{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/602 - 2024/1133<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2023/602 <br>KARAR NO\t: 2024/1133<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 03/02/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/214 Esas 2023/57 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t:Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br><br>KARAR TARİHİ\t: 25/09/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 10/10/2024<br><br>Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.04.2021 tarihinde ... A.Ş.'nin ZMMS poliçesi ile sigortaladığı araç ile müvekkiline ait aracın çarpışması ile maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin uyuşmazlığa konu kaza sebebiyle aracında oluşan zararın ve sigorta şirketinin sorumluluğunun tespiti adına bağımsız bir sigorta eksperi görevlendirdiğini, eksperin araçta oluşan zararın KDV dahil 50.372,82 TL olduğunu tespit ettiğini, hangi tarafın kırmızı ışık ihlalinde bulunduğunun tespit edilememesi nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bir çok kararında işaret ettiği üzere ‘’Tehlike Sorumluluğuna Katılma İlkesi ‘’ gereğince kazaya karışan her iki sürücünün de %50 oranında kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği şeklinde bir çok kararın bulunduğunu, her iki tarafın da eşit kusurlu olduğu kabul edildiğinde sigorta şirketinin bu zararın 25.186,41 TL 'lik kısmından sorumlu olacağını, bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilecek kusur durumu ile tutarlar üzerinden bedel artırım ve ıslah hakları saklı kalmak üzere şimdilik 15.000,00 TL hasar ve 5.000,00 TL değer kaybı tazminatı talep edildiğini, bağımsız sigorta eksperine 472,00 TL ekspertiz ücreti ödendiği, bu bedelin poliçe limitinden ve kusur durumlarından bağımsız olarak sigortacıdan tahsili gerektiğini, yine Sigorta Tahkim Komisyonu’nun 2021.E.181691 sayılı dosyasında müvekkil tarafından yapılan yargılama masraflarına ilişkin olarak bir karar tesis edilmemiş, fer’i alacakların, görevli mahkemede hüküm altına alınmasına hükmedilmiş olmakla anılan dosya kapsamında yapılan toplam 550,00 TL masrafın huzurdaki dosyada yargılama giderine eklenmesi ve davalı üzerine tahmili  talep edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 15.000,00 TL hasar tazminatı, 5.000,00 TL değer kaybı tazminatı, 472,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 20.472,00 TL' nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili 10/01/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava değerini 35.291,25 TL'ye yükseltmiştir.<br>Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının değer kaybına ilişkin talepleri bakımından Genel Şartlar ekinde yer alan teminat dışı haller ve hesaplama yöntemi gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğini, hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatları teminat dışında kalan haller olduğunu, bu sebeple davacının kusur oranının tazminattan indirim yapılması gerektiğini, kusur oranlarının tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurumu'na sevk edilmesi gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, davacı tarafça iddia edilen onarım tazminatının fahiş olduğunu, davacının gerçek zararının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini, yalnızca fatura ve makbuz üzerinden yapılan tespitin kabul edilmeyeceğini, bilirkişi incelemesinin de yalnızca davacı tarafından sunulan belgelere dayanmaması, ayrıntılı ve denetime elverişli olması gerektiğinin Yerleşik Yargıtay İçtihatları ile kabul edildiğini, davacının gerçek zararının tespiti bakımından Trafik Sigortası Genel Şartları göz önünde bulundurularak bilirkişi incelemesi yapılmasını, 04.12.2021 tarihinde yürürlüğe giren güncel Trafik Sigortası Genel Şartları A.5 kapsama giren teminat türleri maddesi doğrultusunda Trafik Sigortası Genel Şartları Ek-1 de yer alan hesaplama yönteminin esas alınmasını, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece; davanın 13/04/2021 tarihli trafik kazasında davacı aracında hasar oluşup oluşmadığı, hasarın giderilme bedeli, hasardan kaynaklı değer kaybı varsa bedeli ve ekspertiz ücretinin davalı sigorta şirketinden poliçe kapsamında talep edilip edilemeyeceği hususlarına ilişkin olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonundan hakem dosyası getirtilerek dosyaya kazandırıldığı, bilirkişiden alınan 09/01/2023 tarihli raporda, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davacı şirket adına tescilli  ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’in % 50 oranında kusurlu olduğu, davalı ... A.Ş. nezdinde sigortalı ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...’in % 50 oranında kusurlu olduğu ve kaza nedeniyle davacının uğradığı zararın %50'lik bölümünden davalının sorumlu olacağı, dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının 50.091,00 TL hasar bedeli, 19.547,49 TL değer kaybı, 2.351,25 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplamda 71.989,74 TL zarara uğradığı, araç sürücüsünün % 50 oranında kusurlu olması nedeniyle bu zararın 35.994,87 TL'lik bölümünden sorumlu olduğu ve davalıdan talep edebileceğinin bildirildiği, alınan raporun karar vermeye elverişli olduğu, toplanan tüm deliller bir arada değerlendirildiğinde, sinyalizasyon sistemi bulunan kavşakta hangi tarafın kırmızı ışıkta geçtiğinin tespitinin mümkün olmadığı, zira bu hususu ispatlayacak herhangi bir delil gösterilmediği, bu durumda yerleşik Yargıtay İçtihatları da gözetilerek her iki tarafın %50 oranında kusurlu olduğunun mahkemece kabul edildiği, dava konusu edilen hasar onarım bedeli ile değer kaybı toplamının 69.638,48 TL olduğu, yine TTK.'nın 1426/1.maddeye göre rizikonun, tazminatın veya bedel ödeme borcunun kapsamının belirlenmesi amacı ile yapılan makul giderlerin sigortacı tarafından ödenmesi gerektiğinden davacının davadan önce yapmış olduğu ekspertiz gideri 472,00 TL'nin de davalı tarafça karşılanması gerektiği, bu durumda toplam tazminat tutarının 70.582,50 TL'ye ulaştığı, davacının % 50 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiğinden kusur oranında indirim yapıldığında ödenmesi gereken toplam tazminatın 35.291,25 TL olması gerektiği kabul edilerek davanın kabulüne, davacının 21/06/2021 tarihinde davalı sigorta şirketine müracaat ettiği ve 8 iş günü ödeme süresi eklendiğinde temerrütün  02/07/2021 tarihinde gerçekleştiği gözetilerek bu tarihten itibaren sigortalı aracın yolcu taşımakta kullanılan ticari vasıflı oluşu davacının da tacir olması nedeniyle avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; \"1-Davacının davasının KABULÜNE,<br>8.045,50 TL hasar bedeli, 9.773,75 TL değer kaybı ve 472,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 35.291,25 TL'nin 02/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,“  karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının kusuru kanıtlaması gerektiğini, kaza tespit tutanağında her iki aracın da yeşil ışıkta geçtiğini ileri sürdüğünden kusuru kabul etmemekle birlikte eşit kusura göre değerlendirme yapılması gerektiğini, hükmedilen tazminatın fahiş olup ZMMS Genel Şartlarına göre yapılması gerektiğini, nitekim ekspertiz çalışması neticesinde hasar tutarının 9.894,28 TL parça bedeli, 5.970,00 TL işçilik bedeli olarak hesaplandığını bu nedenle hükmedilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, hükmedilen değer kaybının da genel şartlara göre hesaplanması gerektiğini, AYM kararlarının geçmişe etkili olarak yürütülemeyeceği, kabul anlamına gelmemek üzere davacının ekpertiz ücreti talep edebilmesi için ödemeyi kanıtlaması gerektiğini, davacı tarafından bu yönde bir dekont ibraz edilmediğini, müvekkilinin temerrüt tarihinin KTK hükümlerine göre, faiz türünün de yasal faiz olması gerektiğini belirtilerek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle, değer kaybı ve araç hasarının tazmini istemidir. Davacı kazanın meydana gelmesinde hangi tarafını ışık ihlali yaptığı tespit edilmediğinden taraflar eşit kusurlu kabul edilerek, kusur oranında zararının tazmini talep etmiş, mahkemece alınan hesap raporu çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davasında, kusurun tespiti kadar, zararın doğru şekilde tespit edilmesi de önemlidir. Haksız fiil sorumluluğunda zarar kişinin kaza tarihi itibariyle uğradığı \"gerçek zarar\" olup, gerçek zarar TBK hükümlerine ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin zararın tespitine yönelik benimsediği ilkelere uygun olarak tespit edilmelidir. Davacının zararının artmasına neden olması söz konusu ise haksız fiil sorumlusunun, zarar görenin eylemi ile artan zarardan sorumlu olmayacağı gözetilmelidir. Zarara yönelik çelişkili deliller ve izaha muhtaç durumlar  var ise bu hususlar değerlendirilmeden, bir kısım delillere üstünlük tanınarak hazırlanan rapora göre karar verilmemelidir.  Bu çerçevede, araç onarım bedeline yönelik olarak açılan bir davada; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi emsal içtihatlarında da açıklandığı üzere, makina mühendisi bilirkişiden alınacak raporla kazalı aracın markası, modeli, yaşı, km'si, kazadan önceki mevcut durumu ve hasarın boyutu, irdelenmek suretiyle, aracın rayiç değerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti ile buna göre kaza tarihinde hasarlı aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise hasar bedeli, ekonomik değil ise kaza tarihindeki ikinci el satış bedeli ile kazadan sonraki hurda (sovtaj) değerinin tespit edilmesi, belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle tazminat miktarının tespit edilmesi gerekir. Yine değer kaybınına ilişkin olarak da, aracın tamirinin mümkün ve/veya ekonomik olması durumunda aracın markası, modeli, yaşı, km'si kazadan önceki mevcut durumu ve hasarın boyutu, irdelenmek suretiyle, aracın kaza tarihideki serbest piyasa koşullarındaki rayiç değeri ile meydana gelen kaza sonrasında onarılması halindeki serbest piyasadaki rayiç değeri arasındaki farka göre tespiti Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından kabul edildiğinde, rapordaki hesaplamanın bu yöntem çerçevesinde yapılması, denetlenebilir olması gereklidir.<br>Somut olayda; davacının, kaza nedeniyle daha önce kasko sigortacısına başvurduğu, kasko sigortacısı tarafından ekspertizden alınan raporda, davacının aracındaki hasarlı parçalar tespit edilerek ayrıca aracın hasarlı fotoğrafları ile kaza anındaki km'si fotoğraflanmak suretiyle, aracın kaza tarihinde 273.426 KM'de olduğu da belgelenmek suretiyle rapora eklendiği, araçtaki hasar bedelinin de işçilik ve parça bedeli dahil, KDV hariç 16.186,81 TL olarak tespit edildiği dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır.  Hal böyle iken, davacı tarafından bizzat müracaat ile alınan ekpertiz raporunda da, hasar ve araç km'sini gösteren fotoğaflar eklenmek suretiyle ve 2012 model aracın kaza tarihinde km'sinin 26.000 KM olduğu gösterilmek suretiyle rapor tanzim ediliği ve buna ilişkinde davacıya ait aracın km'si olduğu belirtilen fotoğrafın ekpertiz raporuna eklendiği anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin de söz konusu ekspertiz raporuna istinaden davayı açmasına rağmen, aracın KM'sindeki farklılığa ilişkin bir açıklamada bulunmadığı görülmüştür. Söz konusu durum izaha muhtaç olup, araç KM'si delil olarak sunulan fotoğrafta bilinçli şekilde düşük gösterilmiş ise söz konusu ekspertiz raporuna şüphe ile yaklaşılması gerekir. Buna rağmen hükme esas alınan raporda, gerek kasko tarafından alınan ekspertiz raporundaki araç KM'sinden bahsedilmiş, gerekse de davacının bizzat sunduğu ekspertiz rapordaki araç KM'sinden bahsedilmiş olmasına rağmen, aracın 26.000 KM'de olduğu kabul edilerek değerlendirme yapılarak, aracın değeri ve tamirinin ekonomik olup olmayacağının tespiti yapılarak, bu ayrıntı raporda göz ardı edildiği gibi, kaza tarihinde aracın serbest piyasa rayiçlerine yönelik yukarıda açıklandığı üzere denetime elverişli bir değerlendirme yapılmamıştır. Yöntemince araç rayiç değerinin belirlenmemesi yanı sıra rapor kendi içerisinde hatalar içermekte olup rapor tarihinde emsal 4 araç değeri toplanarak, 5 bölünmek suretiyle ve bulunan değer, sigorta tarafından kabul edilen rayiç değer ile orantılanmak suretiyle bir sonuca ulaşılmak istenmiş ise de, rapor bu haliyle hesaplama hataları içerdiği gibi mantıksal hatalar da barındırmaktadır. Bu haliyle alınan rapor gerek değer kaybı yönünden gerekse de hasar tespiti açısından uygun görülmemiştir.  Bu durumda, mahkemece öncelikle davacıya ait aracın davaya konu kaza öncesinde varsa hasar kayıtları Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezinden sorularak, hasar kaydı bulunması halinde hasar dosyaları da getirtilerek, Kasko Şirketi tarafından aracın kaza tarihindeki KM'si ve davacı tarafından sunulan ekspertiz raporundaki KM'si arasındaki farkın (her ikisinin de fotoğraflı olmasına göre) neden kaynaklandığı davacıya açıklatılarak, aracın gerçek km'si tespit edildikten sonra, yukarıda açıklandığı üzere kaza tarihindeki aracın rayiç değerinin ve hasar bedelinin tespit edildiği, buna göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamirinin ekonomik olması durumunda hasar kaybının ve değer kaybı oluşmuş ise değer kaybının belirlendiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Kabule göre; ekspertiz ücreti, yargılama gideri olup, yargılama gideri içerisinde değerlendirilmesi gerekirken, tazminat kalemi içerisinde kabul edilerek, faizi ile birlikte hüküm altına alınmış olması da doğru görülmemiştir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle araç KM'sine ilişkin farklılıklar davacıya açıklatılarak, ayrıca yukarıda açıklanan şekilde hasar kayıtları araştırılarak, dosyanın yeni bir makine mühendisine tevdi ile açıklandığı üzere değerlendirmelerin yapıldığı ve kaza tarihi itibari ile tazminat miktarının tespit edildiği rapor alınarak sonucuna göre olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.  <br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 03/02/2023 tarihli, 2022/214 Esas - 2023/57 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, <br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davalıya iadesine,<br>4- İİK'nın 36. maddesi gereğince Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesi 2023/337 D.iş 2023/355 Karar sayılı icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 3. İcra Dairesi 2023/3081 E. sayılı dosyasına depo edilen 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun yatırana iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9841aa4938ccd7b9","SID":"7b8d3ef29197f793"}}