{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/151 Esas<br>KARAR NO: 2024/1641<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/06/2021<br>NUMARASI: 2018/372 E. - 2021/257 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacılar vekili dava dilekçesinde, Müvekkilinin ..., ..., ... numaralı ... ibareli markaların tescilli olduğunu, markaların tekstil ve mağazacılık mal ve hizmetlerinde kullandığını, karşı tarafın ise  müvekkilinin markası ile aynı ayırt edilemeyecek kadar benzer olan , \"...\" markasını aynı mal ve hizmet sınıflarında kullanımının marka haklarına tecavüz ve  haksız rekabet teşkil ettiğini,   marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin tespitini, önlenmesini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, ... markasının aynısını ya da benzerini kullanmasının önlenmesini,davalının ticaret unvanından ... ibaresinin terkininine karar verilmesini,  belirsiz alacak davası olarak şimdilik 5.000 TL maddi, 2.500,00 TL manevi ve 2.000 TL itibar tazminatının davalıdan alınmasını, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 10.2.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 41.087.90 TL olarak talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın markasının  özgün bir ibare olmayıp İspanya'da yer alan \"...\" şehrinden ve aynı  zamanda resmi dilleri olan \"...\"dan alındığını,  ... ibaresinin kamuya ait coğrafi bir yer adı olduğunu,  davalı  şirketin ortaklarının Suriyeli olup Suriye iç savaşından sonra Türkiye'ye geldiğini, şirketin ortakları Türkiye'ye gelmeden önce ... adı altında tekstil işi ile uğraştığını, ... Turizm Şirketinin hisselerini devraldığını, şirkette karar alıcı pozisyona geçtiğinde şirketin adını Suriye'de kullandığı isim ile değiştiğini, yer adlarının markasal anlamda bir ayırt ediciliğinin olmadığını ve bu sebeple herkes tarafından kullanılabilir olması gerektiğini, davacı tarafın müvekkili şirketin ticaret unvanından ... ibaresini terkinini talep etmişse de 14.02.2014 tarihli Ticaret Unvanları Hakkındaki Tebliğ 4(6) maddesi uyarınca ticaret unvanlarında resmi olarak tanımlanmış yer adları kullanılabildiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet eyleminin tespitine, durdurulmasına önlenmesine, ihlal nedeniyle 41.087,90 TL maddi 2,500 TL mavevi tazminatın davalıdan tahsiline, itibar tazminatı isteminin ve makul pay istenmesi isteminin reddine, davalı ticaret ünvanının 23/12/1996 tarihinde tescil edilmiş olması , davanın 28/08/2018 tarihinde açılmış olması gözetilerek ünvan terkini isteminin reddine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye'de trajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacılar vekili tarafından katılma yolu ile istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle;  kararının aksine davalı tarafın ticaret unvanının 1996 yılında \"...\" olarak tescil edildiğini, 2016'da unvan değişikliği yapılarak müvekkilinin tescilli markasının ticaret unvanı olarak taklit edildiğini, işbu dava ise 2018 yılında ikame edildiğinden  5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediğini, davalı tarafın müvekkili markasını ticaret unvanı olarak kullanmasının SMK'ye aykırı olduğundan ticaret unvanının da terkinine karar verilmesi gerektiğini, itibar tazminatı ve makul pay isteminin reddine dair kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç miktarının tazminat olarak ödenmesinin talep edilebileceğini, yoksun kalınan kârın hesabında indirim yapılmayacağını, davalının 2016'da unvan değişikliği yaparak taklide başlamasının kötü niyetli olduğunu, mahkemenin hakkaniyet artırımına hükmetmesi gerektiğini, dosyada alınan bilirkişi raporları ve SMK açık hükmü gereği davalının ... ibaresinin kullanımının müvekkiline ait ... esas unsurlu markalarına tecavüz teşkilinin ortada olduğunu,  davalının iş yerinde yapılan keşifte davalı tarafın ...'dan farklı bir marka kullanmadığının tespit edildiğini, , davalı tarafın tazminat olarak tüm kârı vermesi gerektiğini, davalının istinaf taleplerinin kabul edilemeyeceğini,  müşterilerinin davalıyı müvekkilinin bayisi sandığını, müvekkilinin yapması gereken satışların tamamını davalının yaptığını, bilirkişinin hesaplamasının hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılarak  yeniden karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın markasının zayıf marka olup müvekkilinin kullanımının tecavüz teşkil etmediğini, davacı taraf gibi müvekkilinin de ... şehrinden ilham alarak ibareyi kullandığını, ... ibaresinin kamusal bir coğrafi yer adını tekelleştiren davacı tarafın markası ile benzemesi durumunda tecavüzle itham edilen tarafın kasıt ile hareket ettiği sonucunun ortaya çıkamayacağını, müvekkilinin davacı tarafın markasına tecavüz ettiği bir an için kabul edilse dahi hüküm altına alınan tazminat tutarının kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin sadece ... ibareli ürün satmadığını,  ... isimli bir markası daha olup ürünlerinin büyük bir kısmını bu marka etiketi altında sattığını, bu husus alınan son raporda tespit edilse de yoksun kalınan kâr hesaplamasında göz ardı edildiğini,  yoksun kalınan kârın hesaplanmasında davacı  markasına yüksek  değer biçildiğini, müvekkilinin iş yeri tabelasında \"...\" ibaresi bulunduğunu, son bilirkişi raporunda ... markası ile satış yapılacağı kanaatine varıldığını belirten cümlenin devamında daha önceki raporlarda %25 olarak tespit edilen yoksun kalınan kârın 2/3 olarak artırılmasının anlamsız olduğunu, her iki şirketin gelir tablolarına bakıldığında müvekkilinin bilinirliğinin davacı taraftan daha yüksek olduğunu ve elde ettiği gelirin davacı tarafın ... markasını kullanımından kaynaklanmadığının açık olduğunu, bu hususlara rağmen dayanaksız bir şekilde markanın kâra etkisinin oranının artırıldığını  yoksun kalınan kârın somut olayın özelliklerine göre yüksek olduğu ve ... markasının kullanımı durumunun da tazminat hesabının belirlenmesinde dikkate alınması gerektiğini bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, marka hakkına tecavüzün ve   haksız rekabetin  tespiti , durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması, ticaret unvanının terkini   ile maddi , manevi ve  itibar tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin ..., ..., ... numaralı ... ibareli markaların sahibi olduğunu , davalının davacı markası ile  ayırt edilemeyecek kadar benzer olan  \"...\" markasını aynı mal ve hizmet sınıflarında (tekstil ürünleri ve mağazacılık) kullanarak müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini haksız rekabet teşkil ettiğini, beyanla eldeki davayı açmıştır. Davalı vekili, davacı tarafın markasının  özgün bir ibare olmayıp İspanya'da yer alan \"...\" şehrinden ve aynı  zamanda resmi dilleri olan \"...\"dan alındığını,  ... ibaresinin kamuya ait coğrafi bir yer adı olduğunu, ayırt ediciliğinin olmadığını ve bu sebeple herkes tarafından kullanılabilir olduğunu,  davalı  şirketin ortaklarının Suriyeli olup Türkiye'ye gelmeden önce ... adı altında tekstil işi ile uğraştığını,... Turizm Şirketinin hisselerini devraldığını ve şirket ünvanını Suriye'de kullandığı isim ile değiştirildiğini beyanla  davanın reddini talep etmiştir. Ticari sicil kayıtlarına göre, davacılardan ...  nin  eski ünvanının ... TEKSTİL olduğu,   9.1.1996 tarihinde tescil edildiği, yeni unvanını Mayıs 2017 tarihinde tescil edildiği,  hazır giyim ve konfeksiyon üzerine faaliyet gösterdiği, diğer davacı ...’nın ise şirket ortağı ve yetkilisi olduğu, davalı şirketin eski ünvanının ... San ve Tic LTD ŞTİ olduğu , 23.12.1996 tarihinde tescil edildiği,  hazır giyim ve konfeksiyon üzerine faaliyet gösterdiği, 19.02.2016 tarihinde  ünvan değişikliği ile ... ünvanını aldığı anlaşılmıştır. Türk patent ve marka kurumu kayıtlarına göre, ..., ..., ... tescil nolu  ...  esas unsurlu markaların 25,35 sınıfta davacılardan ... adına tescilli olduğu  görülmektedir. İstanbul  2.FSHH Mahkemesinin 2017/141 D.iş dosyasında,  delil tespiti yapıldığı , davalı işyerinde tabela kullanımının ... şeklinde olduğu, tespit edilen ürün  etiketlerinde ... ibaresinin  kullanıldığı tespit edilmiştir. 12/06/2019 tarihli bilirkişi heyet  raporunda ve 03/09/2019 tarihli ek raporunda  ; davalının \"...\" ibaresini markasal kullanımlarının  davacının \"... \" esas unsurlu markalarına tecavüz ve  haksız rekabet teşkil ettiği , ... İbareli ürünler için faaliyet karının toplam 9.582,75-TL olarak hesap edildiğini, işbu listeler dışında davalı şirketin ticari defter ve satış faturalarında marka ayrımına ilişkin ibare bulunmadığını,davalı şirketin davaya konu donemde satış yaptığı tüm ürünler üzerinden ede ettiği 123.263,70 TL faaliyet karı içerisinde marka etkisinin %25 yaklaşımına göre 30.815,93 TL olabileceği  bildirilmiştir. 11/02/2020 tarihli farklı heyetten alınan  bilirkişi raporunda ve 18/12/2020 tarihli  ek raporunda ; karşılaştırmaya, tabi markaların asli unsularının  küçük değişiklikler dışında aynı olduğu davacıya ait ’...” ibaresinin, davalı tarafın “...” şeklindeki kullanımda yer alan \"...” \"...\"harflerinin değişikliği yapılsa bile ayırt edici niteliğinin bulunmadığı, karşılaştırmaya tabi markaların aynı mal ve hizmet sınıfında kullanıma konu edildiği birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın markasal kullanımlarının, davacı yanın tescilli markalarına tecavüz teşkil edeceği, taraflara ait ticaret unvanlarının asli ve ayırt edici unsurunun \"...” ibaresi olduğu, davacı şirketin Ticaret Siciline kayıt tarihinin 12/04/2017 Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde marka tescil tarihi ise 27.02,2006 olduğu, davalı tarafın ise 15.02.2016 tarihinde sicile kayıt edildiği, önceki tarihli hak sahibi olan davacı şirket ticaret unvanı ile asli unsurları çok ufak farklılık dışında aynı olan davalı ticaret unvanının, davacı yanın ticaret unvanının tescilli olduğu faaliyet alanları ile benzerlik arz eden alanlarında Ticaret Sicilinden terkininin gerekeceği, Davalı yanın markasal kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği, yoksun kalınan kazancın hesabında davacı şirketin seçimine bağlı olarak, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 151 -2/b maddesi; \" tecavüz edenin elde ettiği net kazanç\" hükmü uyarınca, davalı şirketin davaya konu olan donemde tüm ürün satışlarından elde ettiği faaliyet karının 123.263,70 TL olarak hesap edildiği, ticari kayıtlarda ve satış faturalarında hangi marka ile üretim, satış ve stok takibi yapıldığım gösteren kayıt olmaması ve delil tespitine ilişkin bilirkişi  raporunda değişik markalı etiketli ürün olduğunu gösteren tespit bulunmaması nedeniyle, “...” markasından başka marka ile satış yapıldığının tespit edilemediğini bu nedenle, davalı şirketin kesin delil niteliği taşımayan satış listelerine itibar edilerek ve bu listelere dayalı olarak, yoksun kalınan kazanç hesabı yapmanın doğru olmadığı kanaatine varıldığını  davacı markasının bilinirliğinin yüksek olmadığı ve tanınmıştık düzeyinin zayıf olduğu, dolayısıyla davalının elde ettiği karın salt marka kullanımından kaynaklanmadığı anlaşıldığından,  davacının ürünler üzerinden elde ettiği faaliyet karı olan  123.263,70 TL olarak hesap edilen yoksun kaldığı kazancından 2/3 oranında indirim yapılmak suretiyle, davacının yoksun kaldığı kazancının; 41.087,90 TL olarak hesap edilmesinin uygun olacağı , davalının  “... + Şekil” ibareli markasının 29.05.2017 sicile başvuru tarihinden itibaren koruma altında olduğunu , dolayısıyla 25.12.2017 delil tespit tarihinden önce de “...” markalı ürün satışı yapılmış olabileceğinin ihtimal dahilinde olduğu bildirilmiştir. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.  Bu hüküm çerçevesinde iltibasın söz konusu olabilmesi için ;-Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,-Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,-Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre  marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini  durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, tarafların hazır giyim sektöründe faaliyet yürüttükleri  \"... \" esas unsurlu markaların  davacı adına 25,35 . Sınıf mal ve hizmetler için  kayıtlı olduğu, toplanan deliller ile davalının \"...\" ibaresini tekstil  ürünlerin üzerinde markasal olarak kullandığı, davalının kullandığı bu ibarenin davacı adına tescilli marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak  ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğu, davalı  davacı markasının coğrafi yer adı olduğunu bu nedenle herkes tarafından kullanılabileceğini savunmuş ise de , markanın tescilli olduğu  mal ve hizmet yönünden coğrafi kaynak bildiren bir ibare olmadığı , ayırt ediciliğinin yüksek olduğu,  davacı markasının davalı tarafından  tescilli olduğu  mal ve hizmetlerde kullanıldığı dikkate alındığında  ortalama tüketici nezdinde  işletmeler arasında bağlantı kurma dahil iltibasa sebebiyet verdiği, davacının ilk marka tescilinin 2004 yılı olduğu ,  davalının ibare üzerinde davacı tescilinden  önceye dayalı hak sahipliğini ispata yarar delil sunulmadığı, Türkiye dışındaki kullanım iddiasının  ise   ülkesellik prensibine göre  dikkate alınamayacağı ,  davalının ürünler üzerindeki  markasal kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ve aynı zamanda basiretli davranma yükümlülüğüne ve ticari hayatın dürüstlük kurallarına uygun yürütülmesi ilkelerine aykırılık oluşturduğundan   haksız rekabet teşkil ettiği  anlaşılmıştır. Davalının aynı zamanda davacı markası ile iltibas oluşturduğu tespit olunan  \"...\" ibaresini ticaret unvanı olarak kullandığı, mahkemece bu kullanıma sessiz kalma yoluyla karşı çıkılamayacağı gerekçesiyle ticaret unvanı terkini talebinin reddine karar verilmiştir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir.  Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı  uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı). Sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, TMK 2. maddede düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan belgeler ve delillerden, davalı şirketin kuruluşu çok  önce ise de , eski unvanının  ... San ve Tic Ltd. Şti olduğu ve 2016 yılında unvan değişikliği yapılarak davacı markası ile iltibas teşkil eden  \"...\" ibaresinin  ticaret unvanı olarak kullanılmaya başlandığı , davanın 28.08.2018 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, makul süre içinde dava açıldığı,  somut olayda sessiz kalma yolu ile hak kaybının söz konusu olmadığı  ve dava açmanın hakkın kötüye kullanılması olarak kabulüne olanak bulunmadığı, mahkemece davalı şirketin eski unvanı ile kuruluş tarihini esas alarak uzun süre dava açılmadığına ilişkin gerekçesinin hatalı olduğu  anlaşılmış, SMK 7/3-e maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil eden  ticaret unvanının terkini talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı tarafça maddi tazminat hesabının 6769 Sayılı SMK 151/2-b maddesinde düzenlenen \"Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca\" göre yapılmasının talep edildiği , madde gerekçesinde açıklandığı üzere önceki düzenlemelerde yer alan \"hakkın kullanılması ile\" ibarelerinin SMK 151. madde düzenlemesine alınmadığı, markanın davacının faaliyet karına etkisinin maddi tazminat denkleminden çıkarıldığı, yapılacak hesaplamada hükmedilecek tazminatın \"net kazanç\" yani \"kar\" olduğunun vurgulandığı ancak SMK 151/3 maddesinde yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında \"ihlalin nitelik ve boyutu\" gibi etkenlerin göz önüne alınacağının düzenlendiği, davalı şirketin davaya konu olan dönemde tüm ürün satışlarından elde ettiği faaliyet karının 123.263,70 TL olarak hesap edildiği, gerek delil tespiti ve gerekse ticari kayıtlarda davalının  başkaca bir  marka adı altında  üretim, satış  yaptığına dair delil bulunmadığı,  davalının elde ettiği gelirin tescilli markası bulunmasına rağmen büyük oranda tescilsiz olup davacı markası ile iltibas teşkil eden  markasal kullanımdan kaynaklandığı, davalının sunduğu bir kısım  satış listelerinin tek başına  tazminat hesabına esas alınamayacağı , 01.12.2017 tarihinde yapılan delil tespiti tarihi öncesinde ihlal oluşturan markayı taşıyan ürünlerin satışına ilişkin somut delil bulunmadığından delil tespiti ile dava tarihi arasında geçen süre ve ihlalin boyutu dikkate alınarak  TBK 50. Madde gereğince mahkemece hükmedilen maddi tazminatın dosya kapsamına uygun olduğu , markanın tecavüz eden tarafından kötü kullanımına ve  ürüne ilişkin talebin oluşmasında markanın belirleyici etken olduğuna dair somut delil bulunmadığından  yasal koşulları bulunmayan  itibar tazminatı ve pay verilmesi taleplerinin reddi kararında keza isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince  esastan reddine, Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen  kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince, yeniden hüküm kurularak davalı ticaret ünvanı terkini talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3- İstanbul 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/06/2021 tarih, 2018/372 E., 2021/257 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4-Davalının davacıya ait Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet Eyleminin TESPİTİNE, DURDURULMASINA ÖNLENMESİNE, - İhlal nedeniyle 41.087,90 TL maddi,  2.500,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine - İtibar tazminatı isteminin ve makul pay verilmesi  istemlerinin REDDİNE, 5-Ticaret Unvanı Terkini Talebinin Kabulüne , Davalının ticaret unvanından marka hakkına tecavüz teşkil eden  ...  ibaresinin çıkartılarak, sicilden terkinine, - Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye'de trajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, 6- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 427,60 TL, maddi tazminat davası yönünden 2.806,71 TL, manevi tazminat davası yönünden 427,60 TL,  unvan terkini davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 4.089,26‬ TL harçtan, peşin alınan (peşin+ıslah harcı) 782,24‬ TL'nin mahsubu ile eksik alınan 3.307,02 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, ‬6/b-Davacılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan:  35,90 TL başvurma harcı, 162,24  peşin harç,  540,00 TL ıslah harcı, 5,20 TL vekalet harcı, olmak üzere toplam 743,34 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 6/c- 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 302,95 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.802,95‬ TL' den 6.242,36‬TL nin davalıdan mahsubu ile davacılara verilmesine, bakiye giderin davacılar üzerinde bırakılmasına, 6/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 6/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1)-(2). maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 6/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesinin 10.ve 13/(2).  maddelerine göre manevi tazminat talebi yönünden 2.500,00 nispi TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 6/f- Reddedilen itibar tazminatı yönünden, Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine, 6/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre unvan terkini davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 6/ğ-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 7/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacılar tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 7/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.977,48  TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.178,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.799,48‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 7/c-İstinaf yargılaması için davacılar tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 66,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 228,1‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine, 7/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 8- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"190a57c6de00756d","SID":"58c77c8b6030235a"}}