{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1514 <br>KARAR NO: 2024/1514<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/07/2024<br>NUMARASI: 2024/205 D.İş -  2024/229 D.İş Karar<br>TALEP: İhtiyati Haciz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>TALEP: İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde özetle; Borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında medikal malzeme satın alınmasından kaynaklı 01.01.2023 - 22/05/2024 tarihleri arasındaki cari hesap ekstresi incelendiğinde borçlu davalı şirketin 1.088,754,37TL cari hesap borcu bulunduğunu, yine cari hesap ekstresi ve ekindeki iade (fiyat farkı) faturaları incelendiğinde borçlu firmanın cari hesap ekstresine konu faturalara sadece iade (fiyat farkı) faturaları kadar itiraz ettiğini,  bu faturaların ise kayıtlarına işlendiğini ve nihai borcun ortaya çıktığının görüleceğini, borçlu firma yetkilileri ile yapılan görüşmelerde müvekkili şirket ile ilgilisi bulunmayan konularda SGK kurumu tarafından kendilerine ceza-i işlem uygulandığını, bu nedenle finansal zorluk yaşandığını, en kısa sürede ödeme yapılacağı belirtilmesine rağmen 6 aylık süre içinde sadece fiyat farkı / iade faturaları düzenlendiğini, hiç bir ödeme yapılmadığının açıkça görüleceğini,  Yaptıkları araştırmalarda hastane işyerine hacizler geldiğini, şirket tarafından muvazaalı borçlandırma  işlemleri yapıldığını,  hastanenin 3. Şahıslara  devir edilmeye çalışıldığının öğrenildiğini, TTK m.21/2 maddesi  tacirin gönderdiği faturayı alan kimsenin sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumuna ilişkin kanuni bir karineye yer verdiğini, ticari deftere işlenmiş faturanın kesin delil niteliği öğreti ve yargısal uygulamada kabul edildiğini, somut olayda ise ekte sundudukları muavin defter cari hesap ekstresi ve davalının keşide ettiği ve kayıtlarına işlenen  iade / fiyat farkı faturaları incelendiğinde, davalı/ borçlunun cari hesap borcuna bir itirazının olmadığı, iade / fiyat farkı faturaları kadar  faturalarına itiraz ettikleri, bu iade faturalarının ise kayıtlarına işlendiği, dolayısıyla alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, borçluların üzerinde bulunan malları kaçırdığına ilişkin  sektörde çeşitli duyumlar dolaşmakta olduğunu, yapılan ilamsız icra takiplerine itiraz ettikleri ve alacakları sürüncemede bırakmaya çalıştıklarının bilinen  vakalardan olduğunu, Sayın Mahkemece ihtiyati haciz kararı tensip edilmez ise davalı /borçlunun  bütün menkul ve gayrimenkul mallarını 3. kişilere devredeceğine kesin gözüyle bakılmakta olduğunu, alacaklarının rehin yada başka bir şekilde teminat altında da olmadığından alacaklarının tahsili tehlikeye düşmüş ve  mahkememizce ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Karşı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle, Alacaklı olduğunu iddia eden tarafça, önce Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu takip uyarınca ödeme emrine yasal süresi içinde itirazlarının sunulduğunu, müvekkili aleyhine girişilen icra takibindeki asıl alacak, faiz, vekalet ücreti ve fer’ilerine itiraz edildiğini, akabinde, alacaklı olduğunu iddia eden tarafça Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu ve yapılan başvurunun da anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, alacaklı olduğunu iddia eden tarafça bu durumların hiçbiri gerçekleşmemiş gibi kötü niyetli bir şekilde taraflarının mal kaçırma iradesi olduğu şeklinde ağır ithamlarda bulunulduğunu, dilekçe ekinde taraflarca akdolunan sözleşmenin yer almakta olup, söz konusu sözleşme incelendiğinde ihtiyati haciz talep eden tarafın iddialarının ne denli asılsız olduğunun ortaya çıkacağını, 09.02.2022 tarihinde imzalanan protokolun a maddesinin; \" Hastane'nin Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalısı olan hastalarında kullanılan firma'ya ait tıbbi malzemelere ilişkin fatura bedelleri, fatura tarihi her ne olursa olsun, sosyal güvenlik kurumu tarafından o tıbbi malzemeye ilişkin bedelin hastane'ye ödendiği tarihten itibaren 7 gün içerisinde firma' ya ödenecektir. \" şeklinde olduğunu, söz konusu protokol gereğince Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından taraflarına ödeme yapılmadığı için alacaklı olduğu iddia eden tarafça hak edişin gerçekleşmediğinin sübuta erdiğini, Protokolün diğer maddeleri de incelendiğinde haklılıklarının ortaya çıktığını, ayrıca, söz konusu sözleşmede; \"Hastane'nin Sosyal Güvenlik Kurumu sigortalısı olan hastalarında kullanılan firma'ya ait tıbbi malzemelerin bedellerinde, malzemeden kaynaklanan herhangi bir sebeple, sosyal güvenlik kurumu tarafından kesinti yapılması ve/veya her ne sebeple olursa olsun malzeme bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hastane'ye ödenmemesi halinde, firma söz konusu tıbbi malzemeler için hastane adına fatura tanzim etmiş olsa dahi, hastane'nin mezkur fatura bedellerine ilişkin ödeme yapmakla yükümlü olmadığını ve hastanenin SGK'dan tahsil edemediği hiçbir malzeme bedelini firmaya ödemeyeceği hususunu firma kabul ve beyan eder.\" hükmü bulunduğunu, söz konusu madde ile dahi alacaklı olduğunu iddia eden tarafın taleplerinin yargılamayı gerektirdiğinin ortada olduğunu, müvekkili şirketin 2 yılı aşkın süredir vekilliğini yapmakla birlikte, şirkete bir güne bir gün haciz gelmediğini ve kesinleşen dosyası dahi bulunmadığını, müvekkili şirketin faaliyetine devam ettiğini, bununla birlikte, daha bir ay önce dahi müvekkili şirketin Fulya'da bilinen bir plazanın 1 katını satın almış, hatta uhdesine son model yeni bir araç kattığını, mal kaçırma iradesi kesinlikle olmayan ve faaliyetine devam eden müvekkili şirketin yargılanması ve araştırılması gereken bir konu için malvarlığına ihtiyati haciz konulmasının ticari hayatını sekteye uğratmaktan öteye gidemeyeceğini belirterek; karşı tarafın ihtiyati hacze ilişkin tüm taleplerinin reddi ile mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin de  karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; \" somut olayda; taraflar arasında tıbbi malzeme alım satımından kaynaklı ticari ilişki bulunduğu ve taraflar arasında protokol düzenlendiği, taraflar arasındaki protokol hükümleri de değerlendirilmek suretiyle alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu, alacağın varlığının yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanamadığı, karşı tarafın kaçtığı veya mal kaçırdığına dair de herhangi bir delil bulunmadığı, bu nedenle ihtiyati haczin yasal koşullarının bulunmadığı anlaşılmakla, koşulları oluşmayan ihtiyati haciz isteminin reddine,\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında medikal malzeme satın alınmasından kaynaklı 01.01.2023 - 22/05/2024 tarihleri arasındaki cari hesap muavin defterinin ekte olup, hesap ekstresi incelendiğinde borçlu davalı şirketin 1.088,754,37TL cari hesap borcu olduğunu, yine cari hesap ekstresi ve ekindeki iade faturaları incelendiğinde borçlu firmanın cari hesap ekstresine konu faturalara sadece iade (fiyat farkı) faturaları kadar itiraz ettiği,  bu faturaların ise kayıtlarına işlendiği ve nihai borcun ortaya çıktığını, 6 aylık süre içinde sadece fiyat farkı / iade faturaları düzenlendiği, hiç bir ödeme yapılmadığını, borçlu  şirket tarafından muvazaalı borçlandırma işlemleri yapıldığı,  hastanenin 3. Şahıslara  devredilmeye çalışıldığını, hatta fiilen hastanenin kapatıldığını, TTK m.21/2 maddesi tacirin gönderdiği faturayı alan kimsenin sekiz gün içerisinde itiraz etmemesi durumuna ilişkin kanuni bir karineye yer vermiş, ticari deftere işlenmiş faturanın kesin delil niteliği öğreti ve yargısal uygulamada kabul edildiğini, somut olayda muavin defter cari hesap ekstresi ve davalının keşide ettiği ve kayıtlarına işlenen  iade / fiyat farkı faturaları incelendiğinde, davalı/ borçlunun cari hesap borcuna bir itirazının olmadığı, iade / fiyat farkı faturaları kadar faturalarına itiraz ettikleri, bu iade faturalarının ise kayıtlarına işlendiği, dolayısıyla alacağın varlığı ve muacceliyeti konusunda yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, İlk derece Mahkemesinin  taraflar arasında protokol düzenlendiği, taraflar arasındaki protokol hükümleri de değerlendirilmek suretiyle alacağın varlığının tespitinin yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu gerekçesinin yerinde olmadığını, zira taraflarına tebliğ edilmese de karşı tarafça sunulan protokolün davacı şirket yetkilisi tarafından imza edilmiş bir bir protokol olmadığını, davalının özel evrakta sahtecilik suçunu işleme pahasına bu protokolü sunmuş ve İlk derece Mahkemesini yanılttığını, öte yandan davalı tarafın borcun varlığına yönelik bir itirazı söz konusu değilken, yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığının ifade edilmesi tamamen ilişkisiz bir gerekçe olduğunu, ayrıca davalı şirkete fatura edilen eşyaların tıbbi malzemeler olup tıbbi Malzemelerin bedelleri SGK tarafından 1 ay içinde hastaneye ödendiğini, vakaların onay mekanizması SGK tarafından geç yapılsa bile vakalarda kullanılan malzemelerin bedelleri  en geç bir ay içinde ödenmekte olup,  SGK yetkileri de aynı şekilde beyanda bulunduğunu, buradaki sorunun davalı hastanenin başka borçlarına davacı şirketin malzeme bedellerinin mahsup edilmesi ile ilgili olup mahsup işlemi için yine malzeme bedellerinin ödeme emri belgeleri düzenlenmekte ve davalı şirketin borçlarına talep ile mahsup edilmekte olup dolayısıyla bir an için protokol hükümleri geçerli olsa bile muacceliyet ile ilgili bir tartışma olmadığını, davacı şirketin amacının hastanenin kalmış ise bir gayrimenkul ve menkul malı ve SGK'dan alacağı bunların  kayıtlarına haciz şerhinin işlenmesi olup aksi halde davalının kötü niyetli tutumları sonucunda alacağının tatmininin engelleneceğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz talebinin kabulünü talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep, açık hesap (cari) alacağına dayalı olarak alacağına dayalı olarak talep edilen ihtiyati haczin reddi kararına İİK 265. maddesi uyarınca itiraz üzerine  ihtiyati haciz  kararı verilmesi  istemine ilişkindir. Mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İhtiyati haciz, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararı ile borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. İhtiyati haciz  talep edebilmek için, İİK'nın 257/1.maddesine göre alacağın para alacağı olması, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş olması ya da İİK'nın 257/2. maddesindeki şartların bulunması gerekir. İİK'nın 258/1.maddesinin ikinci cümlesinde \"Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebebi hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.\" şeklinde yapılan düzenleme ile alacaklının ihtiyati haciz talep edebilmesi ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın varlığı ve istenebilir olduğunun tam ve kesin olarak ispat edilmesi gerekliliği aranmamış olmakla birlikte bu konuda mahkemeye kanaat getirecek delillerin sunulması gerektiği kabul edilmiştir. Salt fatura düzenlenmesi fatura içeriği malın teslim edildiğinin ispatı için yeterli olmayıp, bir alacağın varlığının  başka  delillerle  alacaklı tarafından kanıtlanması gerekir. İhtiyati haciz talep eden  tarafından muavin defter cari (açık )hesap ekstresi  ve davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturası sunulmuş olup, karşı tarafın salt fiyat farkı faturası düzenlemesinden cari hesaba kayıtlı diğer  faturaları benimsediği sonucu çıkarılamayacaktır. Yine karşı tarafın sunduğu protokol de ihtiyati haciz talep edenin kabulünde değildir. Somut olayda dosya mevcuduna göre varlığı ihtilaflı ve  tespite muhtaç olan bir alacak talebi yönünden ortada muaccel veya müeccel bir para alacağı bulunduğu söylenemeyecektir. Buna göre alacağın varlığı ve özellikle miktarı hususunda talep eden haklılığı yaklaşık olarak ispatı ölçüsünde ortaya konulmadığından mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik  bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde görülmeyen ihtiyati haciz talep eden  vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.\t<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf karar harcı ihtiyati haciz talep eden tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İhtiyati haciz talep eden tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.  23/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d606b10e73a50b72","SID":"4424c5704293d1bc"}}