{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br> <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 17/07/2024<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 21/10/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, Taleplerinin kabulü ile davalı ..... Şirketi ile müvekkili ......... Şirketi  arasında ; Antalya Genel İcra Dairesi ......... Esas numaralı dosyasında borçlu olmadığının ve ayrıca  mevcut , geçerli bir borcun  da bulunmadığının tespitini, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ; Antalya Genel İcra Dairesi ........ Esas numaralı dosyasına ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesini Antalya genel İcra Dairesi ....... Sayılı haksız icra takibinin durdurulmasını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla, bu dava sebebiyle uğradıkları zararların yasa gereği alacağın yüzde yirmisinden (%20)'den az olmamak kaydıyla kötü niyetli davalıdan alınarak müvvekile verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili,  müvekkili şirket tarafından davacı şirkete iki farklı zamanda mal satıldığını, \"Bedeli malen ahzolunmuştur.\" ibaresi bulunan, teminata özgülenmeyen sıralı bonolar müvekkile teslim edildiği, 17.01.2023 tarihli faturanın bedeli peyderpey ödendiği; bu ödemelere ne faiz, ne kredi kartı komisyonları eklendiği, ne de döviz kurunun artışından doğan zarar telafi edildiği, buna rağmen hem yapılan ödemenin bonoya özgülenmesi, hem de davacının ödeme yapmaya devam edeceği inancıyla iyiniyetli müvekkili tarafından  30.10.2022, 30.11.2022, 30.12.2023 vadeli ilk 3 bono davacıya iade edildiği, davacı yanın 26.11.2022 tarihli irsaliye ve 10.06.2024 tarihli fatura uyarınca borçlu olduğunun sabit olduğunu belirtmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan  tensip kararı gereğince; \" kanuni düzenlemeler ve eldeki dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı imzanın şirket temsilcisine ait olmadığını iddia etmekle, iddia tahkikat aşamasında yapılacak araştırma ile ispatlanabileceğinden, alacak kambiyo senedine dayandığından, bu aşamada yaklaşık ispat hususunda Mahkememizde kanat oluşmadığından tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat hususunda kanaat oluşmadığı gerekçesine dayanılarak tedbir talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, resmi somut belgeler sunulmuş olduğundan ispat koşulunun sağlandığını, icra baskı ve tehdidi altında  ödeme yapan müvekkilinin tedbir kararı verilmediği takdirde ikinci kez ödeme yapmak durumunda kalacağını, dosya kapsamında icra veznesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde  ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>İstinafa konu ara karar,  ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 17/07/2024 tarihli karardır. <br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Esas hakkında açılacak dava ile hakkın elde edilmesi asıl ise de; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle bazı durumlarda yargılama soncunu beklemek bir takım hakların kaybına veya geri dönülmez zararların doğmasına neden olmaktadır. Bu nedenle yargılama öncesinde ve yargılama sınarında bir takım önlemlerin alınmasına gerek duyulmaktadır. İşte tarafların ihtiyaç duyduğu bu korumayı geçici hukuki koruma tedbirleri sağlamaktadır. Yargılama sonucu verilen kararlar kesin bir hukuki koruma sağlamasına karşın, yargılama öncesi veya yargılama sırasında alınan bu tedbirler geçici bir koruma sağlamaktadır(Arslan Ramazan, Yılmaz Ejder, Ayvaz Taşpınar, Hanağası Emel; Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara 2019, s. 571).<br>Geçici hukuki koruma tedbirleri HMK’nın 10. Kısmında; ihtiyati tedbir, delil tespiti ve diğer hukuki koruma tedbirleri olarak düzenlenmiştir. Medeni usul hukuku dışında da geçici hukuki koruma tedbirleri de bulunmaktadır. Bunun en yaygın olanı da ihtiyati hacizdir.<br>HMK’nın 389. Maddesinde ihtiyati tedbirin, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde,” verilebileceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. İhtiyati tedbirin verilebileceği bu şartlar dikkate alındığında ihtiyati tedbirin amacı da ortaya çıkmaktadır. Bu açıdan ihtiyati tedbir, yargılama ile elde edilmesi amaçlanan hakka kavuşmanın yarattığı sakıncaların giderilmesi açısından alınacak en önemli geçici hukuki koruma tedbiri olarak karşımıza çıkmaktadır.<br>1965 yılına kadar, maddi hukuk bakımından gerçekten borçlu olmadığını iddia eden borçlunun sadece takip konusu borcu icra dairesine ödedikten sonra istirdat davası açma hakkı varken 1965 yılında 538 sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanunu'nun 72. Maddesinde yapılan değişiklikle menfi tespit davası açma hakkı ve bu davaya bakan mahkemeye icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verme yetkisi tanınmıştır (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, önsöz, Yetkin Yayınları, Ankara, 2003).<br>1965 yılında yapılan yasal düzenleme ile hukukumuza giren menfi tespit davası, İİK 72/2. Maddesinde takipten önce açılan ve İİK 72/3. Maddesinde de takipten sonra açılan olmak üzere iki şekilde düzenlenmiştir. İİK 72/2. maddesi gereğince takipten önce açılan menfi tespit davasında talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde  icra takibinin durdurulabileceği, takipten sonra İİK 72/3. maddesince açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istenilebileceği şekilde bu davaya özgü ihtiyati tedbirler düzenlenmiştir.<br>Sonuç olarak; Davacı taraf  icra takibinden sonra İİK 72/3 maddesi uyarınca eldeki menfi tespit davasını açmış olup yukarıda içeriği aktarılan yasal düzenleme nedeniyle İİK 72/3. Maddesi gereğince % 20 teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile karar verilmesi hatalı olmuş olup davacı vekilinin istinaf talebinin yerinde olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/07/2024 tarih ve .... Esas sayılı TENSİP ZAPTININ .... NOLU KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-a-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemlerinin KABULÜ ile İİK'nun 72/3 maddesinin son cümlesi gereğince, dava konusu 384.946,55  TL borcun %20'i oranına tekabül eden 76.989,31 TL teminat, nakdi veya bu meblağı karşılayan kesin ve süresiz teminat mektubu karşılığında, icra veznesine girecek paranın alacaklıya tedbiren ÖDENMEMESİNE, <br>b-Ara karara ilişkin müteakip işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>3-İstinaf incelemesi yönünden;<br>a-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının istek halinde  davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate ALINMASINA, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34ceca42bdc8049a","SID":"932b3f0e25a36238"}}