{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1114 <br>KARAR NO: 2024/1398<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/04/2024<br>NUMARASI: 2022/481 Esas -  2024/235 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının uluslararası lojistik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacı ve davalı arasında 08.01.2016 tarihinde sözleşme imzalandığım, Türkiye Polonya arasında taşıma işi üstlenildiğini, söz konusu emtianın eksik teslim edildiğini, eksik olduğu CMR belgelerinden de anlaşılabileceğini, davalı tarafından 555,66 kg ve 7.362,66 Euro bedelli emtia alıcısına teslim edilmediğini, davacının müşterisi ... Lojistics tarafından davacıya 17.01.2017 tarih 7.362,03 Euro bedelli fatura kesildiğini işbu bedel cari alacaktan mahsup edilmek suretiyle ödendiğini ve davacı firma tarafından da davalıya 19.01.2017 tarihli ... nolu 29.814,02 TL bedelli fatura kesilip tebliğ edildiğini, faturanın ödenmeyip itiraz da edilmediğini, İstanbul ...îcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını ve davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz da bulunduğunu böylelikle takibin durdurulduğunu, icra takibine yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacak üzerinden %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına davalının mahkum edilmesine, yargılama gideri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  somut olayda alt taşıma sözleşmesiyle taşımayı üstlenmiş olan “ardışık taşıyıcı olan” davacıya karşı ne ilk ne de son taşıyıcı olmadığı için sorumluluk davası açılamayacağını, gönderene karşı sorumluluğu bulunmayan dolayısıyla da kendisine husumet yöneltilemeyen davacının yasal düzenlemeye bağlı olarak ziya nedeniyle bir tazminat ödemesinin de söz konusu olamayacağını, ilk taşıyıcı (...) yaptığı tazminat ödemesi; ... ödemesi olup müşterisine hoş görünmek için yapılan ödeme olup böyle bir ödemede bulunan davacı alt (son) taşıyıcıdan rucuan talepte bulunamayacağını, davacının aktif dava ehliyetinin olmadığını, taşıyıcılardan birinin diğer taşıyıcıya karşı rücu talebinde bulunabilmesi için tazminat ödemiş olmasının şart olduğunu, CMR 37.Maddede yer alan rücu hakkını kullanmasının mümkün olmadığını, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın reddine, davanın çözümünde CMR Karayolu ile Uluslararası Mal Taşıyıcılığı Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiğini, taşıma esnasında oluşan ziyadan ötürü taşıyıcı tarafından hak sahibine ödenmesi gereken tazminatın CMR 23. maddesine göre hesap edilmek suretiyle ödenmesi gerektiğini, ziyaa halinde ödenecek tazminat eşyanın teslim alındığı yer ve zamanındaki borsa yada piyasa fiyatına böyle bir fiyat yoksa aym tür ve nitelikteki eşyanın değerine göre belirleneceğini, bu tazminatın ise CMR 23/3 maddesine göre hiç bir zaman noksan gelen gayri safi ağırlığının beher kilogramı için 8,33 hesap birimini aşamayacağım, CMR 23/7. maddesi de bu hesaplamanın SDR (Özel Çekme Hakkı hesaplama) yöntemi ile yapılmasını hükme bağladığını, buna göre 5,0490 TL (SDR)*8,33 (hesap birimi) = 42,058 TL (kg birim fiyatıdır) ihtarnamede yazılı olduğu üzere 555 kg ziya olduğu 42,058 TL 555 KG = 23.342,19 TL dir. Bu nedenle de davanın reddinin gerektiğini, zararın rücuen tazminini talep hakkı haklılığı yönünden şirketi temsilen davayı takip edebilmeleri için ... Sigorta Aş. ne ihbar edilmesini davacı dellerine karşı itiraz ve mukabil delil sunma hakkı saklı kalmak kaydıyla, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, haksız ve kötü niyetli davacımn %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 22/05/2019 tarih 2017/340 esas 2019/525 karar sayılı  Kararında \"muaccel olmayan alacak için takibe itirazın yerinde olduğu anlaşıldığından davanın reddine\" karar verilmiştir.  Dairemizin 10/05/2022 tarihli kararında \"CMR 23. maddesine göre, ziyaa halinde ödenecek tazminat eşyanın teslim alındığı yer ve zamanındaki borsa ya da piyasa fiyatına böyle bir fiyat yoksa aynı tür ve nitelikteki eşyanın değerine göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Nitekim taraflar arasındaki anlaşmada; \"Anlaşmaya konu olan taşıma, CMR sigortası yapılmamış bir araç ile taşınması veya taşıyıcı firma çalışanı ve/veya taşeronun ağır kusurundan kaynaklanan her türlü hasar, hırsızlık ve kayıp durumunda mal bedelinin tamamının karşılanması ile sorumludur.\" denilmiştir. Oysa ki, dosyada alınan raporu düzenleyen bilirkişilerin, dava konusu çalınan malların niteliği bakımından değerinin belirlenmesi hususunda uzman olmadıkları anlaşılmaktadır. Bu durumda, çalınan malların cinsi göz önüne alınarak alanında uzman (tekstil) bilirkişi marifetiyle, dosyaya sunulan faturalar da değerlendirilmek suretiyle, malın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değeri belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.\" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, karar verilmiştir.<br>KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİNCE YAPILAN YARGILAMA SONUCUNDA: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Dava dosyasında tüm belgelerin kapsamı itibariyle yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; Dava konusu taşımada, alıcı-gönderilen ... Ltd firmasının Türkiye/Polonya arası taşıma işi için ... ve hem de davacı firma ile anlaşmaya vardığı, davacının da davalı ile yapmış olduğu ayrı bir taşıma sözleşmesi ile fiili taşıma işini davalı firmaya verdiği gözetildiğinde taşımanın aynı sözleşme kapsamında gerçekleşmediği ve her bir taşımanın ayrı bir sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerekmiştir. Bu durumda davacının aralarındaki taşıma sözleşmesi kapsamında, dava konusu taşımada meydana gelen ziya ve hasardan dolayı uğradığı zararını davalıdan talep etmekte aktif  husumet ehliyeti bulunduğu, dava konusu taşımada meydana gelen hırsızlık olayından dolayı uğranılan zarara karşılık düzenlemiş olduğu 19.01.2017 tarihli 29.814,02 TL bedelli fatura içeriğinde, vade tarihi olarak 23.02.2017 olarak gösterildiği ve faturanın 20.01.2017 tarihinde icra takibine konu edildiği ve süresi içerisinde itiraza uğrayan takibin durduğu, dava konusu faturanın ve içeriğinin kabul edilmemesi karşısında, taraflar arasında kabul edilen bir vadeden söz edilemeyeceğinden itiraza ve ihtilafa konu faturadaki vadeye itibar edilemez. Bu durumda, davaya konu icra takibinden evvel gerçekleşen zararından dolayı davacının muaccel alacağının varlığının kabulü gerekir. Somut olayda yükün çalınması yüklü taşıtın araç şöforünün evinde istirahat halindeyken evinin önündeki sokakta herkese açık yerde bırakılması halinde taşıyıcının sorumlu olacağı, şöförün taşıtı güvenlikli park alanına çekerek yükün güvenliğini sağlaması gerekirken herkese açık yerde tırın bırakılması ve gerekli tedbirler almadığından dolayı hırsızlık sonucu teslim edilemeyen mallar nedeniyle taşıyıcının ağır kusurlu olduğundan, davanın kabulüne, İstanbul ... İcra dairesi ... Esas sayılı dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, 29.814,02 TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte takibin devamına, takip ve dava tarihinden sonra  21/05/2018 tarihinde haricen ... Bankası Şirinevler Hesabından davalı tarafından davalıya aktarılmış bulunan 5.356,06 EURO'nun takip ve dava konusu borcu ilişkin olduğu davalı tarafından iddia edilip, verilen ihtaratlı süreye rağmen bu ödemenin başka borç ilişkisi nedeniyle davalı tarafından davacıya aktarıldığına dair yazılı bir belge ya da somut bir delil davacı  tarafından ibraz edilmediğinden aralarında ihtilaflı  takip ve dava konusu alacak iddiası derdestken yapılan ödemenin takip ve dava konusu borca ilişkin olmasının asıl aksinin iddia edence kanıtlanması gerektiği gözetilerek, 5.356,06 Euro ödeme ödeme tarihi itibariyle suretuyle, 21/05/2018 tarihindeki TMB efektif kur karşılığı olan 38.874,84 TL'nin 21/05/2018 tarihi itibari ile harici tahsilat olarak dosya borcuna mahsubuna, 5.962,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. (kısa kararın  1 numaralı bendinde  sehven  ... Bankası Şirinevler Hesabından davalı tarafından davalıya aktarılmış  yazılmış  ise de, doğru ifadenin  ... Bankası Şirinevler Hesabından davalı tarafından davacıya aktarılmış olduğu anlaşılmakla gerekçeli kararda bu maddi hata düzeltilmiştir.) ve davanın kabulüne , ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının düzenlediği faturanın kendilerine ait ticari defterlere işlenmiş olduğunu, herhangi bir itirazlarının bulunmadığını, bu durmda faturada belirtilen vade tarihinden önce takip yapılmasının mümkün olmadığını, davacının hukuku yararının bulunmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, CMR 37. Maddesine göre de davacının aktif husumetinin bulunmadığını, taşıyıcının ağır kusurundan bahsedilemeyeceğini çünkü müvekkilinin ağır kusuru bulunmadığını, alacak likit olmadığından inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini,  beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesine özetle; davalı tarafça borca ilişkin ödeme yapıldığına dair yargılama aşamasında bir iddiasının bulunmadığını, bilirkişiye defterlerini sunmadığını, 06/03/2024 tarihinde verdiği dilekçe ekinde hangi ödemeye ilişkin olduğu belli olmayan dekont ibraz ettiğini, bu belgenin yerel mahkemece dikkate alınmaması gerektiğini, davalı tarafın 7 yıl sonra borcu ödediğini iddia etmesinin ve mahkemece bunun kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak açılan davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; borcu söndüren nitelikteki belgenin yargılamanın her aşamasında savunmanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın ileri sürülebildiğini, davacı tarafın defter ve kayıtların incelenmesi gerektiği yönündeki itirazlarının yerinde olmadığını, 5.356,06 Euro tutarlı dekontun 06.02.2024 tarihli dilekçeleri ile ibraz edildiğini, 01.03.2024 tarihli duruşmada verilen 1 no.lu ara karar ile davacı tarafa, ödemenin dava konusu dosyaya ilişkin olup olmadığının bildirilmesi aksi takdirde dava konusuna ilişkin sayılacağı ihtaratı ile beyanda bulunmak üzere 2 haftalık kesin süre verildiğini, davacı tarafın kesin süre içerisinde beyanda bulunmadığını, davacının verilen kesin süreye uymamdığını,, kesin sürenin sonuçlarının da hatırlatıldığını, bu celse beyanlarını kabul etmiyoruz muhafakatlerinin bulunmadığı beyanında bulunulduğunu, mahkemece ise, dosya kapsamı dikkate alınarak uyuşmazlık noktaları aydınlandığından davacı vekilinin taraf defterleri üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi talebinin reddine karar verildiğini, yargılama esnasında da, davacı tarafa kesin süre verildiğini ve kesin sürenin sonuçlarının hatırlatıldığını, davacı tarafın, evrakın doğruluğunu ve defterlerden teyidi gerektiğini beyan etmişse de, kendi beyanı ile ödemeyi kabul ettiğini, ihtarat doğrultusunda da ödemenin dava konusu borca ilişkin olduğunu beyanla, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Davacının akti taşıyan davalının fiili taşıyan olduğu yurt dışına ihraç edilen emtianın davalı zilyetliğinde iken çalınması nedeniyle ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe doğrultusunda davanın Kabulüne karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Uyuşmazlık, davacının aktif husumet ehliyetini haiz olup olmadığı, alacağın muacceliyeti ve hırsızlık nedeniyle zayi olan emtia sebebiyle davalının sorumlu olup olmadığı, alacağın likit olup olmadığı  noktalarında toplanmaktadır. Somut olayda; dava dışı ... Ltd firmasının Türkiye’de muhtelif firmalardan tekstil, cam eşya ve benzeri cinsi emtiayı ithal ettiği, taşıma konişmentolarında göndericilerin muhtelif  firmalar, alıcının ... Ltd., taşıyıcının ise davacı firma olduğu, bunun birlikte  alıcı firmanın emtianın İstanbul/Türkiye-Wroclaw 4/Polonya’ya taşınması için ... firması ile de anlaştığı, bu firmanın da taşıma işini davacı firmaya verdiği, davacı ile davalı firma arasında akdedilen 08.01.2016 tarihli taşıma anlaşması ile davalının dava konusu emtianın fiili taşıma işini üstlendiği, taşıma yapılan aracın davalının sürücüsünün evinin bulunduğu sokakta park halindeyken hırsızlık olayının meydana geldiği, dava konusu emtiadan 539 kap 555,66 kg ağırlığındaki emtianın alıcısı olan firmaya eksik teslim edildiği, yurt dışındaki alıcı firmanın eksik teslim nedeniyle oluşan 7.362,03 Euro zararını ... firmasından tazmin ettiği,  bu firmanın bu zararını davacıya fatura ile yansıttığı ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı davacı alacağından mahsup edildiği, bunun üzerine davacının da kendisine yansıtılan ve cari hesap alacağından mahsup edilen faturayı davalıya yansıttığı, iddia, savunma, deliller ve tüm dosya kapsamından sabittir. Dava konusu taşımada, alıcı-gönderilen ... Ltd firmasının Türkiye/Polonya arası taşıma işi için ... ve hem de davacı firma ile anlaşmaya vardığı, davacının da davalı ile yapmış olduğu ayrı bir taşıma sözleşmesi ile fiili taşıma işini davalı firmaya verdiği gözetildiğinde taşımanın aynı sözleşme kapsamında gerçekleşmediği ve her bir taşımanın ayrı bir sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerekmiştir. Buna göre CMR Konvansiyonu’nun 36.maddesinin olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır. Bu durumda davacının aralarındaki taşıma sözleşmesi kapsamında, dava konusu taşımada meydana gelen ziya ve hasardan dolayı uğradığı zararını davalıdan talep etmekte aktif  husumet ehliyeti bulunmaktadır.Dava konusu taşımada meydana gelen hırsızlık olayından dolayı uğranılan zarara karşılık düzenlemiş olan 9.01.2017 tarihli 29.814,02 TL bedelli fatura içeriğinde, vade tarihi olarak 23.02.2017 olarak gösterildiği ve faturanın 20.01.2017 tarihinde icra takibine konu edildiği ve süresi içerisinde itiraza uğrayan takibin durduğu sabittir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir.Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin  geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) 213 sayılı VUK'nun Faturanın şekli başlıklı  230. Maddesi \"(Değişik: 30/12/1980-2365/34 md.) Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur: 1. Faturanın düzenlenme tarihi seri ve sıra numarası; 2. Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası; 3. Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası; 4. Malın veya işin nev'i, miktarı, fiyatı ve tutarı; 5. (Değişik: 4/12/1985-3239/19 md.) Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası\" düzenlemesini içermektedir. Bu durumda fatura bu hususlarla ilgili olarak itiraz edilmemesi halinde içeriği kabul edilmiş sayılır. Eldeki uyuşmazlıkta fatura üzerinde yazılı  olan 23/02/2017 vade tarihi kaydı davalıyı bağlamaz. Belki bir icap niteliğinde olup davalının buna yönelik kabul beyanı ile taraflar anlaşmış sayılabilir. Oysa eldeki uyuşmazlıkta davalının bu tarihte ödemeyi kabul ettiğine dair bir kabul beyanı bulunmamakta, hakkında 20/01/2017 tarihinde başlatılan takibe itirazında da alacağın muaccel olmadığına yönelik bir itirazı bulunmayıp \"borca ferilerini açıkça itiraz ediyoruz\" beyanı bulunmaktadır. Davalı dosyaya sunulan mahkemece mahsup edilmesine karar verilen  ödemesi de takip ve dava tarihinden sonra 21/05/2018 tarihinde yapılmıştır.  Borcun kaynağı ile birlikte dosyadaki veriler dikkate alındığında davalının takip tarihi itibarıyla muaccel alacak bulunmadığına ilişkin savunma ve istinafı yerinde değildir. CMR 17/1. Maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2. Madde, \"Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz.\" şeklindedir. 17/3. Maddede de; taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. CMR'nin 23.maddesi, taşıyıcıyı sınırlı sorumluluk ilkesiyle koruma altına almış, ancak, Konvansiyon'un 29. maddesinde, bazı durumlarda taşımacının sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlanamayacağını hükme bağlamıştır. Anılan 29. maddeye göre; eğer zarar ve hasar taşıyıcının kastından veya  kararı veren mahkemenin iç hukukuna göre, kasta eşdeğer sayılan bir kusurundan meydana gelmişse, taşıyıcı sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkını kaybeder. Bu değerlendirmeler ışığında, somut olayda yükün çalınması yüklü taşıtın araç şoforünün evinde istirahat halindeyken evinin önündeki sokakta herkese açık yerde bırakılması halinde taşıyıcının sorumlu olacağı, şöförün taşıtı güvenlikli park alanına çekerek yükün güvenliğini sağlaması gerekirken herkese açık yerde tırın bırakılması ve  gerekli tedbirler almadığından dolayı hırsızlık sonucu teslim edilemeyen mallar nedeniyle taşıyıcının ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiğinden davalının sınırlı sorumluluk ilkesinden yararlandırılma imkanı yoktur. Bu durumda davalının bu yönlere ilişen istinaf sebepleri de yerinde değildir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada; davalı tarafın faturaya bir itirazları bulunmadığı, ticari defterlerine kaydettiklerini beyan etmesi karşısında alacağın likit olduğu anlaşılmakla, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmakla davalının bu yöne ilişen istinaf talebi de  yerinde değildir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 509,00  TL harcın, alınması gerekli olan 2.036,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.527,6‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı ve davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f3c8f8d99d74965b","SID":"e178c07969033ed6"}}