{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1275 - 2024/1230<br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t           <br>ESAS NO\t: 2024/1275 <br>KARAR NO\t: 2024/1230<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t: Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t: 02.05.2024<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2024/291E., 2024/313K.<br>DAVACI\t\t\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br>\t<br>\tDavacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili,davacı tarafından davalı şirkete araç bakım onarım hizmeti verildiğini ve karşılığında yedi adet fatura düzenlendiğini, söz konusu fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, davalı tarafın itirazı sonucu takibin durdurulduğunu, itirazın iptali için açılan davanın devam ettiğini, davalı tarafın gerçeğe aykırı olarak iade faturası ve fiyat farkı faturası düzenlediğini ve bu faturalara dayanarak genel haciz yoluyla icra takibine giriştiğini, bu takip nedeniyle işbu menfi tespit davasını açtıklarını, müvekkilinin davalı şirkete borcunun bulunmadığını ileri sürerek, davacının borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili,  davacı şirket aleyhine genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, takibin kesinleştiğini, borçlu şirket tarafından ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine dair İcra Mahkemesine şikayet yoluna gidildiğini, Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi 20.02.2024 Tarih, 2024/58 Esas-2024/67 sayılı Kararı ile şikayetin reddine karar verildiğini, bunun üzerine davacı şirket tarafından menfi tespit davası açıldığını, davacı şirketin iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı şirket tarafından dava şartı arabuluculuk yoluna gidilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"...23.02.2024 tarihinde açılan davada, dosyanın tevzi edildiği Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından davacı ... A.Ş. Vekilince sunulan dava dilekçesindeki birleştirme talebinin değerlendirilmesi sonucu anılan mahkemece dava dosyasının mahkememizin 2023/861 Esasında görülen dava dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın mahkememizin 2023/861 Esas sayılı dosyası üzerinden devamına karar verildiği görülmekle, mahkememize gönderilen menfi tespit istemli birleşen dosya ile asıl dava dosyasının, mahkememizce yapılan yargılama sırasında yapılan 30.04.2024 tarihli celsede, taraf vekillerinin beyanları alınmış ve birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/130 Esas sayılı dosyasının asıl dava dosyamızdan ayrılarak, ayrı bir esasa kaydına karar verilmiştir.<br>Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesinde; \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.\" hususunun düzenlendiği, açılan menfi tespit davasının dava şartı olan arabuluculuk sürecine başvurulmaksızın doğrudan açılmış olduğu, oysaki dava tarihi olan 23.02.2024 tarihi itibariyle ticari nitelikteki menfi tespit davaları yönünden de arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olup, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu, somut olayda; menfi tespit davası yönünden bu zorunluluk yerine getirilmeden davanın açılmış olduğu anlaşıldığından, arabuluculuğa gidilmeden açılan işbu davanın duruşma günü tayinine gerek olmaksızın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu dava şartı yokluğundan usulden reddine...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: dava konusunun birleşme kararı verilen mahkemenin 2023/861 esasına kayıtlı davanın konusu ile aynı hukuki ilişkiye dayandığını, 2023/861 esas sayılı dosyada faturalara konu alacaklarının tahsili için yapılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali talebiyle açıldığını, birleşen dosya için arabuluculuk şartının sağlanması zorunluluğunun bulunmadığını, dosyaya sundukları Ankara Arabuluculuk Bürosunun 2023/15692 dosya numaralı 12.12.2023 tarihli anlaşamama son tutanağının bu dava bakımından da arabuluculuk şartını sağladığını, davalı tarafın dosyada vekil ile temsil edilmemesine, vekaleti bulunmamasına rağmen vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davalı vekilinin ayrı bir dava olarak açılan 2024/130 esas sayılı ve tefrik ile 2024/291 esas sayılı dosyada vekaleti bulunmadığını, davalı vekili lehine ücret takdir edilecek olsa bile vekalet ücretinin, dava değerinin %16'sı olarak hesap edilerek hükmedilmesi gerektiğini beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra tazminatı istemine ilişkindir.<br>\tDosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına; göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: <br>\t1-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2024/291E., 2024/313K. sayılı dava dosyasında verdiği 02.05.2024 tarihli kararına yönelik davacı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE. <br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin olarak alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına. \t<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t25.09.2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\t\tHMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan  (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYÇOKLUĞU ile karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  25.09.2024<br>\t\t\t\t<br>Başkan                  Üye                Üye               Katip <br><br><br><br><br><br>KARŞI OY YAZISI<br><br>I<br>Saygıdeğer çoğunlukla aramızda üç temel konuda görüş ayrılığı bulunmaktadır.<br>Bunlardan birincisi dava konusu uyuşmazlığın \"araç bakım ve onarımı\" işini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanmasına rağmen ilk derece mahkemesi kararının incelenmesinin Dairemizin iş bölümü kapsamı dışında kaldığı ve dosyanın bu işle görevli Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27'nci veya 31'inci Dairelerinden birine gönderilmesi gerekirken, esasa girilerek inceleme yapılmasıdır. Nitekim 01.09.2023 gününden itibaren uygulanması gereken iş bölümü kararının anılan Dairelere ait kısmının 4 numaralı bendi tam olarak somut olaydaki uyuşmazlık türünü kapsamaktadır. Uyuşmazlık Dairemizin iş bölümü alanında değildir. Ancak burada sözünü ettiğim konuya daha fazla değinmeyeceğim. <br>İkincisi ve bu karşı oyumun konusunu teşkil eden görüş farklılığı arabuluculuk dava şartına ilişkin olup, aşağıda ayrıntısıyla görüşlerimi açıklayacağım. <br>Nihayet üçüncüsü, derdest bir itirazın iptali davasının bulunduğu hallerde menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığına ilişkin kanaatimdir. Ancak dava şartlarının incelenme sırasına göre hukuki yarar dava şartının incelenmesi aşaması henüz gelmediğinden bu hususu da burada tartışma konusu yapmayacağım. <br>II<br>Eldeki davada arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle ve Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2 numaralı fıkrası ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114'üncü maddesinin 2 numaralı fıkrası ve 115'inci maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. <br>Taraflar arasında bir eser sözleşmesi bulunduğu ve bedelin tahsili için Ankara 3. Genel İcra Dairesi 2023/248895 sayılı icra dosyası üzerinden girişilen takibin itiraza uğraması üzerine Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/861 E sayılı dosyası ile itirazın iptali davasının görülmekte olduğu tartışmasızdır. <br>Önce anılan itirazın iptali davası ile eldeki menfi tespit davası birleştirilmiş, daha sonra mahkemece eldeki menfi tespit davası tefrik edilerek istinafa konu karar verilmiştir. <br>III<br>Dosyanın incelenmesinden daha önce arabulucuya başvurulduğu ve uzlaşmazlık tutanağı ile itirazın iptali davası açıldığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinin ve onu hukuka uygun bulan Dairemiz çoğunluğunun görüşü, tekrar arabuluculuğa başvurulup yeni bir uzlaşmazlık tutanağı düzenlenmeksizin menfi tespit davası açılmasına olanak bulunmadığı yönündedir. <br>Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A maddesinde eldeki davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tâbi olduğu belirtilmiştir (Bunun Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin görüşüm bâki kalmakla birlikte, eldeki davanın bulunduğu aşamada itiraz yoluna gidilemeyeceğinin farkında olduğumu belirtmek isterim). <br>Bu aşamada ilk olarak arabuluculuğun birtakım özelliklerine değinmek gerektiği kanısındayım. <br>Arabuluculuk bir yargılama biçimi değildir. Taraflar arabuluculukta aralarındaki hukuki ilişki temelinde karşılıklı alacak ve borçlarını tartışırlar. Söz gelimi taraflardan biri aralarında bir hukuki ilişki bulunmadığını ileri sürerse artık arabuluculuk süreci sona erer. Bu bakımdan öncelikle her iki tarafın o hukuki ilişkinin varlığını kabul etmesi gerekir. Sonrasında hukuki ilişkinin vasıflandırılması önem taşır. Davada olduğunun aksine vasıflandırma taraflara ait bir husustur. Eğer vasıflandırmada uzlaşılamamışsa, söz gelimi birinin ödünç iddiasına karşı diğerinin bağış -karşı- iddiası varsa ya da birinin borç verdiği iddiası karşı tarafın ödeme beyanı ile karşılanırsa arabuluculuk sürecinin -istisnai durumlar dışında- yine sona ermesi beklenir. <br>Burada asıl önemli husus özellikle uzlaşmazlık tutanaklarında (zira ortada uzlaşma olsa bu dava açılmazdı) taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, tarafların karşılıklı taleplerinin ve buna ilişkin karşı yan beyanlarının ve sair hususların yazılmıyor olmasıdır. Hele sulh görüşmesi sırasındaki ikrarların tarafları bağlamayacağına ilişkin ilke (HMK m.188/3) de gözetildiğinde uzlaşmazlık tutanakları soyut hal almaktadır. <br>Arabuluculuk bir yargılama biçimi olmadığından burada \"dava\"dan, \"davacı\" ya da \"davalı\"dan da söz edilemez. Arabuluculuk sürecini başlatan tarafın mutlaka ileride açılacak bir davada davacı olarak konumlanması gerekmez. Her ne kadar Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2 numaralı fıkrasının ilk cümlesi:<br>\"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.\" <br>şeklinde ise de bu yasa koyucunun öngörüsüzlüğü dışında bir şey değildir. Gerçekten yargının iş yükünün hafifletilmesi gerekçesi ileri sürülerek arabuluculuğun Türk hukukuna zorla dahil edilmesi sürecinde ileride ortaya çıkabilecek sorunlar öngörülmemiş, uygulama bir dayatmaya dönüştürülerek bu yöndeki uyarılar görmezden gelinmiştir. Nihayet bu sorunlar her gün mahkemeleri açmazda bırakmaktadır. <br>Bu bilgiler çerçevesinde ulaştığım sonuçları şu şekilde özetleyebilirim:<br>- Taraflar arasında başka bir hukuki ilişki bulunduğu ileri sürülmedikçe sunulan uzlaşmazlık tutanağı dava konusu edilen hukuki ilişkiye aittir. <br>- Kısmi dava (HMK m.109), karşılık dava (HMK m.132 vd.), dava yığılması (HMK m.110) hallerinde aynı arabuluculuk uzlaşmazlık tutanağına dayanılabilir. <br>IV<br>Gösterdiğim yasal düzenlemeler ve yaptığım açıklamalar çerçevesinde, <br>Tarafların daha önce aynı hukuki ilişkiyi konu alan bir arabuluculuk sürecini tamamladıkları ve o aşamada uzlaşamadıkları, <br>İtirazın iptali davasında sunulan arabuluculuk tutanağının her iki davada arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartını sağladığı, <br>Eldeki davanın ilk derece mahkemesince usulden reddinin hukuka uygun olmadığı,<br>Bu gerekçeyle Dairemizce kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi (HMK m.353/1-a.4-6) gerekirken saygıdeğer çoğunluğun ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddi (HMK m.353/1-b.1) yönündeki kararına katılamıyorum. <br><br><br>Doç. Dr. <br>Hakim - Üye <br>  e-imzalıdır<br><br><br><br><br><br><br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"44bf1946427ad468","SID":"b24cd79e9a86f4a5"}}