{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/677 <br>KARAR NO:2024/2789<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A  K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:21/12/2023<br>NUMARASI:2021/982 E - 2023/1196 K<br>DAVANIN KONUSU:Adi Ortaklığın Fesih ve Tasfiyesi<br>KARAR TARİHİ:22/10/2024  <br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...'ın ortağı olduğu .... Ști. unvanlı firmanın “...” markası altında mobilyacılık alanında faa- liyet gösterdiğini, İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazda kaim 40.000 m2 açık, 14.000 m2 kapalı alan üzerine kurulu mobilya fabrikasının sahibi olduğunu, 2001 yılında tüm ülkeyi etkileyen ekonomik kriz dolayısıyla müvekkilinin kredi ve pi- yasa borçlarını zamanında ödeme noktasında büyük zorluklar yaşamaya başladığını, bu kapsamda ...Bankası A.Ş, T.... A.Ş. ve İs Finansal Kiralama ...ye olan borçlarını, .... sayılı kanun çerçevesinde, 06.12.2014 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (İstanbul Yaklaşımı) ile yapılandırarak yeni vadeler belirlendiğini, Bu süreçte müvekkili ile davalı şirket arasında görüşmeler yapıldığını, tarafların \"...\" markası altında faaliyet gösteren müvekkili şirkete finansman sağlanmasını, borçların öde- nerek sona erdirilmesini, devamında şirketin yine birlikte işletilmesi konusunda mutabakata vardık- larını ve böylece aralarında bir adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu,Taraflar arasında kurulan adi ortaklık gereğince; 1- Müvekkili şirkete ait fabrikada kiracı bulunan ve fabrikayı işleten ..... Ști. ile olan kira sözleşmesinin feshedilerek, ...Mobilya ile ....İnşaat arasında fabrikanın kiralanmasına ilişkin yeni bir kira sözleşmesi imzalanması ve üretime ... İnşaat üzerinden devam edilmesi,2- ...'nın Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesine (FYYS-İstanbul Yakla- şımı) konu borçlarının ... inşaat tarafından sağlanacak finansman kaynağı ile ödenmesi,3-...'ya ait fabrikanın üzerindeki ipotek alacakları dolayısıyla icra dosyalarında gerçekleştirilecek satış işlemlerine karşı, ... ve ortaklarının herhangi bir itirazda bulunma- masını, fabrika satışına engel olunmamasını, icra dosyasına ileri sürülecek her türlü itiraz hakkından feragat edilmesi, Müvekkilinin uzun yılların neticesinde meydana getirdiği “müşteri portföyünü” davalı şirkete sunmasını, o güne kadar mobilya sektöründe faaliyeti olmayan davalı tarafa tecrübelerini aktarmasını, “iş gücü, bilgi, birikim, emeğini” ve mümkün olduğu tutarda sermaye ortaya koyması,5- Şirketin düze çıkartılarak elde edilen kazancın taraflar arasında paylaştırılması husus- larının kararlaştırıldığını,İlk olarak müvekkili şirkete ait fabrikada kiracı olan ... Mobilya ile ... arasındaki kira sözleşmesinin Bakırköy ....Noterliği'nin 25.10.2007 tarih .... yevmiye nolu Fesihnamesi ile sona erdirildiğini, bir sonraki yevmiye nolu işlem olan Bakırköy .....Noterliği'nin 25.10. 2007 tarih .... yevmiye nolu imza Kira Sözleşmesinin ... ile ... İnşaat arasında imzalandığını, Fabrikada kiracı olan .... Mobilya'nın sigortalı çalışanı olan isçilerin Modek- san'dan çıkışı yapılarak .... İnşaat'ın sigortalı çalışanıolarak işe girişlerinin yapıldığını ve işyeri devrinin gerçekleştiğini,...'nın ... Bankası A.Ş'ye olan borçlarına istinaden, ... İn- şaat tarafından 2.308.698 EURO ödeme yapılarak... Bankası’nın, .... (taşınmaz ipotek dosyası), ....cra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasındaki alacakla- rının ... İnşaat tarafından temlik alınarak, taraflar arasında 14.01.2008 tarihli Alacağın Temliki Sözleşmesi imzalandığını,Davalı ile... Bankası arasında imzalanan temlik sözleşmesine istinaden; ... İn- şaat fabrika ve şirket ortaklarının dairelerinde banka lehine konulan 1. ve 2. derecedeki ipoteklerin alacaklısı durumuna geldiğini, müvekkilinin fabrikanın icra dosyasıyla satış işlemlerine karşı herhangi bir itiraz ileri sürmeyerek, fabrikanın icra satışı yolu ile ... İnşaat tarafından devralınmasının önünü açtığını, Müvekkili şirketin FYYS kapsamında kalan... Bankası'na ait olan borçlarının, alacaklı banka tarafından ... A.Ş. (... A.Ş.)'ye temlik edildiğini ve davalı tarafından yapılan çok cüz'i bir ödeme ile bu borcun kapatıldığını, ...'ya ait ola nezdinde tescilli ... no.lu \"...\" marka- sında .... sayılı ve sair dosyalarındaki hacizlerde 1. Sıra- dan alacaklı olan .... AŞ’ye ait olan alacakların temlik alınarak, ... markası da davalı şirket tarafından satın alındığını, davalı şirketin ... markası adı altında, Silivri ilçesindeki fabrikada üretime devam ettiğini, ... ile ... İnşaat arasındaki bu anlaşmanın temel gayesinin şirket borçlarının yapılandırılarak ödenmesi, işletmenin devamının sağlanması ve bundan sonra elde edi- lecek kazancın paylaştırılması olduğunu,Müvekkili şirketin ortaklığın kendisine yüklediği tüm edimleri eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı yanın kazancın paylaştırılmasına yanaşmadığını, Davalı şirketin müvekkili şirketin içinde olduğu zor durumundan istifade ederek, önce- likle fabrikayı işleten mevcut şirketin irtibatını sona erdirdiğini, fabrikanın fiili yönetimi ve işletmesini kendi üzerine aldığını, icra satışı doğrultusunda fabrikanın mülkiyetini ele geçirdiğini, ... markasına sahip olduğunu ve müvekkili şirketin yıllardır harcadığı yoğun emek ve mesai birikiminin üzerine konduğunu beyanla;Mahkeme tarafından tasfiye görevlisi/görevlileri atanmasına, re’sen seçilecek tasfiye görevlileri tarafından müvekkili ile davalı şirket arasındaki ortaklığın tasfiye işlemlerinin yürütülme- sine , tasfiye sonucunda her bir ortağa düşecek payın tespit edilmesine , (HMK m.107 gereğince)  her bir müvekkili yönünden ayrı ayrı olacak şekilde, şimdilik 5.000,00 TL'er den toplam 10.000,00 pay alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda ticari avans faiziyle davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine ilişkin da- valara bakma görevinin de genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğunu,Davacı tarafın iddia ve taleplerinin tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ol- duğunu, taraflar arasında her hangi bir adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığını,Davacı tarafın dilekçesinde yer alan bilgi ve belgelerin davacının iddialarını ispata el- verişli olmadığı gibi delil vasfının da bulunmadığını, müvekkili şirketin dava dilekçesinde geçen Silivri'de bulunan fabrikada kiracı sıfatıyla faaliyetlerini yürütmekte iken o dönemde taşınmaz maliki olan davacıların borçlarından kaynaklı sürekli olarak haciz işlemlerine maruz kaldığını ve faaliyetleri sürekli biçimde zarar görmeye başladığını, bu nedenle müvekkilinin bu durumun ortadan kalkmasını sağlamak adına muhatap Türkiye... Bankası ile irtibata geçerek imzaladığı 14.01.2008 tarihli Ala- cağın Temliki Sözleşmesi'ne istinaden davacı tarafın ...., ... , ...sayılı dosyaları ile takip konusu edilen kredi alacaklarını bankadan temlik aldığını,İlerleyen süreçte davacı tarafın devam eden borçları nedeniyle cebri icra yoluyla satışa çıkarılan fabrika binasının müvekkili şirket tarafından satın alındığını, davacı tarafın da işaret ettiği gibi 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle alım gücünün düşmesi nedeniyle yapılan ihaleye müvekkili şirketin haricinde katılan olmadığını ve bu suretle müvekkilinin bahse konu fabrikanın maliki olduğunu, Aynı minvalde şirketin kurumsal kimlik ve markasının \"...\" ... sayılı dosyasında haciz alacaklısı olarak önceliğe sahip firmanın alaca- ğını temlik alınmak suretiyle icra marifeti ile satın alındığını, Bu süreçte davacı şirketle ortaklık yapmak ve bu suretle şirket faaliyetlerine birlikte devam etmek yönünde bir vaat ya da taahhütte bulunulmadığını, yahut bu amaçla bir sözleşme akde- dilmediğini, davacı tarafın delil olarak sunduğu 06.12.2004 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'nin herhangi bir kısmında müvekkili şirketin borçlu, kefil vs. herhangi bir sıfat altında bir taahhüt ya da yükümlülüğü bulunmadığını, bu nedenle açılan davanın reddinin gerektiğini,Davacı tarafın iddia ettiği şekilde bir adi ortaklık ilişkisini kabul anlamına gelmemek kaydıyla üzerinden yaklaşık 20 yılı aşkın süre geçmiş olaylara yönelik adi ortaklık kar payı tasfiye talebi zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini  savunmuştur.İlk Derece Mahkemesi'nce: \"İspatlanamayan davanın REDDİNE\" karar verilmiştir.İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince 18.10.2023 tarihli bilir- kişi raporu esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, aslında rapordaki pek çok tespitin, davacının iddialarını ve taraflar arasında bir ortaklık ilişkisinin kurulduğunu ispat ettiğini,-Müvekkili şirkete ait fabrikada kiracı olan ... firmasının kira sözleşmesinin Bakırköy ....Noterliği’nin 25.10.2007 tarih ... yevmiye sayılı evrakı ile feshedildiğini ve aynı gün bir sonraki Noter yevmiyeli evrak ile  son derece \"sembolik\" bir tutar üzerinden davalı şirketle yeni bir kira sözleşmesi akdedildiğini, -... firmasında çalışan işçilerin sigorta çıkışlarının yapıldığını ancak bu işçilerin aynı işyerinde davalı şirkete sigorta girişleri yapılarak çalışmaya devam ettiklerini,-Müvekkili şirketin banka ve finans kuruluşlarına olan borçlarına istinaden davalı şirket tarafından... Bankası'na 2.308.698 EURO ödeme yapıldığını ve dava dilekçesinin 3. sayfasında belirtilen 3 (üç) icra dosyasına konu alacağın davalı şirket tarafından temlik alındığını,Temlik alınan dosyalar sonucunda davalı şirketin fabrikanın da bulunduğu müvekkiline ait Silivri ilçesindeki taşınmaz kaydında yer alan 1. ve 2.derecedeki ipoteklerin alacaklısı durumuna geldiğini, taraflar arasında varılan anlaşmaya istinaden taşınmazın icra yoluyla satışına müvekkil tara- fından herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, taşınmazın davalı şirket tarafından edinilmesinin önünün açıldığını,-Müvekkili şirketin ... kapsamında kalan... Bankası borçlarının Varlık Yönetim firmasına davalı tarafından yapılan çok cüz'i ödemeler ile kapatıldığını,-Müvekkiline ait ... markasının davalı tarafından satın alındığını ve davalı yanın üretim/ticari faaliyetlere hala ... markası altında devam ettiğini,Bu hususların her birinin bilirkişi raporunda da tespit edildiğini, Hukukçu bilirkişi tarafından, \"taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, bu ilişki uyarınca fabrikanın mülkiyetini elde eden davalının fabrikanın işletilmesi sonucu oluşan kazançtan davacılara pay vermeyi taahhüt ettiği hususunun davacılar tarafından geçerli delillerle ispat edilmesi gerektiği, ancak davacı tarafça bu hususlara ilişkin olarak somut bir delil sunulmadığının\" belirtildiğini, bilirkişi tarafından yazılı bir adi ortaklık sözleşmesi arandığını, ancak Adi Ortaklık Sözleşmesinin geçerliliği herhangi bir şekil şartına tabi olmayıp bu sözleşmenin varlığının her türlü delil ile ispatlanabileceğini, Kira sözleşmesinin feshi ve aynı tarihte sembolik tutar üzerinden yapılan yeni kira söz- leşmesi, işçilerin büyük bir kısmının davalı şirkette çalışmaya devam etmesi, müvekkiline ait ... markasının davalı tarafça edinilmesi ve bugün hala bu marka adı altında faaliyete devam ediyor oluşu, müvekkil şirkete ait banka borçlarının davalı tarafça üstlenilmesi ve ödenmesi, bu sayede davalının fabrikanın da bulunduğu çok değerli olan arsayı edinmiş olması, bu süreçte müvekkili şirketin taşın- maz- fabrikanın icradan satışına ilişkin tek bir itirazının olmayışının taraflar arasında  kurulan ortak- lığın birer ispatı olduğunu, yoksa müvekkili bütün bu haklarından, yılların büyük bir emeği sonucu oluşturduğu markasından, müşteri portföyünden, arsasından, fabrikasından vazgeçmesi için  gelir paylaşımına ilişkin bir ortaklık haricinde her hangi bir nedenin bulunmadığını,Yine hukukçu bilirkişi davalı şirketin... Bankası ile imzaladığı Alacağın Temliki Sözleşmesi'nde \"Temlik Sözleşmesinin 4b maddesinde yer alan “Temlik alanın yukarıda yazılı icra takiplerine temlik aldığı alacak tutarı ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla devam etmek, özellikle bu alacakların teminatını teşkil eden ipotekli ve hacizli taşınmazların, rehinli menkullerin paraya çevrilmesini istemek ve satışı halinde bedellerini tahsil yetkisine sahiptir” hükmü dikkate alındığında davalıya temlik aldığı alacak tutarını aşacak miktarda bir menfaat sağlanmadığı\"nın belirtildiğini, ... Bankası'nın ancak kendisinde olan alacak miktarınca temlik yapabilecek olup sahip olduğu haktan daha fazlasını devret- mesinin mümkün olmadığını, raporda da ifade edildiği üzere, davalı şirketin... Bankası'na 2.308.698 euro ödeme yaptığını, bu sayede taşınmazda 1. sıradaki ipotek alacaklısı durumuna geldi- ğini, müvekkilin ipotek icra dosyasına herhangi bir itiraz ileri sürmemesi sonucunda arsa ve fabrikayı edindiğini, davalı şirketin yapmış olduğu bu 2,3milyon € değerindeki ödeme neticesinde elde ettiği arsa ve fabrikanın toplam değerinin ise 470.349.125,00 ₺ olduğunu, kaldı ki bu değere fabrika içeri- sinde makine, ekipman ve üretim tesisinin de dahil olmadığını, raporda izah edildiği üzere, fabrikanın içine girilmeden bu tespit yapıldığını, dava konusu fabrika, 40.000 m2 açık, 14.000 m2 kapalı alan üzerine kurulu, o dönem Türkiye’deki sayılı birkaç kompakt ve kontünyu sistem (en dar alanda en yüksek verimlilik) özelliğine sahip mobilya fabrikası olup içindeki makine, ekipman ve üretim tesi- sinin değeri en az fabrika binasının değeri kadar olduğunu, böyle bakıldığında 2,3 milyon Euroluk ödeme karşılığında, davalı yanın elde ettiği menfaat 30 milyon Euro'yu aştığını, bunun tek  açıklama- sının müvekkilin içinde bulunduğu ekonomik dar boğazdan davalının finansman gücüyle çıkılması ve sonrasında elde edilen gelirin taraflar arasında paylaşılması olduğunu, Yine müvekkil şirkete ait tedarikçi borçlarının da davalı şirket tarafından ödendiğini, büyük hacimde... yapılan tedarikçiler olarak tanımlanabilecek ... A.Ş. ile .... A.Ş. firmalarına yapılan ve müvekkile ait dönemden kalan borç ödemelerine ilişkin davalı şirket ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi talep edilmesine rağmen bu talebin de sonuçsuz kaldığını, Adi ortaklığın varlığı ortaya konulmuş olmasına rağmen mahkemece aksi yöndeki bilir- kişi raporuna itiraz edilerek davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu be- yanla kararın kaldırılmasını istemiştir.İstinaf sebepleri ve 6100 sayılı HMK'nun 355 md. ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre;Dava, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile alacağın tahsili talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince \"adi ortaklığın ve alacağın varlığı\"nın ispatlanamadığı gerek- çesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiş olup bu karar istinafa getirilmiştir.Bu aşamada adi ortaklığın tanımı ve ispatı hususunda açıklama yapılmasında fayda bulunmaktadır.Bilindiği üzere, adi ortaklık; iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK md 620/1). Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, birbirlerinin kabiliyet ve şahsiyetlerine güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, müşterek amacın gerçekleştirilmesini sağlayacak vasıtaları (katılım paylarını) ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur. Buna göre adi ortaklığın unsurları; kişi, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna birlikte çaba (affectio societatis), katılım payı (sermaye) ve sözleşme bağı şeklinde belirtilebilir.Adi ortaklık sözleşmelerinin kuruluşu bakımından, ortakların esaslı noktalarda uyuş- ması gerekir (TBK md 2/1). Eş söyleyişle, ortakların şahsı, müşterek amaç, müşterek amaç uğruna bir- likte çaba, katılım payının türü ve kapsamı, ortaklık açısından esaslı unsurlar olup, bunlarda uyu- şulması ortaklık sözleşmesinin kurulması için yeterlidir. Ortaklar, ikinci derecedeki noktalarda uyuş- mamış olsalar bile, ortaklık kurulmuş sayılır.Adi ortaklık sözleşmesi yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilir. İhtilaf halinde, bu ortaklığın var olduğunu ileri süren kişi, iddiasını, HMK'nın 200. md gereğince senetle ispat etmelidir. Her ne kadar adi ortaklık ilişkisi her hangi bir şekle bağlı değilse de, bu kural geçerlilik şekli bakımından söz konusu olup, ihtilaf çıktığında adi ortaklık sözleşmesinin varlığını ispat yükü, adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer. Bu durumda, davacı ortaklığın varlığını ispat ile yükümlüdür. Adi ortaklıkta yazılı sözleşme, geçerlilik koşulu değil, bir ispat aracıdır. HMK'nın 200/1 md gereğince; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri 2.500,00 TL'yi geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Sözü geçen mad- denin 2. fıkrası gereğince, senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir.Somut olayda, taraflar arasındaki akdi ilişkiye dair sözleşme, protokol vs yazılı belge sunulmamıştır.Davacı adi ortaklığın delil olarak; Müvekkili şirkete ait fabrikada kiracı olan ... firmasının kira sözleşmesinin noterde feshi ve hemen akabinde son derece \"sembolik\" bir tutar üzerinden davalı şirketle yeni bir kira sözleşmesi düzenlenmesi, ... firmasında çalışan işçilerin sigorta çıkışları yapıldıktan sonra aynı işyerinde davalı şirkete sigorta girişleri yapılarak çalışmaya devam etmeleri, müvekkili şirketin banka ve finans kuruluşlarına olan borçlarına istinaden, davalı şirket tarafından... Bankası'na 2.308.698 EURO ödeme yapılması ve dava dilekçesinde belirtilen  3 (üç) icra dosyasına konu alacağın davalı şirket tarafından temlik alınması, temlik alınan dosyalar sonucunda davalı şirketin davacıya ait Silivri ilçesindeki taşınmaz kaydında yer alan 1. ve 2. Derece- deki ipoteklerin alacaklısı durumuna gelmesi, anlaşma gereğince taşınmazın icra yoluyla satışına müvekkil tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmemesi bunun sonucunda taşınmazın davalı şirket tarafından edinilmesi, müvekkili şirketin ... kapsamında kalan... Bankası borçlarının ... firmasına davalı tarafından yapılan çok cüz'i ödemeler ile kapatılması, müvekkiline ait ... markasının davalı tarafından satın alınması ve davalının üretim/ticari faaliyetlere hala ... mar- kası altında devam etmesi olgularına dayanmaktadır.Mahkemece Ticaret ve Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi- Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı Dr. ..., Mali Müşavir ... ve ....  ...'dan alınan raporda,1. Davacıların iddiası, içinde bulundukları mali sıkıntıdan kurtulmak amacıyla davalı ile finan- sal destek ve adi ortaklık sözleşmesi yaptıkları, bu sözleşme uyarınca davalının davacıların icra takiplerine ve ipoteklere konu borçlarını devralarak ödediği, bunun karşılığında fabrikanın mülkiyetini elde ettiği, fabrikada çalışan işçileri de devraldığı, ancak adi ortaklık sözleşmesi uyarınca elde etmiş olduğu geliri paylaşmadığı yönündedir.Davalının iddiası ise bir adi ortaklık ilişkisinin bulunmadığına yöneliktir. Dosya kapsamından davalının davacıya ait bir takım borçları devralarak ödediği, fabrika bina- sına da bu şekilde sahip olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında ihtilaf konusu olan ve raporumuzda çözüme kavuşturulması gereken temel problem; taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisi bulunup bulunmadığı ve bu ilişki uyarınca davacıların alacak talep etme haklarının doğup doğmadığı noktasında toplanmaktadır.2. İspat kuralına ilişkin TMK. 6 md hükmüne göre:“Kanunda aksine bir hüküm bulun- madıkça , taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”.HMK 190/1 md. hükmüne göre: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vaktayı ispat etmeye mecburdur. Davacıların iddiasının haklı görülebilmesi için, anılan kurallar uyarınca, taraflar arasında bir adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bu ilişki uyarınca fabrikanın mülkiyetini elde eden davalının fabrikanın işletilmesi sonucu oluşan kazançtan davacılara pay vermeyi taahhüt ettiği hususunun  davacılar tarafından geçerli delillerle ispat edilmesi gerekir.Davacılar tarafından bu hususlara ilişkin olarak somut bir delil sunulmamıştır. Delil olarak sunulan 06.12.2004 tarihli Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi'nin herhangi bir kısmında da bu yönde bir ibare bulunmamaktadır.Temlik Sözleşmesinin 4b maddesinde yer alan “Temlik alanın yukarıda yazılı icra takiplerine temlik aldığı alacak tutarı ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla devam etmek, özellikle bu alacakların teminatını teşkil eden ipotekli ve hacizli taşınmazların, rehinli menkullerin paraya çevrilmesini istemek ve satışı halinde bedellerini tahsil yetkisine sahiptir” hüküm dikkate alındığında davalıya temlik aldığı alacak tutarını aşacak miktarda bir menfaat sağlanmadığı da görülmektedir.Mali inceleme bölümünde “borçlara istinaden, dava dışı Türkiye... Bankası A.Ş., ... Bankası A.Ş. ve... ...A.Ş. bankaları ile müşterek ve müteselsil borçlular olan ... Ltd. Şti. ..., ..., ...,..., .... Şti., ... ... Şti. arasında 06.12.2004 tarihinde Yeniden Yapılandırma (FYY) Sözleşmesi imzalandığı görülmüştür.Davacı yasal defter kayıtları incelemeye sunulmadığından söz konusu borçların yapılandırma sonrası davacı yasal defter kayıtlarında ne şekilde kayıtlandığı, ödemelerinin ne şekilde kayıtlandığı hususlarında davacı yasal defter kayıtları üzerinde herhangi bir inceleme yapılamamıştır.Davalı yasal defterleri kayıtları incelendiğinde ise 2.302.698 EUR borcun 14.01.2008 tarihinde (KUR:1,701) 3.916.892,70 YTL olarak davalı şirketin... Şubesi hesabından EFT yolu ile ödendiği ve .... nolu yevmiye kaydı ile 159.01.1804 nolu avans hesabına kaydedildiği görülmüştür” tespit- lerine yer verilmiştir.Bütün bu hususlar ile birlikte usulüne uygun tutulan davalının ticari defterlerinin HMK. m. 222 hükmü uyarınca lehe delil olması, ibraz edilmeyen davacının ticari defterlerinin HMK. m. 222/5 hükmü uyarınca aleyhe delil oluşturması gibi hususlar da dikkate alındığında; davacının adi ortaklığın varlığına daya- lı alacak iddiasının ispata muhtaç olduğu sonucuna varılmaktadır. Aynı teleme dayanan Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1141 Esas 2018/353 K. Sayılı ilamı da varmış olduğumuz sonucu destekle- mektedir.\" şeklinde görüş bildirilmiştir.Dava dışı ... ile ... ... Şti arasında Bakırköy 8 ATM'nin 2012/97 Esas sayılı dosya üzerinden görülen itirazın iptali davası dosyasına sunulan 20.10.2007 tarihli protokolün ..... Şti ile ... ... Şti tarafından imzalandığı ve şu hükümlere yer verildiği görülmüştür. PROTOKOL TARAFLAR ... Dekorasyon ...Şti (Saraylar olarak anılacaktır) ile ... ... Şti (... olarak anılacak) arasında aşağıdakida anlaşmaya varılmıştır. ...'ın tesisleri ... İnşaat'a kiralanmak suretiyle üretime devam edilecektir. ...'a olan borçlar ... . Ltd tarafından devralınacakatır...., ... ve ...'a ait evler ... İnşaat tarafından ihalede satın alınacak ve gayrimenkul sahiplerinin göstereceği şahıslara devredilecektir.. Bununla ilgili her hangi bir meblağ talep edilmeyecektir. ...'a ait daire borç bitene kadar şirket üzerinde kalacaktır. ...'ın fabrika binası ile mütemmim cüzü olan tesisler icrai satış vasıtasıyla ihalede satılacaktır. İş bu satış sırasında ... satışa ilişkin her türlü itiraz haklarından feragat ederler. İcrai satış gerçekleşip satışa konu fabrika ... adına tescil edildiğinde ... ...'a 250.000 USD, ...'a 250.000 USD olmak üzere toplam 500.000 USD verilecektir. Ancak... bu 500.000 USD şirket karından mahsup edilecektir....'ın tesislerindeki üretimden elde edilecek karın % 25'i ... ortaklığına temsilen ...'a, % 75'i ... İnşaat'a ait olacaktır. ... ortaklarına verilecek % 25'lik kar payı ortaklara fiilen çalıştıkları ve firmaya katkı sundukları taktirde verilecektir. Ancak yukarıda belirtilen ortaklara verilecek olan 500.000 USD kardan mahsup edilmeden ortaklara kar payı dağıtılmayacaktır. Davacı istinaf incelemesine konu olan bu davada  iş bu protokole  delil olarak dayanmamıştır .Davalının cevap dilekçesinde yer alan; Bakırköy 5. ATM'nin 2016/1141 E. Sayılı dos- yasının tetkikinde ise; davacı ... ve ... Ltd. Şti tarafından davalı ....... Şti aleyhine açılan alacak davasında istinaf incelemesine konu eldeki dava dilekçesinde yer alan iddialarla, adi ortaklıktan kaynaklanan alacağın tahsilinin talep edildiği, mahkemece \"davanın reddine\"  karar verildiği, davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine dairemizce yapılan  inceleme sonucu 2019/60 E. 2020/1368  K. Nolu  05.11.2020 tarihli ilamda; \"Davacı vekili red kararın hatalı, hukuka, dosya mevcuduna ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tanığı alacağın ispatı için değil, protokolün gerçekliğini ispat için dinletmek istediklerini, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin alacağı ispata yeter olduğunu, bunların başında davalı şirkete ait ve mahkemece celbedilen ticari kayıtların geldiğini, protokol aslının davalı vekilinde olduğunu, protokolün gerçekliğinin icra dairesi, noter, tapu dairesi, SGK gibi resmi kurum ve kuruluşlardan  celbedilen belgelerle kanıtlanmış olduğunu, protokolün gerçek olduğunu gösterir 1 klasörden fazla belge bulunduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin süre- cinin de bunun kanıtı olduğunu, Yargıtay 3,13,1 . Hukuk Dairelerinin emsal kararlarında fotokopi belge üze- rinde inceleme yapılabileceğinin belirtildiğini, fotokopi belge yazılı delil başlangıcı sayılarak  imza sahibinin isticvabının gerektiğini, davalının cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle çelişkiye düşmüş olduğunu, taraflar arasındaki yegane amacın müvekkili şirkete ait olan ... markasının tekrar düze çıkarıp kar elde etme ve bu karı paylaşmak olduğunu, mahkemece güçlü delil kabul edilen dava dosyasında müvekkillerinin taraf olmadığını, red kararının davacı tarafın temyiz ettiğini, sonrasında temyizden feragat etmesinin taraflar arasındaki muhtemel uzlaşmayı gösterdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava konusu uyuşmazlık, taraflar arasında, adi ortaklık ilişkisinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.Adi ortaklık sözleşmesi geçerlilik yönünden herhangi bir şekle tabi olmayıp, sözlü yapılan adi ortaklık sözleşmesi geçerli ise de, inkarı halinde bu ortaklığın varolduğunu ileri süren kişinin bu ortaklığı, uygulanması gerekli usul kuralları gereğince yasal sınır aşıldığından yazılı belge ile ispatı gerekir.Yerleşik yargıtay uygulamasında 6100 sayılı HMK m. 202/2'ye göre bir belgeyi delil başlangıcı olarak kabul etmek için öncelikle belgenin kendisine karşı ileri sürülen kişi tarafından gönderilmesi veya verilmesi ya dadüzenlendiğinin saptanmasının gerekli olduğu işbu yargılamada davalı tarafın o yönde bir kabulünün de söz konusu olmadığı, ayrıca aslı ibraz edilmeyip fotokopisi ibraz edilen ve diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağı gibi yapılmış olsa bile bu rapora itibar edilemeyeceği ve yine altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edi- lerek, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık dahi dinlenemeyeceği kabul edilmektedir.Buna göre davacının bu yöndeki istinaf itirazları yerinde değildir.Taraflar arasındaki kar payına yönelik ortaklık ispat edilmediğinden davacının diğer istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Uyuşmazlığın bu yönleri ve ispat edilmediği gözetildiğinde kararda bahse geçen emsal dosyada verilen red kararının delil olma durumu sonuca etkili değildir.\" denilerek davacının  istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. Dairemizin... bu kararı Yargıtay 3. HD'nin 2021/259 E, 2021/4405 K Nolu  21.04.2021 tarihli ilamı ile onanmıştır.Dosya kapsamına göre, davacı şirket adına olan kira sözleşmesinin feshi ve aynı tarihte davalı adına yeni kira sözleşmesi yapılması, işçilerin büyük bir kısmının davalı şirkette çalışmaya devam etmesi, davacıya ait ... markasının davalı tarafça edinilmesi ve bugün hala bu marka adı altında faaliyete devam ediyor oluşu, davacının banka borçlarının davalı tarafça üstlenilmesi ve ödenmesi, davalının fabrikanın da bulunduğu arsayı edinmiş olması, bu süreçte davacının taşınmazın, fabrikanın icradan satışına ilişkin itiraz ileri sürmemesi vs hususlar ortaklık ilişkisinin varlığını ispata yeterli değildir.Taraflar arasında adi ortaklık ilişkisinin varlığı ve davacının bu nedenle davalı taraftan alacaklı olduğu husus yazılı delil ile ispat edilememiştir.Davacının delilleri arasında yemin deliline yer verilmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda vakıa ve hukuki değerlendirme noktasında, usul ve esasa aykırılık tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvuru- sunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.\t<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından  yeniden alınmasına yer olmadığına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 22/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4030a3422feb46ce","SID":"58eec0076861fe10"}}