{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1393 <br>KARAR NO: 2024/1448<br>KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/07/2024 (Ara Karar) <br>NUMARASI: 2024/604 Esas <br>TALEP: İhtiyati Tedbir<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>TALEP: İhtiyati Tedbir talep eden davacı vekili talep dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...'ın tekstil işiyle iştigal ettiğini, Davalı ... ise iflastan önce tekstil malzemeleri tedarik eden bir firma olduğunu, müvekkili ile davalı arasında iş bu alışverişler sebebiyle ticari ilişkilerin mevcut olduğunu, müvekkilinin, davalıdan ürün alıp ödeme yaptığını, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalının müvekkilinden cari hesap alacağı söz konusu olup müvekkilinin en son 09/11/2022 tarihinde davalıya ödeme yaptığını, taraflar arasında borç ilişkisi kalmadığını. müvekkilinin, davalının ve dava dışı ... San. Ve Tıc. A.Ş. şirketinin kendisinde olan son alacağına karşılık üç adet çek verdiğini, davalının bu çekleri üzerinde yazılı keşide tarihlerinde tahsil ettiğini, bu sebeple davalının müvekkilinden başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmadığını ancak müvekkilinnin davalıya borcu olmamasına karşın Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasında müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, başlatılan takipte ödeme emrinin usulsüz şekilde müvekkile tebliğ edildiğini, bu süreçte müvekkilinin takibe itiraz edemediğini ve takibin kesinleştiğini, icra dosyası incelendiğinde takip kesinleşmiş olmasına karşın iki yıl boyunca müvekkili aleyhine herhangi bir işlem yapılmadığını, çünkü davalının müvekkilinden alacağı olmadığını bildiğinden ve tahsil/ feragat harcı yatırmak istemediğinden dosyayı takipsiz bıraktığını beyan ederek Müvekkili ...'ın davalı Tasfiye Halinde ... Ticaret Limited Şirketi'ne borçlu bulunmadığının tespitine, telafisi imkansız zararlara sebebiyet vermemek adına Bakırköy ... İcra Dairesi  ... İflas dosyasına ödenen bedelin alacaklılara pay edilmemesi veya harcanmaması için tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, \"davacının tedbir talebi değerlendirildiğinde; davacının iddialarının bu aşamada ihtiyati tedbir talebi bakımından ispata yeterli ve elverişli olmadığı, davacının talebi doğrultusunda iflas tasfiye işlemlerinin davacı yönünden ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasının mümkün olmadığı, davacının iddialarının ancak yargılama aşamasında toplanacak deliller ile tespit edilebileceği,  bu nedenle mevcut aşama itibariyle taraflar arasındaki hak ve adalet dengesi gözetildiğinde yaklaşık ispat koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceği, HMK'nun 389, 390/3.maddeleri karşısında tedbir talebinin hukuki ve fiili dayanaklarının bulunmadığı kanaatine varıldığından tedbir talebinin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ...'ın tekstil işiyle iştigal ettiğini, davalı ... ise iflastan önce tekstil malzemeleri tedarik eden bir firma olduğunu, taraflar arasında iş bu alışverişler sebebiyle ticari ilişkiler olduğunu, davacının, davalıdan ürün alıp ödeme yaptığını, bu ticari ilişkiden kaynaklı olarak davalının davacıdan cari hesap alacağı söz konusu olup davacının en son 09/11/2022 tarihinde davalıya ödeme yapmış, taraflar arasında borç ilişkisi kalmadığını, davacının, davalının ve dava dışı ... San. Ve Tıc. A.Ş. şirketinin kendisinde olan son alacağına karşılık üç adet çek verdiğini, davalının bu çekleri üzerinde yazılı keşide tarihlerinde tahsil ettiğini, bu sebeple davalının davacıdan başkaca hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, ancak davacı aleyhine icra takibi yaptığını, başlatılan takipte ödeme emri usulsüz şekilde davacıya tebliğ edilmiş olup takibe itiraz edememiş ve takibin kesinleştiğini, ancak bu süreçte şirket iflas ettiğinden iflas idaresi taraflar arasındaki ilişkiyi bilmediğinden kesinleşen icra dosyası üzerinden işlem yaptığını, iflas idaresi haksız takibinden vazgeçmemiş ve davacının da dosya borcunu haciz tehdidi altında ödediğini, davalı, davacıdan alacağını bu yolla ikinci defa tahsil ettiğini, ekte sunulan belgelerden de görüleceği üzere davacının davalıya borcu bulunmadığını, alacaklı ... Şirketi ile davacı arasında imzalanan 30/11/2022 tarihli ibraname ile davacının davalıya borcu olmadığı, ilgili çeklere yönelik icra takiplerinin sehven açıldığı davalı tarafın vekili tarafından verilen ''Makbuz Ve İbraname'' başlıklı yazı ile de sabit olduğunu, davalının Bakırköy ... İcra Dairesi ... Esas Sayılı dosyasında başlattığı haksız takipten feragat edip dosyayı kapatması gerekirken sırf harç yatırmamak için takibin açık kalmasına sebebiyet vermiş, her ne kadar mevcut olayda iflas idaresi ve davalı asil şekilde iki ayrı taraf var gibi görülse de hukuken tek kişi vardır ve her iki tarafın evrak ve işlemleri birbirini bağladığını, var olduğu iddia edilen borç haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi, hem asıl alacağın hem de işletilen faiz ve faiz oranının borç ilişkilerine aykırı olduğunu, alacaklı taraf iflas idaresi olup ödeme hale hazırda Bakırköy ... İcra Dairesi ... İflas sayılı iflas dosyasında olup para dosyada harcanır veya alacaklılara ödenirse bu davada sonucunda davacının haklı bulunsa dahi haksız olarak ödediği alacağın istirdatı mümkün olmayacağını beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE:Talep,  icra takibinde ödenen paranın istirdatı istemli açılan davada ihtiyati tedbir kararı verilmesi, istemidir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. İhtiyati tedbir isteyen davacı taraf, davalı şirkete olan borçların üç adet çek verilmek suretiyle ödendiğini, davalının bu çekleri tahsil etmesine rağmen aynı alacak için takip yaptığını ve takip borcunun icra dosyasına ödenmek zorunda kaldığını beyanla İflas dosyasına ödenen bedelin alacaklılara pay edilmemesi veya harcanmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir.  6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"Cari Hesap Alacağı\" sebebine dayalı olarak 283.556,94 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 04/11/2022 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, süresinde itiraz edilmemesi nedeniyle takibin kesinleşmesi üzerine dosya borcu 18.04.2024 tarihinde icra dosyasına ihtirazi kayıtla ödenmiştir. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/410 Esas sayılı dosyasında davalı şirketin iflasının 14/12/2023 günü saat 12:13 itibariyle açılmasına karar verilmiş ve Bakırköy ... İcra Dairesinin ... İflas sayılı dosyası açılmıştır. Dava dilekçesi ekinde sunulan 05/09/2022 tarihli ... nolu tahsilat makbuzunda ödeme iddiasına konu çeklerin keşide tarihleri 09/11/2022, 30/08/2023 ve 30/09/2023 olarak gösterilmiştir. Söz konusu çeklerin keşide tarihleri davacının ödeme yaptığı icra dosyasındaki takip tarihinden sonra olup, davacının dayandığı ibraname ve makbuz başlıklı belgelerde tahsilatın çek alınmak suretiyle yapıldığı belirtildiğine göre de, bu çeklerin nakden tahsil edildiğine ilişkin bir belgeye dosyada rastlanılmamıştır. Bu halde davacının iddiaları bakımından yaklaşık ispat şartı ve dolayısıyla ihtiyati tedbirin şartları oluşmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati tedbir isteyen davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"519578302a1c0aed","SID":"d9eed02a7b61567e"}}