{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/297 <br>KARAR NO: 2024/1606<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 16/11/2021<br>NUMARASI: 2020/28 E. - 2021/200 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... şirketinin psikometrik test ve yazılım sektöründe yüksek tanınmışlık düzeyine sahip olduğunu, çeşitli firmalarla lisans ve franchise sözleşmeleri yaptığını, davacının ...şirketini tüm hak ve yükümlülükleriyle devraldığını, bu şirket ile davalı ... Ltd. Şti. ile esas sözleşmeler imzalanıncaya kadar öncelikle bir yıl süreli olarak ... ürünlerinin ve yazılımlarının dağıtım ve pazarlamasına ilişkin 01 Kasım 2012 tarihli niyet mektubu imzaladıklarını, daha sonra 01 Nisan 2014 ve 01 Nisan 2017 tarihli sözleşmelerin imzalandığını, davalı ...’nın davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğunu, sözleşmeler ile tüm hakları davacıya ait olan “...”, “...”, “...+”, “...”, “...”, “...”, “...” ve “...” markalı bilgisayar program ve yazılımlarından olan ürünlerle ilgili olarak davalı şirketçe nihai kullanıcı müşterilere “psikolojik değerlendirme hizmetleri” sunulmasını sağlamak amacıyla sözleşme süreleri ile sınırlı olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde dağıtım hakkı verildiğini, davalı ...’ya hiçbir hak ve yetki verilmediğini, davalı şirkete de davacılara ait marka ve fikri mülkiyet haklarıyla ilgili verilmiş bir hak bulunmadığını, davalı ...’nın ... tescil numaralı “...” ve ... tescil numaralı “...” ibarelerini marka olarak adına tescil ettirdiğini, bu ibarelerin davacıların ürünlerine ait ibareler olduğunu, “...” ibaresinin davacı şirketin tescilli ticaret unvanı ve ... Marka Tescili ile tescilli markası olduğunu, davacı şirketin bu markalarla ilgili gerçek hak sahibi olduğunu, davalı ...’nın bu marka tescillerinin kötü niyetli olduğunu, Sözleşmenin 13.1 ve 17.2 maddeleri ile tüm hakların davacıya ait olduğunun belli olduğunu,  sözleşmeler sona ermesine rağmen davalıların kendilerini “...” olarak tanıttıklarını ve haksız yarar sağladıklarını, bu konudaki yasal haklarını saklı tuttuklarını, davacılara ait “...” ve “...” markalarının Paris Anlaşmasının Birinci Mükerrer 6. maddesi uyarınca tanınmış marka olarak kabul edilebileceğini, davalı şirkete bu konuda 29 Nisan 2020 tarihli ihtarname gönderilmişse de, cevap verilmediğini beliretrek, davalı ... adına tescilli ... tescil numaralı “...”  ile ... tescil numaralı “...” markalarının gerçek hak sahibi olan davacı şirkete devri ile adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi halinde ... tescil numaralı “...”  ile ... tescil numaralı “...” markalarının tescilli oldukları tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP ve KARŞI DAVA Davalı vekili cevap ve karşı dava  dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, tanınmış marka kavramının her somut olayda farklılık arz eden bir olgu olduğunu, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatının (WIPO) bu konuda belirlediği kriterlerin Yargıtay tarafından da benimsendiğini, davacının genel ifadeler kullanarak yalnızca hükümsüzlüğü istenen markanın tanınmış marka olduğundan ve davacıların prestijinden bahsettiğini, ancak herhangi bir delil sunmadığını, tek taraflı olarak yurtdışında marka tescili olmasının bir markayı tanınmış marka haline getirmediğini,  markanın ayırt edicilik niteliğini, markayı taşıyan ürünlerin dağıtım kanalları gibi kriterleri sağladığını gösterir hiçbir delil ortaya konmadığını, İngilizcede \"...\" ve \"...\" kelimelerinin ilk iki harflerinin kombinasyonu ile ortaya çıkan bir markanın, dünyaca tanınmış marka olduğunun iddia edilemeyeceğini,  davalının Twitter sosyal medya sitesindeki ekran görüntülerinin uyuşmazlık konusu tescilli marka ile bir ilgisi bulunmadığını, davalının kendisini dava konusu markanın Türkiye şubesi olarak tanıtmadığını, dava dilekçesinin ekinde yer alan noter tespit tutanağına konu olan “adapt-g.com” internet sitesinin yapılan inceleme neticesinde bulunamadığını, bu isimde bir internet sitesi bulunmadığını, davalı ile bağlantısı olmadığını, böyle bir site olsa dahi bunun davalı tarafından oluşturulduğuna dair hiçbir somut delil bulunmadığını, Noterce tasdikli tutanak kapsamında sitenin davalıya ait olduğuna dair delil bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan Sözleşmenin devam ettiği süre zarfında davacıların onayı çerçevesinde marka tescilinin davalı tarafça gerçekleştirildiğini, davalının tescilli markanın Türkiye’ de ticari kullanımını sağladığını, markanın tanıtılması için pazarlama çalışmalarında bulunduğunu, markanın Türkiye’ de haksız kullanımı hususunda da çeşitli girişimlerde bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin süresi süre sona erdikten sonra uzayacağı ve devam edeceği kararlaştırılmış olmasına karşın, davacılar tarafından hukuksuz olarak sözleşmenin feshedildiğini ve teknik olarak davalının markayı kullanmasının engellendiğini, davalının sözleşmesinin hukuka aykırı olarak davacılarca feshedildiğini, bu ihtarnamenin dava dosyasına karşı tarafça bilinçli olarak sunulmadığını, Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında karşı tarafça bu ihtarnameye dayanıldığını, söz konusu ihtarnamenin 29/04/2020 tarihinde adi posta yolu ile davalıya  gönderildiğini ve bu kapsamda sözleşmesinin 01/04/2020 tarihinde sona erdiğini belirterek, davalının markanın konu olduğu hizmetler için kullanım ve dağıtım haklarının sona erdiğinin belirtildiğini, dosyada mübrez 01/04/2017 başlangıç tarihli sözleşmenin 14.5 ve 14.6 maddelerinde belirtildiği üzere sözleşmenin süresi sona erdikten sonra davalının elinde kalan kredileri satmak suretiyle çalışmaya devam edebileceğinin açıkça kararlaştırıldığını, işbu ihtarname kapsamında sözleşmenin süresinin bitmesinden sonra davalının dava konusu markaya ilişkin hizmetlerin sağlandığı online siteye erişiminin tamamen engellendiğini, bu nedenle davalının kendisine ait tescilli markayı kullanamaz hale geldiğini, sözleşmenin haksız feshinden ötürü karşı dava olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL tutarında maddi tazminat ve ayrıca TTK m. 122 uyarınca denkleştirme tazminatı kapsamında olmak üzere fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL tutarında tazminat talep ettiklerini, buna ek olarak, davacıların sırf davalıyı  baskı altına alarak tescilli markanın kendilerine devredilmesi için girişimlerde bulunduklarını, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yaptıkları ... No’lu soruşturma kapsamında, davalı ... hakkında iftirada bulunarak kendisine haksız suç isnadında bulunduklarını, anılan dosyadan suç unsuru bulunmadığından Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının haksız suç isnadından ötürü karşı dava niteliğinde olmak üzere 10.000,00 TL tutarında manevi tazminat talep ettiklerini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000 ,00 TL maddi tazminat, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL denkleştirme tazminatı ve 10.000,00 TL tutarında manevi tazminatın davacı-karşı davalılardan tahsiline karar verilmesini, asıl davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, karşı davanın konusunun sözleşmenin haksız feshi nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası olup,  marka hükümsüzlüğü talebiyle açılan asıl dava ile bağlantılı olmadığı gerekçesiyle, asıl davadan ayrılmasına karar verilerek, yalnızca asıl davayla ilgili yargılama yapılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davalı ... LİMİTED ŞİRKETİ hakkında açılan davanın HMK'nun 114/1-d ve 115/2 maddeleri uyarınca husumet nedeniyle reddine, Davalı ... hakkında açılan davanın kabulüne, Davalı adına tescilli ... tescil numaralı \"... ile ... tescil numaralı \"...+\" markalarının tescilli oldukları tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davalılardan ...' nın kötü niyetli marka tescili yaptığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olduğunu, Mahkemece bilirkişi raporu tek başına geçerli olarak kabul edilerek, herhangi bir hukuki değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini, Uyuşmazlık konusu markaların kullanımının davacılar ile imzalanan sözleşme kapsamında gerçekleştirildiğini, davalının marka tescilini sözleşme kapsamındaki edim ve yükümlülüklerini yerine getirebilmek için yaptığını, bu hususta davacılar tarafından yerine getirilmiş marka tescili olmadığı ve bu konuda hiçbir masraf yapılmadığı için davalı tarafından marka tescili yapılmak zorunda kalındığını, keza uyuşmazlık konusu markanın üçüncü kişilerce haksız olarak kullanılmasına karşın gerekli hukuki işlemlerin yapılmasını sağlamaya yönelik girişimlerin davalı tarafından yerine getirildiğini, davalının bu işlemlerine davacılarca hiç ses çıkarılmamış ve zımnen durumun kabul edilmiş olduğunu, bununla birlikte sözleşmenin süresi sona erdiğinde bu durumun, sözleşmenin feshedilmesi için bahane olarak kullanıldığını, davacıların, sözleşmeyi haksız şekilde tek taraflı olarak feshettikten sonra davalının eldeki kredilerini tüketmesine yönelik teknik imkanları da ortadan kaldırdıklarını, kaldı ki uyuşmazlık konusu olan \"...+\"  ile ilgili olarak davacılar tescilin davalı tarafça yapılmasına 5 yıldan uzun süre sessiz kaldıklarının Yerel Mahkemenin de gerekçeli kararında vurgulandığını, Somut uyuşmazlık açısından, 2013 tarihinde tescil edilen \"...+\" markası yönünden, sessiz kalma yoluyla hak kaybı için kanundaki şartlar gerçekleşmiş olmasına karşın hükümsüzlük kararı verildiğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup, davacı; ... adına tescilli ... tescil numaralı ... markası ve ... tescil numaralı ... markalarının gerçek hak sahibi olduğu iddia edilen davacıya devri, bu mümkün olmazsa hükümsüzlüğünü talep etmiştir. TPMK kayıtları incelendiğinde; davalı ... adına tescilli 25/06/2013 başvuru tarihli, 21/07/2014 tescil tarihli, ... tescil numaralı “...+” markasının  35. sınıfta tescilli olduğu, yine davalı ...  adına ... başvuru tarihli, 09/10/2016 tescil tarihli, ...  tescil numaralı \"...\" markasının 35 ve 41. sınıflarda tescilli olduğu görülmüştür. Toplanan delillere ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre; davalılardan ... adına tescilli ... tescil numaralı \"... \"  markasının 29/04/2016 tarihinden bu yana 35 ve 41. sınıflarda, ...  tescil numaralı \"...+\" markasının 25/06/2013 tarihinden bu yana 35. sınıfta tescilli olduğu, davacılar adına Türkiye’de tescilli marka bulunmadığı, dosyada yer alan 01/04/2014 tarihli anlaşmanın tarafı olan ... LTD (...) ile davalılardan ... LTD. ŞTİ.’ne “dağıtım” yani distribütörlük unvanı verildiği, aynı sözleşmenin 1.5 maddesinde sözleşmenin  taraflar arasında hiçbir şekilde “vekil, ortaklık, istihdam, temsilci” izlenimi oluşturan bir şekilde uygulanamayacağı, bu şekilde yorumlanamayacağının hükme bağlandığı, ancak Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca SMK'nun 6. Maddesinin somut olayda kıyasen uygulanabileceği, davacılardan ... LTD (...) ve ... LTD. ŞTİ. arasındaki ilişkinin münhasır ve gayri münhasır ürün dağıtımına ilişkin olduğu, sözleşmede açıkça tüm vekillik ve temsilcilik ilişkileri reddedilse de, SMK'nun 6/2. maddesinin uygulanması gerektiği, davalılardan ... LTD. ŞTİ.’nin doğrudan bu sözleşmelerin tarafı olduğu, diğer davalı ...’nın ise bu şirketin mümzi müdür ve tek ortağı olmak hasebiyle markaların menşeini bilecek durumda olduğu, davacı şirketlerin tescilsiz olarak markaları 2012 yılından bu yana Türkiye'de kullanmaları nedeniyle bu markalar üzerinde gerçek hak sahibi oldukları, davalı ... adına tescil edilen ... tescil numaralı \"... \" markası ile ... tescil numaralı \"...+\" markalarının davacıların tescilsiz kullanım ile hak elde ettikleri \"...\" ve \"...\" markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları, hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, diğer yandan davalı ...'nın 2012 yılından bu yana davacılarla ticari ilişki içinde olan davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olarak \"...\" ve \"...\" markalarının davacılara ait olduğunu bildiği, onların izni ile Türkiye'de bu markalarla faaliyette bulunduğu,  bu markaların tesadüfen bulunabilecek nitelikte olmayıp, ayırt edicilikleri yüksek markalar oldukları, bu nedenle davalı ...'nın dava konusu her iki markasını da kötü niyetli olarak tescil ettirdiği, markaların kötü niyetle tescil edilmesi nedeniyle sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin somut olayda uygulanamayacağı, belirtilen hususun gerekçede yeterli derecede tartışıldığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/11/2021 tarih ve 2020/28 E., 2021/200 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,9‬0 TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"00b5526fd3406bda","SID":"2bf8163a0309bacf"}}