{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/311 Esas<br>KARAR NO:2024/1608<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:02/12/2020<br>NUMARASI:2018/155 E. - 2020/426 K.<br>DAVANIN KONUSU:Fikir Ve Sanat Eseri (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babası olan ...'ın davalı şirket ile yapmış olduğu telif hakkı devir sözleşmesi kapsamında murise ait kitaplar için basım ve yayım hakkı verildiğini, telif hakkı devir sözleşmelerinin telif sürelerinin sona erdiğini, ...'ın 18/11/2013 tarihinde vefat ettiğini, davacılar ile davalı şirket arasında 26/03/2014 tarihinde Eser Sahibi Telif Sözleşmesi akdedildiğıni, 02/12/2015 tarihli ihtarname ile davalı şirket ile murise ait eserlere ilişkin tüm sözleşmelerin feshedildiğini, davalı şirketin 10/12/2015 tarihinde gönderdiği ihtarnamede tüm sözleşmelerin devam ettiğini beyan ettiğini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2016/31 Değişik İş, 2016/33 Karar sayılı dosyası ile bilirkişi tarafından davalı şirketin işyeri ve internet sitesinde inceleme yapıldığını, ...ve ..., ..., ... ve. ... ... Mektupları isimli kitapların 02/12/2015 tarihinden sonra basıldığını tespit ettiklerini, davacıların davalı şirket ile olan sözleşmeyi feshettikten sonra .... A.Ş. ile 06/11/2017 tarihinde Mali Hakların Devri Sözleşmesi imzaladıklarını, davalı şirketin ise Eser Sahibi Telif Sözleşmesinin halen geçerli olduğunu belirttiğini, davalı şirketin sözleşmenin devam ettiğini beyan etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı şirketin dava dışı ..... Şirketine ihtarname göndererek davacılar ile aralarında akdettikleri sözleşmesinin geçerli olduğunu ve basım-dağıtıma devam edeceklerini belirttiklerini, davalı şirketin internet sitesini 21/02/2018 tarihinde incelediklerinde 27/04/2016 tarihli bilirkişi raporundan sonra... ve ... ..., ... ...,...’de Kadın, Türkiye ve Ortodokslar, ..., ... Mektupları, ..., .ve ..., ... ve ... isimli 9 adet kitabın yeni baskılarının yapıldığını, belirterek Fsek m.68/69 gereği davalı şirketin müvekkillerin mali haklarına ihlallerinin durdurulması ile muhtemel diğer tecavüzlerin önlenmesine, tespit edilecek rayiç bedelin üç katı fazlasının tazminini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; muris ...’ın vefatından sonra uzun bir zaman yasal mirasçıları veya hak sahipleri konusunda bir açıklık olmadığını, davalı şirketin iyiniyetli bir şekilde üzerine düşeni yerine getirdiğini, davacı tarafin davalı şirketle ilgili suç duyurusunda bulunduğunu ancak kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacı tarafından gönderilen 02/12/2015 tarihli ihtarnameye cevaben ihtarnamede belirtilen hususları kabul etmediklerini, Eser Sahibi Telif Sözleşmesi’nin 17. maddesinde taraflar sözleşme süresinin bitiminden 1 ay önce sözleşmeyi sona erdirmek için yazılı bir bildirimde bulunmadıkça sözleşmenin aynı koşullarla uzadığına ilişkin hüküm bulunduğunu, bu madde gereği sözleşmenin 25/05/2020 tarihine kadar uzadığını, 18. maddesinde ise sözleşmenin herhangi bir sebeple sona ermesi durumunda eser sahibinin eserin yeni nüshalarını yayıncı dışında başka bir yerde basabilmesi için öncelikle yayıncının elindeki tüm baskıların bitmiş olması gerekeceğinin belirtildiğini, bu sebeple sözleşmenin 25/05/2020 tarihinde biteceği kabul edilse dahi öncelikle yayıncının elindeki nüshaların bitmesinin gerekeceğini, İstanbul l. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin talimatı doğrultusunda hazırlanan bilirkişi raporunda tespit edilen eserlerin sözleşmeye uygun olarak basıldığını, davacı tarafın davalı şirketin internet sitesini 21/02/2018 tarihinde incelediğini ve murise ait 11 kitabın varlığını tespit ettiklerini ancak kendilerine gönderilen e-mailde basılan eserler, miktarları, ödenen telif ücretleri ve ödemenin yapıldığı banka bilgilerini liste halinde gönderdiklerini, davacılar ile davalı şirket arasında akdedildîği iddia edilen sözleşmenin tarihinin 26/03/2014 olduğu ve sözleşmenin süresinin 5 yıl olması sebebiyle 26/03/2019 tarihinde son bulacağını, davacıların davalı şirkete göndermiş olduğu ihtarlarda muris ile davalı şirket arasındaki sözleşmeleri feshettiklerini belirttiklerini, 26/03/2014 tarihli sözleşmeden bahsetmeyip feshettiklerini beyan etmediklerini, 26/03/2014 tarihli sözleşmeden davalı şirketin habersiz olduğunu, şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığını, yayıncı kısmının boş olduğunu, söz konusu sözleşmenin davalı şirketçe imzalanmadığını, davalı şirket ile muris arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan telif bedellerini davacıların almaya devam ettiklerini, bunun kabul anlamına geldiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; müvekkillerinin bilgi edinme hakkı kapsamında talep ettiği bilgilerin, davalı yayınevi tarafından yıllar sonra cevaplandığını, davacı yayınevinin, müvekkillerinin murisi olan .... ile 25.05.2010 tarihinde eser telif sözleşmesi yaptığını, bilahare eser sahibinin 2013 yılında vefat ettiğini, söz konusu sözleşmenin 5 yıl süre için yapıldığını, eser sahibinin vefatı sonrası davalı yayınevi tarafından nasıl tasarruflarda bulunulduğu, kaç eser basılıp ne kadar telif ücreti ödendiğinin belirsiz olduğunu, mirasçı müvekkilerinin, ...'ın sağlığında akdedilen sözleşmenin akıbetini temin için davalı şirketten eserlerin yayımıyla ilgili taraflarına bilgi verilmesini ihtaren talep ettiklerini, ancak talebe dönüşün 19.02.2018 tarihinde, aradan 2(iki) yılı aşkın bir süre sonra şirket yetkilisi tarafından mail yoluyla yapıldığını,Hükme esas alınan bilirkişi raporunda da telif hakkı ihlali olduğu belirtilen kitapların fiyat bilgisi bulunmadığının tespit edildiğini,  davalı yayınevinin yargılama sürecinde bile söz konusu bilgileri dosyaya sunmaktan imtina ettiğini,Eser sahibinin 2013 yılında vefat ettiğini, bu süre zarfı boyunca davalı yayınevi tarafından miras haklarının belli olmadığı bahane edilerek telif ücretlerinin bekletildiğini, esasında mirasçılık haklarına ilişkin bir karışıklık da söz konusu olmadığını, müteveffa eser sahibinin 18.11.2013 tarihinde vefat etmiş, mirasçılık belgesinin ise 05.12.2013 tarihinde İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi 2013/880 E. - 2013/724 K. Sayılı ilamı ile neticelendiğini,Müvekkillerinin mirasçı olduğu eser sahibinin vefatından 1 ay bile geçmeden mahkeme kararı ile sabit olmasına rağmen, davalı yayınevinin yıllarca müvekkilerini oyaladığını, yükümlülüklerini ihlal ettiğini, belki de soruşturulsa daha fazla ihlallerinin de ortaya çıkacağı göz önüne alınarak, sözleşmenin çekilmez hal aldığını ve 02.12.2015 tarihinde  feshedildiğini,Huzurdaki olayda da müvekkillerinin hem bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, hem sürecin şeffaf yönetilmemiş hem mali haklarına ilişkin denetimin gerçekleştirilemediğini, müvekkillerinin menfaatlerinin tehlikeye düştüğünü, bu itibarla müvekkillerinin 02.12.2015 tarihinde noterlik marifetiyle yapılan cayma ihbarında bulunmak zorunda kaldıklarını, ihbarın tebliğ tarihten itibaren işleyen 4 haftalık hak düşürücü süre içerisinde caymaya karşı davalı yayınevi tarafından itiraz davası açılmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümleri uyarınca, muris ...'ın, murisin eserlerine ilişkin telif sözleşmesinin feshi iddiasına bağlı olarak eser sahipliğine dayalı hak ihlalinin tespiti, durdurulması, önlenmesi ile FSEK'in 68. maddesi kapsamında maddi tazminat talebine ilişkindir. Davacı yan, murisin ölümünden sonra davalı yayınevinden bilgi talep edilmesine rağmen bu talebin karşılanmadığını, müvekkillerinin hem bilgi edinme hakkının ihlal edildiğini, hem de sürecin şeffaf yönetilmediğini iddia ederek, sözleşmenin kendileri için çekilmez bir hal aldığını beyan edip, sözleşmenin bu suretle feshedildiğini, cayma hakkına davalı yanca bir itirazda bulunulmadığını ileri sürmüştür.Toplanan delillere göre; muris ile davalı arasında imzalanan 25/05/2010 tarihli Sözleşmenin 17. maddesine göre göre, tarafların sözleşme süresinin bitiminden bir ay önce sözleşmeyi sona erdirmek için yazılı bir bildirimde bulunmadıkları sürece iş bu sözleşmenin aynı koşullarla tekrar uzayacağı, yine sözleşmenin son kısmında sözleşmenin imza tarihinden 5 yıl süre ile geçerli olmak üzere 25/05/2010 tarihinde eser sahibi ile yayıncı tarafından özgür iradeleri ile karşılıklı okunarak imzalandığının belirtildiği, 5 yıl süreli 25/05/2010 tarihli sözleşmenin, sona erme süresi olan 25/05/2015 tarihinden bir ay önce yazılı bildirim yapılmaması nedeniyle sözleşmenin bir beş yıl daha uzamış sayılacağı ileri sürülmüş ise de, sözleşmenin davacı yanca 02.12.2015 tarihli ihbarname ile feshedildiği görülmektedir. Davacının sözleşmenin ikinci defa 5 yıllığına uzamaması için fesih ihbarnamesi gönderdiği, bunun yeni bir sözleşme yapmama iradesinin ortaya konulması anlamına geldiği, 6098 sayılı TBK'nun 491.maddesi uyarınca, sözleşmede basım sayısı belirtilmemişse, yayımcının ancak bir basım yapma hakkının bulunduğu, FSEK'in 52.maddesine göre zımni irade ile sözleşmenin uzamış sayılacağının da kabul edilmediği, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2001/10087 esas, 2002/2142 karar sayılı kararı) açıklanan nedenlerle, davacı talepleri üzerinde durularak, yapılacak olan yargılama neticesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.Yukarıda açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince  esasa  münhasır  delil toplanmadan, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesinin, usul ve yasaya aykırı olması ve ilk derece mahkemesi kararının tüm istinaf sebepleriyle birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi karşısında, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün bulunmamakla 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 maddesi gereğince davacıların istinaf başvurusunun kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacıların istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İSTANBUL 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 02/12/2020 tarih, 2018/155 E. 2020/426 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c1e10a329262aa4","SID":"db426c068d95eac4"}}