{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/161 Esas<br>KARAR NO: 2024/1594<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/04/2021<br>NUMARASI: 2016/87 E. - 2021/204 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ve “...” markalarının tüketici ve toplum nezdinde % 100 tanınma gücüne ulaştığını, Halkalı Gümrüğü tarafından 28.01.2015 tarihinde, 24.01.2015 tarihli ve ... no.lu gümrük çıkış beyannamesi muhteviyatı “...”, “... ” markalı.. çift çorap ürününün ihraç işlemlerinin durdurularak 01 numaralı durdurma kararı ile geçici olarak muhafaza altına alındığı Gümrüğün 28.01.2015 tarihli ve ... sayıh yazısı ile kendilerine bildirildiğini, muhafaza altına alınan ürünler üzerinde müvekkilinin \"...\" ve “... ” markalarının kullanımının müvekkilinin meşhur ve maruf markaları ile iktibas ve iltibas oluşturduğunu, Halkalı Gümrüğü’nün 01 numaralı durdurma kararına istinaden yapılan şikayete ait Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı nezdindeki ... numaralı soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de bu durumun tespit edilmiş olduğunu, davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydı ile 30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Gümrükte yapılan tespitte, 6 kap içerisinde ... düzine-... çift “...\" markası içeren çorap olduğunun belirtildiğini ancak, müvekkillerinin markayı içeren bu emtiaların ihraç edilmesinde doğrudan bir dahili bulunmadığını, müvekkili şirketin amacının, malı ithal edecek alıcı firmanın siparişini yerine getirmek, bunun adına piyasadan siparişte belirtilen sayıda çorap temin etmek olduğunu, piyasada çorap temin eden kişi ve şahısların da “tamamen kapalı kaplar içerisinde, açılması ve kontrol edilmesi mümkün olmayan biçimde” çorapları hazırlamış olduklarını, ne satıcı olan müvekkilin ne de alıcı firmanın “marka içeren ürün ticareti yapma\" gibi bir amacı bulunmadığını, ancak zaman zaman İç piyasada malı temin eden tedarikçilerin, siparişte istenen sayıyı tutturabilmek adına, malın sahte ürün ya da marka taklidi olup olmadığına bakmaksızın ürünleri temin etmekte ve kapalı kaplar halinde, müvekkili gibi ihracatçı firmalara teslim ettiklerini, malı tek tek kontrol etmesi mümkün olmayan müvekkillerin de, gümrükte yapılan kontrollerde, sanki sahte ve marka taklidi ürün satan firma muamelesi gördüklerini, azami dikkat gösterilmesine rağmen müvekkillerin kasıt, kusur ya da ihmali olmadan, bu sahte ve marka taklidi ürünlerin satışı ve ihracı amaçlanan asıl ürünün arasına karışmasının mümkün olmadığını, nitekim yapılan tespitte sayıca 1244 düzine-14928 çift çorap görülmesine rağmen ürün toplamının sadece 6 kaptan oluştuğunu, sipariş toplamının ise aslında yüzlerce kaptan oluştuğunu ve bu 6 kabın arada karışmasının mümkün olduğunu, ürün kabının tamamen kapalı, vakumlu naylon paketlerden oluştuğunu, müvekkilin, marka taklidi ürünlerin üreticisi olmadığını, kendi rızası ve bilgisi dışında gerçekleşen bir eylem sonucunda böyle zor bir duruma düştüğünü, malların gümrükte tespit edilmiş olmakla, zarar oluşmadığından tazminattan bahsedilenıeyeceğini, tazminat talebi konusunda müvekkili şirket ile birlikte şirket müdürlerinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne,  Davalıların eyleminin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenilmesine, men'ine  586,32-TL maddi tazminatın 28/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5.000TL manevi tazminatın  28/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,  El konulan taklit ürünlerin masrafı davalılardan alınarak imhasına, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişilerin, raporlarında haksız kazancı öncelikle davalı şirketin net dönem karları üzerinden hesapladıklarını ve binde 1-8 aralığında ticari hayatın olağan akışına uymayacak bir kar marjına ulaştıklarını, bu kar marjını bilirkişilerin kendileri de gerçekçi bulmayarak,  bu kez faaliyet karı üzerinden yinelediklerini, ancak bu sefer de yüzde 1,5-3,5 aralığında  kar marjına ulaştıklarını, her iki oranın da esasen ticari hayatın gerçekleri ile bağdaşmadığını, tespit olunan kar marjlarıyla bir tacirin ticari faaliyetlerini sürdürebilmesinin imkansız olduğunu, Sektör bilirkişisi tarafından davaya konu ... taklit markalı 14.928 çift çorap için yüzde 40 kar oranının kullanılarak elde edilen kazancın hesaplanması gerektiğini belirttiğini ancak bunun dikkate alınmadığını, hükmedilen maddi tazminat tutarının çok düşük olduğunu,  Hükmedilen manevi tazminat tutarının davalıların hukuka aykırı fiilleri karşısında çok düşük olduğunu,İlk Derece Mahkemesinin, tüm el koyma ve muhafaza masraf ve giderlerinin davalılar tarafından ödenmesi talebi hakkında karar vermediğini, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden eksik kaldığını beyan ederek, Mahkemece verşlen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE  İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i ile maddi ve manevi tazminata ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, yukarıda sayılan nedenlerle davacı yanca istinaf edilmiştir. Dosyaya celbedilen TPMK kayıtları incelendiğinde; ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... numaralı markaların davacı adına tescilli olduğu, ... numaralı \"... + şekil\" markasının 10.18.25.26. sınıflarda tescilli olduğu anlaşılmıştır. Esas unsuru “...” ve “... şekil” olan markaların tekstil ürünlerinde davacı adına tescil edilmiş olduğu, davacı adına tescilli markalarının aynısının davalının ticari amaçla ithal ettiği ürünler üzerinde taklit edilmek suretiyle kullanılmış olduğu, kullanımı haklı kılacak bîr delil (tescil belgesi, lisans sözleşmesi vs,) dosyaya ibraz edilmediği, bu durumun ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olacağı, dolayısıyla davalı eyleminin marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalının, davacıya ait marka taklitlerini kullanmasının davacının emeğinden haksız faydalanma olarak TTK 54. ve  55/l/a/4 maddeleri uyarınca haksız rekabet kapsamında değerlendirilebilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı taraf, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini amacıyla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile  30.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, maddi tazminat talebini, dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'nın 66/2-b maddesi uyarınca ''Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği kazanca göre'' hesap edilmesini talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davaya konu 14.928 çift çorabın satışından tecavüz ve haksız rekabet yoluyla davalıların elde ettiği kazancın 586,32 TL olarak hesaplandığı görülmüş olup, yapılan hesabın davalı şirket ticari defterleri, faturaları, gümrük çıkış beyannamelerine göre, göre gerçekleştirildiği, ancak hesaplanan kârlılık oranının ticari hayatın gerekliliklerine uymadığı iddiası karşısında, aynı raporda; davalının 8-10 milyon TL net satışa karşın 12-60 bin TL net kar elde ettiği ve bunun ticari hayatın gerçekleriyle uyuşmadığının belirtildiği, yine 03.12.2018 tarihli ek raporda sektör bilirkişisi tarafından ''İhracat piyasasında orijinal tanınmış markalı ürünlerin ihracatında kar oranının ihracatçılar arasında farklılık gösterdiği, bu oranın ortalama %80 -%100 e kadar çıktığı ancak, tanınmamış markalı ürünlerde  %40 civarı kar oranlarının makul oranlar olarak görüldüğü, davalı tarafından ihracata konu çorapların arasında gönderilmek istenen ... markalı çorapların kar oranlarının ise ortalama % 40 makul bir kar oranı olarak kabul edilmesi gerektiğini, ihracat piyasasında yüzde 1,5 -3,5 gibi kâr oranlarının ticari hayatın gerçeklerine uygun düşmediğini'' tespit ettiği, bu tespitin dosya kapsamına ve hakkaniyete de uygun düştüğü, bu nedenle davaya konu ... taklit markalı 14.928 çift çorap için %40 kâr oranı kullanılarak elde edilen kazancın hesaplanması gerektiği, bu hususta bilirkişiden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerektiği, ayrıca davacı dava dilekçesinde, davalının eylemleri nedeniyle itibar kaybına uğradığını iddia etmiş olup, davacının itibar tazminatı talebi ve fiili zararının açıklattırılarak, gerektiğinde noksan harcın tamamlattırılması, diğer yandan  el koyma ve muhafaza masraf ve giderlerinin davalılar tarafından ödenmesi talebi hakkında da bir karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemiş olması nedeniyle, eksik inceleme ile karar verilmiş olmasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/04/2021 tarih, 2016/87 E. 2021/204 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fcd62496266a5929","SID":"fa066c1d8ab01bb7"}}