{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2022/1810 - 2024/1124<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1810 <br>KARAR NO\t: 2024/1124<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/04/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/326 Esas 2022/306 Karar<br><br>DAVACI\t:  <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 26/09/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 22/10/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 20.06.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, sürücü ...’ın sevk idaresindeki ... plakalı aracın sol ön kapısını açtığı sırada aracın yanında seyir halinde olan dava dışı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarpması sonucu motorsiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, kazanın sigortalı araç sürücüsünün asli ve tam kusuru ile meydana geldiğini, davacı hakkında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi  tarafından düzenlenen 01.02.2021 tarihli raporda %15,2 oranında sürekli maluliyet, 4 ay iyileşme süresi ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiğini, davalı sigorta şirketine başvuru ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını belirterek 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı,1.000 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 1.000 TL bakıcı gideri, 1.771 TL  rapor ücreti olmak üzere toplam 10.771 TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 31.03.2022 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 181.814,78 TL’ye, geçici işgöremezlik tazminatı talebini 6.974,10 TL’ye, bakıcı giderini 2.207,25 TL’ye yükseltmiştir.<br>\tDavalı vekili, İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından eksik belge ile başvuru yapılmış olup eksik belgelerin istenmesine rağmen ibraz edilmediğini, davalı tarafından davacıya araç hasarı için 41.000 TL ödeme yapıldığından yeniden tazminat istenemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek üzere kusur, müterafik kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden yeni genel şartlara göre aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, SGK tarafından yapılan ödemelerin mahsubunu, hatır taşıması nedeniyle belirlenecek tazminattan indirim yapılmasını, uzlaşma olup olmadığının belirlenmesini, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazası sebebi ile geçici işgöremezlik, sürekli işgöremezlik ve bakıcı giderinin tahsili amacıyla açılan tazminat davası olduğu kusur yönünden yapılan incelemede,   davalı araç sürücüsü ...’ın taşıt yolu üzerinde aracının kapısını arkadan gelen araçları kontrol etmeden açması nedeniyle asli kusurlu olup, kusur oranının %75, davacı ...’nın ise kavşaklara yaklaşırken aracının hızını düşürmemesi, aracının hızını yol durumuna göre ayarlamaması, sağdan giden araçlara yakın gitmesi, şerit ihlali nedeniyle tali kusurlu kabul edilerek kusur oranının %25 olduğu, davacı hakkında Hacettepe Üniversitesinden maluliyet raporu alındığı, 01.02.2021 tarihli raporda davacının %10 malul olduğu, 4 ay geçici iş göremezlik 1 ay bakıcı ihtiyaçsüresi belirlendiği, 28.03.2022 tarihli bilirkişi ek ve kök raporunda sürekli işgücü kaybından kaynaklanan bakiye tazminat alacağının 181.814.78 TL olduğu, geçici iş göremezlikten kaynaklanan tazminat alacağının 6.974,10 TL olduğu, bakıcı giderinin 2.207,25.TL olduğu, kaza tarihinde (2020) ZMSS poliçesi sakatlanma ve ölüm teminat limit tutarının 410.000 TL olduğu, davacı tarafın; sigorta şirketine başvuru tarihinden 8 iş günü sonrası (15.12.2020) temerrüde düşme tarihinden kanuni faiz yürütülerek tazminat talebinde bulunabileceği şeklinde kanaat bildirildiği, 20.06.2020 tarihli kaza neticesinde davacının yaralandığı, bacak ekleminin zarar gördüğü, bacağını hareket ettiremediği, haksız fiil  ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, sigorta poliçesinin 410.000.TL limitli bulunduğu, aktüerya bilirkişisi tarafından kusur durumlarına göre yapılan hesaplamada tazminat tutarlarının poliçe limiti dahilinde bulunduğu, davalı sigortalı aracın hususi otomobil niteliğinde bulunduğu, bu nedenle yasal faiz işletmek gerektiği, açık ve ayrıntılı raporlar hükme esas alınarak davanın kabulüne, 181.814,78-TL sürekli işgöremezlik tazminatının 6.974,10-TL geçici işgöremezlik tazminatının, 2.207,25-TL bakıcı giderinin 15.2.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemenin davanın kabulü yönünde verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan maluliyet oranı ve yönetmeliğinin hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınacak maluliyet oranının tespiti bakımından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Sorumluluk (trafik) Sigortası Genel Şartları ve ekinin dikkate alınması gerektiğini, bu husustaki itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, hükme esas alınan maluliyet oranının tedavi evrakları ile çelişkili olduğunu, dosya kapsamında alınan raporun medikal inceleme yapılması için dosyanın alanında uzman doktorlara sevk edildiğini hazırlanan ve bir örneği de ekte yer alan medikal inceleme raporunda davacının maluliyetinin bulunmadığı, en erken Temmuz 2021 tarihinden sonra yapılacak muayenesiyle düzenlenecek sağ diz eklem hareket açıklığını (nötral pozisyona göre) gösterir ayrıntılı ortopedi raporuna göre net oran tespitinin mümkün olacağı, zarar görenin bahse konu kaza nedeniyle epilepsi geliştiği ya da antiepilepitik tedavi almak durumunda kaldığı iddiasının devamı halinde; bunu en erken Temmuz 2021 tarihi sonrası yapılacak ayrıntılı nöroloji muayenesi ve epilepsi tedavisi aldığına dair tanzim edilmiş tıbbi evrak (nöroloji poliklinik kayıtları, ilaç raporları, vs) ile belgelendirmesi gerektiği belirtildiğinden 01.02.2021 tarihli maluliyet raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın maluliyet oranının tespiti bakımından kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümleri gereğince Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'na sevki ile rapor alınması gerekirken bu yönde işlem yapılmamasının yasaya aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihli ve E.2019/40; K.2020/40 sayılı Kararı ile KTK'da yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verilmiş ise de iptal kararının eldeki dava yönünden uygulama alanı bulunmadığını, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren yeni Genel Şartlarda destekten yoksun kalma tazminatı ile sürekli sakatlık tazminatı hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu, 1,8 teknik faiz oranı, peşin değer formülü olarak devre başı ödemeli belirli süreli rant formülünün tazminat hesabında kullanılacağı düzenlendiğinden 1,8 teknik faiz yerine progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılmasının yasaya aykırı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri teminat dışı olup SGK sorumlu olduğu halde davalının bu tazminat kalemlerinden sorumlu tutulmasının yasaya aykırı olduğunu, kabul manasında olmamak üzere, davacının kaza sırasında alkollü ve ehliyetsiz motosiklet sürücüsü aracında yolculuk edip etmediği, kask, dizlik, koruyucu ceket vs. koruyucu ekipmanı takılı olup olmadığı tespit edilerek, tespite göre müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerekirken bu yöndeki savunma ve itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 20.06.2020 tarihinde dava dışı sürücünün sevk ve idaresinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu motorsiklete çarparak davacının yaralanmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece davalı sigortalı araç sürücüsünün %75, davacının %25 kusurlu olduğu, davacının %10 maluliyeti, 4 ay iyileşme süresi 1 ay bakıcı ihtiyacı nedeniyle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili maluliyet raporu ve oranı, hesaplama yöntemi, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin teminat dışı olmasına ve müterafik kusura yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.<br>\t1-Davalı vekili maluliyet rapora itiraz etmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.<br>\tSomut olayda, dava dilekçesi ekinde davacı tarafından davadan önce Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 01.02.2021 tarihli rapor ibraz edildiği anılan raporda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri gereğince davacının sürekli maluliyet oranının %15,2; Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının engel oranının %10, iyileşme süresinin 4 ay, bakıcı ihtiyacının 1 ay olarak belirtildiği, davalı vekili tarafından maluliyet raporlarına itiraz edildiği, mahkemece yargılama sırasında maluliyete ilişkin rapor alınmadığı, davacının maluliyet oranının %10 , iyileşme süresinin 4 ay, bakıcı ihtiyacının 1 ay olduğu kabul edilerek bu oran esas alınarak yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmaktadır.\tDava dilekçesi ekinde davacı tarafından davadan önce şahsi başvuru üzerine alınarak ibraz edilen 01.02.2021 tarihli rapora davalı tarafından itiraz edildiğinden ve yargılama sırasında maluliyete ilişkin rapor alınmadan davadan önce davacı tarafın müracaatı üzerine düzenlenen rapora dayalı olarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>\tBu durumda mahkemece, davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması ile ilgili tüm tedavi evrakları getirtilip Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi olan 20.06.2020 tarihi itibariyle geçerli olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının dava konusu kazada yaralanması sonucu meydana gelen daimi  maluliyet oranı, geçici işgöremezlik süresi ile bakıcı ihtiyacı olup olmadığı  ve süresinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden gerektiğinde davacının yaralanmasına göre uzman hekimde dahil edilerek oluşturulacak heyetten rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davalı vekilinin anılan yöne ilişkin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir.<br>\t2-Davalı vekili müterafik kusur savunması yönünden mahkemece değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür. <br>\t6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. <br>\tBuna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.<br>\tDavacı vekili tarafından davacının motosiklette yolcu olduğu belirtilmiş,  dava konusu kaza sonucu düzenlenen kaza tespit tutanağında ise davacının motosiklet sürücüsü olarak belirtildiği görülmüş, dosyaya sunulan Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının hazırlık soruşturma dosyasında ise davacının müşteki sıfatıyla ifadesinin alındığı ve motosiklet sürücüsünün ise ... olduğu belirtilmiş, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda ise davacının motosiklet sürücüsü olduğu belirtilerek kusur oranı belirlenmiş olması nedeniyle mahkemece öncelikle  cumhuriyet savcılığı hazırlık soruşturma dosyası ve  varsa olaya ilişkin ceza mahkemesi dosyası getirilerek davacının motosiklette yolcu  yada motosiklet sürücüsü olup olmadığı  tespit edilerek, sonucuna göre davalı vekili yargılama sırasında yolcu olan davacının kaza sırasında ehliyetsiz veya alkollü motosiklet sürücüsünün aracında yolculuk edip etmediği, kask, dizlik, koruyucu ceket vs. koruyucu ekipmanı takılı olup olmadığı tespit edilerek belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini savunmuş olması nedeniyle   davacının yolcu ya da sürücü olup olmamasına göre  kaza sırasında ehliyetsiz veya alkollü araç sürücüsünün aracında yolculuk edip etmediği (motorsiklet sürücüsü alkollü veya ehliyetsiz ise davacının bu durumu bilip bilmesine göre müterafik kusurun belirlenmesi) kask dizlik gibi koruyucu ekipman kullanıp kullanmadığı, kask ve dizlik gibi koruyucu kıyafet kullanmamış ise kazanın oluş şekli de değerlendirilerek yaralanması ve maluliyeti ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, bu durumun zararı artırıp artırmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlara ilişkin değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak ve istinaf kanun yoluna başvuran davalı yararına oluşan kazanılmış haklarda gözetilerek karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>\tYeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\t5-Ankara 20. İcra Dairesinin 2022/8917 esasına yatırılan 310.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3db42ed0c327b487","SID":"8694ba87d6c4a3a5"}}