{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/91 <br>KARAR NO: 2024/1523<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/04/2021<br>NUMARASI: 2018/458 E. - 2021/196 K.<br>DAVANIN KONUSU: Markaya tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti Durdurulması Önlenmesi Ortadan Kaldırılması, Marka Hükümsüzlüğü,<br>KARŞI DAVANIN KONUSU: Marka Hükümsüzlüğü<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/09/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle;  müvekkili ..., 2006 yılında ... tarafından Kaliforniya'da kurulan ve özellikle ayakkabı, gözlük, giyim ve aksesuar tasarlayıp satışa sunan ...'in inhisarı lisans sahibi olduğunu, müvekkilinine ait ... markasının ülkemizde 2010 yılından bu yana tescille korunmakta olup; ... markaları üzerinde ülkemizde öncelikli hak sahibi olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de tescilli ... markalarının ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... tescil nolu markalar olduğunu, müvekkilinin ... markası için yaptığı büyük yatırımlar neticesinde markanın kullanım alanını genişletmiş olduğunu, hali hazırda ayakkabı, çanta gibi aksesuarların yanı sıra giysi, şapka ve benzeri ürünler üzerinde de dünya genelinde kullanıldığını, markanın özellikle genç kesim nezdinde kalite ve rahatlığın simgesi olarak görüldüğünü, kuruluşundan bu yana ... markasının dünya genelinde sıradışı bir popülarite ve bilinirlik seviyesine ulaştığını, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6/5 maddesi ile Paris Sözleşmesinin 1.mükerrer 6.maddesi gereğince çok tanınmış bir marka olduğunun görüldüğünü, davalılardan ... Pazarlama A.Ş. 26/04/2018 tarihinde ... ibaresini 26 ve 34. sınıflarda tescil ettirmek için TPMK nezdinde ... sayılı ... marka tescil başvurusunda bulunduğunu, söz konusu başvuruya müvekkili tarafından süresi içinde itiraz edildiğini ve TPMK nezdinde hali hazırda itirazın incelemede olduğunu, davalı ... İhtalat'ın kendi adına ... sayı ile 12, 14 ve 20. Sınıflarda yer alan mallar için tescilli ... markasını, yine ... sayı ile 14. Sınıfta yer alan mallar için tescilli ... markasını tescil ettirdiğini, davalının marka tescillerinin müvekkilinin ... markasını birebir içerdiğini ve aynı zamanda müvekkilinin markasının tescilli olduğu mal ve hizmetler ile aynı mal ve hizmetleri içerdiğini, davalı yanın marka tescillerinin müvekkilinin tanınmış ... markalarına iltibas yarattığını, diğer yandan da davalı tarafından müvekkilinin markasını ürettiği saatler ve takılar üzerinde de kullandığını, söz konusu ürünlerinin satışı ve pazarlamasını şirket merkezinin yanı sıra sosyal medya hesaplarıyla da gerçekleştirdiğini, davalının müvekkili markası özdeşleşen ... mavisi olarak da bilinen mavi rengi de başta http://www...com/  internet sitesi olmak üzere internet sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında ... markası ile birlikte kullandığını ve bu şekilde müvekkilinine ve müvekkilinin ... markasına doğrudan referans yaptığını, davalılar ile müvekkili arasında sanki idari ve ekonomik bir ilişki varmış gibi gerçekle bağdaşmayan yanıltıcı bir izlenim yaratıldığını, davalının müvekkilinin çok tanınmış markasına zarar vermenin yanı sıra haksız ve kazanç ve yarar da sağladıklarını, açıklanan nedenlerle müvekkili tarafından iş bu davanın açılarak davalıların haksız tescillerinin hükümsüzlüğünün talep edilmesinin yanı sıra davalıların müvekkilinin markasını kötü niyetli ve hukuka aykırı kullanımlarının önlenmesi amacıyla marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hükümlerine da dayandıklarını, Davalı ... İthalat'ın haksız ve hukuka aykırı olarak tescil ettirdiği ... sayılı ... markası için diğer davalı Davalı ... Sanayi Ticaret A.Ş. 'ye lisans verdiğini ve söz konusu lisansı TPMK nezdinde kaydettirdiğini, bu hususun davalılar arasındaki müvekkilinin markasından haksız yarar sağlamaya yönelik birlikte gerçekleştirdikleri kötü niyetli eylemleri ispat ettiğini, Davalı ...'in diğer davalı ... İthalat şirketini münferiden temsil yetkisine haiz Yönetim Kurulu Üyesi olmasının yanı sıra iş bu dava kapsamında hükümsüzlüğü talep edilen ... sayılı ... markasının da sahibi olduğunu, davalı ... İthalat adına tescilli bulunan ... nolu marka ... markasının ilk olarak ... adına tescil edildiğini Ekim 2015'te markanın davalı ... İthalat'a devrinin gerçekleştiğini, davalı ...'in 11/06/2013 yılında ... sayılı ile ... ibaresini TPMK nezdinde kendi adına tescil ettirmeye çalıştığını, davalı ... tarafından ilgili marka tescil harcının ödenmemiş olması nedeniyle müddet hale gelmiş ise de; davalıların müvekkili ile özdeşleşen ... mavisinden haberdar olduklarını, internet sitesi de dahil olmak üzere sair tanıtım materyalleri üzerindeki mavi renk kullanımının ise kasıtlı olarak müvekkilinine ve müvekkili markasına atıfta bulunmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını, davaya konu ... markasını birebir esas unsur olarak içerir davalılar adına tescili markaların müvekkilinin ... tescilleri ile ayırt edilemeyecek derece benzer olduklarını, davalılara ait hükümsüzlüğü talep edilen marka tescillerinin ise '' ... '', '...'' ve ''...'' ibarelerinden oluştuğunu, müvekkilinin ''...'' markalarının 09. Sınıfta yer alan giysiler için de tescilli olduğunu, söz konusu 09 ve 25. Sınıf malların zaten davalılara ait markaların tescilli olduğu 14. Sınıf mallar ile doğrudan ilintili birbirinin tamamlayıcı mahiyetinde olduğunun TPMK kararları ile de sabit olduğunu, müvekkilinin markaları ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı yanlara ait ayırt edilemeyecek derecede benzerliğin, markaların karıştırılmasına veya ilişkilendirilmesine, davalı tarafların markalarının müvekkilinin ... markalarının bir devamı ve davalıların ürünlerinin de müvekkilinin bir alt ürünü olarak algılanmasına, tüketici nezdinde markaların kökeni konusunda karışıklık yanılgı oluşmasına, müvekkilinin sahip olduğu ticari itibar garanti fonksiyonuna istinaden tüketicinin davalı tarafların markalarına ve ürünlerine yönelmesine, müvekkilininin markalarının ticari itibarının ve piyasadaki bilinirlik düzeyinin telafi edilemez bir biçimde zarar görmesine sebebiyet vermesine neden olacağını, davalı taraflarca müvekkilinin yüksek tanınmışlığa haiz ... markasını müvekkilinin markasında kullandığı yazım stili ve müvekkili ile özdeşleşen ...'nide kullanmak suretiyle müvekkilinin ticari görsel kimliğini de kopyaladıklarını, davalıların kullanımlarının müvekkilinine ait marka hakkına tecavüz ve müvekkili aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, davalıların http://www...com/ ve https://www...com/ internet siteleri ile sosyal medya hesaplarında müvekkili şirketin '' ... '' markası için kullandığı yazı stilini aynen kullandığını, ayrıca müvekkilinin tescilli markasında ve ürünlerinde kullandığı ... olarak özel mavi rengin de davalılara ait internet sitesinde kullanıldığını, davalı şirketlerin birlikte hareket ederek müvekkilinin '' ... '' markasını ve müvekkilinini anımsatan ... gibi yan unsurları da kullanarak müvekkilinin ''...'' markasının tanınmışlığından ve tüketici nezdinde yarattığı güven duygusundan haksız yarar sağlamaya çalıştığının açık bir şekilde ortada olduğunu, öncelikle HMK 107 ve 266. maddeleri uyarınca davanın esasına girilmeden ve dilekçenin davalılara tebliğ edilmeden evvel, davalılara ait  internet sitelerinde müvekkilininin tescilli \"...\" markasının kullandığının tespiti yönünden http ;//www...com/, https://www...com https://www.facebook.com/.../ ,https://www. facebook. com/.../, https://www. facebook. com/.../, https://www.instagram. com/.../, https:/ /www.instagram.com /t.../,https://www.instagram.com/.../ linkleri de dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yaptırılmasına,  davalı ... İthalat adına kayıtlı bulunan ... sayı ile 12,14 ve 20. Sınıflarda yer alan mallar için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yine ... sayı ile 14. Sınıfta yer alan mallar için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,  davalı ... İthalat adına kayıtlı ... sayı ile 09 ve 14.sınıf mallar için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı ... adına kayıtlı ... sayı ile 03, 05, 08, 09, 10, 11, 21, 27, 28 ve 35. sınıftaki mallar  ve hizmetler için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalılar adına tescilli markaların 3. Kişilere devrinin önlenmesi yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalılara ait fiillerin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, müvekkilinine ait ... ibareli markasının davalılara ait web sitelerinde, iş evrakı ve tanıtım vasıtalarında kullanılmasının durdurulması ve önlenmesine, müvekkilinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, bu amaçla ... ibaresinin bulunduğu ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katalog ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el konularak imhasına, ... ibareli ürünlerin davalılar tarafından satışının e-ticaret siteleri üzerinden pazarlanmasının durdurulmasına ve önlenmesine, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde www...com, www...com, www...com, www...com, www...com, www...com, www...com, www...com, www...com, www...com isimli e-ticaret sitelerine kararın ihbaren bildirilmesine, ... ibareli ürünlerin davalılar tarafından ithalat ve ihracatının durdurulması ve önlenmesine karar verilir ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığına müzekkere yazılmasına, davalılara ait, www...com, www...com, www.facebook.com/..., www.facebook.com/..., www.facebook.com/..., www.instagram.com/... ve https://www.İnstagram.com/... alan adları ve sosyal medya adreslerine Türkiye'den erişimin engellenmesine, mahkeme karar özetinin Türkiye'de yayınlanan ve en yüksek tiraja sahip ilk 3 gazeteden birinde bir kez ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar/Karşı Davacılar ... ve ... İthalat Vekili 29/12/2018 tarihli asıl davaya cevap ve karşı dava dilekçelerinde özetle; Yabancıların Türkiye’de açacakları davalarda mahkemenin yapacağı yargılama giderleri ve davalı tarafın muhtemel zararını karşılamak üzere davacı tarafın teminat yatırmak zorunda olduğunu, ayrıca 6100 sayılı ve 12.01.2011 tarihli Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 84. Maddesi uyarınca, MÖHUK’dan farklı olarak, “Türkiye’de mutat meskeni olmayan Türk vatandaşlarının dava açması, davacı yanına davaya dahil olarak katılması veya takip yapması halinde teminat gösterme zorunluluğu” olduğunu, davacı/karşı davalı tarafın teminat yatırmayarak dava açma koşulu yerine getirmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yetkisizlik itirazlarının bulunduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m. 156/5 hükmü uyarınca üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, müvekkilleri davalı/karşı davacılar ... ile ... AŞ’nin yerleşim yerleri açısından bakıldığında yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, davacının 6769 sayılı Kanun m. 25/6 hükmü uyarınca beş yıllık süre dolduğundan artık markanın hükümsüzlüğü davası açmasının mümkün olmadığını, müvekkili ...’e ait ... numaralı markanın başvuru tarihinin 11.06.2013, müvekkili ... AŞ’ye ait ... numaralı markanın başvuru tarihi ise 25.07.2012 tarihlerinde olduğunu, davanın ise 04.10.2018 tarihinde açıldığını, 5 yıllık sürenin; ... numaralı marka için 25.07.2017’de, ... numaralı marka için ise 11.06.2018 tarihinde sona erdiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esas yönden ise davacının markasının tanınmış marka olmadığını,  müvekkilinin markaları ile benzer olmadığını ve hükümsüzlük şartlarında oluşmadığını, tanınmışlık için Türkiye’de kullanımın şart olduğunu,  2006 yılında Amerika’da henüz oluşturulan, 02.08.2010 tarihinde de Türkiye’de marka başvurusu yapılan, 12.05.2011 tarihinde Marka Bülteninde ilan edilen ve nihayetinde de 21.02.2012 tarihinde tescil edilip tescili de 31.03.2012 tarihinde yayınlanan bir markanın tanınmış bir marka olduğunun iddia edilmesinin mümkün olmadığını, Türkiye’deki tescili, daha 31.03.2012 tarihinde yayınlanan bir markanın, beş aylık süre içerisinde tanınmış marka olmasının mümkün olmadığını, davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, SMK m. 6/5’teki şartların bir arada bulunması ve bunların varlığının ispatlanması gerektiğini, bunun için, benzerlik şartının yanında haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi gerekeceğini, müvekkillerinin markaları ile davacı markaları ile emtiaları birbirine benzemediğini, davacının markası ile müvekkillerinin markaları arasında emtia bakımından da bir benzerlik  olmadığını, davacının ... sayılı ... markası emtiası, deri ürünleri, şemsiyeler, güneşlikler, bastonlar, koşum takımları, kırbaçlarda, çoraplarda; ... sayılı ... markası ise gözlükler ve kılıflar emtiasında tescilli olduğunu, müvekkili ...’in ... sayılı ... markası 03, 05, 08, 10, 11, 21, 27, 28 ve 35. sınıflarda tescilli olup, davacının markaları kapsamındaki emtiayla herhangi bir uzaktan yakından benzerliği bulunmayan emtia olduğunu,  Müvekkili  ... AŞ’nin ... sayılı ... markası, 09 ve 14. sınıflarda tescilli olduğunu, bu ürünlerin de davacı markası kapsamındaki emtiayla herhangi bir bağlantısının bulunmadığını, gözlük, şemsiye, baston, kırbaçla müvekkili markası emtiası kapsamında yer alan anahtar, optik kayıt taşıyıcıları, pusula, bilgisayar, yangın söndürme cihazları, kol düğmesiyle herhangi bir alakasının bulunmadığını,  müvekkili ... A.Ş.'nin ...  ibareli ... sayılı markası, kuyumculuk eşyaları, saatler, zaman ölçme cihazları, kupalar ve tespih emtiasında tescilli olduğunu, her şeyden önce bu markanın, bütünüyle dikkate alınması gerektiğini, markaların bütünü itibarıyla değerlendirilmesinin marka benzerliği kıyaslamasında vazgeçilmez bir kriter olduğunu, markayı, işine gelindiği veya öyle görülmek istendiği şekliyle parçalara ayırmak, atomize etmek, uzun bir uğraşı ve hayal dünyasının genişliğini gerektirdiğini, oysaki marka değerlendirmesinde ilk bakış açısının esas olduğunu, ilk bakıldığında bütünü itibarıyla ne görülüyorsa markanın o olduğunu, müvekkili markasında da ilk bakıldığında ... görüldüğünü, bunun da davacı markasıyla benzerlik bulunmadığını gayet net gösterdiğini, davacının markasının İngilizce’nin kullanıldığı bütün ülkelerde genelde bir isim olan ...’un çoğul şekli olduğunu, ülkemizde bu ibarenin, özellikle hayvan adı olarak da yaygın bir şekilde kullanılmakta olduğunu, bu açıdan bakıldığında davacı markası zayıf bir marka olduğunu, davacı tarafça müvekkillerinin kötü niyetli olduğunu iddia edilmiş ise de;  MK m. 3 uyarınca hukukta iyiniyetin asıl olduğunu, müvekkillerinin markalarının tescilli olduğundan, müvekkilleri iyiniyetli olduğundan marka hakkına tecavüz iddialarının da hiçbir hukuki temeli olmadığını, müvekkillerinin markalarının tescilli markalar olduğunu ve müvekkillerinin tescilli markalarını kullanmakta olduklarını, açıklanan nedenlerle marka hakkına tecavüz ve buna bağlı davacı taraf iddialarının da reddine karar verilmesini talep ve etmiştir. Karşı dava yönünden;  Davacının markasının, herkes tarafından kullanılan bir kişi ve/veya hayvan ismi olması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini,  davacının ... markasının, İngilizce’nin kullanıldığı bütün ülkelerde genelde bir isim olan ...’un çoğul şekli olduğunu, ülkemizde bu ibarenin, özellikle hayvan adı olarak da yaygın bir şekilde kullanıldığını, farklı ülkelerde aynı isimde bir çok kullanım mevcut olduğunu,  ayırt edici olmayan, kişi isimleri gibi işaretleri içeren markaların mutlak hükümsüz olduklarını, mutlak hükümsüzlükte ise tescilden itibaren beş yıllık süre istisnası uygulanmayacağını, açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini, SMK m. 9/1 ve 26/1-a hükmü uyarınca markanın tescil tarihinden itibaren beş yıl süreyle kullanılmamasının markanın iptali sebebi olduğunu, bu durumda marka sicilden terkin edileceğini ve Kanunda sayılan koruma imkanlarını yitireceğini belirterek davacı/karşı davalının ... sayılı ..., ... sayılı ...+şekil ibareli markalarının hükümsüzlüğüne ve iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı/Karşı Davalı vekili  24/01/2019 tarihli asıl davada cevaba cevap ve karşı davada cevap dilekçesinde özetle; davalı/karşı davacılar ...'in cevap dilekçesinde açmış oldukları davaya karşı usulü itirazlarda bulunmuş iseler de; hukuka aykırı itirazlarının reddinin gerektiğini, müvekkilinin yabancılık tazminatı yatırma zorunluluğunun bulunmadığını, bu nedenle de davanın reddine karar verilemeyeceğini, davalılar/karşı davacıların mahkemenin yetkisine itirazlarının da yersiz olduğunu, yetkili mahkemenin mahkememiz olduğunu, SMK 156/4.madde uyarınca davacının Türkiye'de yerleşim yeri bulunmaması durumunda yetkili mahkemenin davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilinin iş yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğunu, davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığını, kötü niyetli tescillerde 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmadığını, müvekkili markasının tanınmış marka olmadığına ilişkin iddialarının yersiz olduğunu, davalılar tarafından müvekkilinin sadece markasının değil, aynı zamanda ticari kimliğinin de kopyalandığını, davalı taraflarca özellikle müvekkilinin saat sektöründe olmadığı belirtilerek müvekkilinin markasını taklit etmediklerini iddia etmiş iseler de; müvekkili markasının tüm unsurlarını haksız olarak tescil ettirmiş oldukları markalarda kullandıklarını, davalıların fiili kullanımlarının müvekkilinin markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle  davalı ... İthalat adına kayıtlı bulunan ... sayı ile 12, 14 ve 20. Sınıflarda yer alan mallar için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yine ... sayı ile 14. Sınıfta yer alan mallar için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davalı ... İthalat adına kayıtlı ... sayı ile 09 ve 14.sınıf mallar için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı ... adına kayıtlı ... sayı ile 03,05,08,09,10,11, 21, 27, 28 ve 35. sınıftaki mallar  ve hizmetler için tescilli ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.Karşı dava yönünden cevapları yönünden; öncelikle dava açılışta müvekkili adına kayıtlı bulunan ... sayılı '' ...'' markasına dayanılmadığını, bu nedenle davalılar tarafından karşı dava olarak hükümsüzlük davası açılamayacağını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, diğer yandan karşı hükümsüzlük davasının 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, bu nedenle davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, karşı davacıların müvekkilinin markasının herkes tarafından kullanılan bir kişi veya hayvan ismi olduğunu ve hatta ...'un çoğulu olduğunu iddia ettiğini, herhangi bir somut dayanaktan yoksun davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin markasının yaratılış öyküsü ve sonrasında ... markasının dünya genelinde tanınmışlığını artırmak için yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri ve etkinliklerin detaylı olarak anlatıldığını, müvekkilinin ... markasının Türkiye'deki ve dünyadaki tanınmışlığına dair klasörlerce delilin mahkemeye sunulduğunu, bu husustaki iddialara daha önceki cevap beyanları ile atıfta bulunduklarını, açıklanan nedenlerle karşı davacıların haksız ve hukuki mesnetten yoksun karşı davalarının reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davalı/Karşı Davacılar ... ve ... A.Ş. Vekili 09/02/2019 tarihli asıl davada ikinci cevap, karşı davada cevaba cevap dilekçesinde özetle; önceki beyanlarını tekrarla, davacının markasının İngilizce'nin kullanıldığı bütün ülkelerde genelde bir isim olan ...'un çoğul şeklidir, ülkemizde bu ibarenin özellikle hayvan adı olarak da yaygın bir şekilde kullanıldığını, bu açıdan bakıldığında davacı markasının zayıf bir marka olduğunu, davacının markasının herhangi bir ayırt ediciliğinin olmadığını, davacı tarafın markayı Türkiye'de kullanmadığını,  kullanıma ilişkin 5 yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihinin esas alınacağını, 6769 Sayılı Kanunun 19/2.maddesi uyarınca marka sahibinin markayı 5 yıl süreyle kesintisiz olarak kullandığını ispatlaması gerektiğini, davacının markasını Türkiye'de kullandığına dair herhangi bir delil sunamadığını, davalı/karşı davacı müvekkillerinin kötü niyetli olmadıklarını, karşı dava yönünden ise, davacının ayırt edici unsur içermeyen markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı markalarının Türkiye'de bizzat davacı tarafından ya da onun izniyle bir başkası tarafından kullanılmadığını, bu nedenle davacının ... sayılı ... markası ile ... sayılı ...+şekil markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, davacı/karşı davalı taraf tarafından her ne kadar dava dilekçelerinde ... sayılı markaya dayanmadıklarını bildirmiş iseler de; davada delil olarak müvekkillerinin bütün ... isimli markalarına dayandığını, ayrıca ...'in marka başvurusuna yapılan itirazda da açıkça davalı/karşı davacı tarafından bu markaya dayanıldığını, bu nedenle davacının bu iddiasının yerinde olmadığını, davacı/karşı davalının davasının reddine, karşı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"Tüm dosya kapsamı sunulan bilirkişi raporları izahı yapılan mevzuat kapsamında değerlendirildiğinde asıl davada davacının hükümsüzlüğe yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile davalılara ait markaların kötü niyetli tescil ve iltibasa dayalı olarak hükümsüzlüğüne,  yine  markaya tecavüz ve haksız rekabete yönelik davanın sübut bulduğu anlaşılmakla kabulü ile  davalılara ait kullanımların markaya tecavüz ve  haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, bu kapsamda rapordaki kullanıma ilişkin tespitler dikkate alınarak davacıya ait ''...'' ibaresini içeren veya yaklaşmak suretiyle oluşturulan davalılara ait markasal kullanımların önlenmesine, bu ibareyi taşıyan ürünlerin üretim, satış, pazarlama, ithalat ve ihracatının durdurulmasına, ilgili ürün, ambalaj, etiket, kutu, iş evrakı, katolog ve her türlü tanıtım ve promosyon araçlarına el konularak yeddiemine tevdiine, karar kesinleştiğinde masrafları davalılara ait olmak üzere imhasına, davacıya ait markayı içeren web sitesi ve sosyal medya hesaplarına (www...com, www...com, www.facebook.com/..., https://www.facebook. com/..., www. facebook. com/..., www.instagram.com/..., https://www.instagram.com/...) erişimin engellenmesine, infazda 18/09/2020 tarihli heyet raporunun dikkate alınmasına, hüküm eki sayılmasına, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin masrafları davalılara ait olmak üzere tirajı en yüksek üç gazeteden birinden bir defaya mahsus ilanına karar vermek gerekmiş, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden ve hakkın kötüye kullanılması niteliğindeki karşı davanın da reddine,\" karar verilmiştir. Davalı -karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davacının markasının, tanınmış marka olmadığını, Tanınmışlık için Türkiye’de kullanım gerekli olduğunu, davacının delillerin tamamının yurt dışı ile ilgili olduğunu, oysaki tanınmışlığın Türkiye’de olması zorunluluğu olduğunu ve bu konuda Yargıtay kararları istikrar kazandığını, davacı taraf iddialarından yola çıkıldığında da tanınmışlığın söz konusu olmadığını, 25.07.2012 tarihi itibarıyla davacı markasının Türkiye’de tanınmış bir marka olup olmadığının tespitinin gerektiğini, Davacının Türkiye’deki ilk markasının başvuru tarihi 02.08.2010 tarihi olduğunu, markanın ilk defa 2006 yılında, o da Amerika’da oluşturulduğunu,  2006 yılında Amerika’da henüz oluşturulan, 02.08.2010 tarihinde de Türkiye’de marka başvurusu yapılan, 12.05.2011 tarihinde Marka Bülteninde ilan edilen ve nihayetinde de 21.02.2012 tarihinde tescil edilip tescili de 31.03.2012 tarihinde yayınlanan bir markanın tanınmış bir marka olduğunun iddia edilmesinin mümkün olmadığını,  Türkiye’deki tescili, daha 31.03.2012 tarihinde yayınlanan bir markanın, nasıl oluyor da bu beş aylık süre içerisinde tanınmış marka olduğunun anlaşılamadığını, tanınmışlık, marka başvurusunun yapıldığı sırada mevcut olması gerektiğini,  Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacının markasının, tanınmış marka olarak tescilli olmadığını, Davacı markalarının Türkiye’de tanındığına dair bir mahkeme kararı da olmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığının açık olduğunu, -Davacı markasının tanınmış marka olduğu kabul edilse dahi, SMK m. 6/5’teki şartların bir arada bulunması gerektiğini, bunun için, benzerlik şartının yanında haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarının zarar görmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi gerektiğini,  Dava dilekçesinde bunları ispatlar herhangi bir husus olmadığını, -Müvekkili markaları ile davacı markaları ile emtiaları birbirine benzemediğini, bu nedenle hükümsüzlük şartları oluşmadığını, Davacı tarafın davasına dayanak ettiği Kanun m. 5/1-ç bendi ile m. 6/1 hükümleri olduğunu,  yani davacının davasının esasının, müvekkili markası ile davacı markalarının ve emtialarının benzer olduğu ve bu nedenle halk nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunduğu olduğunu,  müvekkil markaları ile davacı markaları arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadığı için Kanun m. 5/1-ç’nin somut olayla alakası olmadığını, Kanun m. 6/1 hükmü kapsamında hükümsüzlük sebebinden Markalar arasında benzerlik olmadığını,  müvekkili markası ile davacı marka görsellerine bütünüyle bakıldığında ortada bir benzerliğin bulunmadığını, Emtia bakımından da bir benzerlik olmadığını, Davacının ... sayılı ... markası emtiası, deri ürünleri, şemsiyeler, güneşlikler, bastonlar, koşum takımları, kırbaçlarda, çoraplarda;- ... sayılı ... markası ise gözlükler ve kılıflar emtiasında tescilli olduğunu,  Müvekkili ...’in ... sayılı ... markası 03, 05, 08, 10, 11, 21, 27, 28 ve 35. sınıflarda tescilli olup, davacının markaları kapsamındaki emtiayla herhangi bir uzaktan yakından benzerliği bulunmayan emtia olduğunu, Müvekkili ... AŞ’nin ... sayılı ... markası, 09 ve 14. sınıflarda tescilli olduğunu,  bu ürünlerin de davacı markası kapsamındaki emtiayla herhangi bir bağlantısı bulunmadığını,  gözlük, şemsiye, baston, kırbaçla müvekkili markası emtiası kapsamında yer alan anahtar, optik kayıt taşıyıcıları, pusula, bilgisayar, yangın söndürme cihazları, kol düğmesiyle alakası olmadığını, en ufak bir benzerlik dahi bulunmadığını, Müvekkili ... AŞ’nin  - ... ibareli ... sayılı markasının, kuyumculuk eşyaları, saatler, zaman ölçme cihazları, kupalar ve tespih emtiasında tescilli olduğunu, bu markanın, bütünüyle dikkate alınmak zorunda olduğunu,  ... ibareli markası ise 12, 14 ve 20. Sınıflarda tescilli olup davacı/karşı davalı markaları ürünleriyle hiçbir ilgisi olmadığını,  Müvekkili markasında da ilk bakıldığında ... görüldüğünü, burada da davacı markasıyla benzerlik bulunmadığını gayet net gösterdiğini,  ürün benzerliği de bulunmadığını,  saat ile gözlüğün benzerliği iddiasının hiçbir bakımından ileri sürülemeyeceğini,  bir markanın, müşterilerinin istekleriyle kendisinin farklı sektörlere ilişkin olarak da ürün üretmesinin, o ürünlerin benzer olduğu anlamına gelmeyeceğini,  bir insan, saat yerine gözlük tercih etmeyeceğini veya her iki ürünü birbiriyle ikame etmeyeceğini  iki ürün arasında ikame ilişkisinin dahi kurulamadığı bir durumda, emtialar arasında benzerlik ilişkisinin dahi bulunmadığını,  davacı markası, en azından Türkiye’de tanınmış bir marka olmadığı içindir ki farklı emtialarda korunmasının da söz konusu olamayacağını, ... markasının, atomize edilerek, bir kısmının asıl unsur olduğunun kabulü de mümkün de olmadığını, ... ibaresinin, ... ibaresinden göreceli olarak daha küçük yazılması, onun tali unsur olduğu şeklinde yorumlanamayacağını, hükme esas alınan Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi bir sonucun kabulü için, küçük harflerle yazan bir ibarenin hiçbir şekilde algılanmaması gerektiğini, müvekkili markasının, bütünüyle asıl unsur olup, davacı/karşı davalı markalarıyla benzemediğini, -Davacı markasının zayıf bir marka olduğunu, Davacının markası, İngilizce’nin kullanıldığı bütün ülkelerde genelde bir isim olan ...’un çoğul şekli olduğunu, renkler ve şekiller dolayısıyla ayırt edicilik sağlandığıysa, bunların müvekkili markalarında bulunmadığını, davacının markası Kanun m. 5/1-b ve ğ bentleri anlamında ayırt ediciliğe sahip olmayan, kimsenin inhisarına bırakılmayacak nitelikteki bir serbest işaret olduğunu, -Davacı tarafın, Türkiye’de bizzat kendi markasını kullanmadığını, 6769 sayılı Kanun m. 25/7 atfı dolayısıyla davacının, Türkiye’de markayı bizzat kullandığını ispatlaması gerektiğini, davacının delil olarak sunduğu belgeler, tamamıyla yurt dışı marka tanıtımına ve kataloglara ilişkin olduğundan, dava tarihinden itibaren markasını Türkiye’de kullandığına, bu kullanımları hangi suretlerle ve şekillerde gerçekleştirdiğine dair belgeleri, sözleşmeleri dosyaya sunması gerektiğini, Salt davacı/karşı davalının yahut dava dışı ...’nin kestiği faturalardan yola çıkılarak bir kullanım tespiti mümkün olmadığını, Bu tek yanlı, her zaman oluşturulabilen ve denetimi bu haliyle mümkün olmayan belge olduğunu,  HMK sisteminde, bir kimsenin kendi başına oluşturduğu belge, hiçbir zaman delil olarak kabul edilemeyeceğini, faturanın, faturayı keseni bağladığını, ancak bu üçüncü kişilere karşı delil olarak ileri sürülemeyeceğini,  davacı/karşı davalı taraf, markanın Türkiye’de kullanıldığına dair ... Tarafından ... Tekstil’e, ... firmasına faturaların kesildiğinden bahsettiğinden bu takdirde ... ve ... firmaları tarafından bu faturaların alındığının, ürünlerin teslim alındığının ve ticari defterlerine işlendiğinin ispatlanması gerektiğini, davacı/karşı davalı taraf, kendisinin ...’nin münhasır lisans sahibi olduğunu ileri sürmüşse de, buna ilişkin delili dosyaya sunmadığını, markaların kendi adına tescilli olduğunu belirttiğini, o halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sunulan faturaların, davacı/karşı davalıya ait olmadığını, davacı/karşı davalı tarafın, hiçbir zaman Türkiye’de markasını kullanmadığını,  hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ürünü olup, davanın taraflarını, faturaları düzenleyeni karıştırmış, doğru bir değerlendirme yapamamıştır. Dolayısıyla hükme esas tutulması hiçbir zaman mümkün olmadığı halde yerel mahkemece bu husus değerlendirilmediğini ve haksız bir karar verildiğini, -Müvekkilinin kötü niyetli  olmadığını,  markalar ve emtianın farklı olduğu, davacının markasının Türkiye’de tanınmadığı, davacı markasının zayıf marka olduğu ve Türkiye’de kullanılmadığı ortada iken müvekkilinin kötü niyetinden bahsedilmesinin de imkân dahilinde olmadığını, -Müvekkili markaları tescilli olduğundan, müvekkilleri iyiniyetli olduğundan marka hakkına tecavüz iddialarının da hiçbir hukuki temeli olmadığını,  Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca tescilli markanın kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağını,  markalar ve emtiası farklı olduğundan da bu durumda marka hakkına tecavüzün düşünülmesi dahi mümkün olmadığını, -Bilirkişi raporunun, birçok yönüyle çelişkilerle dolu olmasına rağmen yaptıkları itirazların değerlendirilmediğini, marka emtiası değerlendirmesi bakımından, davacı/karşı davalı bakımından kullanılmayan mal ve hizmetler de dikkate alındığını, davacı/karşı davalının markasının Türkiye’de 2015 yılları itibarıyla tanınmış marka olabileceği, ondan öncesinde tanınmış olarak nitelendirilemeyeceği kanaati belirtildiğini hemen akabinde ise benzerlik değerlendirmesi oldukça geniş tutulduğunu, bu da yetmezmiş gibi bu yıllarda davacı/karşı davalının Türkiye’de satıldığını iddia ettiği malların adetlerine bakılmadığını,  anılan yıllarda ve sonrasında raporda yer alan satış adetlerinin, 10 adet, 15 adet gibi komik rakamlar olduğunu, anılan yıllarda nasıl oluyor da marka tanınmış hale gelmiştir sorusunu haklı olarak gündeme getirdiğini, başka bir heyetten bilirkişi raporu aldırılması davanın aydınlığa kavuşturulması bakımından gerekli ise de bu taleplerinin kabul edilmediğini, -6769 sayılı Kanun m. 25/6 hükmü uyarınca beş yıllık süre dolduğundan artık markanın hükümsüzlüğü davası açılmasının mümkün olmadığını,  Bilirkişi raporunda; davacı/karşı davalının kullanımı bildiğini ispatlayamadığımızdan beş yıllık sürenin dolmadığı belirtildiğini, SMK m. 25/6’daki “bilmesi gerekme” olgusunun hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, Davacı/karşı davalının hükümsüzlüğünü talep ettiği müvekkil ...’e ait ... numaralı markanın başvuru tarihi 11.06.2013, müvekkil ... AŞ’ye ait ... numaralı markanın başvuru tarihi ise 25.07.2012 tarihleri olduğunu, davanın ise 04.10.2018 tarihinde açıldığını, görüldüğü üzere 5 yıllık sürenin; ... numaralı marka için 25.07.2017’de, ... numaralı marka için ise 11.06.2018 tarihinde sona erdiğini, davanın reddinin gerektiğini, -Davacı/karşı davalı markalarının, hiçbir zaman Türkiye’de tanınmış marka olmadığını,  25.07.2012 tarihi itibarıyla davacı markasının Türkiye’de tanınmış bir marka olması gerektiğini,  Davacının Türkiye’deki ilk markasının başvuru tarihi 02.08.2010 tarihi olduğunu marka ilk defa 2006 yılında, o da Amerika’da oluşturulmuştur. Görüldüğü üzere, 2006 yılında Amerika’da henüz oluşturulan, 02.08.2010 tarihinde de Türkiye’de marka başvurusu yapılan, 12.05.2011 tarihinde Marka Bülteninde ilan edilen ve nihayetinde de 21.02.2012 tarihinde tescil edilip tescili de 31.03.2012 tarihinde yayınlanan bir markanın tanınmış bir marka olduğunun iddia edilmesi mümkün olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde davacının markası, tanınmış marka olarak tescilli olmadığını, Davacı markalarının Türkiye’de tanındığına dair bir mahkeme kararı da olmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığının açık olduğunu,   2015 yılı sonrasında da tanınmış marka olmadığını, hükme esas alınan Bilirkişi raporunda kullanılmaya dair verilen rakamlara bakıldığında, 2010-2012 yılları arasındaki satış rakamları ile bu yıldan sonraki satış rakamları karşılaştırıldığında son derece kısıtlı sayıda; 20 çift, 40 çift gibi komik rakamlar olduğunu, bu kadar az sayıda ayakkabı, çanta, gözlük satışı rakamları, nasıl oluyor da davacı/karşı davalı markasını bu tarihler itibarıyla tanınmış marka haline getiriyor anlaşılır olmadığını, sadece wakkorama mağazalarında, o da çok sınırlı sayıda satışı bulunduğu iddia edilen bir marka, nasıl oluyor da tüm Türkiye’de tanınmış marka oluyor anlaşılır olmadığını, -Müvekkil şirket nezdinde davacı/karşı davalı markalı ürünlere rastlanmadığını, söz konusu internet sitelerinin de müvekkillerine ait olmadığını, bu yönüyle müvekkilleri açısından marka hakkına tecavüzden bahsetmenin mümkün olmadığını, her ne kadar müvekkilleri ile doğrudan ilgili değilse de hükme esas alınan raporda marka hakkına tecavüz değerlendirmesine de yer vermek gerektiğini, Bilirkişilerin, marka hakkına tecavüz değerlendirmesinde, davacı/karşı davalının marka emtiasında yer almayan ürünler bakımından değerlendirme yaptıklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında bir çelişkiyi ortaya koyduğunu, Davacı/karşı davalı markaları ile hükümsüzlük istenen markaların benzer olmadığını, Davacı/ karşı davalı ürünleri ile kullanımı tespit edilen ürünler arasında benzerlik olmadığını,  Diğer davalı ... İthalat’a ait işyerinde kol saatleri, bileklikler, cep telefon kılıfları, kâğıt poşetler tespit edildiğini, Davacı/karşı davalı markası ürünleri ise gözlükler olduğunu, Gözlükle; saatin, cep telefonu kılıfının, kâğıt poşetin ilgisi olmadığını, ancak bilirkişilerin marka hakkına tecavüz değerlendirmesinde bulunduklarını,  marka başvurularının yapıldığı tarihte tanınmış olmadığı halde farklı mal veya hizmetlerin değerlendirilmesinin yapılmasının doğru olmadığını, yerel mahkemece raporun baz alınması suretiyle verilen karar haksız olup iş bu kararın kaldırılarak,  Davacı/karşı davalının asıl davasının reddine, İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/2458 Esas, 2021/196 Karar Sayılı ve 29.04.2021 Tarihli Kararının kaldırılmasına,  Karşı davamızın kabulü ile davacı/karşı davalı adına tescilli ... sayılı ..., ... sayılı ... şekil ibareli markaların hükümsüzlüğü ile iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....vekili istinaf dilekçesinde özetle: -İstanbul 2. Fikri ve Sınat Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29,04.2021 tarih, 2018/458 E. 2021/196 K. sayılı kararı ile müvekkil şirkete ait ... sayılı “...” markası ile diğer davalıya ait olup lisans hakkı ile müvekkil şirket tarafından kullanılan ... sayılı \"...\" markalarının; davacının tanınmış nitelikte olduğu kabul edilen markası karşısında iltibas nedeniyle hükümsüzlüğü ile söz konusu markaların kötüniyetli olarak tescil edilmesi ve davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedenleriyle davanın kabulüne hükmedildiğini,  müvekkili şirketin, hukuka uygun bir şekilde tescil edilmiş olan ... sayılı \"...\" markasının sahibi değil, lisans hakkı kullanıcısı olduğunu, ilgili markanın, iltibas yarattığından bahisle hükümsüzlüğü, kötüniyetli tescili gibi hukuki sorumlulukların taraflarına yükletilemeyeceğini ancak müvekkili şirketin kullanımı nedeniyle davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepleri kabul edilerek aleyhlerine sonuç doğduğunu,  müvekkili şirkete ait ... sayılı “...” markası hakkında verilen hükümsüzlük, markaya tecavüz ve haksız rekabete ilişkin kararların yanında diğer davalı ... İth. Ve Paz. A.Ş.'ye ait ... sayılı \"...\" markasının davacı markası üzerinde marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğuna ilişkin hukuka aykırı yerel mahkeme kararına karşı itirazlarını sunduklarını, Hükümsüzlük talebine ilişkin olarak; Müvekkili şirket, ... tescil numaralı “...” markasını diğer davalı ... ile akdettiği 28.09.2016 tarihli marka lisans sözleşmesi gereğince kullandığını, ilgili markanın 12, 14 ve 20'nci sınıflarda tescilli olup müvekkili tarafından fiilen kol saati, bileklik ve cep telefonu kılıfı ürünleri kapsamında kullanıldığını, Müvekkili şirkete ait ... sayılı “...” markasının ise 9 ve 14. sınıflarda tescilli olduğunu, davacı şirkete ait ... sayılı “...” markasının 18., 25. ve 35:; ... sayılı “...” markasının 9.; ... sayılı “...” markasının 25. sınıftaki mallar için tescilli olduğunu, markaların hizmet verdiği mal sınıflarının farklılığı, karıştırılma ihtimalinin ortadan kalkmasına neden olduğunu, ihtilaflı markalara fiilen tüketime sunuldukları ürünler bazında yaklaşıldığında, mal ve/veya hizmetlerin benzerliği unsurunu taşımadığından Yargıtay'ın aradığı haksız yarar şartının işbu uyuşmazlık nezdinde varlık kazanmadığını,  Müvekkili şirketin lisans hakkına sahip olduğu marka, saat ve cep telefonu kılıfı malları ile; davacı marka ise, ayakkabı, çanta ve gözlük malları ile tüketime sunulduğunu, ortalama bir tüketicinin markalar arasındaki işitsel çağrışım nedeniyle ayakkabı satın alacakken saat almaya yönelmesi mümkün olmadığını, ihtilaflı markaların hizmet sınıfları ile birlikte fiilen tüketime sunuldukları malların da karıştırılamayacak düzeyde birbirinden farklı olduğunu, davacı markasının, dünyanın en çok konuşulan ikinci dili olan İngilizce dilindeki \"...\" ismini, çoğul eki \"...\" eklemek suretiyle marka adına konu ettiği görüldüğünü, bu isim, dünyanın birçok ülkesinde hem beşeri hem de ticari hayatta yaygın bir kullanımı haiz bulunduğundan hususiyeti zayıf niteliğe sahip olduğunu, bu sebeple de, \"...\" ismini barındıran markaların, aynı veya benzer mal ve/veya hizmet gruplarında dahi, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tescil edilebilir ayırt edicilik düzeyine ulaştığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ait “...” markası ile davacı şirkete ait “...” markası arasındaki bariz farklılıkların dikkate alınmayarak iki marka arasında iltibas olduğu yönünde karar verildiğini, gerekçeli kararın 15. sayfa 4. paragrafında bilirkişi raporunda yapılan “...” ve “...” markaları arasındaki yazılış, okunuş ve algılanış farklılıklarının iltibasa meydan vermediği değerlendirmesine itibar edilmediğini, bunun sebebi olarak da davaya konu diğer ihtilaflı markaların yarattığı hukuka aykırılıklar dikkate alındığında dava konusu edilen tüm kullanımların marka hukukuna aykırı olduğu sonucuna varıldığı gerekçe olarak belirtildiğini, ...” ve “...” markalarının görsel, işitsel ve anlamsal birçok açıdan farklılık arz ettiğini, bu iki marka açısından iltibas oluştuğu kanaatine varıldığı takdirde içerisinde “...” ibaresi geçen tüm markaların birbiri ile iltibas oluşturabileceğini, Yerel mahkemenin  “...” ve “...” markalarının karıştırılma ihtimalini tespit etmek yerine; bu tespitin dışında kalması gereken maddi olgularla bir kanaate vararak takdiri yorumun sınırlarını aştığını,  “...” markasını ilgilendirmeyen diğer davalı markasına ait maddi olguların müvekkili şirket markasına atfedilmesiyle oluşturan marka hukukuna aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, -Davacıya ait markanın 2006 yılında ABD'de kurulup 2010 yılından itibaren ülkemizde tescil koruması altında olan genç bir marka olduğunu, davacı firmanın 2015 yılı itibarıyla ülkemizde hız verdiği reklam çalışmaları ancak buna rağmen sönük kalan satış rakamları, davacı firmanın tanınmışlık düzeyine ulaşması için zamana veya alternatif çözüm yollarına ihtiyacı olduğuna işaret ettiğini, Markanın üzerinde kullanıldığı mal ve/veya hizmetin piyasadaki yaygınlığı, pazar payı ve yıllık satış miktarı: Davacıya ait markanın 2010-2015 yılları arasında yalnızca “...” adlı gelir düzeyi yüksek tüketici kesimine hitap eden mağazada satışa sunulduğu, bu süreçteki satış rakamlarının da oldukça düşük seviyelerde olduğu dosya kapsamı ile sabit olup, 2016 yılı Ocak ayı itibarıyla davacı markanın Türkiye'nin 13 ilinde olmak üzere “..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...” adlı mağazalarda satışa sunulduğunu, her ne kadar 2016 tarihi itibarıyla markanın ülke geneline yayıldığı gözlemlenebilirse de markanın fiilen piyasadaki yaygınlığının artmadığını,  anılı markaların yine gelir düzeyi yüksek tüketici kitlesine hitap eden markalar olduğundan davacı markanın bu hamlesiyle de tanınmışlık düzeyinin gerektirdiği halk kitlesine ulaştığından bahsedilemeyeceğini, davacı markasının 2016 yılı itibarıyla satışa sunulduğu iddia edilen markaların online satış mağazalarındaki ürün miktarlarının (01.11.2021 itibarı ile); ...: 0 Adet, ...: 0 Adet, ...: 0 Adet, ...: 2 Adet, ...: 0 Adet, ...: 0 Adet, ...: 46 Adet, ...: 0 Adet olmak üzere toplamda 46 adet ayakkabıdan ibaret olduğunu, davacı yanın 2015 yılı itibarıyla ayırt edici olan ve markanın çoğunlukla ürettiği ayakkabı ürününe ait satışlara ilişkin fatura ibraz etmemiş olmasının da markaya ait satış rakamlarının düşmesinin bir sonucu olmadığını, yerel mahkemenin soyut tanınmışlık iddialarını dayanak almadan önce tespitlerinde somut olgulara dayanması gerektiğini, pazar payı dikkate alınarak tanınmış marka olarak değerlendirilemeyeceğini, gerekçeli kararın 12. Sayfasının 1. Paragrafında bilirkişilerin davacıya ait markanın Türkiye'deki dağıtım ve satış kanallarının 2015'ten itibaren yaygınlaştığı dolayısıyla hükümsüzlüğü istenen bir kısım markanın tescil tarihi olan 2012- 2013 yıllarında davacı markanın henüz tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceği yönündeki tespite 2008-2011 yılları arasında çeşitli yayın organlarında yapılan 7 adet haber nedeniyle davacı markanın tanınmışlık düzeyine ulaştığından bahisle itibar edilmediği görüldüğünü, gerekçeli kararın 12. Sayfasının 1. Paragrafında “birçok mağazada yer almasına rağmen tanınmış kabul edilmeyecek birçok markanın bulunduğu dikkate alınması” gibi bir düşünceyle davacı markanın tanınmış marka kabul edilmesinin oldukça hatalı bir değerlendirme olduğunu, \"tanınmış marka\" olmak için, ilgili toplumsal çevrenin genelinde markanın biliniyor olması yetmediğini, gözü kapalı güven duyulan, yüksek ticari değere sahip, üzerine konulduğu üründen bağımsız hatırlanan yani tüketicinin zihninde refleks halinde hatırlanan düzeyde olması gerektiğini, -Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet Kararlarına İlişkin olarak; ihtilaflı markalar arasında iltibas yaratacak bir hususun bulunmadığı ve davacı markanın tanınmışlık düzeyine ulaşmadığı dikkate alınarak, marka hakkına tecavüzün doğmadığını,  davacı marka ile benzer işaretin farklı mal/hizmet sınıflarında kullanılmış olması karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığından marka hakkına tecavüzden bahsedilemeyeceğini,  davacı markasının zayıf marka niteliğinde olması ve tanınmış marka niteliğini haiz olmamasının davacı yanın sahip olduğu marka koruma alanını daraltmakta ve bu suretle tecavüz olgusunu ortadan kaldırmakta olduğunu, müvekkili şirketin, marka hakkına tecavüz oluşturduğu iddia olunan ... sayılı ve Marka ve Patent Kurumunca tescil edilmiş olan \"...\" markasının sahibi olmadığını, ilgili markanın tescil edilmesinden sonra hukuka uygun lisans sözleşmesi ile kullanım hakkını elde ettiğini, dolayısıyla burada lisans yoluyla elde edilen kullanım hakkının da hali hazırda tescilli bir hak olduğunu, müvekkili şirketin kanundan kaynaklı hakkını kullanırken kusurlu hareket ettiğinden bahsedilemeyeceğini, ihtilaflı markaların mal sınıflarının birbirinden farklı olması nedeniyle haksız rekabetin doğmadığnı, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı/karşı davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle;  02.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda Müvekkilinin ... markasının tanınmış marka olduğu, Davalıların Müvekkilinin tanınmış ... markasını içerir kullanımlarının Müvekkilinin mali haklarına tecavüz ve Müvekkil aleyhine haksız rekabet teşkil ettiğini, SMKm. 155 kapsamında davalı tescillerinin savunma olarak dinlenilemeyeceği görüşünde olduklarını, Müvekkilinin ... markasının aynısını kendi adlarına haksız şekilde tescil ettiren davalıların daha sonra Müvekkilin ... marka tescillerine karşı dava açarak Müvekkilin ... markasının tescil şartını taşımadığını iddia etmesi her şeyden önce Türk Medeni Kanunu'nun 2. Maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı kötü niyetli bir eylem olduğunu,  davalı ... İthalat dosya kapsamına sunduğu ... İthalat ile ... İthalat arasında akdedilen ... markasının kullanımına ilişkin lisans sözleşmesi ile davalılar arasında dava konusuna ilişkin davalıların birlikte hareket etmekte oldukları hususunu zaten ispat ettiğini, Davalıların salt kötü niyetli olarak ürünlerinde, tanıtım materyallerinde ve hatta kartvizit gibi iş evraklarında Müvekkilinin tanınmış \"...\" markalarını, Müvekkilin özel yazı stilini ve ticari görsel kimliğini aynen (trade dress\") kopyalayarak/taklit ederek kullandığını, Müvekkilinin ... nolu ... markasının 18. sınıf çantalar ve 25. sınıf ayak giysileri/ayakkabılar ürünlerinde Türkiye'de ciddi olarak kullanıldığı, yine Müvekkilinin ... nolu markasının da 9. sınıf gözlükler/güneş gözlükleri ürünlerinde Türkiye'de ciddi olarak kullanıldığı, Davalı işyerinde satışa arz edildiği tespit edilen ... markalı kol saati ve bileklik ürünlerinin ortalama dikkati haiz tüketici nezdinde Müvekkilin ..., ... ve ... nolu ... markaları ilk karıştırılma ilişkilendirme ihtimali yaratabileceğinden marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, karşı yanlarca Müvekkilinin “...\" markası öne çıkarılarak tıpkı müvekkil gibi yazılarak ürünlerinde ve bunlara ait kutu/etiket/poşet vs. materyallerdeki ayrıca katalog, online görseller gibi tanıtım ve reklam Materyallerindeki kullanımları tüketicileri ürünlerin kaynağına/üreticisine dair yanılttığını, karşı yanların Türkiye ve dünyada tanınmış Müvekkilden ve Müvekkilinin ... markasından haberdar olmamasının düşünülemeyeceğini, davalılar e-ticaret sitelerinde de ... markası altında ürettikleri saatle özellikle Müvekkilin ürünleri ile birlikte satışa arz ettiğini, tüketici nezdinde bu saat ürünlerinin de Müvekkiline ait olduğu ve hatta Müvekkilinin ürünlerin tamamlayan ve Müvekkilin ... markası olduğu yönünde gerçeğe aykırı ve tüketiciyi yanıltmaya yönelik bir intiba yaratıldığını, Müvekkilinin \"...\" markası ... tarafından yaratıldığını, Davacı-Müvekkilinin \"...\" markası ülkemizde 2010 yılından bu yana tescille korunma olup Davacı-Müvekkil “...\" markaları üzerinde ülkemizde öncelikli hak sahibi olduğunu, Davacı-Müvekkilinin \"...\"” markası için yaptığı büyük yatırımlar neticesinde, \"...\" markasının kullanım alanını genişletmiş olup \"...\" markasını halihazırda ayakkabı, çanta  gibi aksesuarların yanı sıra giysi, şapka vb. ürünler üzerinde de dünya genelinde kullandığını, Kasım 2007'de ..., ... tarafından gerçekleştirilen online popülerlik yarışması sonucunda ... ile ödüllendirildiğini, \"...\"| markasının satışının yapıldığı dünya çapındaki ülkeler ile ülkemizdeki illere müvekkilinin www.../... internet sitesinden ulaşılabilecek olup, örnek kabilinden sunulan ekteki dökümlerden görüleceği üzere; Davacı- Müvekkile ait ... markalı ürünler dünya çapındaki pek çok ülke yanı sıra ülkemizde Ankara, İstanbul, İzmir, Muğla, Antalya, Bursa, Konya, Adana, Samsun gibi pek çok farklı ili kapsayan yaygın bir şekilde üstelik de ..., ..., ..., ..., ..., ... gibi çok tanınmış ve tüketiciler tarafından çok tercih  edilen mağazalar aracılığı ile satışa sunulduğunu, Müvekkilinin ... markası ve yine Müvekkilinin ... markası altında yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleri ve özel konseptler 2012 ve 2013 yıllarında da yine dünyanın önde gelen gazete ve dergilerinde haber olduğunu, Müvekkilinin ... markasının davalıların en eski tarihli ... nolu ... tescilinden çok daha öncesinde Türkiye'de tanınmış olduğunu, ... sayılı “... markasının kötüniyetle iktisap edildiği zaten  bilirkişi raporunda da açıkça yer aldığını, hükümsüzlüğü talep edilen ... markası açısından ise anılan marka da yukarıda açıklandığı üzere, davalı Demir İthalat tarafından ... markasına iltibas yaratmak amacıyla yapılan kötü niyetli bir tescil olduğunu,  Müvekkilinin markasına görsel /işitsel/anlamsal olarak son derece benzer markanın aynı/benzer mal ve hizmetler için yapıldığı da düşünüldüğünde Müvekkilin markasına ilişkilendirilme de dahil karıştırılma riski yarattığını, ... İthalat zaten Müvekkilin ... markasını hukuka aykırı şekilde kullanmaktadır. Gelinen noktada, ... İthalat'ın kendi markalarından son derece farklı “...” ibaresini tescil ettirmesinin tek amacı ise Müvekkilin tanınmış ... seri markaları içine sızma olduğunu istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava, davacı tarafın markalarına yönelik 6769 sayılı SMK ve TTK hükümleri uyarınca, ayniyet, iltibas, tanınmışlık, kötü niyetli tescil iddiaları ve davalıların hak düşürücü süre, kullanmama def'i, zayıf marka iddiası nedeniyle açılmış hükümsüzlük davası ve markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti durdurulması önlenmesi ortadan kaldırılması talepli olup, Karşı davacının SMK 5'e dayalı hükümsüzlük ve kullanmamaya dayalı iptal talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarının incelenmesinde,  asıl davaya konu ... tescil nolu, 04/10/2013 tescil tarihli \"...\" adlı markanın 12,14 ve 20. Sınıflarda ... A.Ş. Adına, ... tescil nolu, 05/05/2016 tescil tarihli '' ... '' ibareli markanın 03, 05, 08, 09, 10, 11, 21, 27, 28 ve 35. Sınıflarda ... adına, ... tescil nolu, 19/07/2018 tescil tarihli, ''...'' ibareli markanın 09 ve 14. Sınıflarda ... Ticaret A.Ş. Adına, ... tescil nolu, 23/03/2018 tescil tarihli ''...'' ibareli markanın 14. Sınıfta ... Pazarlama A.Ş. Adına kayıtlı olduğu, Karşı davaya konu ... tescil nolu, 21/02/2012 tescil tarihli, '...'' ibareli markanın 18, 25 ve 35 sınıflarda ..., ... adına, ... tescil nolu, 21/02/2012 tescil tarihli, ''...'' ibareli markanın 9. Sınıfta ..., ... adına, kayıtlı kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Davacı/karşı davalının, ... sayılı ... markası emtiası, deri ürünleri, şemsiyeler, güneşlikler, bastonlar, koşum takımları, kırbaçlarda, çoraplarda;-... sayılı ... markası ise gözlükler ve kılıflar emtiasında tescillidir. ...’in ... sayılı ... markası 03, 05, 08, 10, 11, 21, 27, 28 ve 35. sınıflarda tescillidir. ... AŞ’nin ... ibareli ... sayılı markası, kuyumculuk eşyaları, saatler, zaman ölçme cihazları, kupalar ve tespih emtiasında tescillidir. ... ibareli markası ise 12, 14 ve 20. Sınıflarda tescillidir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 02/11/2018 tarihli bilirkişi raporunda; Tespit yapılan tarafa ait iş yerlerine gidilerek, davacı tarafın tescilli markalarına ait kullanım olup olmadığına, var ise bedeli ödenmek suretiyle numune alınması, fotoğraf ve görsellerde eklenmek suretiyle hazırlanması gereken dosya kapsamında; ... A.Ş. “... Mah. ... Cad. ... Plaza ... Bağcılar, İstanbul” adresine davalı firmaya ait tescili bulunan markalara ilişkin birebir ya da taklit bir ürün ya da hizmet tespit edilmemiştir. ... San Tic. A.Ş. “Şirket merkez adresi: ... Mah. ... Cad. ... Han No: ... Fatih, İstanbul” adresine ... markalı ürünler ve faturası ile örnek olarak alman kartvizit, kağıt poşet ve karton ürün kutusu raporumuz ekinde Mahkemenize takdim edilmiştir. ... San Tic. A.Ş.” Şube adresi: ... Cad. ... Han No:...-... Tahtakale, İstanbul” adresinde davalının şube işyeri tespit edilememiştir. İnternet üzerinden incelenen,   http ://www...com/, https://www...com/, https://www.facebook.com/.../, https:// www.facebook.com/.../, https://www.facebook.com/.../, ttps://www.instagram.com/ .../, https://www.instagram.com/.../, https://www.instagram.com/.../ isimli WEB sayfalarının tamamında “...” markasının kullanıldığı tespit edildiği, görüş ve kanaati bildirilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 18/09/2020 tarihli  bilirkişi raporunda; asıl dava bakımından, iltibas nedeniyle hükümsüzlüğü istenilen markalardan ... ibareli ..., ..., ... sayılı olanların yalnızca rapor içeriğinde benzerlik tespit edilen mallar ile sınırlı olarak davacı/karşı davalının önceden tescilli ..., ..., ... saydı ... markalan ile iltibas yarattığı;  iltibas nedeniyle hükümsüzlüğü istenilen ... sayılı ... markasının davacı/karşı davalının ... markalarından ayırt edilebildiği ve iltibas yaratmadığı; davacı/karşı davalıya ait ... markasımn Türkiye’de yıllar içinde tedrici olarak bir tanınmışlık kazanmış olabileceği; davalı/karşı davacı tanınmışlığın hükümsüzlüğü istenilen markaların başvuru tarihleri itibariyle mevcut olması gerektiğini ileri sürerek, davacı/karşı davalının ... markasının hükümsüzlüğü istenilen ... sayılı markanın başvuru tarihi olan 25.07.2012 itibariyle Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış olmadığını savunduğu cihetle, bu savunmanın hukuki takdiri Muhterem Mahkemenize ait olmakla birlikte, davacı/karşı davalının ... markasının Türkiye’deki tanıtım çalışmalarının özellikle 2014’ten sonra yoğunlaştığı ve davacı/karşı davalının ... markalı ürünlerinin Türkiye’deki dağıtım ve satış kanallarının 2015 sonrası çeşitlendiği ve yaygınlaştığı dikkate alındığında 2012-2013 yıllarında Türkiye’de henüz tanınmışlık düzeyine ulaşmış olmayabileceği; davacı/karşı davalı adına tescilli markaların aslî ve ayırt edici unsuru olan “...” ibaresi işbu markaların tescil ettirildikleri mal ve/veya hizmetleri tanımlamayan ve hatırlatmayan, işbu markaların tescil ettirildikleri mal ve/veya hizmetler ile bağlantısı bulunmayan bir ibare olduğu cihetle, “...” ibaresinin ayırt ediciliği zayıf bir marka sayılamayacağı; hükümsüzlüğü istenilen markalardan ... sayılı olanın kötü niyetle tescil ettirildiği, ... ve ... sayılı markalar bakımından SMK md.25/6’daki beş yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı; iltibas değerlendirmesine dayanak oluşturan ... sayılı markanın 18nci sınıfta çantalar ve 25nci sınıfta ayak giysileri/ayakkabılar ürünlerinde Türkiye’de ciddi olarak kullanıldığı; ... sayılı markanın 9ncu sınıfta gözlükler/güneş gözlükleri ürünlerinde Türkiye’de ciddi olarak kullanıldığı; davalı işyerinde satışa arz edildiği tespit edilen ... markalı kol saati ve bileklik ürünlerinin ortalama dikkati haiz tüketici nezdinde davacı/karşı davalının ..., ... ve ... sayılı ... markalan ile karıştırılma / ilişkilendirilme ihtimali yaratabileceğinden, marka hakkına tecavüz oluşturduğu; davalı işyerinde satışa arz edildiği tespit edilen ... markalı cep telefonu kılıfları ile yine davalı işyerinde tespit edilen ... markalı metal saat kutulan ile kağıt ve kartondan malzeme (saat kutusu, poşet, teşhir standı) ürünlerinin davacı/karşı davalıya ait ... markalarının tescil kapsamına girmediği; fakat, davacı/karşı davalıya ait ... markasının özellikle 2014 sonrası yoğunlaşan tanıtım çalışmalar neticesinde Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaştığı kabul edildiği takdirde, ... markasının üçüncü kişilerce belirtilen ürünlerde kullanılmasının davacı/karşı davalıya ait tanınmış ... markasını sıradanlaştırarak ayırt edici karakterini zedeleyebileceği ve bu sebeple marka hakkına tecavüz oluşturacağı sonucuna varılabileceği; karşı dava bakımından; ... ibaresinin ayırt edicilikten yoksun bulunmadığı; kullanmama nedeniyle iptali istenilen davacı/karşı davalıya ait ... sayılı markanın tescilli bulunduğu malların ve hizmetlerin tamamında kullanılmadığı; ... sayılı markanın tescilli olup kullanıldığı ve tescil olup kullanılmadığı mallar ve hizmetlerin rapor içeriğinde tablolar halinde gösterildiği; kullanmama nedeniyle iptali istemlen ... sayılı markanın tescilli bulunduğu mallarda kullanıldığına ilişkin sonuç ve kanaat bildirilmiştir. Bir  markanın tanınmış olduğunu kabul edebilmek için markanın ayırt edici nitelik ve özellikleri, tanınmış markaya konu mal ve hizmetlerin yurtiçi ve yurtdışında içerisinde reklam kampanyaları ile tanıtımının yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise miktar ve hacmi, satış hacmi, dağıtım ağı halen tanıtım etkisinin devam edip etmediği, toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, “markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, markanın tesciller veya tecil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, markanın resmî makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, markanın ekonomik değer şeklinde sıralanan ölçütler nazara alınarak  dosyaya sunulan deliller değerlendirilerek ve tartışılarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda, davalının markasının başvuru tarihinde davacı markasının tanınmış marka olduğuna ispatlar nitelikte yeterli araştırma yapılmadığı, davacının Dünyü çapında tanınmış olduğunu ileri sürdüğü, Mahkemece bu konuda taraf itirazlarına rağmen ek rapor alınmadan karar verildiği, davacının tüm ekli belgelerinin araştırılarak tanınmış marka olup olmadığının tespitinin yapılarak karar verilmesi gerektiği, davacı vekilinin  yurtiçi ve yurtdışında markasının çok tanınmış olduğunu ileri sürdüğü dikkate alınarak bu konuda da değerlendirme yapılarak sektör bilirkişinin bulunduğu heyetten rapor alınması gerektiği, dosya kapsamında alınan raporda usulüne uygun inceleme ve değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacının istinaf isteminde haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçeler ile, istinaf istemlerinin kabulü ile, sair istinaf istemleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesinin kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, Dairemizce işaret edilen hususlarda rapor alınarak karar verilmesi için mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı-karşı davacının vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-Davalı ... San Tic AŞ.'nin istinaf isteminin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına, 3- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 29/04/2021 tarih, 2018/458 E., 2021/196 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı-karşı davacı ve davalı ... San Tic AŞ. tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/09/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8ba65fe950df4c8","SID":"8cac5ed17cba175d"}}