{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/2095 - 2024/2416<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/2095 <br>KARAR NO\t: 2024/2416<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t:  <br>KATİP\t:  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/02/2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACILAR\t: 1- <br>VEKİLLERİ\t: Av.  <br>DAVALI\t: ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ  - <br>VEKİLLERİ\t: Av.  <br>DAVA\t: Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 16/10/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t: 17/10/2024<br><br>.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/02/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Tarafların iddia ve savunmalarının özeti:<br>DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25.09.2008 tarihinde ... idaresindeki ... plakalı aracın yaya kaldırımında bulunan davacıların üzerine kasten aracını sürerek çarpması sonucu meydana gelen kazada davacıların yaralandığını ve sakat kaldığını, kazayla ilgili evrakların ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... E. Ve ... iddianame numaralı dosyasında bulunduğu, kaza sonrasında ... ...ın olay yerini terk etmesi nedeniyle kusur dağılımı yapılamadığını, ... Başsavcılığı tarafından aldırılan kusur raporuna göre ...'ın asli ve tam kusurlu, davacıların ise herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazadan sonra davacıların tüm tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamadıklarını, kazaya sebebiyet veren aracın davalı şirket nezdinde sigortalı olduğunu belirterek şimdilik davacıların kazadan dolayı uğradığı sürekli/kalıcı iş gücü kaybı nedeniyle her bir davacı için 100,00 TL toplam 200,00 TL mutad iştigalinden geri kaldığı ve çalışamayarak geçici iş göremez hale gelmesi ve gelir kaybına uğraması nedeniyle de her bir davacı için 100,00 TL toplam 200,00 TL olmak üzere toplam 400,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, kabul manasında olmamak üzere davacının maluliyetinin ... Adli Tıp Kurumu tarafından tespit edilmesi gerektiğini, sigorta poliçesinin ancak ve ancak gerçek ve doğrudan olan zarar kalemleri için teminat verdiğini, geçici iş göremezlik tazminatı talepleri tedavi teminatı içerisinde değerlendirildiğinden teminat dışında olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı aracın kusuru oranında olduğunu, bu nedenle kusur durumunu Adli Tıp Kurumu tarafından tespitinin istendiğini, kabul manasına gelmemek üzere tazminat hesaplamalarındaki gelirin asgari ücret olarak alınması gerektiğini belirterek öncelikle açılan davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 125.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 17/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, davacı ... için 108.819,96 TL kalıcı iş göremezlik tazminatının 17/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 2.066,12 TL geçici iş göremezlik tazminatının 17/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; olay günü  ... idaresindeki ... plakalı aracın yaya kaldırımında bulunan müvekkillerinin üzerine kasten aracını sürerek çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkillerin yaralanarak sakat kaldığını, müvekkillerinin mağduriyetinin giderilmesi için kazaya sebep olan aracın ZMMS poliçe sahibi ... ... Sigorta aleyhine ikame edilen tazminat davasında müvekkilleri lehine ayrı ayrı tazminatına hükmedilmesine rağmen mahkemenin gerekçeli kararında toplam tazminat miktarı dikkate alınarak 24.962,02 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Karara karşı davalı vekili verdiği istinaf dilekçesinde özetle; sigortalı araç sürücüsünün kasten aracını davacıların üzerine sürdüğünü, bu nedenle davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunmadığını, uyuşmazlık tazminat hesaplamaları bakımında poliçe tanzim tarihi itibariyle geçerli güncel mevzuata göre değerlendirme yapılmak suretiyle tazminat hesaplanmasına karar verilmesini, davacının talebine konu geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tazminatı talepleri, yasa değişikliği ile  SGK'nın sorumluluğuna, eklenen tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli iş bu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, uyuşmazlık, poliçe tanzim tarihi olan 10.07.2017 tarihi itibarıyla yeni Genel Şartlara tabi olup müvekkili şirketin bu talep hakkında da herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, kabul manasında olmamak üzere hükmedilen tazminat tutarına 17.12.2009 tarihinden itibaren faiz işletilmesi yasa ve içtihatlara aykırı olduğunu, zira davacı tarafça iş bu dava öncesinde müvekkili şirkete yapılan başvuru usule uygun olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin dava tarihinden önce temerrüde düştüğünün kabul edilmesinin haksız olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli maluliyet tazminatı talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. <br>Kararı davacılar vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.<br>Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde:<br>Her ne kadar karara karşı davacılar vekili verdiği istinaf dilekçesinde; müvekkilleri lehine ayrı ayrı tazminatına hükmedilmesine rağmen mahkemenin gerekçeli kararında toplam tazminat miktarı dikkate alınarak 24.962,02 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, oysa her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiş ise de; İlk derece mahkemesince yapılan inceleme neticesinde 16/02/2022 tarihli karar ile; hükmün davacı vekiline 16/03/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, istinaf başvurusunun davacı vekilince 01/04/2022 tarihinde yapıldığı ancak istinaf başvurusunun kanuni süre geçtikten sonra yapılmış olduğu, bu nedenle 6100 sayılı HMK'nun 346.maddesi uyarınca davacı vekilinin süresinde olmayan istinaf talebinin reddine karar verilmiş olduğu, kararın davacı vekiline 03/05/2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup davacı vekilince bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmamış olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin 01/04/2022 tarihli istinaf başvuru dilekçesi değerlendirmeye alınmamıştır.<br>Davalı vekilinin sözkonusu kazanın trafik kazası olmayıp kasten yaralama/ öldürme saiki bulunduğundan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde:<br>.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 19/11/2014 Tarihli ilamında; Sanık/ davalı sigortalısı ... hakkında, (davacı) ...'a karşı kasten yaralama eyleminden ötürü cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın ...l'e yönelik eyleminin kasten yaralama olmayıp, kasten öldürmeye teşebbüs olduğu tüm dosya kapsamına istinaden sabit bulunduğundan, neticeten sanık/ davalı sigortalısı ...'ın 7 yıl 6 ay hapis  cezası ile cezalandırılmasına, Sanık/ davalı sigortalısı ...'in, (davacı) ...'a karşı kasten yaralama eylemini gerçekleştirdiği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış ise de, sanığın ...'e yönelik eyleminin olası kast ile öldürmeye teşebbüs suçu olduğu tüm dosya kapsamına istinaden sabit bulunduğundan, neticeten sanık/ davalı sigortalısı ...'ın  8 yıl 4 ay hapis  cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, hükmün sanık müdafii ve C.Savcısı tarafından temyiz edilmesi nedeniyle Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/2017 Esas, 2017/3593 Karar sayılı ilamı ile \"sanık ...’in 20.12.2015 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi zorunluluğundan hükmün bozulmasına\" karar verilmiş olduğu görülmüştür.<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli maluliyet tazminatı talebine ilişkindir. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporlarından; davalıya sigortalı ... plakalı otomobilin sürücüsü ...'ın meskün mahal içerisinde yaya ve taşıt trafiğinin yoğun olduğu iş yeri önlerinde trafik güvenliğini dikkate almadan hareket ettiği, ana yol olan devlet kara yolundan çıkıp, yaya yolu bölümünde yayaların üzerinde (korna vb sinyal vermeden) sürerek meydana gelen kazada asli ve tam kusurlu olduğu, davacı yayalar ... ve ...'ın ise işyeri önlerindeki yaya yolundan ilerlerken meydana gelen kazada etken bir davranışlarının olmadığı anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi vekilince meydana gelen yaralamanın kasten işlenmesi nedeniyle illiyet bağı kesilmiş olup müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığı iddia edilmiştir. Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2017/4947 Esas, 2018/11772 Karar sayılı, 05/12/2018 Tarihli ilamında; \"..mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık M.U. 'nun katılana davalının işleteni, davacı sigorta şirketinin trafik sigortacısı olduğu araç ile kasten çarparak yaralama suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün itiraz edilmeden kesinleştiği görülmüştür. Ceza dosyasında, sürücü M.U.'nin, davalının işleteni olduğu araç ile H.E.'ye kasten çarparak yaraladığı sübut bulmuştur. Mahkemece, olayın trafik kazası olmayıp kasten yaralama suçunu oluşturduğu, bu nedenle davacı sigorta şirketinin davalıdan rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davaya konu kaza, Karayolları Trafik Kanunu'nun 86.maddesinde sayılan mücbir sebep, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmamış, aracın işletilme halinde olması, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı şeklinde sorumluluk için aranan şartların mevcut olduğuna, araç sürücüsünün kasıtlı eyleminin teminat dışı hallerde düzenlenmeyip, rücuya tabi hallerde düzenlenmiş olmasına göre, söz konusu kaza nedeniyle davacı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin rücuya tabi olduğunun kabulü gerekmektedir..\" şeklindedir. Benzer şekilde yine aynı dairenin 2016/10883 Esas, 2019/5069 Karar sayılı, 18/04/2019 Tarihli ilamında; \"..dava kasten yaralama sonucu oluşan iş göremezlik nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. ...Davalı Güvence hesabı, davacının tescilsiz araç sürücüsünün motoru ile kasten yaralama eylemi neticesinde oluşan maluliyet nedeniyle hesaplanacak tazminat miktarından sorumlu ise de, davacının zincirle dövülmesi neticesi oluşan zarardan sorumlu değildir, bu nedenle mahkemece davacının tüm tedavi evrakları ve ilgili ceza dosyası dosya içerisine alınmak suretiyle Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas dairesinden davacının maluliyet durumuna ilişkin kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine uygun yeni bir rapor alınarak, davacının maluliyetinin ne kadarının motosikletin çarpması sonucu, ne kadarının zincirle dövülmek suretiyle oluştuğunun belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir..\" şeklindedir. Bu nedenle, davalının sorumluluğu mevcut olup, davalı vekilinin bu yönlü istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;  <br>Davalı vekili müvekkilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı sigorta şirketi tarafından davacılardan ... yönünden 4.300,40 TL geçici iş göremezlik bedelinin SGK tarafından ödenmiş olması sebebiyle bu yönlü talebi yerinde görülmemiş ise de ödeme yapılmayan diğer davacı ...'ın uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı)<br>Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:<br> Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar  sayılı kararları) davacıların gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacıların muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacı hak sahiplerine ödenmesi gerekin zararının belirlendiği, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu, ödemeye esas ücretin alt sınır olan asgari ücret üzerinden hesaplanmasının yerinde olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin maluliyet raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde:<br>Maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 2. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. <br>Buna göre, 11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında  gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/09/2013 ile 01/06/2015 tarihleri arasındaki kazalar için Maluliyet Tespit işlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu 01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve 20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K;  2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) <br>Buna göre davaya sebep kaza tarihi 25/09/2008 olup maluliyetin Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmesi gerekir.<br>... ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 13/06/2018 tarihli ve ... sayılı raporda özetle; olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğüne göre düzenlendiği, davacı ...'ın %15 oranında maluliyetin meydana geldiği,  geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği belirtilmiş, ... ATK 2.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 13/08/2020 tarihli ve ... sayılı raporda özetle; olay tarihinde yürürlükte olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğüne göre düzenlendiği, davacı ...'ın %22 oranında maluliyetin meydana geldiği,  geçici iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceği belirtilmiştir. Alınan bu raporlar kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş olup, dosya kapsamına ve olaya uygun bulunmakla maluliyet raporuna yönelik yapılmış olan istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin müvekkilinin temerrüde düşmediğinden faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğine yönelik istinafı yönünden:<br>Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9. gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir. Dosyada mevcut belgeler incelenmekle, davalı sigorta şirketinin davacı tarafça kendilerine ihbar yapıldığına ilişkin beyanda bulunduğu 11/11/2015 tarihli cevabi yazı ve eki belgeler nazara alındığında sigortaya başvurunun yapıldığı 04/12/2009 tarihten 8 iş günü sonrası olan 17/12/2009 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi doğru olup davalı vekilinin bu yönlü istinafı da yerinde değildir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 16.113,37\tTL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 3.948,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye ‭12.165,37 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.16/10/2024<br><br> <br>   Başkan  \t\t\t\t  Üye                    \t Üye  \t                   Katip  <br> <br><br><br><br><br><br><br> İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3a44667fc17aa163","SID":"682077871688eb1e"}}