{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/2878 <br>KARAR NO:2024/2779<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ:16/08/2024 <br>NUMARASI:2024/464 E <br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ:22/10/2024  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket görevlilerince, 25.09.2023 tari- hinde davalının işletmesinde yapılan kontrollerde \"EPTHY madde 42/1(c) bendi uyarınca ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü sistemine müdahale edilerek sayacın eksik ölçüm yapmasını sağladığı, bu şekilde kaçak elektrik kullandığı\" tespit edilmekle ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlen- diğini, ayrıca durumun video görüntüleri ile kayıt altına alındığını, iş bu tutanağa istinaden düzenlenen -mükerrer kaçak kullanımı da gözetilerek- düzenlenen faturalar ödenmediğinden davalı aleyhine .... sayılı dosyası üzerinden takibe girişildiğini, davalının haksız itirazı nedeniyle takibin durduğunu beyanla; alacağı teminen borçlunun hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, itirazın iptaline ve davalının  %20'den aşağı olmamak kaydı ile  icra inkar tazmina- tına mahkum edilmesini  talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesi TK 21. Md. Gereğince27.08.2024 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş, ancak davaya cevap verilmemiştir.İlk Derece Mahkemesi'nce 16.08.2024 tarihli ara karar ile; \"davacının  talebinin esas hakkında yargılamayı gerektirdiği, yargılamayı gerektiren hususta ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, kanunda sayılan şartların gerçekleşmediği \" gerekçesiyle \"İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE \" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu:  Ara karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının kaçak elektrik kullandığı hususunun mü- vekkili şirket çalışanlarınca düzenlenen kaçak elektrik tespit tutanağından kesin olarak anlaşıldığını, Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere bu tutanakların düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitler içerdiğini ve aksi ispat oluncaya kadar geçerli olduğunu, ispat yükünün  tutanağın aksi- ni iddia eden tarafa düştüğünü, kaçak elektrik kullanımının sadece müvekkilini değil faturalarını düzenli olarak ödeyen bütün tüketicilerin mağduriyetine neden olduğunu, alacağın muaccel olduğunu ve rehin ile temin edilmediğini beyanla ara  kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; İhtiyati haciz talep eden kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle borçlu aley- hine icra takibine girişmiş, borçluların takibe itirazı üzerine takip durduğundan itirazın iptaline ilişkin eldeki davayı açmış, ayrıca alacağı güvence altına almak amacıyla ihtiyati haciz talep etmiştir.Mahkemece ihtiyati haciz  talebi reddedilmiş ve bu karar istinafa getirilmiş olmakla, istinaf konusu kararın niteliğine göre, bu aşamada uyuşmazlık ihtiyati haciz koşullarının oluşup oluş- madığı ve yaklaşık ispatın sağlanıp sağlanmadığı  noktasındadır.2004 sayılı Kanun’un “İhtiyati Haciz Şartları” kenar başlıklı 257.maddesi şöyledir: Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1.Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;  2.Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya ken- disi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”, Aynı Kanun’un “İhtiyati Haciz Kararı” kenar başlıklı 258. maddesi;“İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyati haciz talebinin reddi kararı gerekçeli olarak verilir ve bu karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Yüzüne karşı aleyhinde ihtiyati haciz kararı verilen taraf da istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruları öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” hükmünü içermektedir.6100 sayılı Kanun’un “İhtiyati Tedbir Talebi” kenar başlıklı 390. maddesinin (3) numaralı fıkrası; “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” hükmünü içer- mektedir. Anılan maddenin gerekçesinin yaklaşık ispata ilişkin bölümü ise şöyledir; “...Geçici hukukî koruma yargılamasını, asıl hukukî korumadan ayıran diğer bir özellik ispat ölçüsü bakımın- dadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal  bir yargılamada) yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çer- çevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Örneğin, bir alacak davasında taraflardan biri bir sözleşmenin varlığına dayanıyorsa, hâkim bu sözleşmenin varlığı konusunda (mevcut ispat yükü ve delil kuralları çerçevesinde) tam bir kanaate sahip olmalıdır. Yani, zayıf veya kuvvetli bir ihtimal, karar vermek için yeterli değildir. Söz- leşmenin varlığı konusunda tam kanaat uyanmazsa, o zaman, ispat yükü kendine düşen tarafın aleyhine bir karar verilmesi gerekir. Ancak, kanun koyucu, bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hâkime, bu durumu belirterek, ispat ölçüsünü düşürme imkânı ver- miştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön, karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin müm- kün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukukî korumalara özelde ihtiyatî tedbire ve ihtiyatî hacze karar verilirken, haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulu- nandan teminat alınması öngörülmüştür. Geçici hukukî korumalarda, bazen karşı tarafın dinlen- memesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle, yaklaşık ispat yeterli görülmüştür. Bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından bir yenilik getiril- memekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak, doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış, ayrıca burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı vurgulanmak istenmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; \"İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar.\"Özel hukuk tüzel kişisi olan talep eden şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tara- fından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir (Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E- 2023/954 sayılı ilamları  da aynı yöndedir.). Davacı dava dilekçesinde atıf yaptığı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 25.03.2024 tarih ve 2024/83 Esas, 2024/1218 Karar sayılı ilamında gerekçeleri belirtilmek suretiyle kaçak elek- trik tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli belgelerden olmadığı, kaçak elektrik enerjisi tüketi- minin tespit edilmesinde, ilgili tüzel kişinin tespitini doğru bulgu ve belgelere dayandırması ve tüketici haklarının ihlal edilmemesinin esas olduğu, ispat yükünün  kaçak elektrik kullandığı yönündeki tespite dayanarak davaya konu bedeli talep eden şirkete ait olduğu, kaçak elektrik kullanımının çeşitli yön- temlerle yapılabilmesi nedeniyle tespit işlemleri için farklı usuller ve buna bağlı olarak yapılacak çeşitli işlemler öngörüldüğünden her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahak- kuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında;somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerden, alacağın ve 2004 sayılı Kanun’un 257 ve devamı maddelerinde öngörülen ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğini belirtmiştir.Sonuçta; her talebin somut olayın özelliği, ibraz olunan deliller ve tüm dosya kapsa- mına göre değerlendirileceği gerçeği, mahkeme ve hakim önüne getirilen tüm uyuşmazlıklar için geçerlidir.Yukarıda belirtilmiş olduğu üzere, haksız fiile dayalı davalarda alacağın haksız fiil tari- hinde muaccel olacağından, koşulların bulunması halinde \"ölçülülük ilkesi\" de nazara alınarak talep edilen alacağın tamamı üzerine olmasa da, bir miktar alacak için ihtiyati haciz kararı verilebileceği tartışmasızdır. Somut uyuşmazlıkta; kaçak kullanım türü ve yerinin niteliği, süresi, hesaplamada esas alınacak diğer unsurlar yönünden  ispat yükünün davacı üzerinde olduğu noktasında duraksama yoktur. İhtiyati haciz talep eden elektrik dağıtım şirketi olan ... alacağını yaklaşık ispat noktasında; kaçak tespit tutanaklarına, bu tutanağa  dayanarak yaptığı tahakkuk ve faturalara, kaçak kullanımını gösterir video kayıtlarına  dayanmaktadır.İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahke- menin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğu hususu yukarıda açıklanmıştır. 1.Alacağın dayanağını oluşturan 25.02.2023 tarih ... nolu tutanağın ...  çalışanları tarafından, \".... ... ...sk. ... Fatih\" adresinde apart olarak faaliyet gösteren işyerinde, \"EPDK  Tüketici  Hizmetleri Yönetmeliği 42.md 1/c bendine göre ilgili kullanım yerinde sayaç ölçü sistemine müdahale edip sayacın eksik ölçüm  yapmasına sebebiyet vererek mevzuata  aykırı elektrik kullanımı tespit edildi. 21.07.2023 tarihinde .... nolu sayaca istinaden düzenlenmiştir.\" açıkla- masıyla davalı adına düzenlendiği, tespit anında borçlunun hazır bulunduğu, ancak tutanağı imzadan imtina ettiği, tutanakta borçlunun her hangi bir beyanına yer verilmediği görülmüştür. 2.Bilahare davacı tarafça dava konusu ... nolu tutanak gereğince, aboneli kaçak kullanım nedeniyle, 06.10.2023 son ödeme tarihli 9.883,42  TL ve 122.475,09 TL bedelli faturalar tahakkuk edilmiş, söz konusu faturaların son ödeme tarihinde ödenmediğinden bahisle davalı /borçlu aleyhine ...sayılı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatılmıştır.Davalı borçluyu temsilen vekili tarafından İcra Müdürlüğü'ne ibraz olunan 20.06.2023 tarihli dilekçe ile; \" Müvekkilin alacaklı şirkete hiçbir borcu bulunmamaktadır. Alacaklı şirketin müvekkilden talebi olan borca konu kaçak elektrik faturaları müvekkil aleyhine tamamen usul ve yasalara aykırı olarak tahakkuk ettirilmiştir. Müvekkil tarafından kaçak elektrik enerjisi kullanılmamıştır. Müvekkilin alacaklı şirkete hiçbir borcu yoktur.  Müvekkil, aleyhine usul ve yasalara aykırı olarak tahakkuk ettirilen iş bu kaçak elektrik faturalarının iptali için İstanbul 19.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/630 Esas sayılı dava dosyası ile alacaklı şirket aleyhine menfi tespit davası açmıştır. Dava dosyası halen derdesttir.\" denilerek borca itiraz edildi- ğinden İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verilmiştir.3. Neticede;  fiili kullanım vs hususlar  ihtilaflı olup davalı tarafça menfi tespit davasına konu edildiği,(menfi tespite ilişkin dosya içeriğinin ve bulunduğu aşamanın  görülemediği) mevcut duruma göre alacağın yargılamaya muhtaç  olduğu, yargılamanın henüz tensip aşamasında , duruş- manın  26.11.2024  gününe muallak olduğu, anlaşılmakla; mevcut durum itibariyle ihtiyati haciz yö- nünden \"yaklaşık ispat\"ın sağlanmadığı ve ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı   değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değer- lendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. <br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a  maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/10/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"69cb4a8ba20fec56","SID":"f45da2831bb5ccc5"}}