{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/796 Esas <br>KARAR NO:2024/1567 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/117 Esas -  2022/147 Karar <br>TARİHİ:11/02/2022 <br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) <br>KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin davalı şirkete ürün (tekstil ürünleri) sattığı ve bunun karşılığında 02.10.2013 tarihli 20.000,00 TL tutarındaki faturayı kestiği ve davalıya tebliğ ettiği, davalının fatura ve içeriklerine hiçbir itirazı olmamasına rağmen 20.000,00 TL'yi ödemediği, davalı şirket tarafından ..... sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça İcra takibine haksız ve kötü niyetli olarak edildiği, davalı taraf süresinde faturaya itiraz etmemesine rağmen süreci uzatmak amacıyla haksız olarak takibe itiraz ettiği, ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle bu hususun tespit edileceği iddia ve beyan edilerek, davacı şirketin alacağı olan 20.000,00 TL üzerinden takibin devamına ve davalı tarafın %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep ve dava ettiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/02/2022 tarih ve  2020/117 Esas -  2022/147 Karar sayılı kararında;\"....İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları ve bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında bulunan ticari ilişki neticesinde ortaya çıkan cari hesap tespiti için tarafların ticari defterleri incelenmek istenmiş ise de, davalının defterlerini incelemeye sunmamış olması ve davacının ise defterlerinin usulüne uygun tutulmamış olması sebebiyle gerekli inceleme yapılamamış olup, yine tarafların bağlı bulundukları vergi dairelerinden gelen ba-bs formlarının incelenmesi ile de beyannamelerin birbirini teyit etmedikleri de anlaşılmakla ispatlamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, ''  Davanın REDDİNE, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan her iki bilirkişi arasında çelişki mevcut olduğunu, HMK'nun 266.maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınmasının zorunlu olduğunu; dosya kapsamında 2 rapor alınmış olmasına rağmen raporlar arasında büyük çelişkiler bulunduğunu; iki raporun ortak paydasının bulunmadığını; bu sebeple raporların hükme esas alınacak nitelikte olmadığını; mahkemenin teknik inceleme gerektiren konularda aydınlatıcı olması amacıyla hazırlanan iki farklı rapor mahkeme nezdinde çelişki yarattığının şüphesiz olduğunu; bu sebeple 3. bir raporun alınması gerekirken karar verilmiş olmasının yerinde olmadığını; Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğunu, Taraflar arasındaki ticari ilişki bizzat davalının beyan etmiş olduğu BA-BS formları  ile ispat edildiğini, İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama kapsamında 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporu alındığını; hazırlanan raporun müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları, müvekkil şirketin BS formları ve davalı tarafın BA formaları üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlandığını, Bilirkişi tarafından 2018-2020 dönemlerine ait ticari defter kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yapılmadığı ifade edilmiş ise de; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki sebebiyle kurulan cari hesabın sadece 2019 yılına ait olduğunu; 2019 yılı haricinde davalı şirket ile herhangi bir ticari ilişki olmaması sebebiyle, kabul anlamına gelmemek kaydıyla  2018 ve 2020 yıllarına ilişkin ticari defter kapanışlarının usulüne uygun olmamasının aleyhlerine delil teşkil edemeyeceğini, Bir an için müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulmadığı düşünülse dahi, Bilirkişinin raporda; \"Yukarıda dökümü yapılan davacının davalıya düzenlemiş olduğu Mayıs 2019 dönemi satış faturaları KDV hariç toplam tutarı (51.528 TL) ve (8) adet ile davalının BA formuyla beyan ettiği (51.528 TL) tutarla uyumlu olduğu.\" tespitinde bulunduğunu, Birbirini doğrulayan BA-BS formlarının delil niteliğinde olduğunun Yargıtay kararlarıyla sabit olduğunu, Nitekim Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2016/2756 K. 2016/12461 T. 19.9.2016 Tarihli kararında; \"Dava açıldıktan sonra düzenlenen belgelerde BA/BS formlarının aksi yönde bilgiler olup davaya konu faturaların sonraki belgelerde yer almadığı görülmüş ise de dava açıldıktan sonra yapılan düzeltmelerin bu davanın sonucunu etkilememesi gerektiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece davalı tarafından Vergi Dairesine bildirilen BA/BS formlarındaki kayıtlar üzerinde durulup mal tesliminin bu belgeler değerlendirildikten sonra kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususu diğer delillerle birlikte tartışılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sözü edilen deliller üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.”BA-BS formlarının delil niteliğinde olduğunu bu sebeple üzerinde inceleme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiğini belirttiğini: dosya kapsamında BA-BS formları alındığını, bilirkişi incelemesi yaptığnıı ve BA-BS formlarının birbirini doğruladığını tespit ettiğini; müvekkili şirket defterlerindeki 47.000 TL lik alacak kaydının mahsubu ile 14.089 TL müvekkili şirket lehine alacak tespit ettiğini, Ancak ilk derece mahkemesi karar verirken rapordan tamamen uzaklaşarak hukuka aykırı karar vermiş olup, kararın istinaf incelemesi sonucu kaldırılması gerektiğini, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmediği gibi,  yerel mahkemece de kayıtların ibraz edilmediği takdirde bu delile dayanmaktan vazgeçileceği hususunda ihtarat da yapılmadığını, Taraflarınca dava dilekçesinde tarafların ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını; bu kapsamda ilk derece yargılaması sırasında davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmaktan imtina ettiğini; bu sebeple delillerinin toplanmadığı gibi ticari defterlerinin karşılaştırılmasının da bilirkişi tarafından yapılamadığını; her ne kadar bilirkişi tarafından müvekkili şirket tarafından davalıya kesilen  faturalarda çelişki bulunduğu değerlendirilmiş olsa da faturaların doğruluğu açısından en önemli delillerinden birinin karşı tarafın ticari defterleri olduğunu; faturaların gerçekliğinin ancak bu şekilde tespit edilebileceğini,Bilirkişi raporunda yer alan faturan sıhhatli faturalar olmadığı yönündeki beyanına itibar edilemeyeceğini çünkü bu faturaların davalı tarafça kabul edilerek kayda alınmışsa artık geçersiz bir faturadan bahsedilemeyeceğini; bilirkişinin salt davacı kayıtlarına dayanarak böyle bir tespitte bulunduğunu, davalı kayıtları incelenmeden bu faturaların geçerli olup olmadığı yönünden sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığını,  Bu durumu düzenleyen HMK 222/5 açıkça  \"Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.\" Kanunun lafzından anlaşılacağı üzere davalı şirkettin ibrazdan kaçınmış olması sebebiyle iddialarının ispatlanmış olup davamızın kabulü gerektiğini; davalı tarafın defterlerini sunmaması sebebiyle yeterli inceleme yapılmadan müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulmuş olması kanuna açıkça aykırılık teşkil etmekte olduğunu; Yargıtay da tarafların tacir olması halinde, defter ibrazının zorunlu olduğu yönünde bir çok kararı bulunmakta olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2012/12747, K.2012/18881, T. 12.12.2012‘’…Mahkemece davalının meşruhata rağmen ticari defterlerini ibraz etmediği, dolayısıyla dava konusu faturaların ticari defterlerinde kaydedildiğini ve mal teslimini kabul ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı, dava konusu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu savunmuştur. 6100 sayılı HMK’nın 219. maddesine göre taraflar kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır\"Bu kapsamda ilk derece mahkemesi tarafından, davalının ticari defterlerini ibraz etmesi hususunda bir ihtar yapılmadığı gibi defterlerini sunmamış olmasının da aleyhine değerlendirilmediğini; davalı tarafın defterleriyle müvekkili şirket defterleri karşılaştırıldığında alacaklarının ortaya çıkacağı gibi verilen kararın daha şüphesiz ve net olacağını ancak ilk derece mahkemesince eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verilen kararın hukuki temelden yoksun kaldığını, Yukarıda ayrıntılı olarak yapılan tüm açıklamalardan özetle; BA-BS formlarında yapılan incelemede müvekkili şirketin, davalı şirketten 14.089.00 TL alacağı bulunduğunu; bu sebeple  dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının çelişki barındırdığı, delillerinin ilk derece mahkemesi tarafından eksik toplandığı, bu sebeple raporların eksik inceleme sonucu hazırlandığının tespiti ile istinaf incelemesi sonucu ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması gerektiğini, Dosya kapsamında alınan raporların hükme esas alınacak nitelik  de olmadığını, Gerekçeli karar incelendiğinde, yerel mahkemece ilk bilirkişi raporunun nazara alınmadığının görülmekte olduğunu; yerel mahkemece ilk bilirkişi raporuna neden itibar edilmediği hususunda herhangi bir açıklama da getirilmediğini; son alınan bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazın da nazara alınmadığını, dosya kapsamında  ek raporun dahi alınmadığını, İleri sürerek, yukarıda ve Bakırköy 7. Asliye Ticaret  Mahkemesinin dosyasında arz ve izah olunan ve re’sen dikkate alınacak gerekçelerle; istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin2020/117 E. 2022/147 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, talepleri doğrultusunda, bilirkişi raporunda tespit edilen bedel üzerinden kabulüne, davalının % 20 oranın icra inkar tazminatına hükmedilmesine,  TEHİR-İ İcra taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın reddine,  karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili  tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davaya konu .... sayılı sayılı icra dosyası incelendiğinde; Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhinde 02/10/2019 tarihi itibariyle cari hesap alacağı takip sebesi gösterilerek 20.000,00 alacağın tahsili talebiyle 02/10/2019  tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun itirazı üzerine istinafa konu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı tarafa ait mal ve hizmet satışına ilişkin BS formları ile davalı tarafa ait mal ve hizmet alımına ilişkin BA formlarının ilgili vergi dairesi müdürlüklerinden getirtilip dosya arasına konulmuştur.Mahkemece19/06/2020 tarihli duruşmanın ara kararı gereğince, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, davalı tarafın bilirkişi incelemesine ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle rapor düzenlediği,  10/09/2021 tarihli duruşmanın ara kararı uyarınca; Bilirkişi raporunun yeterli olmaması ve hüküm kurmaya elverişli bulunmaması nedeniyle dosyanın bilirkişi listesinde yer alan resen seçilecek ...dışında başka bir mali müşavir bilirkişisine tevdi ile cari hesabın nereden kaynaklı olduğu da belirtilmek suretiyle hesap dökümünün ayrıntılı gösterilmesi için rapor hazırlanmasının istenilmesine, karar verildiği ve  SMM bilirkişisi ...'a dosyanın tevdi edildiği, bilirkişi tarafından davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafa ait mal ve hizmet satışına ilişkin BS formları ile davalı tarafa ait mal ve hizmet alımına ilişkin BA formlarının incelenmek suretiyle rapor düzenlendiği anlaşılmıştır.SMM bilirkişisi ... tarafından düzenlenen raporda; Davacı vekili tarafından 18.11.2020 tarihinde bilirkişi raporuna cevabı ek 5 olarak dosyasına sunduğu davalıya ait muavin hesap dökümünde; Davacının 10 adet satış faturası ile 96.167,90 TL tutarlı davalının hesabına borç kaydı yapıldığı ve 10.000,00 TL tahsilatla (96.167,90 TL — 10.000,00 TL -) 86.167,90 TL alacak bakiyesinin olduğu, İcra takip tarihi itibariyle 86.167,90 TL alacak bakiyesinin bulunduğu, Ancak; Davacı vekili tarafından mail yoluyla gönderilen ve 07.01.2022 tarihinde mali müşavir ofisinde yerinde yapılan defter incelemesinde; Davacının, davalıya 9 adet fatura düzenlediği, 9 adet fatura tutarının KDV dahil 67.178,84 TL. Olduğu, davalıdan 10.05.2019 tarihinde 10.000,00 TL EFT, 05.06.2019 tarihinde 19.000,00 TL. 1 nolu para makbuzuyla nakit ve 01.07.2019 tarih 1 nolu para makbuzuyla 18.000,00 TL nakit tahsilatla toplam 47.000,00 TL alacak kaydı yapılarak icra takip tarihinde (67.178,84 TL - 47.000,00 TL -) 20.1778,84 TL alacak bakiyesinin olduğu, Yukarıda dökümü yapılan A ve B maddelerindeki muavin hesap dökümlerindeki çelişkilerin izahı; Dosyasına sunulan A da belirtilen muavin dökümünde 03.05.2019 tarih ... nolu ... yevmiye numarasına kayıtlı 28.989,06 TL tutarlı fatura kaydının B de belirtilen muavin kayıtlarında yer almadığı (aynı nolu fatura iki ayrı tutarla ve tarihle kayıt altına alındığı, (96.167,90TL -28.989,06 TL - ) toplam borç kaydının 67.178,84 TL olduğu, dosyasına sunulan A da belirtilen muavin kayıtlarında yer almayıp, B de belirtilen muavin kayıtlarında 05.06.2019 tarih 1 nolu para makbuzuyla ... yevmiye kayıt numarasıyla 19.000,00 TL ve 01.07.2019 tarih 1 nolu para makbuzuyla ... yevmiye kayıt numarasıyla 18.000,00 TL alacak kaydedilerek (19.000,00 TL * 18.000,00 TL -) 37.000,00 TL ilave ile toplam 47.000,00 TL alacak kaydının yapıldığı, İlave alacak kaydıyla (67.178,84 TL — 47.000,00 TL=) bakiye alacağın 20.178, 84 TL olarak düzeltildiği,  19.000,00 TL ve 18.000,00 para makbuzuyla yapılan tahsilat kayıtlarının .... Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile aykırı olduğu tevsik edici belge niteliğini taşımadığı,  27.05.2019 Tarih.... nolu fatura ticari defter kayıtlarında 9.865,80 TL + 1.775,84 KDV ile 11.641,64 TL tutarla yevmiye defterine kaydedildiği, Fatura üzerinde yapılan düzeltmelerle 4.705,00 TL + 846,90 KDV ile 5.551,90 TL olarak düzeltildiği yevmiye kaydıyla uyuşmadığı, 03.05.2019 tarihli .... nolu fatura üzerinde karalamalar olduğundan tespitin sağlıklı yapılamadığı, davacının davalıya düzenlemiş olduğu faturaların “irsaliyeli fatura olduğu, Faturanın ve Fatura içeriğinin kim tarafından teslim alındığı ile bilginin bulunmadığı, Faturaların düzenleme tarihi ile sıra numaralarının birbirini takip etmediği, BA- BS formlarının incelenmesinde; Yenibosna vergi dairesinin dosyasına göndermiş olduğu davacıya ait Mayıs 2019 dönemine ait BS formu ve davalıya ait Mayıs 2019 dönemi BA formu incelendiğinde;  Davacının davalıya düzenlemiş olduğu 8 adet fatura ile 81.256 TL (KDV hariç) toplam tutarı BS formuyla satış beyan ettiği, Davalının ise, Davacının düzenlemiş olduğu 8 adet fatura ile 51.528 TL (KDV hariç) toplam tutarı BA formuyla alış beyan ettiği, Davacının BS formuyla beyan ettiği toplan 81.256.-TL toplam satış tutarıyla Davalının BA formuyla beyan etmiş olduğu 51.528 TL toplam alış tutarının birbirleriyle uyumlu olmadığı, yukarıda dökümü yapılan davacının davalıya düzenlemiş olduğu Mayıs 2019 dönemi satış faturalarının KDV hariç toplam tutarının (51.528 TL) ve (8) adet ile davalının BA formuyla beyan ettiği (51.528 TL) tutarla uyumlu olduğu, Davacının davalıya düzenlemiş olduğu Mayıs 2019 dönemi satış faturalarının KDV hariç toplam tutarının (51.528 TL) ile davacının BS formuyla beyan ettiği (81.256 TL) tutarla uyumlu olmadığı, davacının Ticari defter kayıtları çelişkili olmakla birlikte Davalının vergi dairesine beyan ettiği, Mayıs 2019 dönemine ait BA formunda beyan ettiği 51.528,60 TL + (9.275,15 TL ) KDV ile 60.803,75 TL tutarında mal/hizmet satışında bulunduğunun kabul edilebileceği, davacının ticari defter kayıtlarındaki (10.000,00 TL + 19.000,00 TL + 18.000,00 TL =) 47.000,00 TL tahsilat kayıtları dikkate alınacak olursa (60.803,75 TL - 47.000,00 TL =) 13.803,75 TL ve BA/BS formlarına girmeyen 18.06.2019 tarih ... nolu fatura tutarı olan 285,56 TL nin de ilavesiyle takip tarihinde (13.803,75 TL + 285,56 TL =) 14.089,31 TL tutarda alacaklı olabileceği, belirtilmiştir.Faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malın davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19. HD' nin 2015/12329 E.- 2016/6138 K. ve 2014/11846-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.) Somut olaya döndüğümüzde; davacı tarafın ticari defter ve kayıtları ile davacı tarafa ait BS formu ile davalı tarafa ait BA formlarının incelenmesi suretiyle mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen  rapor içeriğindeki tespitler de gözetildiğinde, davalının  Mayıs 2019 dönemine ait BA formu ile 8 adet faturayı vergi dairesine beyan ettiği, 51.528,60 TL + 9.275,15 TL. KDV ile toplam 60.803,75 TL tutarında davacının davalıya mal/hizmet satışında bulunduğu, bu durumda  davalının BA formu ile vergi dairesine bildirdiği 8 adet faturanın ve içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. BA/BS formlarına girmeyen 18.06.2019 tarih ... nolu fatura tutarı olan 285,56 TL. Miktarlı fatura ve diğer fatura muhteviyatı malların davacı tarafından davalıya teslim edildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiği, bu yönde davacı tarafından delil ibraz edilmediği, davacı kayıtlarına göre davalı tarafından davacıya toplam  47.000,00 TL ödeme yapıldığı, bu kayıtlara göre davacının (60.803,75 TL - 47.000,00 TL =) 13.803,75 TL. davalıdan alacaklı olduğu,  bu durumda  İspat yükü BA formuyla bildirimde bulunan davalıya geçmiştir. BA formuyla vergi dairesine bildirilen 8 adet faturayı alan davalının faturayı iade ettiğini kanıtlaması gerekmektedir. Davalının cari hesaba konu faturayı  almadığını, iade ettiğini veya ödediğini  isbat edemediği anlaşılmakla; Bu tesbitler doğrultusunda mahkemece 13.803,75 TL. Asıl alacak yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle reddine karar verilmesi yerinde   görülmemiştir İİK'nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra - inkar tazminatına hükmedilebilmesi için alacağın likit ve belli olması gerekir. Somut olayda, davaya konu icra dosyasındaki icra takibine dayanak asıl alacak faturaya dayalı cari hesaptan kaynaklı olup likit (bilinebilir, belirlenebilir) ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile kabul edilen miktar yönünden   davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Sonuç olarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen  kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak, dairemizce yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacının itirazın iptali davasının kısmen kabulü yönünde  karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  A-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/02/2022 tarih ve 2020/117 Esas -  2022/147 Karar  sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, davalının ..... Sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, takibin 13.803,75 TL. asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarla aynen devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen 13.803,75 TL. asıl alacağın %20 'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Ret edilen miktar yönünden davacının kötüniyetli takip yaptığı tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 4-Dairemiz karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 942,93-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından dava açılırken yatırılan 241,55-TL peşin harcın  mahsubu ile bakiye 701,38‬-TL' nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 241,55-TL peşin harç ve 54,40-TL başvuru harcı toplamı olan  295,95‬-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edildiği anlaşılan 185,5‬0-TL tebligat/ posta gideri ile 2.000‬,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam: 2.185,5‬0-TL yargılama giderinin davanın kabul/ ret oranına göre 1.507,99-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve taktir olunan  13.803,75-TL  vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T uyarınca  reddedilen miktar üzerinden  hesap ve taktir olunan 6.196,25-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,10-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00 TL'nin davanın kabul ve red oranına göre 910,8‬0-TL'sinin davalıdan, 409,2‬0-TL'sinin de davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 11-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:12-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,13-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 54,50-TL posta gideri olmak üzere toplam: 275,2‬0-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 14-Artan gider avansı bulunması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 15-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara  tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/10/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile  karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7e94d643f91120c5","SID":"b4ab2db5be299311"}}