{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/76 <br>KARAR NO: 2024/1441<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/10/2021<br>NUMARASI: 2019/850 Esas - 2021/914 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali <br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili firma ile davalı arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin satışını gerçekleştirdiği bazı mallara TL cinsinden özellikle ithal ettiği mallara ise USD cinsinden fiyatlandırma yaptığını, ödemenin para cinsinin her sipariş öncesi aldığı sipariş formu ve tekliflerinde davalıya teyit ettirdiğini, bu sebeple taraflar arasındaki USD ve TL cari hesabının ayrı ayrı tutulduğunu, yabancı para cinsinden siparişlerin ödeme tarihlerindeki kur farkından kaynaklanan bedel farkı müvekkili tarafından 03.10.2018 tarihinde ... seri numaralı fatura ile faturalandırılarak davalı borçluya bildirildiğini, davalının faturayı iade ettiğini, alacağın tahsili için davalı hakkında Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takibinin başlatıldığını, davalının takibe de itiraz ettiğini belirterek davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; kur farkı alacağının istenebilmesi için taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme veya ticari teamül olması gerektiğinin kabul edildiğini, oysa taraflar arasında kur farkı ödeneceği yönünde yazılı bir anlaşma olmadığı gibi bu yönde ticari teamül oluşmadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan sipariş formunda sadece sipariş konusu ürünün birim fiyatının USD olarak ifade edildiği, bu siparişin dolar bazında fatura edileceği ya da dolar bazında ödeme yapılacağı veya kur farkı faturası düzenleneceği yönünde hüküm mevcut olmadığını, faturaların TL düzenlendiğini ve fatura bedelinin de tarafların mutabakatına uygun olacak şekilde çek verilmek suretiyle kapatıldığını, davacı tarafın faturayı düzenlerken kur farkı uygulayacağını bildirmediği gibi, fatura bedelini tahsil ederken de kur farkından ötürü doğabilecek alacağını talep edeceği yönünde herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, müvekkil şirketin fatura konusu alacağı TL çeki vererek kapattığından artık bundan dönerek döviz bazında ödeme talep etmenin mümkün olmadığını, 2007 yılından beri devam eden ticari alışverişlerin tamamının aynı kapsamda gerçekleştiğini belirterek davanın reddine, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; kural olarak, kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlı olduğu, somut olayda, taraflar arasındaki sözleşmede kur farkına ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığı, dosyada bulunan faturaların incelenmesinde döviz karşılığının gösterildiği ve davacının da bu faturalara  itiraz etmediği, böylece akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu, bu durumda kural olarak kur farkı istenebilmesi mümkün ise de; uyuşmazlıkta davacının çekle ödemede bulunduğu, çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi TL cinsi çek olarak kabul eden davalının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği gibi böyle bir durumda kur farkının istenebileceğine dair sözleşme bulunmadığı, alacağın tahsili için çek alan davacının kur farkı isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; dolar cinsi ödeneceği kararlaştırılan mallara ilişkin faturaların vergi mevzuatı gereğince TL olarak düzenlendiğini, ödemelerin vadeli olması nedeniyle kur farkı nedeniyle eksik ödeme söz konusu olduğunu, 21.02.2018 tarihli sipariş formunda “polyester dantel desenli boyalı birim fiyatı 2,85 + KDV M.B.K., Ödeme fatura tarihi itibariyle 3-4 aylıktır” yazdığını, bahsi geçen sipariş formundan ödemelerin TCMB kuruna göre ödeneceğinin açık olduğunu, müvekkilinin davalı borçluya düzenleyerek gönderdiği faturaların üzerinde aynen \"Faturanız döviz bazında peşindir, tahsilatlarda kur farkı tarafınıza fatura edilir\" ifadesinin yazılı olduğunu, ayrıca faturalarda \"Bu fatura içeriği 8 gün içinde itiraz edilmediği takdirde kabul edilmiş sayılır. Kur farkları ödeme günündeki TCMB efektif satış kuruna göre tahakkuk ettirilir.\" ifadesine yer verildiğini, bu hususların müvekkilin yaptığı yazılı anlaşmanın satışın USD üzerinden vadeli olarak gerçekleştiğini gösterdiğini, müvekkilinin sadece yabancı para cinsinden anlaştığı ürünlere ilişkin kur farkını talep ettiğini,mahkemenin kur farkı istenebileceğini kabul etmesine rağmen aksi yönde hüküm tesis ederek çelişkili karar verdiğini, ödemelerin çekle yapılmasının müvekkilinin kur farkından kaynaklanan alacağını istemesine engel olmadığını, tarafların ilk çalışmaya başladığı andan itibaren ödemelerin çek ile yapılacağı yönünde teamülleri bulunduğunu, taraflar arasında yapılan tüm alışverişlerin çek ile yapıldığını, müvekkilinin çekleri ciro ederek bir ödeme aracı olarak kullanmadığını, bankada vadelerinin gelmesini beklediğini, müvekkilinin satışını yaptığı tüm ürünleri dolar karşılığını nakit olarak ithal ettiği firmaların yurt dışındaki hesaplarına gönderdiğini, bu suretle çek ile tahsilatın Yargıtay görüşüne giren kısmından faydalanmadığını, müvekkilinin vadeyi beklemek zorunda olması nedeniyle kur farkından kaynaklanan alacağı bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır.(Yargıtay 19 HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E., 2018/1950 K. sayılı kararı; 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E., 2017/8069 K. sayılı kararı). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD 05/12/2019  2018/965 Esas 2019/5447 Karar). Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19 HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararı). Somut olayda; taraflar arasındaki ticari ilişki yabancı para cinsinden olup, davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de davacı alacağının tahsili için davacı tarafından verilen çekleri teslim aldığını beyan etmektedir. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesi verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek de doldurulabilir. Buna rağmen, ödemeyi Türk Lirası üzerinden çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Yargıtay'ın bu konuya ilişkin içtihatları da yerleşik hale gelmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/01/2021 tarih 2020/4821 E. 2021/65 K.; 19/04/2022 tarih  2020/7585 esas 2022/3142 karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından yatırılan 200‬-TL harcın mahsubu ile kalan 227,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d0f731697e3cbaa","SID":"ccbc8f72a7a56118"}}