{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/878 Esas<br>KARAR NO: 2024/1072<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/10/2020<br>NUMARASI: 2014/519 Esas, 2020/598 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Kayıt Kabul<br>KARAR TARİHİ: 03/10/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müflis şirket hakkında Kadıköy 2 ATM 2009/532 E sayılı dosyası ile 31.01.2012 tarihinde iflas kararı verildiğini, müvekkili şirketin, davalı şirket arasında imzalanan 42 aracı içeren araç kiralama sözleşmesi ile araç kiraladığını, müvekkili şirketin sözleşme gereğince üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, müflis şirketin içine düştüğü ekonomik dar boğaz sebebiyle sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığını, müflisin bu ekonomik sıkıntıları sebebiyle müvekkili tarafından müflise hakedişinden önce ödemeler yapıldığını ve müflis şirketin cari hesaptan kaynaklı olarak 1.621.497,53-TL borçlu olduğunu, bu alacağın kaydı için Kadıköy İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasına başvuruda bulunulduğunu, iflas masası tarafından alacağın yargılamayı gerektiği gerekçesi ile talebin reddine karar verildiğini belirterek reddedilen 1.621.497,53-TL alacağın masaya kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davetiye tebliğine rağmen davalı iflas müdürlüğünce davaya cevap verilmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Davacı vekilince aşamalarda cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunduğu, alacağın araç kira sözleşmesinden kaynaklı olduğu, müflis şirketin dar boğazda olmasından kaynaklı olarak, hakkedişinden önce ödemeler yapıldığı iddia edilmiş ve davacı taraf ticari defterlerinde davacı şirketin 1.621.497,53 TL müflis şirketten alacaklı olduğu tespit edilmiş ise de, davacı tarafça tek taraflı olarak tutulan ticari defterlerinin içeriğinin alacağın varlığı ve ispatı için yeterli olmadığı yerleşmiş Yargıtay uygulamaları kapsamında değerlendirildiği, davacı tarafça defterlerindeki kayıtların dayanağı, cari ilişkinin temelini oluşturan faturaların, mal/ hizmet ifasını ispatlar şekilde sunulmadığı, önceki raporların da değerlendirildiği ve dosya kapsamına, delil durumuna uygun, denetime elverişli bulunmakla hükme esas alınan 24/01/2020 tarihli rapordaki tespitlere iştirak olunarak, müflis şirket ticari kayıtlarında da karşılığını bulan 38.922,67 TL kadar alacağın davacı tarafça ispat olunabildiği gerekçesi ile bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; davalı müflis şirketin defterlerini zamanında ibraz etmemesi nedeniyle müvekkili şirket defterlerinin lehine delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket defterlerine göre dava konusu alacağın ispat edildiğini, Mahkemenin karara dayanak yaptığı raporun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişinin müvekkili şirket defterleri için yerinde inceleme yapmadığını ve e- posta üzerinden evrakların kendisine ibraz edilemediğini, raporun bu yönüyle eksik kaldığını, hükme esas alınan raporda davalı defterlerinin silik olduğu ve usulüne uygun tutulmadığının açıkça belirlendiği, hal böyleyken davalı defterlerinin lehine değerlendirilmemesi gerektiğini, okunabildiği kadarıyla incelendiği belirtilen defterler sonucu hazırlanan raporun kabul edilemeyeceğini, raporun ara karardaki diğer hususlar incelenmeksizin, sadece davalı defterleri incelenmek üzere hazırlandığından bu yönüyle de eksik olduğunu, iki rapor arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, Mahkemenin gerekçeli kararında 2. Bilirkişi raporunun özetlenmek suretiyle yüzeysel ve yetersiz bir gerekçe oluşturulduğunu, gerekçede ilk raporun yeterince tartışılmadığını belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, İİK'nun 235. maddesinde düzenlenen sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır. İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223’üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabulü elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, İflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223. Md). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Müflis şirket hakkında Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/532 E. Sayılı dosyası ile 31.01.2012 tarihinde iflasına karar verildiği, iflas tasfiyesi işlemlerinin Kadıköy İflas Müdürlüğü'nün ... iflas sayılı dosyasında yürütüldüğü, davacı şirketin iflas masasına 2 kayıt numarası ile 1.621.497,53 TL alacak kayıt başvurusunda bulunduğu, iflas müdürlüğünce alacak kayıt talebinin reddine karar verildiği, alacak kaydı sırasında kayıt talebinde bulunan davacı vekili tarafından tebliğ masrafı verildiği ve masaya kayıt talebinde bulunan davacı vekiline sıra cetvelinin 06.12.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davanın, 12/12/2012 tarihinde yasal 15 günlük süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece taraf defterlerinin incelenmesine karar verilmesi üzerine alınan 21/03/2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği 2009, 2010, ve 2011 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin bulunduğu görülmesine rağmen, envanter defterinin kapanış tasdiklerinin olmadığı görüldüğünden lehlerine kesin delil vasfına haiz olup olmadığı hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğunu, davacı şirketin incelemeye ibraz ettiği 2012 yılı ticari defterinin açılış ve yevmiye defterinin kapanış tasdikinin bulunduğu, 2012 yılı için lehlerine kesin delil vasfına haiz oldukları kanaati edinildiğini, davacı şirketin ticari defterlerine göre, davalı müflis şirketin cari hesabının 320.100.299 satıcılar hesabında izlendiğinin görüldüğünü, davacı tarafından sunulan cari hesap çok fazla sayfadan oluştuğundan, ayrıca rapora dökülmemiş olup, davacının ticari defterlerine göre davalıdan 31/01/2012 iflas tarihi itibariyle 1.621,497,53 TL tutarınca alacağının bulunduğunu, davalı müflis şirketin incelenen ticari defterlerine göre, davacı şirkete 31/01/2012 iflas tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı görülmekle birlikte, borç kaydı bulunmamasının müflis şirketin borcunun bulunmadığı anlamına gelmeyeceği kanaatinin edinildiği bildirilmiştir. İtiraz üzerine Mahkemece 15/05/2018 tarihli celsede inceleme ara kararı kurulduğu ve ticari defterlerin ibraz edilmesinin ihtar edilmesi üzerine alınan 24/01/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacı taraf defterlerinin ibraz edilmediği belirlenmiş, müflis şirketin defterlerinin 2009-2011 yevmiye envanter defterlerinin noter açılış tasdiklerinin yapıldığı, ancak yasal süre içinde \"görülmüştür\" tasdikinin yapılmadığı, 2012 yevmiye defterinin yasal süre içinde \"görülmüştür\" tasdikinin yapılmadığı, ancak şirketin 31.01.2012 tarihinde iflasına karar verildiğinden kapanış tasdikinin yapılmadığını, müflis şirketin 2012 yılı yevmiye defteri kapanış kaydına göre 38.922,67 TL borcunun bulunduğu belirtilmiştir.  Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından, ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. Somut olayda, iflas tarihi olan 31/01/2012 itibariyle; davacının kendi ticari defter kayıtlarına göre müflis şirketten 1.621,497,53-TL alacaklı olduğu, müflis şirketin ise kendi ticari defter kayıtlarına göre davacıya 38.922,67-TL borçlu olduğu, davacı ile müflis şirkete ait ticari defterlerin birbiri ile uyumlu olmadığı, ayrıca davacı ve müflis şirkete ait ticari defterlerin bir kısmının lehine delil niteliği bulunsa da bir kısmının bu niteliğe haiz olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bununla birlikte davacı vekili, müflis şirketin defterlerini zamanında ibraz etmediğinden müvekkili şirketin defterlerinin delil olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, Mahkemenin 03.07.2015 tarihli bilirkişi teslim tutanağının 2 nolu ara kararı ile bilirkişiye davalı tarafın defterlerinin iflas müdürlüğünde incelenmesi için yetki verilmesi üzerine davalı müflis şirketin defterlerinin incelendiği anlaşılmıştır. Buna göre, davalı müflis şirket defterlerini süresinde ibraz etmese de defterlenin Mahkemenin ara kararı gereğince İflas Müdürlüğünde yerinde incelendiği de dikkate alındığında, HMK'nun 190. maddesi uyarınca ispat yükü üzerinde olan davacı, kendisine ait usulüne uygun olmayan ve bu anlamda HMK 222. maddesi uyarınca sahibi aleyhine delil niteliği taşıyan ticari defterler ile alacağını  Davacı vekili istinaf dilekçesinde Mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporun eksik ve hatalı olduğunu, bilirkişinin müvekkili şirketin defterlerini incelemediğinden raporun bu yönüyle eksik olduğunu ileri sürmüştür. Davacının defterlerinin 31.03.2016 tarihli bilirkişi raporu ile incelendiği, davacı vekilinin de hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı sunduğu 12.02.2020 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin 3 şirketle birlikte devralma suretiyle birleştiği için defterlerin ibrazının mümkün olmadığını, önceki bilirkişi raporunda müvekkili şirket defterlerinin incelendiği için 21.03.2016 tarihli raporun esas alınması gerektiği yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davacı vekili bir diğer istinaf nedeni olarak, karara dayanak raporda, davalı defterlerinin silik olduğu ve usulüne uygun tutulmadığının açıkça belirlendiğini, okunabildiği kadarı ile incelendiği belirtilen defterler sonucu düzenlenen raporun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Hükme esas alınan 24.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun 3. Sayfasının 7. Maddesinde, 2009-2012 yılına ait defter kayıtlarına ait fotokopilerin çok fazla olması ve basılı olarak silik çıkmasından dolayı rapor ekinde CD ortamında sunulduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Yine raporda muavin defter dökümlerinin yıllar itibariyle borç/alacak dökümünün tablo halinde gösterildiği, icmal tabloya göre davalı müflis şirketin davacıya 31.01.2012 tarihi itibariyle 38.922,67-TL borçlu bulunduğu belirtilerek 2012 yılı yevmiye defterinin 31.01.2012 tarihli kapanış kaydındaki borcu gösteren bölümünün görüntüsünün rapor içeriğine eklendiği görülmüştür. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak davacı şirketin usulüne uygun tutulmayan defterlerinin lehine delil olamayacağı gibi davacı tarafından davalı müflis şirketten 1.621,497,53 TL cari hesap alacağı bulunduğu iddiasının dayanağı belgeleri de sunmadığı anlaşılmıştır. Davalı müflis şirketin usulüne uygun tutulmayan ve HMK 222. maddesi uyarınca sahibi aleyhine delil niteliği taşıyan ticari defterleri ile davacıya 38.922,67- TL borçlu olduğu tespit edilmiş olduğundan, davacının müflis şirketin defterlerinde tespit edilen 38.922,67-TL tutarında müflis şirketten alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerekir. Davacı, davalı müflisten 1.621,497,53 TL cari hesap alacağı bulunduğunu iddia etmiş ise de, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre 38.922,67-TL'den daha fazla miktarda alacaklı olduğunu usulüne uygun şekilde ispatlayamamıştır. Bu nedenle Mahkemece tesis edilen karar isabetli olup davacının istinaf başvurusu yerinde değildir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/519 Esas, 2020/598 Karar sayılı ve 21/10/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.03/10/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"191221e29dd03397","SID":"4a74af41ae577de6"}}