{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2022/1629 Esas 2024/945  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1629 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/945<br><br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE\t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/06/2022 <br>NUMARASI\t\t: 2021/529 Esas 2022/513 Karar<br>DAVACILAR \t<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t: <br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesindeki Kefaletten Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 05/10/2015<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 15/10/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalılar ... ve ...’ın davalı şirketin ortakları olduklarını, müvekkilinin şirketteki toplam %25 oranında olan hissesini davalı ...’a devrettiğini, müvekkilinin ortaklığının devam ettiği dönemde davalı şirketin dava dışı ... AŞ.'den kredi kullandığını, müvekkili ... ile davalılar ... ve ...’ın da sözleşmede kefil olduklarını, kredinin teminatı olarak müvekkillerinin annesi ...’a ait taşınmaz üzerinde banka lehine ipotek tesis edildiğini, kredi taksitlerinin ödenmediğini, davalı şirket yöneticisi olan davalılar ... ve ...’ın borcu ödemeye yanaşmamaları üzerine müvekkili ...’ın, şirketteki hisselerini davalı ...’a devrettiğini, ipotekli taşınmazın mülkiyetinin, annelerinin ölümü nedeniyle müvekkillerine intikal ettiğini, müvekkillerine intikal eden ipotekli taşınmazın icrada satışının önlenmesi amacıyla bankanın muvafakatiyle taşınmazın haricen satılarak yaklaşık 125.000,00 TL’nin bankaya ödendiğini, müvekkillerinin davalı şirketten 125.000,00 TL alacaklı duruma geldiklerini, müvekkillerinin kefalet hükümleri çerçevesinde rücu hakkına da sahip olduklarını, müvekkili ... dışında kalan ortaklar (1/3'er oranında) davalı ... (41.667,00 TL), ... (41.667,00 TL)'nin davalı şirketle birlikte müşterek ve müteselsil olarak müvekkillerine karşı sorumlu olduklarını, 125.000,00 TL'nin tamamı davalı şirketten olmak üzere bu miktarın şimdilik 35.570,67 TL'sinden davalı ..., 35.570,67 TL'sinden davalı ... ... davalı şirketle birlikte müteselsil sorumlu olarak  alacaklarının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların icra takibine itirazlarının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davacıların müvekkiline rücu haklarının bulunmadığını, borcun rehin veren malik tarafından ödendiğini, müvekkili ile rehin veren malik arasında herhangi bir anlaşma bulunmadığını, borcu ödeyen malikin borca kefil olan müvekkiline rücu hakkı bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. <br>\tDiğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketin aldığı ancak kullanamadığı bir kredinin bulunduğunu, davacıların haksız menfaat elde etmeye çalıştığını, davacıların ödediklerini belirttikleri borcun davacı ...’ın müvekkili şirket adını kullanarak yaptığı özel borcu olduğunu, müvekkillerinin böyle bir borcu bulunmadığını, davacı ...’ın müvekkili şirketin ortağı ve tek yetkili müdürü olduğu dönemde şirketi çok kötü yönetmesi, şirket adına aldığı kredileri ve şirket hesaplarına gelen paraları şahsi harcamalarında ve borçlarını ödemekte kullanması ve şirket ortaklarına hesap vermemesi nedeniyle müdürlük görevinden alındığını, yerine müvekkili ...’ın getirildiğini, davacı ...’ın bankalara kişisel olarak büyük miktarlarda kredi borcu bulunduğunu, borçlarını ödemek için müvekkili şirket hesaplarına yatan paraları kullandığını, şirket üzerinden kredi çektiğini, annesine ait taşınmazı teminat gösterdiğini, müvekkili ... ile diğer davalı ...’in de davacı ... tarafından yanıltılarak şirket için alındığını sandıkları krediye kefil olduklarını, şirketin o tarihlerde krediye ihtiyacı olmadığını, davacı ...’ın, müdürlük görevinden alındığı tarihte şirket çeklerinden iki adedini iade etmeyerek gizlediğini, şirket adına vekaletname çıkarttığını, şirketin hesabından para çekme konusunda vekil tayin ettiği dava dışı ...’a üç gün sonraki tarihle bu çekleri düzenleyerek şirketi yetkisiz olarak 37.385,00 TL borçlandırdığını, şirket aleyhine yapılan icra takipleri sonrasında bu takiplerin müvekkili şirkete Tebligat Kanununun 35.maddesine göre yapılmakla habersiz olarak şirketin iş yaptığı zincir marketlere haciz ihbarnameleri gönderildiğini, şirketin ticari itibarına iş ve para kaybına sebebiyet verildiğini, icra dosyalarına alacak miktarlarını depo edilerek takiplerin durdurulduğunu, açılan menfi tespit davaları sonucunda davalarının kabul edildiğini, müvekkili ... ve dava dışı ...’un birlikte bu hukuksuz eylemi yaptıklarını, şirketi dolandırmak kastıyla hareket ettiklerinin mahkeme kararıyla belirlendiğini, kararın Yargıtay tarafından da onandığını, şirket aleyhine çeklerle ilgili olarak yapılan icra takiplerinde, aynı binada oturan anne ...’ın gerçeğe aykırı “tanınmıyor” beyanı ile tebligatların doğru adrese yapılmadan iade edildiğini, kredi taksitlerinin şirket müdürü davacı ... tarafından ödenmesi nedeniyle müvekkillerinin bilmediğini, müdürlük görevinden alındıktan sonra şirket hesaplarındaki açıkların tespit edildiğini, şirketin de mali sıkıntı içine düştüğünü, davacı ...'ın kendine ait kredi borcunu kapatacağını belirtmesine rağmen taksitleri süresinde ödemeyerek şirketi ve kefilleri risk ve yükümlülük altına soktuğunu, annesinin de bu durumu bilerek ona destek olduğunu, davacı ...’ın müdürlükten alındıktan sonra ortadan kaybolduğunu, şirket hisselerini çok sonra kredi taksitlerini ödemeyerek temerrüte düştükten sonra devrettiğini, kredi taksitlerinin kimin, hangi tarihlerde nasıl ödendiği hususunun araştırılması gerektiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, genel kredi sözleşmesi gereğince davalı şirkete toplamda 126.880,00 TL kredi kullandırıldığı, toplamda 40.175,00 TL ödeme yapıldığı, kredinin 06.12.2012 tarihinde 125.000,00 TL ödeme ile kapatıldığı sabit ise de banka tarafından ipoteğin kaldırılmasına yönelik gönderilen yazı cevabında, kredi borcunun taşınmazı satın alan ... isimli şahıs tarafından gönderilen ödeme ile kapatıldığı, ödeme dekontunda \"... San. ve Tic. Ltd. Şti. Borç Kapama Toplamı\" açıklamasının yer aldığı, davacılar her ne kadar bu ödemenin mirasçılarına ait taşınmazın satışı nedeniyle yapıldığını iddia etseler de ödeme açıklamasında yapılan ödemenin davacı murisleri adına yapıldığına dair bir açıklamanın yer almadığı gibi, dava dilekçesinde dava dışı ... tarafından işbu ödemeye konu alacağın davacılara temlik edildiğine dair bir alacağın temliki sözleşmesinin de sunulmadığı, dava dışı ... tarafından kredi borcu nedeniyle yapılan bu ödemenin kredi borçlusu ve kefillerden rücuen talep edilebileceği, davacılar tarafından kredinin kapatılması nedeniyle yapılan ödemenin murisleri tarafından yapıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalıdan ... ve ...'ın davalı şirketin ortakları iken müvekkilinin şirketteki toplam %25 oranında olan hissesini davalı ...’a devrettiğini, müvekkilinin ortaklığının devam ettiği dönemde davalı şirket için dava dışı ... A.Ş.'den kredi sözleşmesi ile alınan krediye müvekkili ... ile davalılar ... ve ...'ın da müşterek ve müteselsil borçlu ve kefil olduğunu, aynı kredi sözleşmesi gereğince bankadan davalı şirket için alınan ve alınacak krediler için müvekkillerinin annesi ...’a ait bulunan taşınmaz üzerine banka lehine ipotek tesis edildiğini, banka borcunun ödenmemesi üzerine müvekkili ...'ın ortaklıktan ayrılmak zorunda kaldığını, hissesini bütün hak ve vecibeleri ile davalı ...’a devrettiğini, kredi alacaklısı bankanın ihtarnameleri ile krediyi kat ettiğini, toplam 106.712,02 TL olan borcun ödenmesini müvekkili ... ile birlikte davalı şirketten ve kefil olan davalılar ... ve ...’dan  talep ettiğini, bankanın gönderdiği ihtarnamede kullandırılan bu kredi ile ilgili olarak banka lehine 1. derecede 500.000,00 TL'lik ipoteğin bulunduğunun da belirtildiğini, ipotekli bu taşınmazın müvekkillerinin annesi vefat ettiğinden miras yoluyla müvekkillerine intikal ettiğini, bankanın borcun tahsili için davalılar ve müvekkili ... hakkında takibe de geçtiğini, davalıların hiç birinin borcu ödemeye yanaşmadığını, müvekkillerinin ödenemeyen bu borçla ilgili olarak annelerinden intikal eden ipotekli taşınmazın icra yoluyla rayicinin altında satılabileceğini düşünerek, taşınmazı bankanın verdiği muvafakat ile kredi borcu satış bedelinden ödenmek suretiyle alıcı (... isimli)  üçüncü bir şahsa satıp, satış bedelinin (kendilerine ödenmeyerek) bankanın toplam 106.712,02 TL alacağı ile bankanın yaptığı icra takibi sebebiyle doğan icra masrafları, avukatlık ücretleri de dahil yaklaşık 125.000,00 TL'nin tamamını kendileri bankaya ve ilgili icra dosyalarına ödenmesini istemek zorunda kaldığını, alıcı ...'nın da bu suretle davalı şirketin bankaya olan borcunu müvekkilleri adına ödemiş olup, ipotekli taşınmazın da ipotekten ve satılmaktan kurtarıldığını, müvekkilleri adına banka borcu için ödenmiş olan 125.000,00 TL'nin tamamı için müvekkillerinin davalı şirketten alacaklı durumuna geçtiğini, müvekkillerinin bunun yanında aynı zamanda banka borcuna müteselsil olarak kefil olanlara karşı da annelerinin kanuni halefi sıfatıyla TBK'nun kefalet hükümleri çerçevesinde rücu hakkına da sahip bulunduğunu, müvekkillerinin davalı şirketin banka borcunun kendilerine intikal eden taşınmazın bedeli ile ödenmiş olması neticesinde kefillerin de borçtan kurtulmaları sağlanarak gerek davalı şirketin, gerekse kefillerin mal varlıklarında meydana gelebilecek bir eksilmeyi önlediklerini, böylece davalıların tümünün mal varlıklarında olumlu  bir zenginleşme doğduğunu, taşınmazın neden satıldığı, gerek davalılar ve tüm borçlular gerekse alıcı tarafından bilindiğini, alıcının müvekkillerinden satın alıp, satış bedelinden müvekkillerine herhangi bir ödeme yapmadan, kendi banka hesabından müvekkillerinin bankaya olan borcunu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteği  kaldırmasının makul bir işlem olup, bu işleme hiç kimsenin itiraz etmediğini, aşikar olanın ispata ihtiyacı bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, ticari kredi sözleşmesi kapsamında şirket adına çekilen krediye kefil olan davacı ... ile murislerinden intikal eden ipotekli taşınmazın satışı ile davacılar tarafından bankaya ödenen kredi borcunun asıl borçlusu davalı şirket ve kefili olan diğer davalılardan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2014/20092 sayılı icra takip dosyası sureti, muris ...'ın veraset ilamı, ipotek resmi senedi, taşınmaz tapu kaydı, Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2012/13153, 2012/13152 sayılı takip dosyaları, genel kredi sözleşmesi sureti, yargılama aşamasında hesap uzmanı bilirkişiden alınan 07/04/2017 tarihli birinci rapor, bankacı bilirkişiden alınan 12/12/2018 tarihli ikinci ön rapor, bankacı bilirkişi yanına mali müşavir bilirkişi eklenmek suretiyle bilirkişi heyetinden alınan 02/08/2019 tarihli birinci ek, 23/10/2019 tarihli ikinci ek, 20/04/2020 tarihli üçüncü ek rapor, bankacı ve mali müşavir bilirkişi heyetinden alınan 07/02/2022 tarihli üçüncü kök, 06/06/2022 tarihli ek rapor, ... ... A.Ş. müzekkere cevapları, hesap kat ihtarnamesi, hisse devir sözleşmesi, davalı şirketin dava dışı ... ... A.Ş. hesap ekstreleri, davalı şirket ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ilişkin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilan suretleri dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 01/06/2021 tarih 2021/831 Esas 2021/711 Karar sayılı kararıyla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli ve yetkili Ankara asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verildiği, anılan karar üzerine dosyanın Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edildiği görülmüştür. <br>\tDava konusu Ankara 24. İcra Müdürlüğü'nün 2014/20092 sayılı takip dosya incelendiğinde; davacı alacaklılar tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 125.000,00 TL alacağın (davalı şirket tamamından, davalı ... 35.570,67 TL'den, davalı ... ... (...) 35.570,67 TL'den sorumlu olmak üzere) tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu ... (...)'e 21/10/2014 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı borçlulara bila tebliğ olduğu, davalı borçluların 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 24/10/2014 tarihinde icra takibinde yer alan borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 05/10/2015 tarihinde açıldığı görülmüştür.  <br>\t Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2012/13153 sayılı icra takip dosyası ile dava dışı ... ... A.Ş. tarafından davacı ... ve davalı ... ... (...) aleyhine toplam 101.478,35 TL alacağın tahsili talebiyle 02/11/2012 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, 07/12/2012 tarihinde alacaklı banka vekilinin dosya borcunun haricen tahsil edildiğini icra müdürlüğüne bildirdiği anlaşılmıştır. <br>\t Ankara 24. İcra Müdürlüğünün 2012/13152 sayılı icra takip dosyası ile dava dışı ... ... A.Ş. tarafından davacı ... ve davalılar aleyhine toplam 25.369,59 TL alacağın tahsili talebiyle 02/11/2012 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı, 16/12/2013 tarihinde alacaklı banka vekilinin dosya borcunun haricen tahsil edildiğini icra müdürlüğüne bildirdiği görülmüştür. <br>\tDava dışı ... ... A.Ş. ile davalı şirket arasında 23/05/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalıların ve davacı ...'ın sözleşmede 30.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu, 11/11/2011 tarihinde sözleşme limitinin toplam 125.000,00 TL'ye artırıldığı, davalı ... ... (...) ve davacı ...'ın 145.000,00 TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla limit artırım sözleşmesinde imzalarının bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tDosya içerisinde yer alan veraset ilamında davacılar murisi olduğu anlaşılan ...'ın taşınmazı üzerinde 11/11/2011 tarihli 500.000,00 TL limitli olmak üzere ... ... lehine davalı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere üst sınır ipoteği tesis edildiği görülmüştür. <br>\tDava dışı ... ... tarafından davalılar ve davacı ...'a gönderilen 31/10/2012 tarihli ihtarname ile davalı şirket lehine 500.000,00 TL limitli ipotek bulunduğu da belirtilerek 106.712,02 TL'nin 10 gün içerisinde ödenmesi ihtar edilmiş, 15/10/2012 tarihli ihtarname ile de davalı şirket lehine ipotek bulunduğu belirtildikten sonra 36.400,34 TL'nin 10 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiştir.  <br>\tİpotekli taşınmaz alıcısı dava dışı ... tarafından davalı şirketin dava dışı ... ... A.Ş.'de bulunan hesabına 06/12/2012 tarihinde \"... San. Ve Tic. Ltd. Şti. borç kapama\" açıklamasıyla 125.000,00 TL ödenmiştir.<br>\tDavalı şirketin dava dışı ... ... A.Ş. hesap ekstresinden 06/12/2012 tarihinde yapılan 125.000,00 TL ödeme ile borcunun kapatıldığı görülmüştür. <br>\tDavacı yan, davalı şirketin dava dışı bankayla akdettiği genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcunun teminatını teşkil etmek üzere murisin taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalı şirketin kredi borcunu ödememesi üzerine kredi hesabının kat edildiğini, dava dışı bankanın icra takipleri başlatıldığını, davacı ...'ın sözleşmede müteselsil kefil olduğunu, icra takibi yapılarak muristen intikal eden ipotekli taşınmazın banka tarafından değerinin altında satılmasının önlenmesi için bankanın verdiği izin ile ipotekli taşınmazın satılarak davalı şirketin ipotek borcunun ödendiğini, davalı şirket ile genel kredi sözleşmesinde kefil olan diğer davalıların kredi borcunun sona erdiğini, ödenen bedelin davalılara rücu edilmesi gerektiğini, rücu alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiği iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davalı şirket ile dava dışı banka arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalılar ile davacı ...'ın sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldıkları, davacıların murisine ait taşınmaz üzerinde davalı şirketin dava dışı bankaya doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere dava dışı banka lehine üst sınır ipoteği tesis edildiği, ipotekli taşınmaz alıcısı tarafından doğrudan davalı şirketin banka hesabına yapılan ödeme ile davalı şirketin dava dışı bankaya olan kredi borcunun sona erdiği, ipotekli taşınmaz malikinin mirasçısı olan davacılar tarafından bankaya yapılan ödemenin davalılara rücu gerektiği ileri sürülerek alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tİstinaf itirazları kapsamında uyuşmazlık, dava dışı ipotek alıcısı tarafından dava dışı bankaya kredi borcu nedeniyle yapılan ödemenin davacılar tarafından davalılardan rücuen tahsili için icra takibi başlatılıp başlatılamayacağı hususundan kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacılar vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, davacıların işbu dava konusu icra takibinde ve davada dayandığı ödeme dekontunda ödeyen olarak ipotekli taşınmaz alıcısı olan dava dışı ... yer almaktadır. <br>\tYukarıda açıklandığı ve tapu kaydından anlaşılacağı üzere, dava dışı ... davacıların murisinden intikal eden ipotekli taşınmazın alıcısıdır. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden ipotekli taşınmazın dava dışı bankanın muvafakati ile davacılar tarafından dava dışı ...'ya satışının yapıldığı sabittir. Açıklanan bu satış işlemi sırasında taşınmaz üzerindeki ipotek fek edilerek dava dışı alıcı ... adına tescil edilebilmesi için ipotek ile teminat altına alınan davalı şirketin ipotek lehtarı olan bankaya kredi borcunun ödenmesi gerekmektedir. Yapılacak bu ödeme ise henüz ipotekli taşınmazın tapuda devri sağlanarak bedeli tamamen davacılara ödenmediğinden ancak alıcı tarafından satış bedelinden mahsup edilmek suretiyle bankaya ödenebilecektir. <br>\tBu durumda mahkemece dava dışı bankaya ipotekli taşınmazın bankanın muvafakati ile dava dışı ...'ya satışı nedeniyle ipoteğin fekki ve alıcı adına tescil işleminin yapılması için ipoteğin teminat altına aldığı kredi borcunun taşınmazın alıcısı tarafından satış bedelinden mahsup edilmek suretiyle dava dışı bankaya ödendiği, davacıların yapılan bu ödeme nedeniyle işbu davayı kredi sözleşmesinde asıl borçlu olan davalı şirket ile kefil olan diğer davalılara yöneltebileceği, aktif husumet ehliyetlerinin bulunduğu gözetilerek taraf delilleri toplanıp, işin esasına girilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabet görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,  <br>\t2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/06/2022 tarih 2021/529 Esas 2022/513 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>\t4-Davacılar tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde davacılara iadesine, <br>\t5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, <br>\t6-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davacılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/09/2024<br><br>Başkan - ...              Üye - ...                      Üye - ...              Zabıt Katibi - ...<br>...          ...       ...        ... <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"741b09772d32f053","SID":"66ded95a63690c43"}}