{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/867 <br>KARAR NO: 2024/966<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/12/2020<br>NUMARASI: 2015/794 Esas, 2020/844 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 26/09/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi inşaat işleri kapsamında pnömatik tüp taşıma sistemi yapım işi için sözleşme imzalandığını, sözleşmenin 4. maddesi gereğince sözleşmenin toplam bedelinin 122.500 EURO+KDV olduğunu, müvekkilinin sözleşme uyarınca aldığı işi eksiksiz bir şekilde bitirip sistemi davalıya teslim ettiğini, bu hususta taraflar arasında 20/12/2013 tarihli proje teslim formunun imzalandığını, teslim formu ile müvekkilinin işi eksiksiz şekilde yaptığını ve davalının işi kabul ettiğinin sabit olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkiline toplam 105.085,71 EURO ödendiğini, müvekkili tarafından yapılan iş bedelinin 122.500,00 EURO+KDV=144.550,00EURO olduğunu, bakiye 39.464,29 EURO'nun bugüne kadar ödenmediğini ileri sürerek şimdilik söz konusu bedelin fiili ödeme günündeki kur üzerinden 20/12/2013 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,  davacı ile 10/05/2013 tarihinde Mersin Üniversitesi Hastane binası ikmal inşaat projesi kapsamında inşaat işlerine ilişkin taşeron sözleşmesi ile davacı şirketin ... istasyondan oluşan pnömatik tüp taşıma sisteminin anahtar teslimli olarak yapımı işlerine ilişkin sözleşme olduğunu davacı şirketin tüm malzemeleri 60 gün içinde inşaat sahasına getirdiğini, 45 gün içerisinde tamamlayarak montajları yapmayı üstlendiğini, işleri bitirmediğini sürüncemede bıraktığını, buna rağmen hakediş bedellerinin ödendiği sistemi devreye alarak çalışır vaziyette müvekkiline teslimini yapmaksızın iş yerini terk ettiğini, zararlarının tüm ikazlara rağmen giderilmediğini, tespit yaptırdıklarını, 08/07/2014 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, devreye alma işinin dava dışı şirkete yaptırıldığını, müvekkilinin zarara uğradığını, sözleşme gereğince ceza uygulanacağını ve taşeronun hakedişlerinden kesileceğinin sabit olduğu savunarak davanın reddi ile % 20 tazminata karar verilmesini ayrıca taşeronun yapmış olduğu eksik iş bedeli ve gecikme cezasının tespiti ile takas mahsubuna karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasındaki sözleşme kapsamında işin tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim edildiği, devreye alma işleminin hastanenin faaliyete geçtikten sonra gerçekleştirileceğinin kararlaştırılacağı, fakat davalı şirket tarafından hastanenin faaliyete geçtiği ve henüz sistemin devreye alınmadığına dair dava dışı şirkete iş yaptırılmadan önce davacı şirkete herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, ayıplı veya eksik ifanın süresi içerisinde bildirilmesi gerektiğini, dava dışı şirket tarafından yapılan işlem esnasında davacı şirketin hali hazırda yüklü bir programının bulunup bulunmadığı hususunun tespit edilemediği, davalı tarafça davacıya çağrı yapılmaksızın akde aykırılık iddiası ile iş bedelinin ödenmemesinin haksız olduğu, davacının davasını ispatladığı gerekçesiyle 39.464,29 Euro alacağın temerrüt tarihi olan 20/01/2014 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, davacının işleri eksiksiz teslim etmediğini, hastanede kullanılan bilgisayarlar üzerinde sistemi devreye alarak hiç çalıştırmadığını, tespit raporunun mahkeme heyeti ile keşif yapılarak detaylı inceleme sonucu alındığını ancak mahkemece bu raporun dikkate alınmadığını, 20.12.2013 tarihli tutanağın gerçekleri yansıtmadığını, yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, garanti süresi kapsamında gerekli işlemlerin yapılıp çalışır vaziyette teslimin yapılmadığını, takas mahsuba yönelik mahkemece hüküm kurulmadığını, davacıya 8.07.2014'te ihtar çektiklerini ve haklarını saklı tuttuklarını, davacının sisteme şifre kurarak sistemin işveren tarafından çalıştırılmasını engellediğini, geçici kabul hususunun mahkemece incelenmediğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, raporlar arasında çelişkinin giderilmediğini belirterek kararın kaldırılması ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Davacı, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca aldığı işi bitirip sistemi eksiksiz bir şekilde davalıya teslim ettiğini ileri sürerek bakiye alacağının tahsilini istemiş, davalı ise işin sözleşmeye uygun teslim edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece  davanın kabulüne karar verilmiştir.Dosyadaki mevcut bazı bilirkişi raporlarına göre davacı yüklenicinin edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmediği belirlenmiş ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise davacının üstlendiği işi akde uygun olarak ifa edip teslim ettiği belirtilmiştir.  Bu durumda dosyada bulunan bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır.O halde, mahkemece yeni bir bilirkişi heyettinden rapor alınarak uyuşmazlığa konu işin yapılarak teslim edilip edilmediği, işin eksik ve/veya ayıplı olup olmadığı, başkasına tamamlatılıp tamamlattırılmadığı, tarafların itirazları da karşılanarak  bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler de giderilmek sureti ile sonuca uygun karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye göre davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/12/2020 tarih, 2015/794 Esas, 2020/844 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/09/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1894027ee6f5e714","SID":"40444fc9eb94f153"}}