{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/804 Esas  - 2024/994 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/804 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/994<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t:  01/03/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/541 Esas 2022/118 Karar <br>ASIL DAVADA<br>DAVACI \t<br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t<br>DAVA\t: Rücuen Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 13/09/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 27/09/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki  işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rucüen alacak istemine  ilişkin davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tASIL DAVADA DAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ...'ın elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi amacıyla 4046 sayılı Özelleştirme kanunu hükümleri uyarınca kamu tüzel kişiliğinin nevi değiştirilmesi yoluyla kurulduğunu, özelleştirme işlemleri gereği ... mülkiyetinde bulunan dağıtım sistemlerini işletme hakkı, kurulan davacı şirkete 24.07.2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ile devredildiğini, davacı ...'ın hisselerin tamamı Özelleştirme Yüksek Kurulunun 10.05.2013 tarih ve 2013/82 sayılı kararı uyarınca ve 28.06.2013 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile ...'a satıldığı, bu tarihe kadar ilgili bölgedeki dağıtım faaliyetlerinin ...'ın hisselerinin tamamının sahibi atan ...'ın kontrolünde yürütüldüğünü, Bu davada; dağıtım faaliyetlerinin davalı ... tarafından yürütüldüğü dönemde (1986-2000) yılları arasında çalışan dava dışı ...'in 08/07/2005 tarihinde meydana gelen olayda; yaralanması nedeniyle ... tarafından alınan geçici işgöremezlik geliri, tedavi gideri, bağlanan peşin sermaye değerli gelir ve SYZ'nin tazmini için 24/10/2008 tarihinde ... Asliye Hukuk Mahkemesinde; tazminat davası açıldığı, davanın 23/07/2010 tarih ve 2010/657 Karar sayılı kararı ile sonuçlandığını, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 23/09/2013 tarih, 2012/25454 Esas ve 2013/17141 Karar sayılı ilamıyla Onanıp, Kesinleştiğini, Şanlıurfa 4. İcra Dairesinin 2013/6189 Esas sayılı dosyası ile başlatıları icra takibine 13/12/2013 tarihinde toplam 168.412,06 TL davacı şirket tarafından ödenip iş bu dava yönünden; 168.412,06 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       ASIL DAVADA CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, söz konusu alacak TBK'nun 73. Maddesi kapsamında olup zamanaşımına uğradığını,  zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini,  dava ve ödemenin müvekkiline bildirilmediğini, hisse devir aşamasında bilanço düzenlendiğini , borç ve alacak kesinleştiğini, bilançoda  dava ve icra takip  dosyalarına ilişkin listeler yer almış ve bu yöndeki tespit tutanakları kesinleştiğini,  ayrıca işçi alacakları ile ilgili ihtilaflardan kaynaklanan davalar 3. Kişi zararı olarak kabul edilemediğini, işçi alacaklarında davacı şirketin sorumlu olacağı hisse devir sözleşmesinin 6. Maddesinde belirtildiğini, ayrıca da işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında açılan takipler ve davalar müvekkiline ihbar edilmediğini, ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden faiz, icra gideri ve icra vekalet ücreti müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVADA DAVA <br>\tDavacı vekili dilekçesiyle özetle; Özelleştirmeye ilişkin süreç yaklaşık yedi yılda tamamlanmış olup, ...'ın hisselerinin tamamı Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 10.05.2013 tarih ve 2013/82 sayılı kararı uyarınca ve 28.06.2013 tarihli Hisse Satış Sözleşmesi ile Dicle Enerji Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne satıldığı, bu tarihe kadar ilgili bölgedeki dağıtım faaliyetleri ...'ın hisselerinin tamamının sahibi olan ...'ın kontrolünde yürütüldüğü, dağıtım faaliyetlerinin davalı ... tarafından yürütüldüğü dönemde çalışan dava dışı ...'nın 20.11.2001 tarihinde uğramış olduğu iş akdinin 20/07/200 tarihinde feshedilmesi sebebiyle müvekkili şirkete 28/04/2010 tarihinde ... 1. İş Mahkemesinin 2010/423 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açıldığı, anılan dava Mahkemenin 12/02/2013 tarih ve 2013/131 K. Sayılı kararı ile sonuçlandığı, karar müvekkili şirket tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2016 tarih 2015/5415 E. 2016/637 K. sayılı kararı ile Yerel Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiş olup, karar kesinleştiği, ... 1. İş Mahkemesi'nin 2010/423 E. 2013/131 K. sayılı ilamı  uyarınca Ankara 3. İcra Dairesi'nin 2014/2136 E. sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine ilamlı icra takibi başlatıldığı, müvekkili şirket tarafından 25/01/2017 tarihinde 68.155,32 TL ve 20/04/2017 tarihinde 2.035,87 TL olmak üzere toplam 70.191,19 TL Ankara 3. İcra Dairesi hesabına ödendiği, ... 1. İş Mahkemesi ilamına konu olan olay, dağıtım sisteminin işletilmesi ile doğrudan ilgili olup, müvekkil şirket ile davalı ... arasında akdedilen 24.07.2006 tarihli işletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncesinde 20.11.2001 tarihinde gerçekleştiği, söz konusu olaydan kaynaklanan sorumluluk İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davalı ...'ta olmasına rağmen ödeme müvekkil şirket tarafından yapıldığı, müvekkili şirket ... A.Ş. ile ... arasında 24,07.2006 tarihinde akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nde; dağıtım tesisleri ile bu dağıtım tesislerinin faaliyetlerinin yürütülmesi amacıyla gerçekleştirilen iş ve işlemlerden dolayı üçüncü kişilerin hak taleplerinin doğuracağı sorumlulukların dönemsel olarak paylaştırıldığı hususu Üçüncü Kişilerin Hak ve Talepleri başlığı altında 7.1, 7.2, 7.3, 7.4, 7.5 ve 7.6'ıncı maddelerinde düzenlendiği görüldüğü, sözleşmenin 7.6 maddesinde ise; “Sözleşmenin imza tarihinden önce Dağıtım Tesisleri ve Dağıtım Tesisleri'nin işletmesinden kaynaklanan her türlü hukuki ve cezai sorumluluk ...'a aittir. Bu dönemde yürütülmüş bulunan bu faaliyetler nedeni ile üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabı ...'ir, Bu talepleri konu alan icra takibi ve davalar ... tarafından yürütülür ve sonuçlandırılır. Bu takip ve davalardan doğacak her türlü mali yükümlülük ... tarafından ödenir.” kuralı olduğu, sorumluluğun müvekkili şirkette olmadığı, tamamen davalı ...'da olduğu, işbu özelleştirme neticesinde, İhale Şartnamesi'nin 22'inci maddesinin f fıkrasında; “Alıcı, ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir. Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...” ve Hisse Satış Sözleşmesi'nin Alıcının Taahhütleri Başlığında düzenlenen 9.4. maddesinde de “Alcı ihale konusu hisseleri devraldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İHDS'deki hükümler saklı kalmak kaydıyla...” düzenlemelerini içerdiği, sonuç itibariyle dağıtım tesisleri ile dağıtım tesislerinin işletilmesinden kaynaklanan her türlü hukuki ve cezai sorumluluk, sözleşmenin imza tarihinden öncesine ait ise davalı ...'a, sözleşmenin imza tarihinden sonrasına ait ise müvekkili şirkete ait olacağı, dava konusu alacakla ilgili ihtilaf İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imza tarihinden öncesine ait olduğundan davacı şirketçe yapılan ödemeden ...'ın sorumlu olduğu, müvekkili şirket tarafından ödenen, 25/01/2017 tarihinde 68.155,32 TL ve 20/04/2017 tarihinde 2.035,87 TL olmak üzere toplam 70.191,19 TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ...'tan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tBİRLEŞEN DAVADA CEVAP<br>\tDavalı vekili dilekçesiyle özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, söz konusu alacak TBK'nun 73. Maddesi kapsamında olup zamanaşımına uğradığını,  zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini,  dava ve ödemenin müvekkiline bildirilmediğini, hisse devir aşamasında bilanço düzenlendiğini , borç ve alacak kesinleştiğini, bilançoda  dava ve icra takip  dosyalarına ilişkin listeler yer almış ve bu yöndeki tespit tutanakları kesinleştiğini,  ayrıca işçi alacakları ile ilgili ihtilaflardan kaynaklanan davalar 3. Kişi zararı olarak kabul edilemediğini, işçi alacaklarında davacı şirketin sorumlu olacağı hisse devir sözleşmesinin 6. Maddesinde belirtildiğini, ayrıca da işletme hakkı devir sözleşmesi kapsamında açılan takipler ve davalar müvekkiline ihbar edilmediğini, ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden faiz, icra gideri ve icra vekalet ücreti müvekkilinden talep edilemeyeceğini belirterek, davanın reddini istemiştir.<br><br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  24/07/2006 tarihli işletme devir sözleşmesinden önceki tarihte davalının dağıtım faaliyetini yürüttüğü sırada, üçüncü kişilerin meydana gelen olaylarda zarar görmesi nedeniyle; maddi ve manevi tazminat  istemiyle  açılan davalar sonucu verilen ilamlar gereğince  icra dosyalarına davacı tarafında nakit olarak ödenmek zorunda kalınan  miktarda işletme hakkı devir sözleşmesindeki hükümleri ile hisse satış sözleşmesinin 9.4 maddesinin atfıyla İHDS'nin 7.4 maddesi uyarınca davalıdan rücuen talep edebileceği anlaşılmakla, yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan asıl ve birleşen dosya yönünden alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla asıl davanın kabulüne, 168.412,06-TL alacağın, ödeme tarihi olan 13/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davanın kabulüne, toplam 70.191,19-TL alacağın, 68.155,32-TL olan bölümü yönünden, ödeme tarihi olan 25/01/2017 tarihinden itibaren, kalan bakiye 2.035,87-TL alacak için ise 20/04/2017 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tAçılan davanın zaman aşımına uğradığını, beyanlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, bilirkişiden rapor alınmadığını, ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığını, hisse satış sözleşmesi imzalanarak davacının özel şirkete devrinin gerçekleştiğini, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas devir bilançosu düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, rücuya dayanak mahkeme kararında davacı aleyhine hükmedilen bir bedel olmadığı gibi davacının icra emrinin tarafı olmadığını, davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle rücuya dayanak davaya ilişkin masraf, giderler, vekalet ücreti ve faiz giderlerinin talep edilemeyeceğini, temerrütün oluşmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, faiz başlangıç  tarihinin hatalı olduğunu, avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tAsıl ve Birleşen Dava;   işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t... Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24/10/2008 tarih ve 2008/702 esas 2010/657 karar sayılı ilam dosyasının incelenmesinde; davacısının ..., davalısının ... A.Ş.  olup,  ... ... İşletme Başmühendisliğinin sigortalısı olan ...'in 08/07/2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralandığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan rapora göre kazanın meydana gelmesinde işverenin kusuru bulunduğunu ve sigortalıya 91.892,82 YTL peşin sermaye değerli gelir ve SYZ bağlandığını, ayrıca 16.485,27 YTL tedavi gideri ve 7.609,85 G.İ.G. Ödemesi yapıldığını ve uygulanacak yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiş, davanın kabulü ile davacı tarafça kazazedeye ödenen peşin sermaye değerli gelirin 63.221,80 TL'sinin gelir bağlama kararının onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yine SYZ'nin 219,19 TL'sinin onay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve ödenen tedavi giderinin 13.188,22 TL'sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte yine G.İ.G.'nin 6.087,88 TL'sinin  ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 23/09/2013 tarih 2012/37021 esas ve 2013/17141 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, <br>\tŞanlıurfa 4. İcra Dairesinin 2013/6189 sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının Sosyal Güvenlik Kurumu, borçlusunun ... Müessese Müdürlüğü olup, ... Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) 24/10/2008 tarih ve 2008/702 esas 2010/657 karar sayılı ilamının icraya konulması sonucu toplam 168.412,06 TL  alacağın ... A.Ş. tarafından 13/12/2013  tarihinde ödendiği anlaşılmıştır.<br>\t... 1. İş Mahkemesinin 12/02/2013 tarih ve 2010/423 esas 2013/131 karar sayılı ilam dosyasının incelenmesinde; davacısının ..., davalısının ... ... Müessese Müdürlüğü  olup, davacının 01/07/1979-20/07/2000 tarihleri arasında ... Genel Müdürlüğü, ... Elektrik Dağıtım Müessesesine bağlı, Silvan İşletme Başmühendisliği emrinde ETİB ustası kadrosunda işçi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin feshedildiği, ancak kıdem tazminatının ödenmediği belirtilerek 15.000,00 TL kıdem tazminatının en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline yönelik açılan davada mahkemece davanın kısmen kabulüne, 9.346,97 TL net kıdem tazminatının 20/07/2000 fesih tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın davalı vekilince temyizi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 21/01/2016 tarih ve  2015/5415 Esas 2016/637 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği görülmüştür.<br>\t... 3. İcra Dairesinin 2014/2136 sayılı dosyasında; yukarıda açıklanan ilam davacı vekili tarafından davalı ... ... Müessese Müdürlüğü aleyhinde, ... 1. İş Mahkemesinin 12/02/2013 tarih ve 2010/423 esas 2013/131 karar sayılı ilamının icraya konulması sonucu  68.155,32 TL'nin 25/01/2017 tarihinde, 2.035,87 TL'nin ise 20/04/2017 tarihinde olmak üzere toplam 70.191,19 TL 'nin ... ... Müessese Müdürlüğü tarafından ödendiği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaylara dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan  ... Asliye Hukuk Mahkemesi (İş Mahkemesi sıfatıyla) ve ... 1. İş Mahkemesindeki davaların davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyalarına ödediği bedel ile masrafları davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davalardaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davalarda uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.\t<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Asıl davada davalıdan alınması gerekli olan  11.504,23 TL harçtan peşin alınan 2.876,06 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.628,17‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Birleşen davada davalıdan alınması gerekli olan 4.794,76  TL harçtan peşin alınan  1.198,70  TL harcın mahsubu ile bakiye 3.596,06‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.26/09/2024<br><br><br>Başkan-             Üye -                        Üye -              Zabıt Katibi - <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c7348d411f9dd8a4","SID":"354beb0ef77d1838"}}