{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/1275 <br>KARAR NO\t\t: 2024/1692<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>  <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/05/2024<br>NUMARASI\t\t: 2020/272 Esas  2024/388 Karar <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:  04/10/2024<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda.<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>DAVA : <br>Davacı vekili, dava dilekçesinde  özetle;  Davalı şirketin, müvekkili aleyhine İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2018/3448 ve İzmir 15.İcra Müdürlüğünün 2017/16072-2017/15040 sayılı dosyaları ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, icra takiplerine konu senetlerdeki imzaların müvekkiline ait olmadığını ve senetlere borçlu veya ciranta olarak imza atmadığını, ayrıca müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun da bulunmadığını, senetlerdeki imzaların müvekkilinin imzası taklit edilerek atıldığını, bu konuyla ilgili 2020/38463 soruşturma sayılı dosya ile şikayette bulunduklarını beyan ile davanın kabulüne, davalı ... Ltd Şti tarafından müvekkili aleyhine açılan İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2018/3448 ve İzmir 15.İcra Müdürlüğünün 2017/16072-2017/15040 sayılı dosyalarından borçlu olmadığının tespitine, her türlü haklarının saklı tutulmasına, %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>CEVAP: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının davasının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili ile davacının uzun yıllardır ticaret ilişkisi olduğunu, davacının ...ının sahibi olduğunu ve erkek kardeşi ... ile birlikte işlettiğini, müvekkilinin bu fırına yıllardır un verdiğini, davacının müvekkiline pek çok kez senet verdiğini, dilekçe ekinde sundukları cari ekstrelerinden davacının müvekkiline borçlu olduğunun görüldüğünü, davacı borçlunun davaya konu takiplerden önce de sonra da zamanında ödeyemediği senetler için takipler başlatıldığını, bu takiplerin hiç birinde davacının imzaya ya da borca itiraz etmediğini, ödeme yapılması sonucunda dosyaların kapandığını, davacının müvekkiline herhangi bir borcu olmadığına dair belge sunamadığını,  ayrıca davacının bugüne kadar müvekkili tarafından kesilen hiçbir faturaya itiraz etmediğini, davacının, fırını kardeşine devrettikten sonra aynı cari hesap üzerinden alışverişin devam ettiğini, davaya dayanak takiplere konu senetlerdeki imzanın davacıya ait olmadığını bilebilmelerinin mümkün olmadığını, zira senetlerin her zaman olduğu gibi davacı tarafından müvekkili şirket muhasebesinde çalışana teslim edildiğini, davacının 3 yıl sonra gelen bu iddiasının maddi hayatın gerçekliği ile bağdaşmadığını, işbu davanın ikame edilme sebebinin davacı ile erkek kardeşi ... arasında son zamanlarda ortaya çıkan anlaşmazlıklar olabileceğini, kardeşler arasında çıkan uyuşmazlıklar sonucu ... ve ...'ın yollarını ayırdıklarını ve bunun sonucunda vergi kaydının ...’a geçtiğini, Şubat 2020 itibari ile kardeşler arasındaki husumet başladığını, bu nedenle davacının haksız ve kötü niyetli bir şekilde işbu davayı ikame ettiğini, ...’ın senetleri başkasının imzası ile müvekkiline teslim etmesinin imzayı kabul ettiğini ve kendi iradesi ile imzalattığını gösterdiğini, davacı aleyhine de evrakta sahtecilik ve sahte evrak kullanma yolu ile müvekkilini dolandırma suçlarından cezai soruşturma yapılması gerektiğini, her 3 takip dosyasında da davacıya usulüne uygun tebligat yapıldığını, davacının her 3 takip dosyasında da imzaya ya da borca itiraz etmediğini, takiplerin kesinleştiğini, her üç dosyada da müvekkilinin alacağının tahsili ile sonuçlanarak kapandığını, davacının imzasının kendi eli ürünü olmadığı iddiası kabul edilse dahi senetlere rızasına binaen imza atıldığının açık olduğunu beyan ile her türlü hukuki ve cezai yasal hakları saklı kalmak kaydı ile davanın reddine, davacının İzmir 6. İcra Müdürlüğü’nün 2018/3448 E., İzmir 15. İcra Müdürlüğü’nün 2017/16072 E. ve İzmir 15. İcra Müdürlüğü’nün 2017/15040 E. sayılı dosyaları kapsamında borçlu olduğunun tespitine, davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Mahkemece; \"...Davalı tarafından davacı aleyhine İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2017/16072 esas ve 2017/15040 esas sayılı takip dosyaları ile İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2018/3448 esas sayılı dosyasından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığı, takibe dayanak bonoların lehtarı olarak görünen davacının bonoların arka yüzünde kendi adına atfen atılı imzaların kendisine ait olmadığını iddia ettiği, sahtecilik (imza inkarı) def'inin senedin geçersizliğine ilişkin mutlak nitelikte def'i olduğu ve herkese karşı ileri sürülebileceği, Mahkememizce, davacı tarafından bonolardaki  imzalar inkar edildiğinden davacının imza örneklerinin bulunduğu belge asılları ilgili kurumlardan getirtilerek belge asılları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle bilirkişiden raporun aldırıldığı, grafoloji uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporun denetime elverişli ve açık olması nedeniyle mahkememizce itibar edildiği, takip ve dava konusu edilen bonolar üzerinde davacıya atfen atılan imzaların davacı ...'ın eli ürünü olmadığı kanaatiyle İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2017/16072  Esas sayılı takip dosyası,  İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2017/15040  Esas sayılı takip dosyası,  İzmir 6. İcra Müdürlüğünün 2018/3448  Esas sayılı takip dosyası ve takiplere  dayanak olan bonolar sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığı tespit edilmiştir. Davalı, dava ve takip dayanağı bonolarda davacıdan sonraki ciranta konumunda olmakla, bonoların davacı tarafından imzalanmadığını bilebilecek durumda olduğundan bonoları  kötüniyetli olarak takibe koyduğu değerlendirilerek davalı aleyhine davaya konu takip konusu alacağın %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\" şeklinde karar verildiği görülmüştür.<br>İSTİNAF NEDENLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde;  <br>İlk Derece Mahkemesi, : mahkemenin sadece senet altındaki  imza incelemesi ile yetinerek karar verdiğini,   kararın usule ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ve davacı borçlunun uzun yıllara dayanan ticaret ilişkisi olduğunu, davacının müvekkiline pek çok kez senet verdiğini, ...’na ait 1 Ocak 2017 tarihinden günümüze kadar cari extrelerinin yer aldığını,  davacının, menfi tespit davası ile yaklaşık 3 sene sonra imzanın kendine ait olmadığı gerekçesi ile müvekkiline borçlu olmadığının tespitini talep ettiğini,   davacının müvekkiline borçlu olduğunu, senet bedelleri, protesto tarihleri ve şu anki bakiye borç görüldüğünü,  davacının, bugüne kadar cari hesaba hiçbir itirazda bulunmadığını,  borçlunun davaya konu takiplerden önce de sonra da zamanında ödeyemediği senetler için takipler başlatıldığını,  bu takiplerin hiç birinde  davaya konu takipler de dahil, davacının imzaya ya da borca itiraz etmediğini, dosyaların ödeme yapılması sonucunda kapandığını,   mahkemenin kardeşler arasında vekalet ilişkisinin bulunup bulunmadığına dair  herhangi bir araştırma yapmadığını, davacı tarafından kötü niyetli ve farklı amaçlarla ikame edilen haksız davanın  reddinin  gerektiğini,  kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME,<br>DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2024 tarihinden itibaren ise, bu sınır 28.250,00 Türk Lirasıdır. Davalı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 25.494,70 TL olması nedeniyle 23/05/2024 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.)<br>Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.)<br>Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,<br>2-Davalının yatırmış olduğu 1.169,40 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 440,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde davalıya iadesine,<br>3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 04/10/2024<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f30ef71fab2fa6eb","SID":"b03098d0fd695f92"}}