{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1721 - 2024/1084<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1721 <br>KARAR NO\t: 2024/1084<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 22/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/826 Esas 2022/148 Karar<br><br>DAVACILAR\t<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALILAR\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 25/09/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 21/10/2024<br><br>\tİlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalılar... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili, 18.01.2019 tarihinde davalı...’e ait olup ...’ın idaresinde  bulunan davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı ticari otomobil ile yaya konumundaki ...’e çarpması sonucunda  21.02.2019 tarihinde vefat ettiğini, davacıların vefat eden ...’in eş ve çocukları olduğunu, davalı sürücünün aşırı hız ve özensizliği, dikkatsizliği, bilinçli taksirli olarak yaya geçidinden öncelikle geçiş hakkı ile geçmek üzere olan müteveffaya çarparak ölümüne neden olduğunu, ceza yargılamasında davalı sürücünün tam kusurlu bulunduğunu, Adli Tıp Kurumunun 22.04.2019 tarihli raporunda ölüm ile kaza arasında uygun illiyet bulunduğunun belirtildiğini, maddi ve manevi tazminat talebiyle eldeki davanın açıldığını, davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 45.000,00 TL, davacı ... için 35.000,00 TL, davacı ... için 35.000,00 TL ve davacı ... için 35.000,00 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacıların her birine 10,00’ar TL olmak üzere toplam 40,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatı talebini 49.469,68 TL olarak ıslah etmiştir. <br>\tDavalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafça sigorta şirketine başvuru yapılmadan dava açıldığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve zararın usulen ispat edilmesini, hesaplamanın yeni Genel Şartlar uyarınca yapılmasını, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, sorumluluklarının poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kaza sebebiyle elde edilen gelir ve tazminatların mahsubu  gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tDavalılar... ve ... vekili, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, kaza nedeniyle davalıya kusur izafe edilemeyeceğini, davalı sürücünün yayanın ani hareketi karşısında önleyebileceği durum bulunmadığını, kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, müteveffanın ölümü ile kaza arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, 87 yaşındaki kişinin fiilen çiftçilik yaptığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müteveffanın çocuklarının destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanamayacaklarını, ticari faiz talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/485 Esas, 2020/658 Karar sayılı dosyasında düzenlenen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 13.12.2019 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğu, müteveffa yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 03.05.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere uyarınca davanın maddi tazminata ilişkin bölümü yönünden davacı ... yönünden davanın kabulü ile 49.479,68 TL'nin davalılar ... ve...'dan kaza tarihi 18.01.2019 tarihinden, davalı sigortadan 16.12.2020 dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacı ...'ya ödenmesine, diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davanın manevi tazminata ilişkin bölümü yönünden davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 25.000, TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL ve davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve...'dan kaza tarihi 18.01.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile alınarak adı geçen davacılara ödenmesine, manevi tazminata ilişkin fazla taleplerin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ile davalılar... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde, manevi tazminata ilişkin hükmün hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müteveffanın yayaya öncelikli yoldan geçtiği esnada elim bir kazaya maruz kaldığını, yaklaşık 20 gün yatarak tedavi gördüğünü ve acılar çektiğini, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının çok düşük olduğunu, davalı tarafın ticari taksi sahibi, sigorta şirketi ve araç sürücüsü olduğunu, sosyal ve ekonomik koşullara göre hüküm altına alınan manevi tazminatın düşük olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>\tDavalılar ... ve... vekili istinaf dilekçesinde, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemenin görevli olduğunu, Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/485 Esas, 2020/658 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini ve bağlayıcı olmadığını, mahkemece hükme esas alınması ve kusur incelemesi yapılmadan karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini, 30.03.2021 tarihli dilekçe ile bildirilen tanıklar dinlenmeden ve keşif talebinde bulunulduğu halde bu talep karşılanmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığını, bu yöndeki talepleri yönünden inceleme yapılmadığını, 87 yaşında olan müteveffanın çalışmasının kanıtlanmadığını, hesaplamanın hükme esas alınmasının doğru olmadığını, tazminat hesabında kullanılan yöntemin doğru olmadığını, davacıların manevi yönden zarar gördüklerinin ispatlanamadığını, hüküm altına alınan manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, desteğin 87 yaşında olup kullandığı ilaçların etkisi araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;<br>\tDavacılar vekili, 18.01.2019 tarihinde davalı...’e ait, davalı ...’ın idaresinde bulunan  davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı ticari otomobil ile yaya konumundaki ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu, müteveffanın davacılardan ...'in eşi, diğer davacıların babası olduğunu belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/485 Esas, 2020/658 Karar sayılı dosyasında düzenlenen Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 13.12.2019 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam ve asli kusurlu olduğu, müteveffa yayanın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 03.05.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkelere uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalılar... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\t1-Dosya içeriğinden, kaza ile ilgili olarak düzenlenen kaza tespit tutanağının dosyada mevcut olmadığı, kazaya ilişkin olarak Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/485 Esas, 2020/648 Karar sayılı dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 13.12.2019 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın görüş alanına giren ve yaya geçidini kullanan yayaları gördüğü anda yaya geçidi alanında durarak ilk geçiş hakkını yaya geçidini kullanan yayalara vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmemesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, yaya ...'in olay mahalli yaya geçidi üzerinden karşıdan karşıya geçiş yaptığı sırada sağından gelen ve hatalı bir şekilde yaya geçidine giriş yapan otomobilin çarpması neticesinde karıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmadığının belirtildiği, yapılan yargılama sonunda 14.09.2020 tarihli karar ile davalı sürücünün cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 22.09.2020 tarihinde kesinleştiği, davalı tarafça kusura ilişkin itirazda bulunulduğu ve tanık bildirildiği, mahkemece kusur durumuna ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmadığı, ceza mahkemesi kararı esas alınarak yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. <br>\tHâkim tarafından tazminat miktarı belirlenirken; tarafların kusur durumlarının dikkate alınması gerekmektedir. “Kusur” TBK 51/1.maddede de belirtildiği üzere, tarafların sorumluluklarının belirlenmesi için mutlaka kusur tespitinin yapılması gerektiği açıktır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK ile kusur tespitinin oran üzerinden yapılması sisteminden vazgeçilerek, asli - tali kusur düzenlemesi kabul edilmiştir. Buna göre, ceza yargılamasında oran belirlenmeksizin yapılan kusur tespitinin hukuk hakimi açısından yetersiz kaldığı durumlar olabilecektir. Zira asli ve tali kusurun oranları sayısal olarak (100 ya da 8 üzerinden yapılan değerlendirmede) farklılık arz edebileceği için, hükmedilecek tazminat rakamları da belirlenecek oranlara göre değişecektir. Örneklemek gerekirse; ceza yargılamasında sadece \"tali kusur\" olarak kabul edilen oran, hukuk yargılamasında (varsayımsal olarak) %1 ile %49 arasındaki bir oran olabilecektir. Tazminat değerlendirmesi yapılırken de %1 kusur ile %49 kusur arasında çok farklı değerlendirme yapılması gerektiği açıktır.<br>\tÖte yandan Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/11702 Esas, 2022/17207 Karar, 2021/438 Esas, 2022/13104 Karar sayılı ilamlarında belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları mahiyetleri itibariyle hukuk hakimi için bağlayıcı değildir.<br>\tBu durumda öncelikle kaza tespit tutanağı ve ceza yargılamasına ilişkin Eskişehir 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/485 Esas, 2020/648 Karar sayılı dosyasının getirilmesi, taraflarca gösterilen tüm delillerin eksiksiz toplanması ve tanıkların dinlenmesi, daha sonra kaza tespit tutanağı, ceza mahkemesi dosyası içeriği, alınan bilirkişi raporu ve ifadeler, kazanın meydana geliş şekli dikkate alınarak tarafların beyan ve itirazları da değerlendirilmek suretiyle İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden emekli 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden kusura ilişkin gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, taraflara denetim imkanı sağlanması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir.<br>\t2-6100 sayılı HMK'nın 55. maddesinde ''Taraflardan birinin ölümü hâlinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir.'' hükmü düzenlenmiştir. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK m.43/1, 513/1). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. (Yargıtay 4. HD, 21.11.2022 tarihli, 2021/27472 Esas, 2022/14974 Karar sayılı kararı). Dosya kapsamından davacılardan ...'in 26.05.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmakla ilgilisinden veraset ilamı temin edilerek Kanun'un 55. maddesi uyarınca usul hükümlerinin yerine getirilmesi için hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. <br>\tDavacılar vekili ve davalılar... ve ... vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davacılar vekili ile davalılar ... ve... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>\t2-Davacılar ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>\t3-İstinaf yoluna başvuran davacılar ve davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>\t4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye<br>Katip <br> <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0cd31d6c9951b9e2","SID":"67da65ee01d95530"}}