{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/749 Esas<br>KARAR NO:2024/1113<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:19/01/2021<br>NUMARASI:2019/721 Esas, 2021/63 Karar<br>DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirketin alacağının tahsili için davalı aleyhine ... sayılı dosyasında takip başlattığını, davalı borçlunun yasal süresinde 26.12.2018 tarihinde takibe itirazda bulunduktan sonra, 27.12.2018 tarihinde takibe dayanak fatura bedellerini ödediğini, ancak takip tarihinden işleyecek faiz ile vekalet ücreti ve icra giderlerinin ödenmediğini, borca itiraz ile takip durduğundan, alacağın ferileri yönünden itirazın iptaline karar verilmedikçe işlem yapamayacaklarını, bu nedenle takip tarihinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve icra giderleri yönünden davalının takibe itirazının iptaline karar verilmesinde hukuki yararları bulunduğunu, zorunlu arabulucuya başvurmalarına rağmen anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek davalının  takip tarihinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve icra giderleri yönünden takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmişlerdir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevabında; müvekkili şirketin davacıya toplam 182.320,00 TL ödemede bulunduğunu, ayrıca ...'den olan 271.006,67 TL alacağını davacıya temlik ettiğini, böylece davacıya bankadan havale yapılarak ve temlik yolu ile toplam 453.326,67 TL ödenerek alacağı tüm ferileri ile birlikte ödediklerini, icra dosyasında haricen tahsil talebinde bulunmayarak dosyanın işlemden kaldırılmasını sağlamayan vekilin bir yıl geçtikten sonra dava açmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; icra takibine konu olan asıl alacak borcunun ödenmesinin, davalının asıl alacağın ferileri (faiz, harç, masraf ve  icra vekalet ücreti) yönünden borcunu sonlandırmadığı, davalı tarafından asıl alacağın ferilerinin de ödendiği savunmasında bulunulmuşsa da asıl alacağın ferilerini ödediğine dair kesin ve yazılı delil sunamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının asıl alacağın ferileri (faiz, harç, masraf ve icra vekalet ücreti) yönünden takibe itirazının iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; icra takibinde talep edilen toplam 178.432,00 TL asıl alacağa karşı 182.310,00 TL ödeme yaparak alacağı ferileri ile birlikte ödediklerini, aksinin kabulü halinde dahi icra takibine ilişkin ödemeden sonra, davacının tüm alacakları için temlik sözleşmesi yapıldığını ve davacının kalan alacakları için yapılan temlik sözleşmesinde, davacının icra takibine konu alacağına ilişkin bir talebi bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava, icra takibine vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir.Dosya kapsamından davacı şirketin 94.400,00 TL ve 87.910,00 TL iki adet faturaya toplanarak toplam 178.423,00 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine ...  sayılı dosyasında takip başlattığı, ödeme emrinin 26.12.2018 tarihinden davalıya tebliğ edildiği, davalı borçlunun aynı tarihte borca itiraz ettiği, davacının asıl alacağın ödendiğini beyan ederek takip tarihinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve icra giderleri yönünden davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; asıl alacağın ferilerinin ödenmediği gerekçesiyle   takip tarihinden işleyecek faiz, vekalet ücreti ve icra giderleri yönünden davalının takibe itirazının iptaline karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-Çözülmesi gereken ilk husus; icra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce asıl borcun ödenmesi halinde, itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı, yapılan ödemenin infazda dikkate alınması yönünde karar verilmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.İcra takip tarihinden sonra, ancak dava tarihinden önce yapılan ödemenin, henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcun tamamını öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukukî yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır.Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre, gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukukî yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi  takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukukî yarar mevcut olmayacaktır.Sonuç itibariyle; icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra, ancak davanın açılmasından önce yapılan ödemeler yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukukî yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra, ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukukî yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç ortadan kalksa bile faiz ve fer’îleri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir.  Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarihli ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarihli ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K., 22.11.2018 tarihli ve 2017/19-822 E., 2018/1754 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.\"..İtirazın iptali davasında, icra takibinden sonra, ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılan ve ihtilafsız olan ödemeler yönünden davacı alacaklının itirazın iptalini talep etmesinde hukukî yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle itirazın iptali davası açılmadan önce ödenen asıl alacak miktarı yönünden davacının dava açmasında hukukî yararı bulunmadığından, asıl alacak miktarı yönünden itirazın iptali isteminin reddi gerekir. Ne var ki, icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı dava tarihinden önce ödenmiş olmakla birlikte davalı tarafça asıl alacak miktarı haricen ödenmiş olup, davanın dayanağı takibe davalı borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce takip dosyasında alacaklı istemi yönünden herhangi bir işlem yapılamayacağından, icra takibinde istenen alacağın fer’îleri ve icra giderleri yönünden davacının dava açmakta hukukî yararı bulunmaktadır. Ancak bu talepler hakkında mahkemece hesap yapılmayarak bu taleplere ilişkin olarak itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi ve bu taleplerin icra müdürlüğünce yapılacak dosya hesabında nazara alınmasına yönelik hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporu alınarak ödenen miktarın BK’nın 84. maddesi uyarınca öncelikle asıl alacağın fer’îlerinden düşülmek suretiyle kalan kısım yönünden itirazın iptaline karar verilmesi yerinde değildir.\" (Yargıtay HGK'nın 2020/(19)11-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı) Somut olayda, davacı 94.400,00 TL ve 87.910,00 TL tutarlı (toplam 182.310,00 TL bedelli) iki adet faturaya dayanarak 178.423,00 TL asıl alacağın asıl alacağa yasal avans faizi yürütülerek tümünün masraf ve vekalet ücreti ile birlikte, kısmi ödeme halinde BK 100.madde uygulanarak borçludan tahsili talebinde bulunmuş, takip tarihinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce davalı asıl alacağı haricen ödemiştir. Yukarıda belirtilen Yargıtay HGK kararı ve Yargıtay 19. HD'nin 12.02.2013 tarihli ve 2012/14401 E., 2013/2607 K. Sayılı kararında belirtildiği üzere, icra takibinde alacağın fer'ileri olarak istenen talepler yerine getirilmediğinden ve o talepler bakımından itirazın iptaline karar verilmedikçe yerine getirilmesi de mümkün olmadığından icra harç ve masrafları ile icra vekalet ücretine yönelik itirazın iptali ile takibin bu yönler bakımından devamına karar verilmesi gerekir.2-Bununla birlikte davalı 4.000,00 TL yakın fazladan ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin alacağın ferileri için olduğunu savunmuştur. Davacının iki adet faturaya dayalı olarak takip başlatırken, davalıya olan 3.886,94 TL borcunu alacaktan mahsup ederek davalı aleyhine takip başlattığı, ancak takipten sonra davalının her iki fatura bedeli toplamı 182.310,00 TL'yi ödediği, bunun üzerine davalının da 3.886,94 TL'yi davalıya banka havalesi ile geri iade ettiği sunulan belgelerden anlaşıldığından, davalının asıl alacağı ferileri ile birlikte ödedikleri yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 3-Yine davacının takip konusu faturalardan farklı dönemlere ilişkin düzenlediği faturalardan kaynaklı alacağı için, davalının üçüncü şahıstan olan alacağını davacıya temlik ettiği, temlik sözleşmesinin konusunun bu davaya konu faturalar olmadığı anlaşıldığından, davalının temlik sözleşmesi kapsamında davacının başka alacağının kalmadığı yönündeki savunması da yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenler ile  ve  özellikle icra inkar tazminatının dava değeri içinde olmamasına ve buna göre dava tamamen kabul edildiği halde, hükümde “kısmen kabul” ifadesinin kullanılmasının yazım hatasına dayalı bir maddi hata niteliğinde olup mahkemece her zaman düzeltilebilecek nitelikte bulunmasına ve sonuca etkili olmamasına göre ilk derece mahkemesi kararı esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğundan davalının istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/721 Esas, 2021/63 Karar ve 19/01/2021 tarihli karar usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b1 bendi gereğince  esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 348,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 79,31 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.10.10.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c2c4c44f23793a8b","SID":"ff309deddfaa53b8"}}