{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/889 - 2024/1169<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/889 \t\t                                          (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2024/1169<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2018/906 E 2021/182 K<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 14/10/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 23/10/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili; davacı şirket ile davalı arasında tanzim edilen 13.06.2018 tarihli sözleşme gereği müvekkili şirket tarafından davalının Antalya Manavgat'ta kurulu ... ismindeki otelin Deniz ve Tatlı Su Ürünleri ihtiyacı karşılandığını, davalı taraf bir kısım fatura bedellerini ödemediği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmediğini,  faturaların davalıya tebliğ edildiğini, alacağın tahsili için ihtarname keşide edildiğini, fiyat farkından kaynaklanan faturaların bedelinin ödenmediğini belirterek müvekkili şirketin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalı şirketten olan alacağının mahkemece tespit edilmesini ve ticari temerrüt faizi ile birlikte tespit edilen miktarın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; davacı tarafın, Antalya'da Deniz ve Tatlı Su ürünleri tedarik işi yaptığı, tarafların 13.06.2018 tarihli söyleşmeyle Otel ve Tatil Köyünün su ürünleri  ihtiyacının karşılanması için anlaştıklarını, davacının sözleşmeye aykırı ürün teslim etmesi ve tek yanlı fiyat artışına gitmesi sebebiyle taraflar arasında ihtilaf çıktığını, alacaklarını da faturalarına dayandırdığına göre, alacağının ne miktarda olduğunu bilmesi gerektiğini, davacı dava dilekçesine tarihini, sayısını, tutarını yazdığı 13 fatura sebebiyle 238.220,29 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, dava konusu ihtilaf 238.220,29 TL tutarında olduğunu, dolayısıyla \"tespit ve belirsiz alacak davası\"na konu edilemeyeceğini, kur artışları nedeniyle, davacının fiyat farkı talep edemeyeceğini, davacı tarafla düzenlenen 13.06.2018 tarihli satış sözleşmesinin 4/D maddesinde, \"Fiyatlar sözleşme sonuna kadar sabit olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; taraflar arasında düzenlenen 13/06/2018 tarihli satış sözleşmesinin 4/D maddesinde; \"Fiyatlar sözleşme sonuna kadar sabit olduğu, glaze oranları ve  fiyat listesinin taraflarca karşılıklı imza altına alınacağını, ... glaze oranlarını geçtiği takdirde ... bu oranı fiyat farkı olarak geri dönerek ...'in cari hesabından düşeceği\" şeklinde belirtildiği ve bu şekilde fiyat listesi imzalandığı ve sözleşmeye eklendiği, fiyat değişikliği öngörülmediği ve tacir olan davacı şirketin de bu sözleşmeyi imzaladığı, taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olduğu, taraf davacı tarafın ...'dan onay aldığını iddia ettiği ancak bu kişinin davalı şirket çalışanı olup yetkili temsilcisinin olmadığı, sözleşmede taraflar arasında herhangi bir değişiklik yapılmadığı, davaya konu 13 adet faturanın fiyat farkı açıklamalı faturalar olduğu, bunların davalının inceden davacıya kesmiş olduğu aynı tutarda ve aynı sayıda faturalara karşılık kesildiğinin görüldüğü, her iki tarafın tacir olduğu, ticari defterlerle sözleşme ilişkisi ve alacak miktarının ispatının mümkün olduğu, bir sözleşme ilişkisi sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile kurulacağı, sunulan ticari defterler ve yazılı belgelerin aksinin ancak yazılı ve kesin delillerle ispatının mümkün olduğu, taraflar arasında fiyat farkının kabulüne ilişkin ek bir protokolün veya onayın da bulunmadığı, yine fiyat farkı uygulanacağı yönünde bir ek sözleşme olmadığı, bu konuda taraflar arasında bir teamülün oluşmamış olduğu da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili; davaya konu faturaların davalıya tebliğ edildiğini süresi içinde itiraz edilmediğini, keşide edilen ihtarnameye de itiraz edilmediğini belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fiyat farkı kapsamında düzenlenen faturalardan kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava; fiyat farkından kaynaklanan tahakkuku yapılan faturaların bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Davacı yan dava dilekçesinde davalıdan toplamda 238.220,29TL alacağı bulunduğunu iddia ederek 10.000,00TL si için HMK'nin 107.maddesine dayalı dava açtığını bildirmiştir.<br>Bilindiği gibi 6100 sayılı Kanun, kısmi davaya ilişkin genel hüküm olan 109.madde yanında, kısmi davanın bir türü olarak belirsiz alacak davası müessesesini ihdas ettiği belirsiz alacak ve tespit davası başlıklı 107.maddede \"davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir.\" hükmü öngörülmüştür.<br>6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesiyle mülga 1086 sayılı Kanun'da yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak davası kabul edilmiştir. Belirsiz alacak davası, davanın açıldığı tarihte alacağın tutarının ya da değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği ya da bunun olanaksız olduğu durumlarda, alacaklının, hukuksal ilişkiyi ve en az bir tutar ya da değeri belirterek açabileceği dava olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, C.1., s. 148).<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.11.2020 tarih, 2019/17-853Esas, 2020/907 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere;  alacak belirli olmasına rağmen belirsiz alacak davasına konu edilmesi durumunda ne yapılması gerektiği konusunda; şartları bulunmamasına başka bir anlatımla talep edilecek alacak miktarının davanın açıldığı anda tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılan dava, hukuki yarar, yani dava şartı yokluğu nedeni ile usulden hemen reddedilmemelidir. Zira bir miktar belirtilmek sureti ile açılan belirsiz alacak davası da alacak ister belirli ister belirsiz olsun bir eda davasıdır ve eda davalarında hukuki yarar var kabul edilir.<br>Öte yandan davacının dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşması mümkün olmayıp bir mahkeme kararına muhtaç ise dava açmakta hukuki yararının bulunduğu tartışmasızdır. Başka bir anlatımla alacağın belirli veya belirsiz olması başlangıçta var olan hukuki yararı ortadan kaldırmaz.  Bu durumda dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek alacak tutarı konumunda olup kısmi davanın koşulları yoksa davacının tam eda davası açtığı kabul edilmelidir. Ancak dava dilekçesinde talep edilen asgari tutar somut olayın özelliklerine göre talep edilebilecek toplam alacak miktarı kadar değilse ve kısmî davanın koşulları da bulunmuyorsa, bu durumda mahkemece alacak miktarını netleştirmesi ve bildireceği dava değerine göre eksik harcı tamamlaması için davacıya HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca bir haftalık kesin süre verilmeli ve verilen kesin süre içinde belirtilen eksikliğin tamamlanması hâlinde davaya tam eda davası olarak devam edilmeli, aksi durumda ise davanın usulden reddine karar verilmelidir.<br>Buna karşılık, dava dilekçesinde asgari bir tutar gösterilmiş olup bunun, alacağın belirli bir kesimi olduğu anlaşılmakla birlikte, açılan davanın belirsiz alacak davası mı; yoksa kısmi dava mı olduğu hususunda açıklık bulunmuyorsa hâkim, taleple bağlı olduğu için (HMK m. 26) öncelikle, HMK'nın 119. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacı tarafa bir haftalık kesin bir süre vermeli ve onun beyanı doğrultusunda açılmış olan davanın belirsiz alacak davası mı, yoksa kısmi dava mı olduğunu belirlemelidir. Bu da esasen hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamındadır. Davacı verilen bir haftalık kesin süre içinde davanın belirsiz alacak davası olduğunu beyan etmiş ve belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli koşullar mevcut ise, dava belirsiz alacak davası olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. Belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar bulunmakla birlikte davacı açmış olduğu davanın kısmi dava olduğunu belirtmiş ise, bu hâlde mahkeme davayı, kısmi dava olarak kabul edip yargılamayı sürdürmelidir.<br>Üçüncü bir ihtimal olarak davacı davasının belirsiz alacak davası olduğunu mahkemeye bildirmiş olmakla birlikte belirsiz alacak davasının koşulları bulunmuyor ve fakat kısmi dava açılabilmesi mümkün ise, bu durumda, mahkemece, açılmış olan dava, doğrudan bir ara kararıyla bir kısmi dava olarak nitelendirilmek suretiyle görülüp karara bağlanmalıdır. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına rağmen alacakların belirli/belirlenebilir olduğu ve belirsiz alacak davasının koşulları bulunmamakta ise de alacaklarının ödenmediğini iddia eden davacının, mevcut yasal düzenlemeler karşısında dava açmaktan başka bir yolla alacağına kavuşma imkânı olmayıp, bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunması karşısında eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını söylemek mümkün değildir.  Başka bir anlatımla alacağı olduğunu iddia eden davacının alacağının tahsili amacı ile ister kısmi, ister tam eda veya belirsiz alacak davası açmasında her zaman hukuki yararı vardır. Zira davacı davalıdan olan alacağını istemektedir. Alacağın tartışmasız veya belirli olması hâlinde kısmi dava açılamayacağına ilişkin HMK'nın 109. maddesinin ikinci fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olmasından, yeni düzenleme ile dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılmasında, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmeyeceğinin belirtilmiş olmasından dolayı belirli alacaklar için de artık kısmi dava açılması mümkün hâle geldiğine ve davacının alacaklarının bir kısmını dava ettiğinin dava dilekçesi içeriğinden anlaşılmasına başka bir anlatımla davanın kısmi dava olarak görülmesi için gerekli koşulların bulunmasına göre, mahkemece dava hukuki yarar yokluğundan reddedilmeyerek bir ara kararı ile kısmi dava olarak görülüp sonuçlandırılmalıdır. <br>Bu yöndeki kabulün Anayasa'nın 141. ve 6100 sayılı HMK'nın 30. maddelerinde düzenlenen davaların en az giderle ve mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını öngören \"usul ekonomisi\" ilkesine de uygun olacağı, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne ve mahkemeye erişim hakkına da hizmet edeceği açıktır. <br>Bu genel açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafın dava dilekçesinde açıkça HMK'nin 107.maddesi uyarınca belirsiz alacak davası açtığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı dava dilekçesinde davalıdan toplamda 616.329,99TL alacağı bulunduğunu belirterek şimdilik 10.000,00TL si için dava açtığını bildirmekle, belirsiz alacak davası  açma  şartları olmamakla birlikte, mahkemece davacının 10.000,00TL talebi yönünden yukarıdaki ilkeler gözetilerek HMK'nin 31.maddesi uyarınca talebi açıklattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir.<br>Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1.a.4 ve 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılarak mahkemeye gönderilmesi gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/906 Esas 2021/182 Karar sayılı 23/03/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA<br>2-HMK.'nin 353/1-a-4. ve 353/1.a.6 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran  vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br>HMK'nin 362/(1).g. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14/10/2024 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. <br><br>Başkan<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Üye<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip<br>  e-imzalıdır <br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"352323ea5f0d2f72","SID":"a85550f1218cca8c"}}