{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/313 Esas<br>KARAR NO:2024/1633<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:21/12/2021<br>NUMARASI:2021/18 E. - 2021/224 K.<br>DAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkil şirkete ait “...” ticaret ünvanının 28/01/1970 tarihinde tescil edildiğini ve kuruluşundan günümüze kadar inşaat sektöründe yurt içinde ve yurt dışında yaptığı inşaatlar ve yatırımlar ile belli bir tanınmışlık seviyesine ulaştığını, ayrıca 21/02/1994 tarihinde Türk Patent Enstitüsü nezdinde müvekkili şirket adına marka tescili aldığını, müvekkili şirketin “...” olan unvanı ile benzer nitelikteki davalı şirketin “.... ŞTİ.” ticaret unvanının ise 05/01/2005 tarihinde tescil edilmek suretiyle davalı tarafından kullanılmaya başlandığını, müvekkili şirket adına ticaret unvanı ve marka olarak tescilli “...” ibaresinin davalı şirket tarafından hem ticaret unvanı, hem logo ve hem de .... adı  olarak kullanıldığını,  bu durumun üçüncü kişiler nezdinde iltibasa yol açabildiğini,  bu iltibasın önlenmesi için davalı şirkete Ankara .... Noterliği kanalıyla 04/03/2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edildiğini ve  “...” ticaret unvanı ile markasına ve müvekkilinin haklarına tecavüz fiillerinin durdurulmasına, bu ibarenin ticaret unvanı olarak kullanılmaması, mal/hizmet veya ambalajlar üzerine konulmaması, internet ortamı ve reklamlarda kullanılmaması, ticaret unvanının değiştirilmesi ve değişikliğin bildirilmesinin istendiğini,  karşı tarafın firmanın web adresi olan.... isimli internet site adresinin en yakın zamanda değiştireceğini, \"...\" ibaresinin ticaret unvanının değiştirileceğini, aynı zamanda piyasaya sürülecek mal, hizmet, ambalaj üzerine konulmayacağını ve internet ortamında kullanılmayacağını bildirdiklerini, fakat henüz ne ticaret unvanını ne de internet sitesini ve alan adını değiştirmediğini, davalı firma kullanımlarının tüketici nezdinde karışıklığa yol açtığını, davalı şirket kullanımlarının haksız rekabet oluşturması dolayısıyla işbu davanın açılması zarureti doğduğunu belirterek,  fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirketin ticaret unvanının iltibas yaratacak şekilde ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullanıldığının tespiti ile kullanımının yasaklanması ve Ticaret Sicilinden silinmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 02/10/2000 tarihinde “...” unvanı ile kurulduğunu, 16 yıldır ticari faaliyette bulunan müvekkili firmanın inşaat sektöründe belli statüye eriştiğini, davacı firma tarafından müvekkili şirkete ihtarname keşide edildiğini, söz konusu ihtarnameye karşılık keşide edilen ihtarnameyle müvekkili firmanın internet alan adresinde geçen “...” ibaresinin değiştirileceğinin davacı firmaya bildirildiğini, müvekkili firma tarafından 18/05/2016 tarihinde alan adı değişikliği için talepte bulunulduğunu, söz konusu sürecin halen devam ettiğini, müvekkili şirketin davacı firmaya ticaret unvanını değiştireceğine dair herhangi bir taahhütte bulunmadığını, müvekkili şirketin ticari dürüstlüğe aykırı herhangi bir eyleminin mevcut olmadığını, davacı şirketin ticaret unvanı ile müvekkili şirketin ticaret unvanının birbirinden farklı olduğunu, Türkiye'de “...” ibaresini ticaret unvanı olarak kullanan sayısız şirket bulunduğunu, müvekkili şirketin 16 yıllık ticari hayatında bir kez olsun davacı firma ile karıştırılmadığını, davacı firmanın marka tescilini müvekkili firmanın ticaret unvanı tescilinden sonra gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin tek kuruş vergi borcu bulunmadığını, müvekkili şirket aleyhine ikame  edilen tek bir dava ya da icra takibinin mevcut olmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin ticaret unvanından faydalanmaya ihtiyacı bulunmadığını belirterek, davanın reddine, davacı şirketin ticaret unvanının ticari dürüstlüğe aykırı kullanıldığının tespitine, davacının ticaret unvanı kullanımının yasaklanmasına, davacının ticaret unvanının terkinine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davalıya ait ticaret unvanının müvekkiline ait ticaret unvanı ve markalar ile karıştırılmaya yol açabileceği konusunda şüphe bulunmadığını, \"...\" adı altında yaklaşık elli yıldır faaliyet gösteren müvekkilinin böylesine açık bir iltibas karşısında sessiz kalamayacağını, davacının kötü niyetinin mahkemece değerlendirilmediğini, davalı tarafın tüm iddialar karşısında müvekkilinin markasının tescilinden 24, ticaret unvanının tescilinden ise 48 yıl sonra marka tescil başvurusunda bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı şirketin ticaret ünvan kullanımının  marka ve ticaret unvanından  kaynaklanan  haklara  tecavüz teşkil ettiğinin   tespiti, meni  ve ticaret sicilinden terkini istemlerine ilişkindir. Dava İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'de açılmış ,16/10/2018 tarihli 2016/704 Esas - 2018/894 Karar sayılı kararla ; davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunduğu, İstanbul Bam 16. HD'nin 2019/746 Esas- 2019/831Karar sayılı kararı ile ,  markaya tecavüzden kaynaklanan davaların ihtisas mahkemesi olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği,  mahkeme kararının kaldırılmasına, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vermek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği    verilen  görevsizlik kararı üzerine yargılamaya yukarıda belirtilen görevli mahkemede devam edildiği görülmüştür. Davacı vekili, müvekkili şirketin “...” ticaret ünvanı 28.01.1970 tarihinde tescil edildiğini ve “...\" ibareli marka sahibi olduğunu,   davalı şirketin “.... ŞTİ.” ticaret unvanı ise 05.01.2005 tarihinde tescil edildiğini,  hem ticaret unvanı hem logo ve hem de ... adı  olarak kullanıldığını,  bu durumun  iltibasa yol açtığını  ileri sürerek,  marka ve ticaret unvanından kaynaklanan haklara  iltibas yaratacak şekilde,  ticari dürüstlüğe aykırı olarak ticaret unvanı kullanıldığının tespiti ile kullanımının yasaklanması ve sicilden terkinini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili, müvekkili şirketin 02/10/2000 de kurulduğunu, 18/05/2016 tarihinde alan adının değiştirilmesi  için gerekli başvuruların yapıldığını, sürecin devam ettiğini, her iki şirketin ticaret ünvanları  farklı olduğunu, dürüstlüğe aykırı bir kullanım olmadığını , davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir. Deliller; - Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davacı şirketin tescil tarihinin  10.06.1970 olduğu, davalı şirketin ilk kez Gebze Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne  03/10/2000 tarihinde  tescil edildiği  görülmektedir. -Davacıya ait markalar, 24/12/2007 başvuru tarihli, ... numaralı \"...\" markasının 37. Sınıfta ve 19/02/2009 tarihinde,14/08/2008 başvuru tarihli,... numaralı \"...\" markasının 42. Sınıfta  06/08/2009 tarihinde davacı şirket adına  tescil edildiği anlaşılmıştır. -Bilirkişi raporda; davacının 37. sınıfta “İnşaat hizmetleri, inşaat araç, gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri.” nde tescilli ... markasının esas unsuru olan “....” ibaresindeki ayırt edici nitelik taşıyan “...” ibaresinin herhangi bir şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru olacak biçimde kullanılmasının, SMK m. 7/3-e ve SMK m.29/1-a gereğince davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için kullanımının markasal nitelik taşıması gerektiği, KHK döneminde olduğu gibi, web sayfasında yer verilen kullanımların unvansal mı yoksa markasal mı nitelik taşıdığı incelendiğinde, davalı şirketin web sayfasında, ticaret unvanının tescil edildiği şekliyle yer almadığının, web sayfasında “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığının, bu haliyle ilgili kullanımların markasal etki yarattığının tespit edildiği, bu tespitin bir sonucu olarak davalının web sayfalarında “...” ibaresinin ticari etki doğuracak biçimde kullanılmasının SMK m. 7/3-d ve SMK m.29/l-a uyarınca marka hakkına tecavüz sonucunu doğurduğu, tarafların ticaret unvanının çekirdek unsurunun “...” ibaresi olduğu, her iki şirketin ticaret unvanında yardımcı unsur olarak “İnşaat” geçtiğinden, davalının ticaret unvanının davacıya ait ticaret unvanı ile karıştırılmaya yol açabileceği, davacının “...” çekirdek unsurlu ticaret unvanının daha önceki tarihli olduğu, bu nedenle, davalının ticaret unvanında geçen “...” ibaresinin TTK m.52 çerçevesinde terkin edilebileceği, davacının davalının ticaret unvanının tescilinden yaklaşık 16 yıl sonra huzurdaki davayı açmasının TMK m.2 çerçevesinde tartışmaya açık olduğu kanaati  bildirilmiştir. Delillerin değerlendirilmesi, gerekçe ve kabul; Davacı adına  ... nezdinde 37.sınıfta tescilli, ... sayılı ...  markasının esas unsurunun \" ....\" ibaresi olduğu,  her iki şirketin faaliyet alanının inşaat sektörü olduğu, ticaret ünvanlarının çekirdek unsurunun  \"...\" ibaresi olduğu, davacı şirketin unvan tescilinin davalıdan eski tarihli olduğu, yine  ... alan adında ve içeriğinde ibareyi ticari etki doğuracak biçimde ön planda kullanılmasının  ünvan kullanımı niteliğinde olmayıp markasal kullanım olduğu bu hali ile 556 sayılı KHK 9. Maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılıyorsa da, davalı tarafça davacının dava açmayarak uzun süre sessiz kaldığı dava açma hakkını yitirdiği savunulmuştur. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı  uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı, \" Öte yandan, davacı şirket tarafından davalıya 16.01.2007, 30.11.2007, 15.07.2008, 04.03.2009 tarihli ihtarnameler gönderilmiş, ancak işbu dava 12.05.2010 tarihinde açılmıştır. Bu itibarla uzun süre boyunca, belirli aralıklarla sadece ihtarname gönderen, fakat dava açmayan ve ihtarname dışında unvanın kullanılmaması için herhangi bir girişimde de bulunmayan davacı şirketin sessiz kalmadığını ileri sürmesi, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Zira kullanımın daha fazla devamını istemeyen davacı şirket, ihtarnameler göndermiş ise de makul bir süre içinde bu iradesini dava yoluyla da göstermelidir.  Hâl böyle olunca, davacı şirketin hem davalının ticaret unvanının tescilinden itibaren yaklaşık altı yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra ihtarname göndermesi  hem de ihtarnamelerin gönderilmesinden sonra makul süre içerisinde dava açmaması nedeniyle ticaret unvanının terkini davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabulü gerekir. \" Somut olayda , davanın 07/06/2016 tarihinde açıldığı, buna göre  davalının ünvanını 03/10/2000 tarihinde  tescil ettirmesinden itibaren yaklaşık  16 yıl sonra, davacı marka başvurularından yaklaşık 8-9 yıl sonra açıldığı, davadan önce Ankara .... Noterliği'nin 04/03/2016 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği , bu süre boyunca başkaca bir yasal yola başvurmadığı, ticaret ünvanının ilan edildiği  ve   davalının kendi bünyesinde 2000 yılından itibaren inşaat sektöründe faaliyet yürüttüğü, yatırım yaptığı dikkate alındığında davalının kullanımlarından davacının haberdar olmamasının beklenemeyeceği, davacının bu kullanımlara karşı makul sürede dava açmadığı, her iki tarafın sektörde barışçıl şekilde birlikte faaliyet gösterdiği, bunca yıl sonra davalının kullanımlarını ileri sürerek dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve korunamayacağı , aynı zamanda her ne kadar davacı davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de,  davalının ticaret ünvanı tescilinin davacı marka tescillerinden eski olduğu,  ticaret ünvanı tescili ile  ticari faaliyet yürütüldüğü  davalının   kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığı, anlaşıldığından kötüniyet iddiasının da yerinde olmadığı ticaret ünvanının terkini talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak dosya kapsamına sunulan belgeler ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere; davacının Ankara ... Noterliğinin 04/03/2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine cevaben davalı tarafça düzenlenen 21 Mart 2016 tarihli cevabi ihtarnamede, .... alan adının en kısa sürede değiştireleceği ve piyasaya süreceği mal ve hizmetlerde kullanmayacağını bildirdiği halde, alan adını kullanmaya devam ettiği gibi, bu alan adlı web sitesinde A aydiner ibaresini markasal olarak kullanarak davacı ile aynı hizmet alanında faaliyet gösterdiği,  davalının alan adı ve web sayfasında yer verilen kullanımların   ticaret unvanının tescil edildiği şekliyle unvansal kullanımdan öte “....” ibaresinin ön plana çıkarılmak suretiyle ticari etki doğuracak biçimde  markasal etki yarattığının tespit edildiği, davalının bu kullanımlarının dava tarihinden sonra da devam etmekte olduğu, bu tespitin bir sonucu olarak davalının alan adı ve web sayfalarındaki ticaret ünvanının  markasal kullanımının  6102 sayılı TTK 55/1-a-4 maddesi gereği  haksız rekabet teşkil ettiği  kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2.maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının alan adı ve  web sitesindeki kullanımlarının 6102 sayılı TTK 55/1-a-4 maddesi gereği haksız rekabet teşkil ettiğinin  tespitine ve  menine, davacının ticaret ünvanı terkini talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2021 tarih, 2021/18 E., 2021/224 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KISMEN KABULÜ İLE- Davalının alan adı ve  web sitesindeki kullanımlarının 6102 sayılı TTK 55/1-a-4 maddesi gereği HAKSIZ REKABET TEŞKİL ETTİĞİNİN TESPİTİNE VE MENİNE, alan adına erişimin engellenmesine,- Davalıya ait TİCARET ÜNVANI TERKİNİ TALEBİNİN REDDİNE4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 29,20 TL'nin mahsubu ile 398,4‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 29,20 TL başvurma harcı, 29,20 peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 62,70 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4/c- 3.300,00 TL bilirkişi ücreti, 314,70 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 3.644,7‬0 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.822,35‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 23,38 posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle,  11,69‬ TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine  göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 71,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 292,2‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a7daeacb38639c8","SID":"53738b095f61babb"}}