{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/349 Esas<br>KARAR NO: 2024/1632<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 25/11/2021<br>NUMARASI: 2019/402 E. - 2021/259 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/10/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;   müvekkilinin  23 ve 35. sınıflarda tescilli ... tescil numaralı \"...\" ve 25. sınıfta tescilli ...  tescil numaralı \"...\" markalarının sahibi olduğunu, ayrıca ...tescil numaralı \"...\" ve ... tescil numaralı \"...\" markalarının da müvekkili adına tescilli olduğunu, müvekkilinin \"...\" ismini birden çok markası içerisinde değişik şekillerde kullandığını, müvekkili adına tescilli diğer markalarda olduğu gibi \"..\" ve \"... & ...\" markalarının da müvekkili tarafından yürütülen yoğun pazarlama ve tanıtım faaliyeti sonucunda tanınmış marka haline geldiğini,  davalıya ait \"...\" markasının ise müvekkilinin \"...\" ve \"...\" markalarından daha sonra tescil edildiğini, davalının müvekkilinin \"...\" ibareli markasını kendi markası içerisinde kullandığını, davalının marka kullanımının müvekkilinin tescilli markası ile benzerlik gösterdiğini ve iltibas yarattığını, kötü niyetle oluşturulduğunu iddia ederek, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının hak düşürücü süre içerisinde davasını ikame etmediğini, müvekkilinin \"...\" markasını on iki yıldan bu yana (2005 yılından beri) kullandığını, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının ... numarası ile tescilli olduğunu, 29.11.2013 tarihinde aynı marka tescilinin 25 ve 35 numaralı ürün gruplarında yenilenerek kesintisiz olarak kullanıldığını, dolayısıyla davacının, dava konusu markanın hükümsüzlüğü davasını üç yıllık hak düşürücü süre içinde ikame etmediğinden reddi gerektiğini ve davacının müvekkilinin markayı 2013 yılından bu yana kullandığı iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin karışıklığa neden olmayacak şekilde tescil ettiği markasını basiretli ve iyi niyetli bir tacir olarak kullandığını, davacının kötü niyet iddiasına kanıt sunulamadığını, ayrıca müvekkilinin \"...\" ibareli markasının 27.08.2008 tarihinde tescil edildiğini, davacının \"...\" markasının ise daha sonraki tarihli olduğunu, müvekkil şirketin markası ile davacı şirketin markaları arasında benzerlik bulunmadığını, zira \"...' kelimesinin alanında çok usta ve tanınmış olan kadın sanatçı anlamına geldiğini, bu denli genel ve yaygın kelimenin kullarım hakkının tek bir şirket tekelinde bulundurulmasının marka hukuku ve rekabet hukuku açısından ciddi sakıncalar doğuracağını ve böylesi bir kelimenin marka isimlerinde bulundurulmasının iltibasa yol açmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının REDDİNE,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; hatalı gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini, somut olay incelenmeden görev sınırlarını aşarak bilimsel hususlar hakkında dahi gerçeğe aykırı bilgiler veren 01.07.2021 tarihli raporun hükme esas alındığını, davalının bir önceki markasının müddet olmasından kısa bir süre huzurdaki davanın açılmış olmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı yorumunun hukuk dışı olduğunu, mahkemece davalı şirketin  markasını kötü niyetli tescil ettirdiğinin görmezden gelindiğini, mahkemenin tescilde kötü niyetin bulunmadığı ve 2 yıl içerisinde hükümden düşen markası ile aynı/benzer bir markanın başkalarınca tesciline karşı çıkabilme imkanı bulunması konusundaki hukuki yorumunun somut olayın gerçekleri ile bağdaşmadığını, her gün TPE'de araştırma yapamayacaklarını bu nedenle hemen dava açamadıklarını, marka sahiplerinin önceden tescil edilmiş markaların aynısı için aynı mal ve hizmetleri kapsayan yeni bir marka başvurusu yaptığında bu markaların \"tekrar markası\" olarak adlandırıldığını, kötü niyetli tescilin tespitinde dikkate alınan hususlardan birkaçının markanın ne kadar eski olduğu, tescillerin kapsamı ve sayısı ve markanın bilinirliği olduğunu, müvekkilinin ilk markası \" ...\"ın 2003 yılında, \"... 2003 yılında \"...\"nın ise 2006 yılında tescil edildiğini, devamın 18 ve 25 kodlarında tescilli \"...\" markasına 35 kodundan da tescil yapıldığını ve yine 2012 yılında da \"...\" markasının tescil ettirildiğini, davalı şirketin  2008 yılında kurulmuş olduğunu  davalı şirket henüz ortada yokken 2003 yılından itibaren \"divas\" ibarelerini içeren markalar kullanmakta olduğunu, Yargıtay'ın bu konudaki kararlarının davalının kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu,  hangi delile dayanılarak davalının markasının 2008 yılından itibaren kullanıldığına kanaat getirildiğinin anlaşılamadığını, davalının sunduğu görsellerin oluşturulma tarihlerinin hatta çekim tarihlerinin dahi her zaman değiştirilebileceğini, istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kötü niyetli olmadığının bilirkişi raporlarından da anlaşıldığını, bu iddianın soyut ve gerçek dışı olduğunu, davacının müvekkili şirketin ... numaralı markasına karşı senelerce hükümsüzlük davası açmayarak sessiz kalmış olmasını \"her gün TPE'de araştırma yapılamayacağı\" argümanı ile hafife aldığını, müvekkili şirketin 12 senedir fiilen kullanmakta olduğu dava konusu \"...\" markasının son 12 senedir  2008'den itibaren kullanıldığının ispat edilemediğinin iddia edilmesinin dosya kapsamı ile bağdaşmadığını, davacı kullanımını ispat eden delillerin dosyada yer aldığını, dosya tarafı iki şirketin ürün portföylerinin dahi benzer olmadığını, davacı şirketin faaliyet alanını büyük beden tekstil ürünlerinin oluşturmadığını, 01/07/2021 tarihli bilirkişi raporunda yer alan bir kısım tespitlere itiraz etmişlerse de rapor genelinin hüküm kurmaya elverişli yapıldığını, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Davacı vekili,  müvekkilinin 23 ve 35. sınıflarda tescilli ... tescil numaralı \"...\" ve 25. sınıfta tescilli ... tescil numaralı \"...\" markalarının sahibi olduğunu,  tanınmış marka haline geldiğini,  davalıya ait \"...\" markasının iltibas yarattığını, kötü niyetle oluşturulduğunu beyanla  markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep  etmiştir. Davalı vekili, hak düşürücü sürenin geçtiğini,  müvekkilinin \"...\" markasını 2005 yılından beri kullandığını, markanın 27.08.2008 tarihinde tescil ettirildiğini   kötü niyet iddiasının gerçek olmadığını,  davacının \"... ...\" markasının ise daha sonraki tarihli olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını,\"...' kelimesinin genel ve yaygın  kullanımı nedeniyle  bir şirketin tekeline bırakılamayacağını  savunmuştur. Deliller;  -Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarına göre , ..., ..., ..., ... tescil numaralı \"...\" esas unsurlu markaların davacı adına, ... tescil numaralı \"...\" ibareli 29/11/2013 başvuru tarihli  markanın ise 25 ve 35 sınıflarda  24/08/2015 tarihinden itibaren on yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu, ... tescil numaralı  25. Sınıfta tescilli \"...\" markasının 18/08/2019 tarihi itibariyle tescilinin yenilenmemiş olması nedeniyle hükümsüz kaldığı görülmektedir. -Bilirkişi raporunda, davalının 18/08/2009 tarihinde 25. Sınıftaki emtialar için tescil edilmiş olan ... tescil numaralı  \"...\" markasının  yenilenmemiş olması nedeniyle müddet olduğu,  ... tescil numarası ile 25 ve 35. sınıfta genişleterek markasını tüm unsurlarını muhafaza ederek aynı şekilde tescil ettirdiği, davacının ..., ... tescil numaralı markaları ile davalı adına olan ... tescil numaralı \"...\" ibareli markasının görsel ve fonetik olarak benzer olduğu, kavramsal farklılıklar olsa da bu farklılıkların davalının markasını davacı markasından uzaklaştırmaya yeterli olmadığı, markaların tescil kapsamlarında yer alan mallar ve hizmetlerin orta düzeyde tüketiciye hitap ettiği,   iltibasa neden olabileceği, davalı tarafından markanın 2008 yılından itibaren (ilk marka tescili ...) 25.sınıfta yer alan “Giyim eşyaları”nda ve bu giyim eşyalarının tanıtım ve pazarlamasında 2013 yılına kadar ve sonrasında da kullanıldığı,  davacının davalı ile ayni sektörde faaliyet gösterdiği, davalının ... tescil numarası ile tescil edilmiş olan markasından ve bu marka ile yürüttüğü ticari faaliyetinden haberdar olabileceği,  buna rağmen davacının 2008 yılında tescil ettirdiği \"...\" ibareli markasının hükümsüzlüğünü talep etmediği, davalının sözkonusu markasını kullanmasına itiraz etmediği, ... tescil numaralı markanın müddet olmasından kısa bir süre sonra hükümsüzlük davasını açmış olmasının MK 2.maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanımı olduğu,  davalının 29/11/2013 tarihinde ... tescil numaralı markasını kötüniyetle tescil ettirmediği belirtilmiştir. Delillerin değerlendirilmesi, gerekçe ve kabul ; SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir\" SMK 6/1 maddesi  hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. SMK 6/9 maddesi  hükmüne göre , Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. İşaretlerin benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken markalar arasında  görsel, fonotik  ve kavramsal benzerlikleri yanında markaya konu unsurların ayırt edicilik gücü de dikkate alınmalı, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirlenmelidir. Davalı tarafça davacının dava açmayarak uzun süre sessiz kaldığı dava açma hakkını yitirdiği savunulmuştur. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı  uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı). Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Davalının 25. Emtia sınıfında markasal kullanımının ,... tescil numaralı  25. Sınıfta tescilli \"...\" markasına dayalı  başladığı,  davalının 2008 tarihli markasının koruma süresi devam ederken dava konusu hükümsüzlüğü talep edile ... tescil numaralı \"...\" ibareli 29/11/2013 başvuru tarihli  markasını 25 ve 35 sınıflarda  aynı ibare ile değiştirilmeden sadece 35 sınıf eklenerek tescil ettirdiği dikkate alındığında  davalının marka tescilinin  seri marka niteliğinde olup olmadığının, müktesep hak teşkil edip etmediğinin  tartışılması gerekir. Markada teklik ve öncelik ilkesi gereği  tescilli markayı oluşturan işaretin aynısı veya benzerinin sonradan bir başkası adına tescili mümkün değildir. Ancak, her tacirin tescilli markasının asli unsurlarından biri ya da bir kaçını muhafaza ederek seri marka oluşturma hakkı bulunmaktadır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.11.2008 tarihli 2008/11505 Esas- 2008/12839Karar sayılı ... Donut kararında seri markayı \"Bir işletme tarafından uzunca süredir kullanılan markanın asli unsuru muhafaza edilerek, markanın bu işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle, önceki markanın kapsadığı ürünlerin veya bir ürün çeşidinin tüketiciye yenilenmiş bir marka imajı ile sunulması ve bu yolla marka sahibi işletmenin piyasaya arz ettiği ürünlerinin de işletmesel köken olarak öncekilerle bağlantılı olduğu mesajını veren yeni markalar yaratmak amacıyla önceki markada yer alan asıl unsurun yanına başkaca asli ve/veya tali unsurlar ekleyerek oluşturduğu markaların seri marka olarak kabulü olanaklıdır. İşletmenin önceki markasındaki ortak asli unsuru taşımakla birlikte, esasen seri markaların her biri diğerinden bağımsız nitelikteki ticaret ve hizmet markalarıdır.\" şeklinde tarif etmiştir. Eski tescilin kazanılmış hak teşkil edebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerektiği, Yargıtay 11.HD. 19.09.2008 gün ve ... sayılı \".../...\" yine, 14.11.2008 gün ve .... sayılı '...'  kararlarında açıklanmıştır. Bu koşullar; \"kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, yani kullanımın ve tescilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markaya dayalı olarak yapılan başvurunun, ilk markanın asli unsurunu muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması (önceki markanın asli unsuru değişmiş ise, bu artık yeni bir marka başvurusu olacaktır), son olarak da; sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, emtia listesinin genişletilmesi yoluna gidilmemesi \" olarak açıklanmıştır. Yukarıdaki açıklamalara göre , somut olayda, davalının önceki kullanımları da göz önüne alındığında; davalının ... tescil numaralı  25. Sınıfta tescilli \"...\" markasını   2008 yılından itibaren marka tesciline dayalı kullanımını sürdürdüğü,  2008 tarihli markanın koruma süresi devam ederken  markasındaki  \"...\"  ibaresinden oluşan asli unsurunu değiştirmeksizin  ... tescil numaralı \"...\" ibareli markayı önceki  marka ile aynı olan 25. Sınıfta tescilinin   eski tarihli markasının  asli unsurları korunarak  devamı niteliğinde bir marka  tescili olduğu ,  seri marka imajının korunduğu,  davalının  eski tarihli benzer markası nedeniyle marka üzerinde 25. Sınıf emtia yönünden ve marka sahibinin markanın tescilli olduğu emtiayı 35. Sınıfta mağazacılık sınıfında kullanma hakkı bulunduğundan  müktesep hak sahibi olduğu, müktesep hak oluşturan markanın kapsamı yönünden 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan davalının hükümsüzlüğe konu  ... tescil numaralı \"...\" markasının tescil edildiği ve eski markasının kapsamında sayılmayan 35. Hizmet sınıfının alt emtiaları yönünden emtia listesi genişletilmiş olduğundan müktesep hakkının bulunmadığı, genişletilen emtia yönünden markanın 24/08/2015  tescil tarihi  dikkate alındığında,29/11/2019 dava tarihine kadar hükümsüzlük davası yönünden 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre, davacının 2003 tarihli ... ibareli markasının  esas unsurunu oluşturan ... yada ... ibaresinin tescilli olduğu mal ve hizmetler yönünden yaygın kullanılan tanımlayıcı ibare olmadığı aksine  ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğu,  hükümsüzlük talebine konu davalı  \"...\" markasında aynen kullanıldığı, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, dolaylı kavramsal farklılık bulunmakla birlikte  planet ibaresi eklenmesinin davalı  markasını farklılaştırmaya ve  iltibası önleyecek mahiyette ayırt edicilik kazandırmaya yeterli olmadığı ,markalar arasında  sınıfsal benzerliğin de söz konusu olduğu, her iki markanın ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği bu nedenlerle işletmeler arasında bağlantı kurma, davacının seri markası olarak algılanma dahil tüketici nezdinde iltibas tehlikesi yaratacak şekilde benzerlik bulunduğu, davalının tescilinin kötüniyetli olduğu ileri sürülmüş ise de, davalının 2008 yılından itibaren marka tesciline dayalı kullanımını sürdürdüğü, marka tescilinin tek başına kötüniyetin varlığına delil teşkil etmeyeceği bu nedenle kötüniyetli tescil iddiasının yerinde olmadığı,  dosyada davacı markasının tanınmış marka olduğu iddiasının  ispatının bulunmadığı  dikkate alınarak  SMK 6/1 maddesi  hükmüne göre davalı markasının müktesep hak oluşturmayan 35. Sınıftaki alt emtialar yönünden hükümsüzlük koşullarının bulunduğu anlaşıldığından davalının ... tescil numaralı ve ... tescil numaralı markalarının tescil sınıfları karşılaştırılarak müktesep hak oluşturmayan 35. Sınıftaki alt emtiaların belirlenebilmesi için bilirkişiden ek rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/11/2021 tarih, 2019/402 E. 2021/259 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db66f78af906d588","SID":"afd268d6d506eeb7"}}