{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/1411 - 2024/1392<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/1411 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1392<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/04/2024<br>NUMARASI\t\t: 2024/8 Esas - 2024/249 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av....<br>DAVALI\t\t: ECESU ÖZEL SAĞLIK İNŞAAT TERMAL TURİZM TİCARET ANONİM ŞİRKETİ -...<br>VEKİLİ\t\t: Av....<br>DAVA TÜRÜ\t\t: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 05/01/2024<br>KARAR TARİHİ\t\t: 11/10/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 11/10/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 03/02/2017 tarihinde \"Anestezi ve Reanimasyon Hakediş Usulü Sağlık Hizmeti Sözlemesi\" adında şirket sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmeye göre davacı tarafından davalı şirkete anestezi ve reanimasyon branşında tıbbi işlemlerin sözleşmede belirtilen şartlar doğrultusunda sunulması, davalı şirketin de bunun karşılığı olan bedeli davacıya ödemesinin kararlaştırıldığının, sözleşme süresince, davalı şirket tarafından almış olduğu sağlık hizmetine dair hakkedişlerin davalı tarafından hesaplanarak davacıya gönderildiğini, davacının da mali müşaviri vasıtası ile fatura düzenleyip davalı şirkete ilettiğini, faturaların ve alınan ödemelerin her iki tarafın defterlerine işlendiğini, ancak bu süreçte davalı şirket tarafından hakkediş bedelinin hesaplanmasında gerekli esaslara riayet edilmediğini, davacının hakkedişlerinin eksik ve hatalı olarak hesaplandığını, kendisine bildirilen hakkedişlerinden haksız ve hukuka aykırı kesintiler yapılarak ödemenin yapıldığını, davacının uzun yıllardır sağlık sektöründe çalıştığını, branşı itibariyle riskli ve ağır sorumlulukları olan bir branşta hizmet verdiğini, davacının ameliyathane süreçlerine katılmakta ve muayeneler de, nöbetlerde görev almakta, taahhütlerini eksiksiz yerine getirerek üstlendiği işi tamamlamakta olduğunu, davalının eksik ve kusurlu ifası nedeniyle davacının alacaklarını zamanında ödenmiş, bu nedenle davacının alacaklarının değer kaybına uğramış olup, geçen süre zarfında işi ve faaliyet alanı gereğince ödeme tarihindeki alacağını değerlendirme fırsatından da mahrum kaldığını,  her ne kadar taraflar arasında çözüm yolu olarak ticari dava şartı kapsamında arabuluculuk görüşmeleri 24/10/2023 tarihinde yapılmış ise de, ancak anlaşmanın sağlanamadığını, davacının, davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle büyük sıkıntı çekerek elem duyduğu, şahsi ödemelerinde düzensizlik yaşandığını, mali dengesinin zarar gördüğü, davacının yaşamış olduğu bu elem ve ızdırap dolayısıyla manevi zararına yönelik yasal yollara başvurma ve dava açma hakkını saklı tuttuklarını, somut uyuşmazlıkta; söz konusu belgelerin davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkiyi, davalı tarafın hukuka ve hakkaniyete aykırı hesaplamalar ve kesintiler nedeniyle davacıya hakkedişlerinin eksik ödendiğini bu noktada davacının uğradığı maddi zararını gösterdiğini, tüm dosya kapsamı ve Sosyal Güvenilik Kurumu'ndan, ticari defterler ve yazışmalardan elde edilecek bilgiler kapsamında \"alacağın varlığı hakkında kanaat edinilmiş olması\" koşulunun sağlanacağı düşüncesinde olduklarını, bu anlamda davalının mallarını elinden çıkararak haksız çıkacağını tahmin ettiği iş bu davanın sonuçlarından kurtulmasını önleme ve davacıya ait alacağın kısmen de olsa teminat altına alınması amacı ile, aşağıda belirtilen dava değeri çerçevesinde geçici bir hukuki koruma olan ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlere; öncelikle mahkeme tensip kararı ile, takdir edilecek teminat karşılığında, şimdilik 100.000,00-TL belirsiz alacak talepli iş bu dava kapsamındaki alacaklarına yetecek miktarda davalının menkulleri, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini, davalı tarafından hukuka ve hakkaniyete aykırı hesaplamalar ve kesintiler nedeniyle davacıya eksik ödenen hakkedişlerine dair zararın 6100 sayılı yasanın 107. maddesi kapsamında gerçek zarar bedeli belirlendiğinde arttırmak üzere 100.000,00-TL tazminat bedelinin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen uyuşmazlığın konusunu oluşturan ''Anestezi ve Reanimasyon Hakediş Usulü Sağlık Hizmet Sözleşmesi'' nin   7.2 maddesi dolayısıyla taraflarca ticari iş şeklinde nitelendirilse de sair hukukun gereklilikleri ve kanunlarımızda mevcut emredici kurallar çerçevesinde hizmet sözleşmesi olduğunun ve uyuşmazlığın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, huzurdaki davanın mutlak bir ticari dava olmadığı gibi, davacının da tacir olmadığından nispi ticari dava da olmadığını, görüleceği üzere dava şartı niteliğindeki görev hususunun mahkemece davanın her aşamasında dikkate alınacağını, davacı ile davalı şirket arasında 03/02/2017 tarihinde \"Anestezi ve Reanimasyon Bölümü Hakkediş Usulü Sağlık Hizmeti Sözleşmesi\"'nin imzalandığını, iş bu sözleşmenin 1 yıl süreli olup, ilerleyen tarihlerde aynı şarta ile yenilenerek devam ettiğini, davacı ile davalı şirket arasındaki hizmet akdinin 03/02/2017 tarihinde başlamış ve davanın istifası ile 2023 yılı Eylül ayında sona erdiğini, hastaneye mahsuplaşması yapılan tüm kesintilerini ve işletilen yasal faizleri yapıldıktan sonra kalan hakkediş tutarının %25 kısmının davacının sözleşmesine uygun olarak hesaplanarak sözleşmede belirtildiği şekilde davacının hesabına gönderildiğini, davacı şirketin Sosyal GÜvenlik Kurumu ve diğer kurum ve kuruluşların yapmış olduğu kesintilere ilişkin yargı yoluna başvurduğunu, iş bu davaların halen derdest olup iş bu dosyaya celbi sonrasında yapılan kesintilere ilişkin müvekkil şirketin tüm olanakları kullandığının açıkça ortaya koyulacağını, iş bu daya ve bilgelerin ayrıntılı olarak değerlendirildiğinde davacı yanın kesintilerin kendi kusurundan kaynaklandığı gerçeğini çarpıtarak müvekkil kuruma kusuru izafe etmesinin kabul edilemeyeceğini, davacı yanın, davalı şirkete ait hastanede tedavi gören hastalara büyük ölçüde yoğun bakım servisinde hizmet vermekte, hakkedişlerini büyük bölümünü bu yoğun bakım tedavilerinden elde etmekte olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun davalı şirket hakkedişlerinden yapmış oluğu kesintilerin büyük çoğunluğunu da yine yoğun bakım servisindeki hekimlerin hatalı basamaklandırmalarından kaynaklanmakta olduğunu, davacının bu doğrultuda Sosyal Güvenlik Kurumu'nun kesintiye ilişkin yazıların cevabı yazılarak sunularak haklılığını savunmuş, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yapmış olduğu değerlendirmelerin pratisyen hekimler tarafından yapıldığını, bu nedenle kurum işlemelerinin hatalı olduğu şeklinde hukuken dinlenemeyecek görüşünü bildirmiş olduğunu, davacının da yoğun bakım servisindeki basamaklandırmalarda kendisi tarafından hatalar yapıldığını bilmesine rağmen dava dilekçesinde kesintileri gerçeklik payı bulunmayan durumlara izafe etmesinin davacının açıkça kötü niyetinin göstergesi olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereği  görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,<br>2-Bu karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak görevsizlik kararının kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, karara karşı kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, taraflardan birinin mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli  Sakarya Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen uyuşmazlığın konusunu oluşturan ''Anestezi ve Reanimasyon Hakediş Usulü Sağlık Hizmet Sözleşmesi'' her ne kadar sözleşmenin 7.2 maddesi dolayısıyla taraflarca ticari iş şeklinde nitelendirilse de sair hukukun gereklilikleri ve kanunlarımızda mevcut emredici kurallar çerçevesinde hizmet sözleşmesi olduğunun ve uyuşmazlığın genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiği kuşkusuz olduğunu, zira huzurdaki dava mutlak bir ticari dava olmadığı gibi, davacı da tacir olmadığından nispi ticari dava da olmadığını, sayın yerel mahkemece gerekli inceleme yapılmadan eksik inceleme sonucu hüküm tesis edilmiş olup, davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağının, davalı şirket ile davacı arasında yapılan hakediş usulu hizmet sözleşmesinden kaynaklı olup, davalı şirketin tacir sıfatında bulunduğunun açık olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözlemenin açıkça ticari bir sözleşme niteliğine haiz olduğu belirtildiğinden, davalı tarafça ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, davacı için de ticari iş sayıldığını, kaldı ki, taraflar arasında TTK'ya uygun biçimde faturalandırma karşılığında ödemeler yapıldığını beyan ile; davalı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz.<br>   DELİLLER: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/04/2024 Tarih - 2024/8 Esas - 2024/249 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>DAVA; alacak istemine ilişkindir.<br><br>İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında  ''Anestezi ve Reanimasyon Hakediş Usulü Sağlık Hizmet Sözleşmesi'' isimli sözleşme bulunduğu, davacı doktorun davalı şirkete ait hastanede bu sözleşme kapsamında çalıştığı, davacının eldeki dava ile hastanede çalıştığı döneme ilişkin hakedişlerinden kaynaklı alacağının tahsilini talep ettiği, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin işçi işveren ilişkisi olduğu gerekçesi ile davanın görev dava şartı yokluğu nedeni ile reddine ve dosyanın İş Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, karara karşı davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.<br>Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olup olmadığı ve görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu noktasındadır.<br>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre  İş mahkemeleri, 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına ilişkin dava ve işlere bakar.<br>Gerek mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1’inci maddesi, gerekse 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5’inci maddesi uyarınca, İş Kanunu'na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. <br>4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda yer alan tanımlar dikkate alındığında iş sözleşmesinin unsurları “iş”, “ücret” ve “bağımlılık” unsurlarıdır. Eldeki uyuşmazlık bu hüküm ve ilkeler kapsamında çözülmelidir.<br>Eldeki uyuşmazlıkta; taraflat arasındaki \"Anestezi ve Reanimasyon Bölümü Hakediş Usulü Sağlık Hizmeti Sözleşmesi\"nin 2. maddesinde davacının yapacağı işin uzman olduğu alanda hekimlik yapma olduğu, sözleşmenin 2. maddesinde hemşire ve benzeri yardımcı personeli tıbbi cihazlar, ilaç, sarf malzemeleri, hastane binası ve otelcilik hizmetlerinin davalı tarafça karşılanacağına ilişkin düzenlemeye göre ekonomik riskin davalı üzerinde bırakıldığı görülmektedir. Sözleşmenin 5/9. Maddesindeki düzenlemeler dikkate alındığında; davacının iş görme edimini yerine getirirken, davalının çalışma yeri, saatleri ve çalışma biçimi konularında vereceği talimatlara uyma yükümlülüğünün olması, yukarıda belirtilen iş sözleşmesinin unsurlarından olan bağımlılık unsurunun taraflar arasında bulunduğunu göstermektedir. Sözleşme gereğince davacının yaptığı işin karşılığını hakediş olarak alacağının kararlaştırılmıştır. Ancak bu hakedişlerin davacının baktığı hasta ve yaptığı işler üzerinden hesaplanacağının düzenlendiği ve hastanenin tüm işlerinden elde edilen kârdan pay alacağına dair bir düzenleme olmadığı görülmektedir. Bu durumda, ücretin hakediş şeklinde belirlenmesi iş sözleşmesinin unsurlarından olan ücret unsurunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu açıklamalara göre, taraflar arasında iş sözleşmesinin unsurları “iş”, “ücret” ve “bağımlılık” unsurlarının bulunduğu ve davacın davalı iş yerinde 4857 sayılı İş Kanunu'nu kapsamında iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı kanaatine varılmıştır.<br>Diğer yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin 6098 sayılı TMK'nın 620 vd. maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceği, yine davacının gerçek kişi tacir olmadığı, davalı tarafından SGK'ya bildirilen işe giriş bildirgesinde 4/1-a kodu ile bildirim yapıldığı anlaşılmakla taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olduğu sonucuna varılmıştır. <br>Bu durumda yukarıda açıklandığı üzere 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine uyarınca eldeki davaya bakma görevi  İş mahkemelerinindir. İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken harç peşin alındığından, yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.11/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır.<br>...<br>Katip...<br> ¸e-imzalıdır.<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f581201de2ff3f6c","SID":"418cf090f83dd8a3"}}