{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 14/05/2024<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 02/10/2024<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Başkanın görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili, müvekkili şirketin maliki bulunduğu ..... plakalı aracın davalı sigorta şirketine ....... nolu Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi bulunduğunu, ... plakalı araç ile dava dışı .....  plakalı kamyonun .... tarihinde çarpışması neticesinde müvekkilinin maliki bulunduğu araçta ağır hasarın meydana geldiğini, dava dışı aracı kullanan ......'in %100 nispetinde kusurlu bulunduğunu, ...... plakalı araçta meydana gelen zararın tahsili için davalı Sigorta şirketine başvurulduğunu, yaptırılan ekspertiz incelemesine göre müvekkili şirketin maliki bulunduğu aracın tamirinin ekonomik olmaması sebebi ile araç için pert-total işlemi uygulandığını, müvekkili şirketin maliki bulunduğu dava konusu aracın ikinci el piyasa değerinin 650.000,00 TL olarak tespit edildiğini, aracın hasarlı hali ile 157.500,00 TL bedele 3. Kişiye satılması ile birlikte aracın ikinci el piyasa değerinden hasarlı halde satılması neticesinde elde edilen gelir düşüldükten sonra bakiye 472.500,00 TL ve hasarlı araç satış bedeli olan 157.500,00 TL 25.09.2023 tarihinde müvekkili şirketin hesabına ödendiğini, aracın ikinci el hesaplama değerine itirazlarının bulunduğunu belirterek, ....... plakalı araçta meydana gelen 1.000,00 TL bakiye hasar bedelinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesini ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili, müvekkili şirketin aracın işleteni veya sürücüsü olmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, mezkur olay nedeniyle hiçbir surette kabul etmemek ve itirazların baki olmak kaydı ile var olduğu iddia olunan poliçe kapsamında yapılan ödemeler nispetince poliçe teminat limitinin eksildiğini/ tüketildiğini, müvekkili şirketin mezkur kazaya karışan aracın trafik sigortacısı sıfatıyla yapmış olduğu başvuru neticesinde davacı yana 25/09/2023 tarihinde 472.500,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin davacı yanca ıslak imzalı ibraname gereği ödendiğini, ibranamede müvekkili şirketin gayri kabili rücu olmak üzere kayıtsız ve şartsız ibra edildiğini, TBK 132. Maddesi uyarınca tam ibra olduğunun görüldüğünü, eksper raporunda belirlenen 650.000,00 TL'den araç sovtaj bedeli düşülmek suretiyle hesaplanan 472.500,00 TL'nin davacı şirkete 25/09/2023 tarihinde ödendiğini belirterek, davanın reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. <br>Mahkemece, \"...taraflar arasında 21/08/2023 tarihli mutabakatname, temlikname ve ibraname başlıklı ibraname imzalandığı, davacı tarafın uygulamada bu şekilde ibrnaamalerin imzalandığı davacının da ödeme alabilmek adına ibramameyi imzaladığını beyan ettiği görülmekle; Türk Borçlar Kanunu'nun 132. maddesi uyarınca ibranın borcu sona erdiren nedenlerden olduğu, davacının bu ibranamenin hata, hile, tehdit ile imzalandığı veya aşırı yararlanmaya ilişkin hükümlere dayandığına ilişkin bir iddiasının bulunmadığı gibi ibranamenin ihtirazi kayıt olmadan imza edildiği, ödemenin davacı tarafından kabul edildiği ve ayrıca başvuranın tacir olması karşısında basiretli davranması gerektiğinden iş bu ibranamenin geçersiz olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı kanaati ile davasının reddine\" karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya sunulan ibraname olduğu iddia olunan belge nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de sigorta şirketleri tarafından ibraname olarak imzalatılan belgenin ödenenle sınırlı bir “makbuz” hükmünde olduğunu, KTK madde 111 gereğince kanunda öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğunu, ilgili maddenin ikinci fıkrasında sigorta şirketince ödenen tazminat bedelinin yetersiz olması halinde, yapılan anlaşmaların iptalinin talep edilebileceğini, Yargıtay uygulamaları gereğince iptal isteminin ayrıca bir dava ile talep edilmesine gerek olmadığını, bakiye alacak için açılacak tazminat davasında sigorta şirketi ile imzalanan anlaşma belgesindeki bedelin kabul edilmediğinin beyan edilmiş olmasının yeterli olacağının benimsendiğini, dava dilekçesinde, sigorta şirketi tarafından yapılan ikinci el değerleme hesabının düşük olduğunu ve bu hesaba göre müvekkile yapılan ödemenin eksik olduğunun beyan olunduğunu, bu nedenle, Yerel Mahkemece müvekkilin gerçek zararı hesaplanmaksızın verilen ret kararının hukuka uygun olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Dava, trafik kazası nedeniyle genişletilmiş kasko poliçesi uyarınca davalı sigorta şirketinden bakiye zararın tazminine ilişkindir. <br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,  HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı tarafın ibranameyi ihtirazı kayıt koymaksızın imzalamasına ve eldeki davada TBK'nın 28. maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma hükümlerine dayanılmamasına, (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/15159 Esas2017/8079 Karar sayılı ilamı) kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi. 02/10/2024<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"32c5344b283864a1","SID":"df4936891cb1545e"}}