{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2021/465 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1572<br>KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 01/12/2020<br>NUMARASI\t\t: 2017/1255 Esas 2020/600 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 19/09/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 19/09/2024<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davalı firma ile müvekkili olduğu firma arasında 03/11/2016 - 31/12/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Özel Güvenlik Hizmet Alım sözleşmesinin bağıtlandığını, sözleşme tarihinden bu güne güvenlik hizmetinin eksiksiz bir biçimde ifa edilmiş ve edilmeye devam etmekte olduğunu, müvekkilinin hizmetini kusursuz vermesine karşın; davalı firmanın, sözleşmeye ve yasalara aykırı olarak cezalar tesis ederek müvekkilinin hakedişlerinden haksız kesintiler yaptığını, davalı firmaca keşide edilen; 05/09/2017 tarih 2017.MİM-HSB-1483-3950 SAYI numaralı yazı ile 1.540 TL, 13/09/2017 tarih ve 2017.MİM-HSB-1522-4032 SAYI numaralı yazı ile 2017 yılı Ağustos hakedişinden 13.708,89 TL, 13/09/2017 tarih ve 2017.MİM-HSB-1522-4034 SAYI numaralı yazı ile 2017 yılı Eylül hakedişinden 12.654,36 TL, 13/09/2017 tarih ve 2017.MİM-HSB-1519-4031 SAYI numaralı yazı ile 2017 yılı Ağustos hakkedişinden 41.126,69 TL, 13/09/2017 tarih ve 2017.MİM-HSB-1519-4033 SAYI numaralı yazı ile 2017 yılı Eylül hakkedişinden 45.344,79 TL, 09/10/2017 tarih ve 2017.MİM-HSB-1640-4410 SAYI numaralı yazı ile 2017 yılı Eylül hakkedişinden 3.163,59 TL. 09/10/2017 tarih ve 2017.MİM-HSB-1641-4411 SAYI numaralı yazı ile 2017 yılı Eylül hakkedişinden 9.490,77 TL .kesinti yapıldığı/yapılacağının taraflarına iletildiğini, davalı firmaca keşide edilen; 31.08.2017 gün ve 254666 Seri Numaralı 56.735,58 TL, 30.09.2017 gün ve 254866 Seri Numaralı 70.733,51 TL bedelli faturalar ile müvekkil firmanın hakkedişlerinden haksızca kesildiğini, davalını kesinti gerekçeleri  olarak \"tamamlanmayan personel açığı, bir takım eksik belgelerin tamamlanmaması ve göreve gelmemek\" olarak belirtildiğini,  davalının   kötü niyetle hareket ettiğini, özlük dosyalarının davalı firmaya eksiksiz sunulduğunu belirterek; aynı zamanda kamu iştiraki olan davalı firmanın; hukukilik, objektiflik ve eylem ve işlemlerinin gerekçeli olması ilkelerine riayet etmediğini, sözleşme, şartname ve mevzuat hükümlerine aykırı davrandığını, keyfi bir tutum göstermiş ve müvekkil firma aleyhine kötüniyetli bir tavır sergileyerek faturalar tanzim etmiş ve hakkedişlerden haksız kesintiler yapmış olduğunu, bir takım kesintilerine dayanak yaptığı sözde maddelerin ise Türk Borçlar Kanunu’nun Genel İşlem Şartları kapsamında kalmakta olduğunu, bu nedenler ile davalının yaptığı haksız ve hukuka aykırı kesintilerin iadesini talep etme gereğinin hasıl olduğunu, öncelikle davalının keyfi ve hukuka aykırı eylem/işlemlerine dayanak olan taraf arasında imzalı “03/11/2016 - 31/12/2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Özel Güvenlik Hizmet Alım sözleşmesinde\" yer alan genel işlem şartlarının TBK 21 gereği Yazılmamış sayılmasına ve/veya TBK 27.madde gereği Kesin Hükümsüz sayılmasına ve/veya TBK 28.madde gereği Aşırı Yararlanma hükümlerinin tatbik edilmesini, davalı firmaca yapılan hakkediş kesintilerin usul ve yasaya aykırılığının tespiti ve 127.569,09 TL kesinti bedelinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 03/11/2016 imza tarihli, 01/01/2017 başlangıç tarihli ve 31/12/2017 tarihine kadar sürecek olan özel güvenlik hizmeti satın alınması hizmet alımına ait sözleşmesinin imzalandığını, davacının sözleşmenin kendisine yüklediği edimleri sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediğini, davacıya 05.01.2017 tarihinde personel açığı bulunması ve işe alınan güvenlik personeline ait evrakın tamamlanması için ihtar gönderildiğini, davacının eksik personel çalıştırdığı, davalı tarafından davacıya 56.735,58 TL ve 70.733,51 TL 'lik iki adet ceza faturası kesildiği, bu ceza faturalarının davacı imzasını taşıyan sözleşmenin gereği olduğu, keyfi uygulamanın söz konusu olmadığını  belirterek, davanın reddi ile yargılama ve vekalet ücretinin de davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. \t<br>MAHKEMECE: \"...,Dava; ticari hizmet sözleşmesinden doğan alacak istemine ilişkindir.<br>Davacı ile  davalı  arasında  01/01/2017-31/12/2017 tarihini kapsayan \"Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi\" imzalandığı, \"Özel güvenlik Hizmet Alımı Teknik Şartnamesinde\" ise sözleşmenin detayların belirlendiği, davalı tarafından davacıya \"tamamlanmayan personel açığı, bir takım eksik belgelerin tamamlanmaması ve görev yerine  gelmemek\"  gerekçeleriyle  56.735,58 TL ve 70.733,51 TL olmak üzere  toplam 127.469,09 TL tutarında  iki adet ceza faturası kesildiği, davacı  tarafça 127.469,09 TL kesinti bedelinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle iş bu davanın açıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesilen ceza faturalarının  sözleşmeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplandığı, <br>Taraflar  arasındaki sözleşmenin teknik şartnamesinin 9.5 maddesine  göre \"yüklenici sözleşme ve ekleri hükümlerine göre hizmetin kabule konu edilen kısmını süresi içinde yerine getirmediği takdirde, idarenin en az 10 gün süreli yazılı ihtarı ile gecikilen her takvim günü için sözleşme bedelinin binde biri oranında gecikme cezası uygulanacaktır\" hükmünün bulunduğu, yine teknik şartnamenin  8.7  hükmüne göre \"yüklenici sözleşme yapılmasını takiben çalıştıracağı tüm koruma ve güvenlik personel listesini bildirecek idarenin onayından sonra  işbaşı yaptıracağı her personel için aşağıda sayılan belgeleri hazırlayacak, işe başlama tarihinde resmi yazıyla dosyalanmış halde idareye teslim edecektir. Aksi takdirde ilgili güvenlik görevlilerinin hiçbir şekilde koruma ve güvenlik hizmetlerinde çalıştırılmaları kabul edilmeyecektir. Sözleşmenin  cezalar ve sözleşmenin feshi başlıklı 16. Maddesinde \" sözleşmenin yüklenicinin sözleşme ve ekleri hükümlerine göre hizmetin kabule konu edilen kısmını süresi içinde yerine getirmediği takdirde gecikilen her takvim günü için sözleşme  bedelinin binde biri oranında gecikme cezası uygulanacaktır\" hükmünün yer aldığı, yine \".. Giyim eşyalarının personele zamanında teslim edilmediği takdirde  gecikilen her gün için ihale bedelinin binde biri oranında  ceza kesilecektir..\" ...\"idarenin onayı  olmadan personel değişikliği yaptığı ve uygun olmayan bir personel görevlendirildiği takdirde 1.500TL ceza kesilecektir..\" yüklenici, güvenlik personel maaşını zamanında yatırılmadığı takdirde geciktiren her gün için ayrı olmak  üzere 1.500 TL ceza kesilecektir..teknik şartnamenin 9.9 maddesinde  belirtilen ceza tablosu geçerli olacaktır.. Teknik şartnamenin 9.9 maddesindeki ceza tablosunda belirtilenler dışında kalıp iş bu şartnamede  sayılan görevlerini yerine getirmediği tespit edilen her bir personel için 140 TL ceza kesilir \" hükümlerinin yer aldığı,<br>Davalı tarafça 05.01.2017 tarihinde sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi için ihtarname gönderildiği,10.02.2017 tarihli  ihtarnameyle İzmir Valiliğince tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için de ihtarname gönderildiği,  2017 yılında  Ocak ayında 34 vardiya, Mart ayında 24 Vardiya, Nisan ayında 22 vardiya, Mayıs ayında 10 vardiya, Haziran ayında 7 vardiya, Ağustos ayında 35 vardiya  açık/eksik   gerçekleştiğinin puantaj kayıtlarından tespit  edildiği dolayısıyla  davalı tarafından uygulanan  2 adet ceza faturasının taraflar arasındaki sözleşme  hükümlerine uygun olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı taraflar arasındaki sözleşme  hükümlerinin davalı lehine aşırı nitelikte orantısızlık oluşturduğu ve sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin genel işlem koşullarına aykırı olduğu, bu nedenle geçersiz  sayılması gerektiğini belirtmiş ise de,  Borçlar Kanununun  26. Maddesine göre tarafların bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebildikleri, yine  aynı yasanın  27/1 maddseine  göre kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin  kesin olarak hükümsüz  olduğu ve  28/1 maddesine  göre bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir düzenlemesinin bulunduğu,dava konusu sözleşmelerin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir  durumun söz konusu olmadığı, davacının tacir ve yapılan işin de ticari bir iş olduğu,  basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanmak suretiyle gerçekleştirildiğinin ileri sürülmesinin olanaksız olduğu, bu durumda taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin gaibin nedeniyle hükümsüzlüklerinin ileri sürülemeyeceği, dosyada  mevcut 24.06.2019 tarihli bilirkişi heyet raporundaki tespitlerle  21.09.2020 tarihli bilirkişi  heyet  raporunda tespitlerin aynı  olduğu  ve her iki raporun   hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli  olduğu anlaşıldığından   davacı vekilinin yeniden ek rapor  alınması talebi reddedilmiş, böylece  davalı tarafından uygulanan  2 adet ceza  faturasının  taraflar arasındaki sözleşme  hükümlerine uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından  davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile,\" davanın reddine,   \"şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemece itirazları dikkate alınmadan; bilirkişilerin gerçeğe aykırı ifadelerine rağmen davanın reddine karar verildiğini, işbu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi ... ile 13/03/2020 tarihinde görüşme sağlandığını, müvekkili firmada KOVİD-19 nedeniyle zorunlu izin ve uzaktan çalışma başlatıldığını; bilahare HSK kararı ile yargılama faaliyetlerinin ertelendiğinin belirtildiğini, 18/03/2020 tarihinde sayın mahkemeye dilekçe sunularak yerinde incelemenin ileri tarihe ertelenmesinin talep edildiğini, işbu görüşme ve talep dilekçesi sonrasında taraflarına herhangi bir dönüş olmadığını ve ara karar da oluşturulmadığını, ayrıca bu sürede müvekkili şirketin finans müdürü ve finans çalışanlarının da farklı zamanlarda KOVİD-19 hastalığı geçirdiğini, bilirkişiler tarafından taraflarına haber edilmiş olsaydı rapor öncesinde gerekli hazırlıkların yapılacağını ve inceleme için hazır bulunulacağını, bilirkişilerden haber bekledikleri ve ayrıca mahkemeden ara karar bekledikleri bir süreçte; bilirkişilerin \"taraflarına ulaşamadığı\" iddiasının abes olup raporun eksik olduğunu, işbu eksikliğe rağmen yerel mahkeme tarafından savunma haklarının kısıtlandığını ve yeniden rapor alınması taleplerinin reddedilerek davanın reddine karar verildiğini, müvekkili firmanın sözleşme tarihinde mevzuat ve sözleşme gereği bütün belgeleri davalı firmaya eksiksiz teslim ettiğini, bu sebeple eksik belge sebebiyle ceza kesilmesinin hatalı olduğunu, davalı firmanın, müvekkil firmanın eksik belge teslim ettiğini iddia ederek bu gerekçe ile müvekkili firmaya ceza kestiğini, işbu cezaların dayanağı olarak da teknik şartnamenin 8.7 maddesine ve 8.8 maddelerine yer verdiğini, müvekkili firmanın, 01.01.2017 tarihinde davalı firmada işe başladığını, şartnamenin 8.7 maddesine belgesi teslim edilmeyen/ eksik olan personel davalı firma tarafından işe başlatılmayacağını, dosya kapsamına bakıldığında müvekkili firmanın işe başladığı 01.01.2017 tarihinden itibaren davalı firmanın hiçbir personelinin 8.7 maddesi uyarınca reddetmediğini, eksik belge gerekçesi ile personel geri çevirmediğini yahut bu konuda müvekkiline ihtarda bulunmadığının görüleceğini, sözleşme ve şartname ilkeleri uyarınca belgeleri teslim yükümlülüğünün müvekkil firmada; kontrol ve kabul yükümlülüğünün ise davalı firmada olduğunu, dosya kapsamına bakıldığında; 01.01.2017 tarihinden itibaren 9 ay boyunca davalı firmanın bir personel hakkında dahi eksik belge iddiasında bulunmadığını veto etmediğini,  ihtar çekmemişken ve personelleri eksiksiz kabul etmiş iken; 9 ay sonra eksik belge iddiasına dayanarak ceza uygulamasının apaçık kötüniyet ve hakkın kötüye kullanılması olduğunu, eksik belge verilmesi halinde şartnamede ve sözleşmede yaptırımın belirlenmediğini, müvekkili firmanın sözleşme süresince personele ilişkin yükümlülüğünü eksiksiz ifa ettiğini, davalı firmanın personel talebi üzerine yüklenici müvekkilinin, şartnameye göre personel  önerisinde bulunduğunu ancak idarenin önerilen personellerin büyük bir kısmını uygun bulmadığını, tekrar personel talep ettiğini, müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülüğü uyarınca sürekli olarak personel önerdiği sabit iken; davalının görüştüğü elemanların bir kısmının fiyatı yetersiz bulması bir kısmının da gelmemeleri nedeniyle olumlu sonuç alamamasının şartname ya da sözleşmedeki hangi maddenin ihlali anlamına geldiğini somut olarak açıklanması gerektiğini, zira böyle bir maddenin yer almadığını belirterek ilk derece mahkemesinin usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, hizmet sözleşmesi uyarınca davalı  tarafından haksız şekilde kesildiği iddia  edilen hakediş bedelinin iadesi istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Somut olayda; taraflar  arasında  \"Özel Güvenlik Hizmet Alım Sözleşmesi\" imzalandığı,  davalı tarafından davacıya \"tamamlanmayan personel açığı, bir takım eksik belgelerin tamamlanmaması ve görev yerine  gelmemek\"  gerekçeleriyle  56.735,58 TL ve 70.733,51 TL olmak üzere  toplam 127.469,09 TL tutarında  iki adet ceza faturası kesildiği, davacı  tarafça 127.469,09 TL kesinti bedelinin kesinti tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili istemiyle dava açıldığı, davalının davanın reddini savunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın kesilen ceza faturalarının  sözleşmeye uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği hususunda olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.  <br>  Dava konusu sözleşmenin sözleşme yapma özgürlüğü çerçevesinde yapılmış olduğu, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı bir  durumun söz konusu olmadığı, davalının tacir ve yapılan işin de ticari bir iş olduğu,  basiretli davranma yükümlülüğü nedeniyle kararlaştırılan sözleşme hükümlerinin zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanmak suretiyle gerçekleştirildiğinin ileri sürülmesinin olanaksız olduğu, cezai şartın miktarının da sözleşmede sınırlandırılmış olduğu bu durumda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hükümsüzlüğünün ileri sürülemeyeceğinin anlaşılmasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br>Taraflar  arasındaki sözleşmenin teknik şartnamesinin   8.7  hükmüne göre \"yüklenici sözleşme yapılmasını takiben çalıştıracağı tüm koruma ve güvenlik personel listesini bildirecek idarenin onayından sonra  işbaşı yaptıracağı her personel için aşağıda sayılan belgeleri hazırlayacak, işe başlama tarihinde resmi yazıyla dosyalanmış halde idareye teslim edecektir. Aksi takdirde ilgili güvenlik görevlilerinin hiçbir şekilde koruma ve güvenlik hizmetlerinde çalıştırılmaları kabul edilmeyecektir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Teknik şartnamenin 9.9 maddesindeki ceza tablosunda belirtilenler dışında kalıp iş bu şartnamede  sayılan görevlerini yerine getirmediği tespit edilen her bir personel için 140 TL ceza kesilir \" hükmü personelin görev yapmasına ilişkindir. Eksik belgelerin sunulmaması sözleşmenin 9. maddesi uyarınca cezai şart uygulanmasını gerektiren sebepler arasında düzenlenmemiştir. Hal böyleyken mahkemece  teknik şartnamenin 8/7 maddesinde  aykırılık halinde cezai şart uygulanacağını düzenleyen sözleşme hükmü olmadığı gözetilerek davacının hakedişinden yapılan kesintinin 29.526,84 TL'lik bölümünün iadesine karar verilmesi gerekirken davanın tümden reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür.<br>Tüm bu tespitler doğrultusunda davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen  kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,<br>1-Davacı vekilinin yatırdığı 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine ödenmesine,<br>2-Davacı vekilinin yatırdığı 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf  vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, <br>B-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/12/2020 tarih, 2017/1255 Esas ve 2020/600 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100  Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;<br>KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE:<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ ile;<br> 29.526,84 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Fazlaya ilişkin talebin reddine,<br>2-Alınması lazım gelen 2.016,97 TL harçtan peşin alınan 2.176,86 TL'nin mahsubu ile kalan bakiye 159,89 TL'nin istek halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı vekili için kabul edilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>4-Davalı vekili için reddedilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yatırılan 2.176,86 TL peşin harç ve 31,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 2.523,00 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap olunan 584,42 TL.sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Davalı tarafından yapılan 1.855,00 TL yargılama giderinin davanın red oranına göre hesap edilen 429,69 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>7-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333.Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>8-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 19/09/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b8666d3c226f66e","SID":"8563d4eee20b6c74"}}