{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                                 TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t                       T.C.<br>\t                   BURSA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t                \t\t\tGEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: 2016<br>KARAR NO\t: 2018<br><br>HAKİM \t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>FERİ MÜDAHİL\t : 1- <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA İHBAR OLUNAN\t: 2-<br>DAVA\t: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 26/04/2016<br>KARAR TARİHİ\t: 18/09/2018<br>KARAR YAZIM TARİHİ \t: 28/09/2018<br>Mahkememize tevzi edilen  Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İDDİA VE SAVUNMA :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Çukurova Grubu bünyesinde bulunduğunu, Türkiye'de amortisör üretimi yapan ilk şirket olarak 1969 yılından bu yana binek araçlar, hafif ticari araçlar, otobüsler ve ağır kamyonların yanı sıra demiryolları ve askeri uygulamalara yönelik geniş bir amortisör yelpazesine ve otomotiv piyasasının gelişiminde etkin bir rol oynadığını, başlıca OEM üreticileri ve dünya çapındaki müşterileri ile işbirliği içerisinde çalıştığını, dünya otomobil üreticilerine ait yüksek kaliteli ve düşük fiyatlı ürünlerin yurtiçi pazara serbestçe girmesinin yolunu açarak yerel tedarikçileri, hem kapasitelerini arttırma, hem de sıfır hata devrine geçme gerekliliğiyle karşı karşıya bıraktığını, Arge hizmetlerinin geliştirilmesi, küresel tedarik, sağlam ilişkiler geliştirmeye yönelik stratejisi sayesinde basın ve toplumda saygın bir yer edindiğini, müvekkili şirketin davalı nezdinde tesisat abonesi olduğunu, bu tesisatta  2011 yılına kadar ... seri nolu elektrik sayacının kullanıldığını, müvekkili şirketin fiilen gerçekleştirilen aylık ortalama sarfiyatına binaen düzenlenen elektrik faturalarını zamanında davalıya ödemekte ve yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalı tarafından müvekkili şirkete tahakkuk ettirilen faturalar incelendiğinde perakende satış hizmet bedeli,  iletim bedeli, dağıtım sistem kullanım bedeli vs başlıklar altında fazla ve haksız bedel tahsil edildiğini, davalı tarafından tanzim edilen faturalar kapsaında müvekkili şirket tarafnıdan yapılan ödemeler neticesinde kayıp kaçak, dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedelleri adı altında ve haksız olarak tahsil edilen bedellerin hiçbir hukuki ve maddi dayanağının olmadığını, müvekkili şirketin hiçbir surette kaçak elektrik kullanmadığını, kullandığı elektrik bedellerini eksiksiz bir şekilde ve zamanında davalı tarafa ödediğini, bu kapsamda kurallara uygun hareket eden ve kullandığı elektrik enerjisine dair bedellerin eksiksiz bir şekilde ve zamanında davalıya ödenen müvekkili şirkete kayıp kaçak bedeli adı altında herhangi bir bedelin tahakkuk ettirilemeyeceğinin yerleşik Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, bu nedenlerle davalı tarafından haksız düzenlenen faturalara istinaden fazla ödenmek zorunda kalınan şimdilik 60.000 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tüm alacak için dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava konusu bedellerin kanun ve ilgili mevzuat çerçevesinde  verildiğini, bulunan idarenin düzenleyici işlemlerine dayanmakta olup, davanın idari yargı yerinde açılması gerektiğini, bu nedenle görev itirazında bulunduklarını, dava konusu bedellere ilişkin kararı veren kurum EPDK olup, bir kusur ve sorumluluk var ise bununda ilgili kuruma ait olduğunu, ayrıca dava konusu...bedellerinin müvekkili kasasına girmediğini, doğrudan TEİAŞ'a yatırıldığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili OSB'nin tanzim etmiş olduğu faturalarda kayıp kaçak, sayaç okuma, perakende satış hizmeti bedeli adı altında bir bedel bulunmadığını, davacı tarafın bu iddiasının tamamıyla gerçek dışı olduğunu, dava konusu bedellere ilişkin kararları alan kurum ile dava konusu bedellerin yatırıldığı kurumların sorumluluğu olduğunu, zira ortada bir haksızlık bir hukuksuzluk varsa bu işlemin sorumlusunun da bu kararları veren kurum olduğunu, bu kurumun da EPDK olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Feri Müdahil Türkiye Elektrik...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: Davaya konu edilen tazminat ile hiçbir ilgilerinin ve sorumluluklarının bulunmadığını, davacı ile müvekkili idare arasında sözleşmesel veya hukuki herhangi bir ilişki olmadığını, müvekkili ile davacı arasında akdedilen herhangi bir bağlantı anlaşması veya sistem kullanım anlaşması bulunmadığını, dava konusu diğer bedellerden ve...bedeli ile iadesinden dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını, EPDK kararından açıkça anlaşılacağı üzere sistem kullanım ve sistem işletim tarifeleri, kanun yönetmelik ve kurul kararına  uygun olarak fiyatlandırılmış ve buna istinaden davalı dağıtım şirketinden tahsil edildiğini, davalının bu...bedellerini davacı şirketten nasıl veya ne kadar tahsil etmesi gerektiği hususunun kuruluşlarının sorumluluğunda ve faaliyetinde olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde davalının...bedeli tahsil ettiğini belirttiğini, kanun, yönetmelik, kurul kararları da nazara alındığında işbu dava konusu edilen...fiyatlarını davalı dağıtım şirketi müvekkili kuruluş adına olmadığını, kendi nam ve hesabına kanun, yönetmelik ve EPDK kararlarında bahsi yansıtmadığını, bu nedenle kuruluşları adına tahsil edilen herhangi bir...fiyatının söz konusu olmadığını,bu nedenlerle müvekkili taraf olmadığı sözleşme nedeniyle tahsil edilmeyen ve bu sebeple teşekkülü açısından yersiz, haksız, yasal dayanaktan yoksun açılan davanın öncelikle husumet yönünden, mahkeme aksi kanaatte ise esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:<br>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ihbar dilekçesi, tarafların karşılıklı yazılı beyan dilekçeleri, 2017 yılı Ocak ve 2016 yılı Şubat ayı arası faturalar, ödee yapıldığına ilişkin makbuzlar, Yargıtay kararları, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:<br>Dava, davalılar ile davacı arasındaki elektrik aboneliği sözleşmesi kapsamında faturalara yansıtılan fazla ücretlerin iadesine ilişkindir.<br>Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.<br>Taraflar arasında düzenlenen abonelik sözleşmesi kapsamında faturalara yansıtılan bedellerin elektrik mevzuatı ve EPDK kararlarına uygun olup olmadığı ve alınan bedellere ilişkin rapor düzenlenmesi amacıyla dosya bilirkişiye tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından düzenlenen 11/06/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle:  Dava konusu yapılan fatura bileşenlerine dair aylık faturalara yansıtılarak tahakkuk ettirilen bedellere ilişkin Kurul kararları ve OSB kanunu uygulamaları yürürlükte olup, meri mevzuatın bir parçası olduğunu, bu kanun, yönetmelik ve kararlara dayanılalarak dava konusu faturalar üzerinde yapılan kontrollerde dağıtım ve...bedellerinin tahsil edilmesinin 6179 sayılı kanunun 20. Maddesi uyarınca kurumun düzenleyici işlemlerine, Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile EPDK tarafından yayımlanan yönetmelikler ve taraflarca karşılıklı düzenlenen sözleşme hükümlerine uygun olduğu mütalaa edilmiştir.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış hizmet  bedelinin tüketiciden alınıp alınamayacağı hususundadır.<br>Bilindiği üzere elektrik dağıtım şirketlerinin EPDK kurul kararları ve tebliğleri çerçevesinde, elektrik kullanan abonelerin faturalarına yansıtarak aldıkları, kayıp-kaçak, perakende satış hizmeti, iletim sistemi kullanım ve dağıtım bedellerinin elektrik enerjisi kullananlara (sanayi, ticarî ve mesken abonelerine) aktif tüketim bedeli dışında ek bir mâli yük ve külfet getirmektedir.<br>Bu bedellere yönelik Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun'nun 21/05/2014 gün, 2013/7-2454 Esas, 2014/679 Karar sayılı kararında; elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile kaçak kullanılan elektrik bedellerinin abonelerden tahsili yoluna gitmenin, hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmayacağı; öte yandan, nihai tüketici olan abonenin; kayıp-kaçak bedeli gibi dağıtım şirketi tarafından faturalara yansıtılan; dağıtım bedeli, perakende satış hizmeti bedeli ve...bedelinin hangi miktarda olduğunu apaçık denetleyebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi, eş söyleyişle şeffaf bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurları olduğu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca kanunun verdiği genel ve soyut yetkiye dayanarak çıkarılan yönetmelik, kurul kararları ve tebliğlerinin de, Elektrik Piyasası Kanununun temel amaçları ve ilkelerinden olan, şeffaflık ve düşük maliyetli enerji temini unsurlarını taşıdığının kabulünün mümkün olmadığı,gerekçeleriyle;  kayıp-kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış hizmet  bedelinin  faturalara yansıtılamayacağına karar verilmiş ve ifade edilen bedellerin iadesine karar verilmiştir. Ancak 17/06/2016 tarihinde 6719 sayılı yasa ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanun' a ilave edilen geçici 20 . madde ile “(1) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.”  ve anılan yasanın 17. maddesinin 5. fıkrasına göre “a) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Bağlantı tarifeleri: Bağlantı tarifeleri, ilgili bağlantıanlaşmasına dâhil edilecek olan bir dağıtım sistemine bağlantı için eşit taraflar arasında ayrımyapılmaması esasına dayalı fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Bağlantı tarifeleri, şebekeyatırım maliyetlerini kapsamaz; bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtım şebekesinebağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflar ile sınırlıdır. Bağlantıhattının tüketici tarafından tesis edilmesi hâlinde, bağlantı hattı işletme ve bakım sorumluluğukarşılığı dağıtım şirketine devredilir, bu tüketicilerden bağlantı bedeli alınmaz.b) İletim tarifesi: TEİAŞ tarafından hazırlanacak olan...tarifesi; üretilen, ithal veyaihraç edilen elektrik enerjisinin...sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm kullanıcılara<br>eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir.TEİAŞ’ın yapacağı şebeke yatırımları ve...ek ücretleri...tarifesinde yer alır.<br>c) Toptan satış tarifesi: Kurumun belirleyeceği usul ve esaslar kapsamında, elektrik toptansatış fiyatları taraflarca serbestçe belirlenir. Dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayankayıpları ile genel aydınlatma kapsamında temin edeceği elektrik enerjisi ile tarifesi düzenlemeyetabi tüketicilere yapılacak elektrik enerjisi satışı için TETAŞ’tan tedarik edilecek elektrikenerjisinin toptan satış tarifesi TETAŞ’ın mali yükümlülüklerini yerine getirebilme kapasitesidikkate alınarak Kurul tarafından belirlenir.<br>ç) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Dağıtım tarifeleri: Dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç  okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlar bu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir. Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır. Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul <br>d) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Perakende satış tarifeleri: Serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketiciler için, eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Serbest tüketici niteliğini haiz olmayan tüketicilere uygulanacak perakende satış tarifeleri, görevli tedarik şirketi tarafından önerilir ve Kurul tarafından incelenerek onaylanır. Tedarik lisansı sahibi şirketin lisansında, elektrik enerjisi tüketim miktarlarına göre değişen tipte tarifelerin veya fiyat aralıklarının uygulanmasına ilişkin yükümlülükler yer alabilir ve buna ilişkin hususlar Kurul tarafından düzenlenir. Perakende satış tarifeleri, aktif enerji maliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmet maliyeti gibi perakende satış faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur.<br>e) Piyasa işletim tarifesi: EPİAŞ’ın faaliyetlerini sürdürmesi için gereken gelir ihtiyacının karşılanabilmesi ve mali sürdürülebilirlik esasına göre hazırlanır.<br>f) (Değişik: 4/6/2016-6719/21 md.) Son kaynak tedarik tarifesi: Serbest tüketici niteliğini haiz olduğu hâlde elektrik enerjisini, son kaynak tedarikçisi olarak yetkilendirilen tedarik lisansı sahibi şirket dışında bir tedarikçiden temin etmeyen tüketicilerin rekabetçi piyasaya geçmesini teşvik edecek ve son kaynak tedarikçisinin makul kâr etmesine imkân verecek düzeyde, yürürlükteki perakende satış tarifeleri ile piyasa fiyatları dikkate alınarak hazırlanır. Ancak, bu sınırlamalarla bağlı olmaksızın; Kurulca sosyal ve ekonomik durumlar gözetilerek belirlenecek bir miktarın altında elektrik enerjisi tüketen tüketiciler için ayrı tarife yapılabilir. Son kaynak tedarik yükümlülüğü kapsamında uygulanması öngörülen tarifeler tedarik lisansı sahiplerince ayrıca teklif edilir. Son kaynak tedarik tarifesi, aktif enerji maliyeti, faturalama ve müşteri hizmetleri maliyeti, perakende satış hizmet maliyeti gibi son kaynak tedariği kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur.”Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulu tarafına yetki verildiği ve bu bedellerin Elektrik Şirketleri tarafından faturalara yansıtılabileceği düzenlenmiştir.<br>Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/602 Esas ve  2017/507 Karar sayılı Kararı ve müstakar kararlarında \"Ne var ki, uyuşmazlığın temyiz yolu ile Dairemize geldiği aşamada 17.06.2016 Tarih 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren (geçmişe etkili) 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı kanunun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş  ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; \"Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.\" hükmü getirilerek Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki  düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. <br>Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; <br>Geçici madde 19; \"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.\" hükmünü, Geçici madde 20; \"Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır.\" hükmünü içermektedir.<br>Hal böyle olunca, karar tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan bu yasa değişikliklerinin, yürürlük tarihi öncesi dönemde geçerli  olan  EPDK kararlarına dayanılarak  alınmış olan ve dava konusu yapılan kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden davalarda da geçmişe etkili olacak şekilde (bu yasa değişikliği öncesinde açılan ve halen görülmekte olan  davalar da) uygulanması gereken hükümler içerdiğinden, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17., geçici 19. ile 20. maddelerinin, somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının yerel mahkemece tartışılıp değerlendirildikten sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. \" 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 17,geçici 19 ve 20. Maddesinin somut olaya etkisinin değerlendirilmesi vurgulanmıştır. <br>          Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin  2016/11758 Esas ve 2016/1570 Karar sayılı İlamında, da Tüketici Hakem Heyetine başvuru üzerine açılan hakem heyetinin iptali davalarında da aynı şekilde 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 17,geçici 19 ve 20. Maddesinin somut olaya etkisinin değerlendirilmesi vurgulanmıştır. <br>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi  24. Hukuk Dairesi' nin 2016/12 Esas ve 2016/12 Karar sayılı İlamında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun geçici 20. Maddesi gereğince davanın konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına  ve yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihte davacı haklı olduğundan davalı aleyhine hükmedilmesine dair karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2017/43 Esas ve 2017/42 Karar sayılı kararında da,  yasanın herkesi bağlayıcı ve emredici  nitelikte olması karşısında kazanılmış hak kavramından bahsedilmesinin mümkün bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinde bulunan dava açısından gerek aykırılığı eldeki dava nedeniyle götürülmediği ve gerekse bekleme süresinin de esasen geçmiş bulunması nedeniyle bekletici mesele yapılmamasının yerinde olduğunu ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği vurgulanmıştır.<br>Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 2017/242Esas ve 2017/240 Karar sayılı kararda\" Dairemizce tarafların aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi hakkaniyet kuralları ile bağdaşmayacağından, davacının vekalet ve yargılama gideri talebinin reddine\" tarafların aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu vurgulamıştır.<br>Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin 2017/201 Esas ve 2017/164 Karar sayılı Kararda “ Bu durumda, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı yeni yasa nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, mahkemece; \"Karar verilmesine yer olmadığına\" ilişkin hüküm kurulması gerekirken, \"Davanın reddine\" ilişkin karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Dava açıldığı tarih itibariyle haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiğine dair mahkeme gerekçesi yerinde bulunmuştur. Bununla birlikte, dava tarihi itibariyle değerlendirme yapıldığında, davacı lehine vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekirken bu yöne dikkat edilmemiş olması doğru görülmemişse de, anılan hususun kamu düzenine ilişkin bulunmaması ve istinaf sebepleriyle bağlılık kuralı gözetilerek, davacı vekilinin istinaf itirazlarıyla sınırlı olarak inceleme yapıldığından bu husus sadece eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>                   Yukarıda belirtilen ve yerinde bulunan husus ise duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte olup, bu nedenle 6100 S. HMK 353/1-b.2. maddesi uyarınca mahkeme kararının yalnızca \"davanın reddi\" ne dair hüküm fıkrasının ilk fıkrası kaldırılıp, yerine \"davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına\" şeklinde hüküm tesisi ile düzeltilerek ve diğer hususlar taleple bağlı kalınarak aynen muhafaza edilerek aşağıdaki gibi yeniden hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:<br>2- Hükmün sadece 1.bendi düzeltilerek ve diğer hüküm fıkraları aynen muhafaza edilerek yeniden hüküm tesisiyle;<br>a-\"DAVANIN KONUSUZ KALMASI NEDENİYLE DAVANIN ESASI HAKKINDA HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>b-Alınması gereken 31,40.-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 170,78.-TL'den mahsubu ile bakiye 139,38.-TL fazla harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya iadesine; <br>c-Dava konusu taleplerin (anılan kanun değişikliği öncesinde) istenebilir nitelikte olmasına karşın, davanın açılmasından sonra yapılan kanun değişikliği ile istenmesi mümkün olmadığından, davanın açıldığı tarih itibarıyla haklılık durumu ve davadan sonra yapılan ve yürürlüğe giren kanun değişikliği karşısında, taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>d-Davanın açılmasına davacının sebebiyet vermediği anlaşıldığından, takdiren davacı ve davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına; <br>e-Davacı tarafından yatırılan ve arta kalan gider avansının, kararın tebliğe çıkartılmasından sonra talep halinde davacıya iadesine “ davanın konusuz kalmasına karar verilmesi ve yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemiştir.<br>O halde  davanın konusuz kalma hallerinin irdelenmesi ve somut olayda olduğu gibi yeni bir kanun hükmü yürürlüğe girdiğinde davanın konusuz kalıp kalmayacağının incelenmesi zorunludur.<br>Bu konuya dair Yargıtay  Hukuk Daireleri ve Hukuk Genel Kurulunun Kararlarında,<br>Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin  2010/11960 Esass ve 2010/12587 Karar sayılı İlamında            \"Ancak, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir.<br>            Mahkemece, 28.11.1997 tarih, 5/3 Sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca belirlenen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın tamamının 3621 Sayılı Yasanın 4.maddesinde tarifi yapılan kıyıda kaldığı görülmektedir.O halde, bu belirlemeye göre davacı Hazinenin dava tarihi itibariyle davasında haklı olduğu sabittir.Ne varki, sonradan yürürlüğe giren yasa uyarınca davanın reddine karar verilmiş olması, davalıların yargılama giderleri ile bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden sorumlu tutulmamasını gerektirmez.<br>             Hal böyle olunca, yargılama giderleri ile davada vekil ile temsil edilen davacı yararına avukatlık ücretinin takdir ve tayin edilerek davalıların sorumlu tutulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.\"  sonradan yürürlüğe giren yasa uyarınca davanın reddine dahi karar verilse davalıların yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutumasına karar verilmesi belirtmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun \t2013/10-1350 Esas  ve  2013/1740 Karar sayılı Kararı, yine  2013/10-1860 Esas ve  2015/1451 Karar sayılı Kararında \"Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun ya da Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. \" konusuz kalma hallerinin sayıldığı ve yeni bir çıkan kanun durumunda dava hakkında konusuz kalmaya karar vermesi gerektiği vurgulanmıştır.<br>Yargıtay 20. Hukuk Dairesi tarafından 2015/2478 Esas ve 2016/3518 Karar sayılı İlamında, \" somut olayda; dava açıldıktan sonra ancak karar tarihinden önce 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı “Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun” 26/04/2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. 6292 sayılı Kanunla 17/10/1983 tarihli ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16/2/1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapılmış, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra, 6831 sayılı Kanunun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konular düzenlenmiştir. Anılan kanun ile davacının taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını kısıtlayan 6831 sayılı Kanunun 2/B madde şerhinin re’sen silinmesi ve tapuda gerçek kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlara yönelik olarak Hazine tarafından 2/A veya 2/B madde iddiasıyla dava açılamayacağı veya açılmış ise vazgeçileceği yönünde emredici hüküm ihdas edilmiştir. Bu durum karşısında davacının açtığı davanın konusuz kaldığının kabulü gerekir. Konusuz kalan dava hakkında verilecek karar ise “karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde olmalıdır. Bu sebeple, davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden de 6100 sayılı Kanunun 331. maddesindeki düzenleme gereğince yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\" HGK' nun 2013/10-1860 Esas ve  2015/1451 sayılı kararına atfen davadan sonra ancak karardan önce 6292 sayılı yasanın yürürlüğe girdiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini ve yargılama gideri yönünden HMK' nın 331. Maddesinin uygulanması gerektiğinden bozma kararı verilmiştir.<br>Diğer yandan 6100 sayılı HMK' nın 331. Maddesine göre :Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. <br>O halde toplanan deliller, yukarıdaki yasal düzenlemeler ve Yargıtay İçtihatlarındaki açıklamalar ışığında somut olayda, davacının kullandığı elektrik aboneliğinden faturalara yansıtılan kayıp kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma ve perakende satış hizmet  bedelinin davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren 6446 sayılı Yasanın 17, geçici 19 ve 20. Maddelerinin geçmişe etkili olarak açılmış davalarda da uygulanacağından ve yeni çıkan yasa ile hakkın konusuz kaldığından ve bilirkişi tarafından düzenlenen raporun gerekçeli denetime açık olduğundan itibar edilerek davalı tarafından tahsil edilen bedellerin taraflar arasındaki sözleşmeye, yasa, yönetmelik ve EPDK kararlarına uygun olduğundan  esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri yönünden ise gerekçeli kanaat verici bilirkişi raporu, dosyadaki faturalar ile davacının dava açmakta  haklı olduğu  anlaşılmakla yargılama giderleri yönünden haklılık durumu dikkate alınarak davalı aleyhine hükmedilmesine  dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M                      : Yukarıda açıklanan nedenlere,<br>1-Davanın konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcının peşin alınan 1.024,65 TL'den mahsubu ile  988,75 TL fazla harcın karar kesinleştiğince talep halinde  davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL karar ve ilam harcı, 400,00 TL bilirkişi gideri, tebligat, posta gideri ve müzekkere bedeli 200,00 TL olmak üzere yargılama gideri olarak 635,90 TL'nin dava açılırken davacının haklı olduğu anlaşıldığından davalıdan alınarak davacıya verilmesine<br>4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne ve HMK' nın 331. Maddesine göre davacının dava açmakta haklı olduğu  dikkate alınarak belirlenen  2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>5-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan  gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin, davalı vekilinin ve feri müdahil vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  HMKnın 341. Ve  345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2018  <br>Katip <br>  ¸e-imzalıdır. <br> <br> <br> <br>Hakim <br>  ¸e-imzalıdır<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c282152f90ece92","SID":"5b2772325b84a01a"}}