{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/1128 Esas<br>KARAR NO:2024/1583 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17.04.2024<br>NUMARASI:2022/108 E.SAYILI ARA KARAR <br>DAVANIN KONUSU:Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>KARAR TARİHİ:10/10/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA: Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle, \"...\" markasının arı sembolü ile birlikte ... nezdinde tescilli olduğunu, “İTÜ” kelimesinin müvekkili ile özdeşleştiğini,  davalılar tarafından \" ...\" ismiyle işletilen eğitim kurumunda “...” kelimesini ve arı sembolünü kullandığını, markanın eğitim alanında da tescilli olduğunu, 5072 sayılı Dernekler ve Vakıfların Kamu kuruluşları ile İlişkilerine dair Kanun'un temel ilkeler başlıklı 2-1 maddesi gereğince \"Dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşların ismini alamayacağını, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili aldıkları isimler ile tüzük ve senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma haklarının saklı olduğunun düzenlendiğini, davalı vakfın işletmelerinin müvekkilinin ismini kullanamayacağını, böyle bir kullanımın kamuoyunda bu kursun sevk ve idaresinin Üniversite tarafından yapıldığı ve kursun Üniversiteye bağlı olduğu izlenimi uyandıracağını,  vakfın 1989 yılında Elektrik ELektronik Fakültesinde yürütülen mikroelektronik ve diğer ileri teknoloji alanındaki faaliyetler ile ilgili ARGE çalışmalarını desteklemek için kurulmuş olsa da, geçen zaman içinde amacından saptığı, YKS sınavına yönelik üniversiteye hazırlık amaçlı kurslar açmanın, bu amaçla kitap bastırmanın,  Üniversite isminin kullanılmasının ileri teknoloji alanında eğitim araştırma faaliyetlerine nasıl destek olacağının anlaşılamadığını, kullanımın kötüniyetli olduğunu, Vakıf ile Üniversite arasında herhangi bir bağlantı olmadığını, bu durumun Üniversite için çekilmez hal aldığını, kanunen sağlanan vergi muafiyeti, teşvik ve ayrıcalıklardan yararlanıldığını, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı'na da başvuru yapıldığını, davalı vakfın markasının SMK 5,6, 25 md gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, ... sitesinde üniversiteye bağlı izlenimi uyandırıldığını, ... eğitim Dergisinin mayıs 2022 sayısında;... Üniversitesi ile bağlantısı varmış  gibi hareket edildiğini, belirterek, neticeten davalıların marka hakkına tecavüz teşkil eden her türlü fiilinin tespitine, durdurulmasına, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini ve tecavüz fiillerinin dava sonuna kadar engellenmesi suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; “İTÜ” markasının rektörlüğe ait olmadığını, ... Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Birimi'ne ait olduğunu, “... ...” markasının da müvekkiline ait olmadığından pasif husmeti olmadığını, ...'NIN 20.10.1989 Tarihli vakıf senedinin tasdiki ile kurulduğunu, kurucular arasında İTÜ Rektörlüğü'nün de yer aldığını,Vakfın kuruluş amacının uygulamaya dönük her türlü eğitim programları ile meslek veya hizmet içi eğitim ve geliştirme programları düzenlemek, yürütmek, bu hususlarda yardımcı olmak, bilimsel ve teknolojik araştırma, geliştirme, uygulama ve eğitim merkezleri açmak ve işletmek, bilimsel araştırma, geliştirme, uygulama, eğitim ve öğretim çalışmalarını kısmen veya tamamen finanse etmek, İstanbul ... Fakültesinin ihtiyacı olan her türlü yayınları, eğitim, öğretim, araştırma ve uygulama levazımını, donanımını, araç ve gereçlerini temin etmek, bunların edinilmelerine yardımcı olmak, eğitim kurumu kurmak veya kurulmuş eğitim kurumlarına ortak olmak ve sair hususlara yer verildiğini, ....  tescil nolu “...” markasına başvuru tarihinin  03.09.2021, tescil tarihinin ise 11.01.2022 olup, bu tarihler arasında davalı ...'nın yönetim kurulu başkanlığını davacı ... Rektörlüğünün yürüttüğünü,2004 tarihli Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair 5072 Sayılı Kanunun  Geçici 2. maddesinde \"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce kurulan dernek ve vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili almış oldukları isimler ile tüzük ve senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakları saklıdır.\"  hükmüne rağmen, davalı Vakfın kuruluşunda yer alan İstanbul.... Üniversitesi Rektörülüğü'nün işbu davayı açmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, Vakıfın kuruluş amacına uygun olarak eğitim ve öğretim faaliyetlerine katkıda bulunmak için “... ....” adlı markayı aldığını ve aktif şekilde kullandığını, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. Davalı .... AŞ vekili davaya cevabında özetle; davanın arabuluculuğa başvurulmamış olması nedeni ile usulden reddi gerektiğini,  “...” markasının diğer davalı adına tescilli olduğunu, 02.02.2021 tarihli lisans sözleşmesi gereğince münhasır yetki tanındığını, müvekkilinin “... ...” isimli marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, dernek ve vakıfların elde ettikleri kazancın vergisini ödemek kaydı ile ticaret yapabileceğini, müvekkilinin kullanımının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İHTİYATİ TEDBİRİN REDDİNE İLİŞKİN KARARI: İlk derece mahkemesince 15/06/2022 Tarihli ara kararı ile ;\"...Tüm dosya kapsamı, yaklaşık ispat şartı dikkate alınarak talebe konu tedbir yönünden yasal şartların oluşmadığına kanaat getirilmekle davacının tedbir talebinin reddi...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>DAİREMİZİN KARARI: Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 07/11/2022 tarihli, 2022/1517 Esas, 2022/1892 Karar sayılı kararı ile; davacının ihtiyati tedbir talebinin bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesinin 15/06/2022 Tarihli ara kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN İHTİYATİ TEDBİRİN KISMEN KABULÜNE DAİR KARARI: İlk derece mahkemesinin 16/02/2024 tarihli ara kararı ile; “…davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde davacı adına tescilli ... numaralı \"... Üniversitesi ...\" ibareli markanın ve üniversite adının kısaltması olan \"...\" ibaresinin marka hakkına tecavüz oluşturacak şekilde ticari amaçlı olarak haksız olarak kullanıldığının beyan edilerek bu davanın açıldığı, dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, bilirkişi raporu alındığı, bilirkişi raporuna göre inceleme yapıldığında ve tarafların iddia savunmaları ile karşılıklı sunulan deliller kapsamında ölçülülük ilkesi de dikkate alınarak bu aşamada ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabul edilerek, 6769 Sayılı SMK 159/2-c maddesi gereğince ters teminat tedbirine hükmedilmesi, karşı tarafa davacının muhtemel zararlarını karşılamak üzere  mahkemece uygun görülen teminatın yatırtılmasına karar verilmesi ters teminata hükmedilmesi dosya ve delil kapsamına uygun görülmekle, (İstanbul BAM 44.HD  2023/1763 Esas,  2023/1703 Karar sayılı ilamı) taraflar arasındaki menfaat dengesi ve somut olayın özellikleri dikkate alındığında davacı tarafın sair ihtiyati tedbir taleplerinin reddedilerek SMK'nun 159/2-c maddesi uyarınca ters teminat tedbirine hükmedilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde ara karar tesisi yoluna gidilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE Davalıların ihtiyati tedbir kararının TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN 1 HAFTALIK KESİN SÜRE İÇERİSİNDE 6769 sayılı SMK'nun 159/2-c maddesi uyarınca toplam 250.000,00 TL (ikiyüzellibintürklirası) nakdi teminatı ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubunu Mahkememize depo etmelerine,2-Kesin süre içerisinde teminatın depo edilmemesi halinde İHTİYATİ TEDBİR KARARININ AĞIRLAŞTIRILACAĞININ İHTARINA,3-Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine…” karar verilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNCE DAVALI ... A.Ş. VEKİLİNİN İHTİYATİ TEDBİR KARARINA İTİRAZI ÜZERİNE VERİLEN KARAR: Davalı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair 16/02/2024 tarihli ara kararına süresinde itiraz etmesi üzerine ilk derece mahkemesince 17/04/2024 tarihli ara kararı ile; süresi içerisinde teminat yatırılmadığı ve tedbir kendiliğinden kalkmış sayıldığından davalının itirazı konusuz kaldığından karar verilmesine yer  olmadığına karar verilmiştir.<br>DAVACI VEKİLİNİN İHTİYATİ TEDBİR TALEBİ: Davacı vekili Mahkemeye sunduğu  28/02/2024 tarihli ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle, davalıların marka hakkına tecavüz teşkil eden her türlü tecavüz fiillerinin dava sonuna kadar engellenmesi suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili süresinde sunduğu istinaf dilekçesinde; Mahkemece bekletici mesele yapılan İstanbul 3. Fikri ve Sınai haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/112 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalıların marka kullanımları nedeniyle, davalıya ait işletmenin davacıya ait olduğunun algılanmasına neden olacağına dair görüş bildirildiğini,Mahkemenin gerekçeli kararında da davalının markasının müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu gerekçesiyle, davalıya ait .... tescil numaralı “... ....” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiğini,Davalıların eğitim öğretim alanında “....” markasını kullanmasının; eğitim faaliyetlerinde Üniversite ile bir bağı varmış gibi izlenim yaratarak tüketicileri ve kamuoyunu yanıltmakta olduğunu, Eğitim hizmeti verilen yerde müvekkilinim markasının taklit edilmekte olduğunu, Müvekkili ile davalı Vakıf arasında bir bağlantı bulunmamasına rağmen, davalının vakıf mefhumundan uzaklaşılarak, TTK uyarınca kurulan bir şirket gibi hareket ettiğini, bu durumun müvekkilinin itibarına zarar verdiğini, müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını,Davalılar arasında imzalanan Bakırköy .... Noterliğinin ... Yevmiye numaralı, 02/02/2021 tarihli Lisans Sözleşmesi ile ... adıyla kurs merkezleri, dershaneler açılması, dergi, broşür, kitap yayınlama, dijital ortamda ve sosyal medyada yayın ve reklam yapma faaliyetlerinde bulunmak üzere .... Vakfı’nın isim ve logosunun eğitim ve öğretim ve yayın sektöründe faaliyetlerine izin verildiğini, ancak davalı .... Üniversitenin adını kendi adı dışında başka bir kişi veya kuruma kullandırmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin marka değerini kullanarak bu sözleşmenin yapıldığını, Ayrıca davalı Vakıf tarafından, başka şirketlere de “...” markasının franchise verilerek kullandırılacağının internet üzerinden duyurulduğunu, bu durumun müvekkilinin telafisi imkansız zararına neden olacağını belirterek; İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ilgili kararının bozulmasına, ihlalin kötüniyetli bir şekilde yeni siteler kurularak devam ettiği ve eğitim öğretim faaliyeti yanında bir de yeni şirketlere franchise verildiği gözetilerek kamu kurumu olmaları sebebiyle teminatsız olarak ivedilikle ihtiyati tedbire hükmedilerek, tecavüz teşkil eden her türlü fiilin (internet siteleri, sosyal medya hesapları, yazılı ve görsel her türlü içerik) durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosyada mevcut .... kayıtları incelendiğinde; .... tescil numaralı “... Üniversitesi ....” markasının tüm sınıflar için ... Üniversitesi Bilimsel Araştırma Proje Birimi adına, ... tescil numaralı “...+...” markasının 16, 41 ve 43. sınıflarda davalı ... İle.... adına, .... tescil numaralı “...+Şekil” markasının 09, 16, 35, 41, 42, 43 ve 44. sınıflarda davalı ... İleri ... adına,.... tescil numaralı “... ....” markasının 09, 16, 35, 41 ve 42. sınıflarda davalı ... ... adına,.... tescil numaralı “... ....” markasının tüm sınıflar için ... Şirketi adına,.... numaralı “... ...” markasının  16, 41 ve 43. sınıflarda .... ve ... Şirketi adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. Dosyada mevcut Üsküdar ..... Noterliği’nin 20/10/1989 tarihli, .... Yevmiye numaralı ... Senedi incelendiğinde; kurucuların .... A.Ş., ... ..., .... A.Ş., ... A.Ş., .... A.Ş. ve .... A.Ş. oldukları,  Vakfın amacının “.... Fakültesi’nde yürütülmekte ve yürütülecek olan mikroelektronik ve diğer ileri teknoloji alanlarındaki eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin güçlenmesine maddi ve manevi destek olmak ve bulunmak” olarak açıklandığı, Vakfın bu amacı gerçekleştirmek için, tanımda belirtilmiş olan alanlarda, çeşitli faaliyetlerde bulunabileceği, bunlar arasında “bilimsel ve teknolojik araştırma, geliştirme, uygulama ve eğitim merkezleri açmak ve işletmek, …..Vakfın amacına ulaşabilmesi için taşınır ve taşınmazları, menkul kıymetleri, iştirak paylarını, taşıtları, fikir haklarını, sınai mülkiyet haklarını iktisap etmek, devir ve ferağ etmek, kiraya vermek, kiralamak, ayni ve şahsi her türlü işlemde bulunmak”  faaliyetlerinde bulunabileceğinin belirtildiği tespit edilmiştir. Mahkemece marka vekili ..., borçlar hukuku uzmanı .... ve bilgisayar mühendisi ....’den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 13/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda;…Davalı yana ait olarak belirtilen ... web sitesin ana sayfasında sol üst logo bölümünde “... ...” ibareli ¸  görselinin \"...\" ibareli ¸ ve “...” ibareli görselin markasal şekilde kullanıldığı, web sayfasında kurucu olarak .... adının görüntülendiği, ... kayıtlarından ...'ün davalı ...'nin tek yetkilisi olduğu, .... alan adının yapılan .. sorgulamasında, alan adının 20.01.2022 tarihinde  tescil edildiği, alan adının... A.Ş. isimli alan adı kayıt şirketi üzerinden satın alındığı, alan adı sahiplik bilgilerinin gizlenerek kayıt edilmesinden alan adı sahiplik bilgilerine ulaşılamadığı, ancak Sayın Mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde ... A.Ş.'ye sorularak öğrenilebileceği, .... adresli Twitter hesabının “...” isimli Twitter hesabı olduğu, hesabın Mart 2022 tarihinde açıldığı, açıklama bölümünde “LGS ve YKS kapsamında tüm öğrencilerimize başarının kapılarını aralıyoruz. ... kurs merkezleri ve alanında uzman öğretmen kadrosuyla tüm Türkiyede!” şeklinde açıklama metninin bulunduğu, hesap profil görseli olarak “...” görselinin markasal şekilde kullanıldığı, 5072 sayılı Kanun Geçici Madde 2 hükmünün sadece vakfın kamu kurumunun ismini kullanma hakkını saklı tuttuğu, buna göre “...”; “.... Yayınları”ndaki “...” ibarelerinin kullanılmasının, özellikle heyetimizde bulunan teknik bilirkişinin yukarıda yer alan “markasal şekilde kullanıldığı görülmüştür.” tespiti karşısında bu korumadan yararlanamayacağının söylenebileceği, bu durumda bu kullanımın, davacı adına 13/12/2011 tarih ve ... tescil numaralı “.... Üniversitesi .... Şekil” marka hakkına tecavüz (6769 sayılı SMK m.29) teşkil edeceği, dava dilekçesinde 6769 sayılı SMK m.150 vd.'na dayanılarak tazminat talebinde bulunulduğu; ancak uğranılan zararın somut olarak ortaya konulmadığı…” şeklinde görüş ve kanaatleri bildirdikleri tespit edilmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, marka hakkına tecavüz iddiasına dayalı olarak tecavüzün durdurulması, meni, maddi manevi tazminat istemlerine ilişkin olarak açılmıştır. İlk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya incelendiğinde; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair 16/02/2024 tarihli tedbir kararının uygulanması için HMK’nun 393/1. maddesinde belirlenen 1 haftalık yasal süre içinde talep edilmediği, yatırılması gereken teminatın yatırılmadığı, bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığı, Mahkemece kendiliğinden kalkmış olan ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazla ilgili konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usule ve kanuna uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin  HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken harç peşin alınmakla yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a901e46285e0a606","SID":"569c81617f7e5720"}}