{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/2928 <br>KARAR NO:2024/2785<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ:25/06/2024<br>NUMARASI:2024/424 E .<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ: 22/10/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahke- mesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı kooperatif ile davalılar arasında akdedilen adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesi gereğince, Tekirdağ İli, Ergene İlçesi, .... ada ... parsel nolu taşınmazın 2.700.000,00 TL bedelle davacıya satışı hususunda anlaşmaya varıldığını, bu sözleşme gereğince, sözleşme tarihinde 500.000,00 TL kaparo verildiğini, sonrasında belirli tarihlerde yapılan ödemelerle toplam 1.390.000,00 TL ödendiğini, kapora bedelinin satış bedelinin satış bedeline mahsup edileceğinin belirtildiğini, 700.000,00 TL'nin 12.01.2024 tarihinde kooperatif adına ... tarafından ...'e, 12.10.2023 tarihinde ise ... tarafından ...'e taşınmaz bedeli olarak 100.000,00 TL ödendiğini, ancak sonuçta davalıların sözleşmeden kaynaklanan edim- lerini yerine getirmediğini ve taşınmazın 3. Kişiye devredildiğini, davacı tarafça yapılan ödemelerden bir kısmının iade edildiğini, iade edilmeyen 690.000,00 TL'nin tahsili için davalılar aleyhine Çorlu İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı  dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalıların borca itirazları nedeniyle takibin durduğunu, ancak sonrasında 20.000,00 TL ve 50.000,00 TL olmak üzere toplam 70.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemenin borcun ikrarı mahiyetinde olup tüm borcun ödenmesinin gerektiğini beyanla; öncelikle davalıların taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz tesisini, neticede itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların % 20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatı ile mahkumiyetini talep ve dava  etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi'nce: \"İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesindeki yasal unsurları oluş- madığından ihtiyati haciz isteyenin talebinin REDDİNE\" karar verilmiştir.<br>İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde: Somut olayda, taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin adi yazılı sözleşmenin bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafça ödeme yapıldığı hususunun dosyada mübrez sözleşme ve dekont örnekleri ile ispatlandığını, taşınmazın müvekkiline devredil- memesi üzerine bir kısım ödemelerin iade edildiğini, bakiye kısmın iade edilmesi nedeniyle takibe girişildiğini, davalıların takibe itirazda bulunmasına rağmen bundan sonra da bir kısım ödemelerin iade edildiğini, bakiye borcun tamamen ödenmediğini, alacak muaccel olup rehin ile temin edilme- diğini beyanla ara kararın kaldırılmasını, davaya konu alacağı teminen davalıların mal varlığı üzerine ihtiyati haciz tesisini istemiştir. İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Davada asıl talep, tapulu taşınmazın harici satışı kapsamında ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Davacı, öncelikle alacağını güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir.Mahkemece ihtiyati haciz talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı  noktasındadır.2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;  2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”,Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal  bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Sözleşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.Somut olayda;Davacı kooperatif  ile davalılar ... ve ... arasında Tekirdağ İli, Ergene İlçesi, Esenler ... ada ... parsel nolu taşınmazın 2.700.000,00 TL bedelle davacıya satışı hususunda anlaşmaya varıldığı, bu sözleşme gereğince, sözleşme tarihinde davacı tarafça 500.000,00 TL kaparo verildiği, ayrıca ... tarafından ...'e, 12.10.2023 tarihinde \"Ergene, Esenler, ... ada ... parsel ödeme\" açıklaması ile 100.000,00 TL ve   ... tarafından ...'e 12.01.2024 tarihinde \"... adına kayıtlı Ergene Esenler ... ada ... parselin ödemesi\" açıklaması ile 700.000,00 TL gönderildiği, ancak taşınmazın davacıya devrine ilişkin resmi işlemin yapılmadığı ve taşınmazın dava dışı kişiye satılıp devredildiği hususu dosyada mübrez sözleşme, banka dekontları, ihtarname, tapu kaydı ile yaklaşık olarak ispatlanmıştır.Davacı taraf ödenen paranın bir kısımının iade edildiğini, iade edilmeyen kısım için takip yapıldığını, borçluların itirazına rağmen daha sonra bir kısım daha ödeme yapıldığını, bakiye kısmın ödenmediğini beyanla ihtiyati haciz talep etmektedir. Dosya kapsamına göre, ... tarafından ...'e,  ... tarafından ...'a yapılan ödemelerin dayanak sözleşme ile ilgili olup olmadığı hususu yargılama sırasında toplanacak deliller ile açıklığa kavuşturulacak olup davacı kooperatif tarafından ödendiği yaklaşık olarak ispatlanan 500.000,00 TL'lik kapora  yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiği sonu- cuna  varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda maddi vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında usul ve yasaya aykırılık tespit edilmekle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, tespit edilen eksiklik yargılama gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 md gereğince, esasa ilişkin olarak yeniden aşağıdaki şekilde ara  karar vermek gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf talebinin kabulüyle HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince karar kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1- Davanın kabulüne, Davacı tarafın İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜ ile, İİK'nun 257/2. maddesi gereğince; takdiren 500.000,00 TL ile sınırlı olmak ve ihtiyati haciz işleminden dolayı borçlu ve 3. şahısların uğramaları muhtemel zarar ve ziyana karşılık, bu miktarın % 15'i oranında HMK 87. maddesine uygun nakit veya kesin ve süresiz banka teminat mektubunun iş bu kararın tebliğinden itibaren 1 hafta içinde davacı tarafça dosyaya sunulmak kaydıyla, davalının menkul ve gayrimenkul malları, 3. kişilerdeki hak ve alacakları üzerine işbu dava sonuçlanıncaya kadar  ihtiyati haciz tesisine,2- Teminatın ilk derece mahkemesince alınmasına, teminat yatırıldığında ihtiyati haciz kararından bir suretinin infazı için talep eden davacı tarafa verilmesine,3- Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davacıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine,4- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin esas kararla birlikte mahkemesince değerlendirilmesine,5- İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f1c16ab1c6bb0659","SID":"afe92c644114238b"}}