasının reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..\"gerekçesi ile, Davacının davasının REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,TBK 1.maddesi kapsamında taraflar arasında sözleşme kurulduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında hem sözleşmenin kurulmadığı, hem de davalı yönünden sözleşmenin ifasında mücbir sebebin bulunduğunu belirtmesi, eş zamanlı olarak birlikte yer verilemeyecek mahiyette ifadeler olduğunu, söz konusu durumların aynı kararda birlikte ifade edilmesi açık bir çelişkinin varlığını ortaya koymakta ve verilen kararı hukuka aykırı kıldığını, Davalı şirket çalışanlarına gönderilen maillerin mahkeme dosyasına sunulduğunu, Davalının edimini ifa etmemesinde mücbir sebep bulunmamakta olup, sözleşmenin hukuka aykırı feshi söz konusu olduğunu, Davalı tarafça söz konusu üretiminin devlet tarafından getirilen düzenlemelerle kısıtlanması, afet vs sebeplerle durdurulması gibi bir durum söz konusu olmadığından mücbir sebep bulunmadığını, uyuşmazlıkta imkansızlık söz konusu olmayıp davalı şirketten alınacak olan ürünlerin bedeli noktasında uyuşmazlık bulunmakta, üretimsel bağlamda herhangi bir sorun bulunmadığını, davalı taraf her ne kadar iddialarında doların artmasından kaynaklı olarak teslimatın yapıldığı tarih itibariyle kur üzerinden ödemenin yapılması gerektiğini tarafımıza bildirmiş olduğunu ve taraflarınca kabul edilmediğini iddia etse de bu hususla ilgili herhangi bir delil ibraz etmediği, ispat yükünün gereklerini yerine getirmediğini, Dolardaki artış 10.08.2018 tarihinde yani müvekkilince ödeme yapılan 01.08.2018 tarihinden 9 gün sonra gerçekleştiğini, müvekkilinin; dolardaki artışı ve Amerika'nın ülkemize karşı uyguladığı yaptırımları öncesinden öngörmesinin mümkün olmadığını, Söz konusu dosyada mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırılık akdettiğini ve denetime elverişsiz olduğunu, Sözleşmenin kurulup kurulmadığı iddiası hukuki ihtilaf niteliğinde olduğundan mahkeme hakimi tarafından değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması gereken iddia niteliğinde olduğunu, bilirkişinin hakimin yerine geçerek hukuka aykırı olarak sözleşmenin kurulup kurulmadığı hususunda değerlendirmede bulunduğunu, rapora itiraz edildiğini ancak mahkeme tarafından reddedildiğini, Mahkeme tarafından müvekkilinin uğramış olduğu zararlara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığını,Malzemelerin başka firmadan temini süreci uzun ve hammadde sözleşme tarihinde alınandan daha maliyetli olduğundan ve üretim sürecini uzattığından meydana gelen tüm zararlardan davalının sorumluluğu söz konusu olduğunu, Davalı tarafından kısmi ifa yapılması ve kalan kısmın gerektiği şekilde ifa edilmemesi ve sözleşmenin davalı tarafından hukuka aykırı olarak feshi sebebiyle uğranılan zararların müspet ve menfi olarak bilirkişi tarafından hesaplanması gerekmekte olduğunu, Ayrıca TTK  20/2  bendi  kapsamında davalı  basiretli tacir olmanın gereklerini yerine getirmediğini, Sözleşmenin hukuka aykırı feshi sebebiyle uğranılan zararların neler olduğu ve ne şekilde hesaplanmasına gerektiğine dair Yargıtay kararları sunulduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2012/10547 E. 2014/1508 K. 23.1.2014 tarihli kararı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/5513 E. 2018/1248 K. 29.3.2018 tarihli kararı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/9418 E. 2017/17806 K. 19.12.2017 tarihli kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2016/7975 E. 2018/3256 K. 7.5.2018 tarihli kararı,)Söz konusu sebeplerle müvekkilini uğradığı kar kaybı, kur farkından kaynaklanan zararı ile sözleşmenin hukuka aykırı feshinden doğan menfi zararlarının tazmini talepli olarak işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davalı ile müvekkili arasında yapılan sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshi sebebiyle müvekkilinin uğradığı zararların fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla bilirkişi raporundan sonra ıslah edilmek üzere davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DAİREMİZİN İLK KARARI:Dairemiz  09/06/2022 tarih ve 2020/893 E- 2022/924 K sayılı ilk kararı ile; \"...HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, sözleşmenin hukuka aykırı olarak feshinden kaynaklı menfi zarar, kur farkından kaynaklanan zarar, yoksun kalınan kardan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Davacı tarafça, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ileri sürülmüştür.Mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığı, taraflar arasında hukuka uygun sözleşme kurulup kurulmadığı, edimlerin yerine getirilip getirilmediği şeklinde tesbit edildiği anlaşılmıştır.Sözleşmede alıcı olarak davacı şirket isminin yazılı olmayıp ... A.Ş. yazılı olduğu, dava dilekçesinde belirtilen ödemelerin dava dışı ....A.Ş. Tarafından davalı hesabına gönderildiği, davalı tarafından düzenlenen faturalarda alıcının davacı şirket olarak yazılı olduğu, davalı tarafça yapılan para iadesinin dava dışı gönderen ... A.Ş. adına gönderildiği, dosya kapsamından sözleşmenin tarafının davacı olmadığı yönünde iddia ve savunma olmadığı gibi dava tarihinden sonra davacı şirketin dava dışı ...A.Ş. ile birleştiği İTO internet sayfasından alınan sicil kaydının incelemesinden anlaşılmıştır.6098 Sayılı TBK. 'nun 4 maddesinde; '' Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir.6098 Sayılı TBK. 'nun 6 maddesinde ise; '' Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalı tarafça gönderilen sözleşme önerisinin davacı tarafça reddedilmediği ve sözleşme  ilişkisinin  kurulduğu anlaşılmıştır.Sözleşmede, 100 Ton MEG/Dökme gliserin satışının Ağustos Ayı içerisinde parçalı olarak satış yapılacağı ve ödemenin  fiili sevk tarihindeki ... Döviz Satış Kuru üzerinden TL. Olarak ödeneceğinin düzenlendiği,  davacının davalı hesabına 01/08/2018 ve 02/08/2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının ise 03/08/2018 tarihinde  2 adet toplam 254.702, 15 TL. Lik fatura karşılığı malları davacıya teslim ettiği ve davalının satış bedelini sözleşme hükmüne göre teslim tarihindeki kurdan davacı tarafından yapılan ödemeden tahsil edilerek bakiye 588.072,56 TL. 'nin 10/08/2018 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına iade edildiği, aksinin davalı tarafça kabul edilmediği gibi aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafça,  taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun da  ispatlanamadığı anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm  gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davacı vekilinin istinaf sebepleri ilk derece mahkemesinin gerekçesi ve değerlendirilmesine göre yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle,  davacı  vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\" gerekçeleri ile; \"Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,\"karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. <br>YARGITAY BOZMA İLAMI:Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/03/2024 tarih ve 2022/5073 Esas - 2024/2214 Karar sayılı kararı ile; \"1.6100 sayılı Kanun'un \"Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar\" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise,  Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir. 2. Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak İlk Derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi  gerektiğine  hükmeden Bölge  Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile  benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.3. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, hükmün gerekçe kısmında öncelikle yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporunun benimsendiği ve hükme esas teşkil ettirildiği belirtilerek taraflar arasında elektronik konuşmalarla alım satım hususunda mutabakata varılmış ise de sözleşmenin kurulması ve geçerlilik kazanması için son sözün yurt dışında bulunan davalı şirket yetkilisi tarafından kabul edildikten sonra kesinlik kazanacağı belirtilerek imzalanmadığı, sözleşmenin bu nedenle hukuken geçerlilik kazanmadığı belirtilmiş gerekçenin devamında ise zikredilen gerekçeyle çelişki oluşturacak şekilde taraflar arasında gliserin alımı hususunda 31.07.2018 tarihli mail ile mutabakat sağlandığı, davacı tarafın teklif aldığı 100 ton gliserinin ağustos ayında haftalık şekilde ön ödemeli olarak ve teslim tarihindeki ... dolar kurundan kararlaştırıldığı, davacının davalı hesabına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının mutabakat gereği 03.08.2018 tarihinde fatura karşılığı malları teslim ettiği, 10.08.2018 tarihinde dolar kurunda ani yükseliş olduğu, davacının önceden yatırdığı tutar karşılığı 4.9087 TL sabit kur üzerinden mal talep ettiği, davalının ise teslim tarihindeki kurdan mal teslimi yapacağı, davacının kur artışını kabul etmediğinden mutabakatın davalı tarafından haklı olarak feshi ile hesabındaki 588.072,56 TL'yi davacı hesabına iade ettiği,  2018 yılı ağustos ayı içerisinde ABD'nin ülkemize uyguladığı ekonomik yaptırımlar nedeni ile kurdaki artışın mücbir sebep olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise yazılı olduğu şekilde  İlk Derece Mahkemesinin taraflar arasındaki sözleşmenin kurulamadığına ilişkin gerekçesinin tam aksine taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu belirtildikten sonra sözleşmede, 100 Ton MEG/Dökme gliserin satışının Ağustos Ayı içerisinde parçalı olarak satış yapılacağı ve ödemenin fiili sevk tarihindeki ... Döviz Satış Kuru üzerinden TL olarak ödeneceğinin düzenlendiği, davacının davalı hesabına 01.08.2018 ve 02.08.2018 tarihlerinde 842.774,71TL yatırdığı, davalının ise 03.08.2018 tarihinde  2 adet toplam 254.702, 15 TL'lik fatura karşılığı malları davacıya teslim ettiği ve davalının satış bedelini sözleşme hükmüne göre teslim tarihindeki kurdan davacı tarafından yapılan ödemeden mahsup edilerek bakiye 588.072,56TL'nin 10.08.2018 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına iade edildiği, aksinin davalı tarafça kabul edilmediği gibi aksinin davacı tarafça ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafça,  taraflar arasında yeni bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun da  ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm  gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esası hakkında İlk Derece Mahkemesinden tamamen farklı bir gerekçe ortaya konulmuş ve neticeten davanın ortaya konulan bu yeni gerekçe sebebiyle haksız olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu hale göre,  Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.\" gerekçesi ile,\"Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA,\"şeklinde karar verilmiş olup; Dairemizce duruşma yapılarak, usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, sözleşmenin hukuka aykırı olarak feshinden kaynaklı menfi zarar, kur farkından kaynaklanan zarar, yoksun kalınan kardan kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı tarafça, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği ileri sürülmüştür.Mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığı, taraflar arasında hukuka uygun sözleşme kurulup kurulmadığı, edimlerin yerine getirilip getirilmediği şeklinde tesbit edildiği anlaşılmıştır.Sözleşmede alıcı olarak davacı şirket isminin yazılı olmayıp .... A.Ş. yazılı olduğu, dava dilekçesinde belirtilen ödemelerin dava dışı ... A.Ş. Tarafından davalı hesabına gönderildiği, davalı tarafından düzenlenen faturalarda alıcının davacı şirket olarak yazılı olduğu, davalı tarafça yapılan para iadesinin dava dışı gönderen .....A.Ş. adına gönderildiği, dosya kapsamından sözleşmenin tarafının davacı olmadığı yönünde iddia ve savunma olmadığı gibi dava tarihinden sonra davacı şirketin dava dışı ......A.Ş. ile birleştiği ... internet sayfasından alınan sicil kaydının incelemesinden anlaşılmıştır.Davalı taraftan ... tarafından davacı tarafa 31/07/2018 tarihinde saat 10:56:13' de gönderilen mailde;'' .../...,Dün akşam ...'le görüşmemizde; 100 Ton MEG/Dökme - (Ağustos teslim) alımı konusunda sözlü teyidi üzerine ekteki sözleşme taslağını bilgilerinize gönderiyorum.Miktar ve diğer detaylarla ilgili görüşleriniz olursa  ayrıca konuşuruz.İncelemelerinize sunar, her iki taraf için hayırlı olmasını dilerim.'' Şeklinde e posta gönderildiği anlaşılmıştır.Mail ekinde sunulan ALIM-SATIM SÖZLEŞMESİ başlıklı sözleşme incelendiğinde,Taraflar : ... A.Ş. Ve ..... A.Ş. Olduğu görülmüştür.Satıcı:.... A.Ş., alıcının ise .... A.Ş. olduğu, Sözleşmenin Konusu : Anlaşma sağlanan fiyat üzerinden dökme gliserin satışı, 100 Ton MEG/Dökme - 1.015 USD/TON PEŞİN (+ KDV)  olduğu, Teslimat: 100 Ton - Ağustos 2018 ( ay boyunca )   ... / Esenyurt / İstanbul adresine teslim edilecektir.Ağustos Ayı haftalık sevkiyat planı oluşturulup iş bu sözleşmeye ek yapılacaktır. Satıcının sevk; alıcının ödeme planı bu takvim doğrultusunda yapılacaktır.Ödeme Koşulları: Fatura, sözleşmede belirtilen USD fiyatlar, fiili sevk tarihindeki ...B. Döviz Satış Kuru üzerinden TL. Olarak düzenlenecektir.İşin Süresi: 100 Ton - Ağustos 2018 olarak düzenlendiği ve sözleşme altında tarafların imzasının olmadığı anlaşılmıştır.Sözleşmenin 12 maddesinde sözleşmenin feshinin düzenlendiği, buna göre;'' Taraflar, mücbir sebepler dışında 10 günden daha uzun bir süre bu sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği ve/veya iş bu sözleşmede belirtilen niteliklerde ve belirtilen sürede teslim etmediği taktirde karşı taraf, durumu 3 gün öncesinden karşı diğer tarafa yazılı olarak bildirmek kaydıyla sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih hakkına sahiptir,'' hükmü düzenlenmiştir.Davalı taraftan ...tarafından davacı taraftan ...'e  31/07/2018 tarihinde saat 4:19 PM. De gönderilen mailde;'' Merhaba ...,  .......- Miktar konusunda bir farklılık olmayacak ise siparişinizi giriş yapıp teyitini size yönlendireyim. Sözleşmeyi daha sonra, mutabık kaldığımız haliyle karşılıklı imzalarız.- Geri dönüşlerinizi rica ediyorum.'' şeklinde mail gönderilmiştir.Davacı taraftan ...tarafından davalı taraftan ...'a 01/08/2018 tarihinde saat 12:59 PM. De gönderilen mailde;'' ... merhaba, - Miktar konusunda bir farklılık olmayacak. Firma sahibimiz bugün ofis dışında. Yarın kendisinden son onayda alıp size güncelleme geçeceğim, iyi çalışmalar.'' Şeklinde mail gönderildiği anlaşılmıştır.6098 Sayılı TBK. 'nun 4 maddesinde; '' Kabul için süre belirlenmeksizin hazır olan bir kişiye yapılan öneri hemen kabul edilmezse; öneren, önerisiyle bağlılıktan kurtulur.Telefon, bilgisayar gibi iletişim sağlayabilen araçlarla doğrudan iletişim sırasında yapılan öneri, hazır olanlar arasında yapılmış sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir.6098 Sayılı TBK. 'nun 6 maddesinde ise; '' Öneren, kanun veya işin özelliği ya da durumun gereği açık bir kabulü beklemek zorunda değilse, öneri uygun bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda, taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalı tarafça gönderilen sözleşme önerisi taslağının davacı tarafça reddedilmediği ve bu doğrultuda sözleşme  ilişkisinin -taslak imzalanmasa da- sözlü mutabakatla fiilen kurularak uygulandığı, satış sözlemesinin geçerli olması için de yazılı olarak yapılıp imzalanmasının zorunlu olmadığı anlaşılmıştır.Sözleşmede, 100 Ton MEG/Dökme gliserin satışının Ağustos Ayı içerisinde parçalı olarak satış yapılacağı ve ödemenin  fiili sevk tarihindeki ... Döviz Satış Kuru üzerinden TL. Olarak ödeneceğinin düzenlendiği,  davacının davalı hesabına 01/08/2018 ve 02/08/2018 tarihlerinde 842.774,71 TL yatırdığı, davalının ise sözleşmede kararlaştırıldığı gibi 03/08/2018 tarihinde  2 adet toplam 254.702, 15 TL. Lik fatura karşılığı malları davacıya teslim ettiği ve davalının satış bedelini sözleşme hükmüne göre teslim tarihindeki kurdan davacı tarafından yapılan ödemeden tahsil edilerek bakiye 588.072,56 TL. 'nin 10/08/2018 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına iade edildiği ihtilafsız olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın satış bedelinin hangi tarihteki kur üzerinden tahsil edileceği hususundan kaynaklandığı, imzalanmamış olmasa da sözlü mutabakatla fiilen uygulamaya konulan sözlemede açıkça \"Ödeme Koşulları: Fatura, sözleşmede belirtilen USD fiyatlar, fiili sevk tarihindeki ... Döviz Satış Kuru üzerinden TL. Olarak düzenlenecektir.\" şeklinde ödemenin fiili sevk tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplanıp tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı halde davacı tarafça sözleşmeye aykırı olarak ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme yapılmak istendiği, bu talebin davalı tarafından kabul edilmediği gibi aksinin yani ödeme tarihindeki kurdan hesaplanması gerektiği iddiasının davacı tarafça da ispat edilemediği, ayrıca davacı tarafça, taraflar arasındaki  mail yazışmalarına konu sözleşme dışında başka bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun da  ispatlanamadığı, dolaysıyla davalının sözleşmeyi fesih etmekte haklı olduğundan, davacının haksız fesih nedeniyle alacak veya tazminat talep hakkı olmadığı anlaşılmakla; Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine hatalı olmuştur.Dairemizce bozmaya uyularak yeniden karar verildiğinden, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5073 Esas - 2024/2214 Karar sayılı 19/03/2024 tarihli ilamı dikkate alınarak, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile,  HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında gerekçenin değiştirilerek davanın reddi yönünde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 07/11/2019 tarih ve 2018/1089 Esas 2019/1045 Karar sayılı kararının HMK 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak; <br>Davanın REDDİNE, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 2-Harçlar  Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL harçtan peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 391,7‬0-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen harç ve giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına,10-Davalı vekille temsil olunduğundan Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 2.kısım 2.bölüm 17/b maddesi uyarınca takdir olunan 10.200,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair olarak, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/09/2024.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"252385e9f9e27298","SID":"213fe824483cf890"}}