{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/522 - 2024/822<br>                      T.C.<br>                 ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>        31. HUKUK DAİRESİ <br>\t\t\t    \t\t\t           \t\t\t       (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)<br>                 (HMK. 353/1-a.6 Maddesi Uyarınca Kararın<br>                                                                             Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)\t<br><br>ESAS NO\t: 2024/522 <br>KARAR NO\t: 2024/822<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 21/02/2024<br>NUMARASI\t: 2022/580 Esas -  2024/112 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 03/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ    \t: 08/10/2024<br><br>\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; <br>\tİDDİA\t\t\t\t: <br>\tDavacı vekili; müvekkili davacının, davalı şirketin sahibi olduğu şantiyelerde devam eden projelerinde alüminyum kompozit panel ile kaplanması işi, balkon ve merdiven korkuluklarının, bina giriş kapılarının malzeme ve işçilikle yapılması, cam cephe giydirme işinin yapılması vs imalat işlerinin yapılması işini gerçekleştirdiğini, yapılan montaj, imalat iş ve işlemleri için çeşitli tarihlerde davalı şirket adına açık faturaların düzenlendiğini, davalının açık faturalara süresinde itiraz etmediğini, fatura içeriğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir çekişmenin olmadığını, davalı şirkete yapılan iş ve işlemler karşılığında toplamı 4.297.213,85 TL tutarındaki faturaların düzenlendiğini, davalının faturalara karşılık 2.228.356,00 TL ödediğini ve müvekkilinin 2.068.857,85 TL tutarında bakiye alacağının kaldığını, davalının ödeme yapmaması nedeniyle ve TTK 1530 nedeniyle temerrüde düşmesiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibinin davalının borca ve takibe itirazı ile durduğunu ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazının 1.200.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptaline, takibin talep miktarınca aynen devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tSAVUNMA\t\t\t\t  :<br>\tDavalı vekili; Davalı vekili cevap dilekçesi olarak sunduğu 04/01/2019 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, davalı ile ticari ilişkinin varlığı ve bu kapsamda üç ayrı mekanda iş yaptırıldığı hususunda bir tereddütün bulunmadığını, işlerin tam olarak yapılmadığını, davacıya yapıları ödemelerin nakit, çek, araç verilmesi, daire verilmesi ve SGK borçlarının ve sigorta borçlarının kapatılması suretiyle yapıldığını, Dosya kapsamında sunulan faturalar karşılığında davacıya 3 ayrı bölgedeki yaptırılan işler için; Havale/EFT yoluyla 587.000,00 TL, çek olarak 1.771.000,00 TL, barter (Daire verilmek suretiyle) 1.799.000,00 TL, araç verilmesi suretiyle 299.790,00 TL, SGK Ödemeleri 33.212,87 TL ve araç sigortaları ve lastik bedeli için 7.940,75 TL olmak üzere toplam 4.497.943,42 TL tutarında ödeme yapıldığını, davacıya yapılan işler karşılığı olarak 127.700 bedelli bir araç, 70.500 TL bedelle başka bir araç verilirken, 55.268 TL bedelli aracın 26.690,00 TL ise kredili alınan aracın peşinatı olarak sayılmak suretiyle hesap yapıldığını, 74.900,00 TL bedelli bir başka aracın tescilinin davacının alacaklısı olan ... isimli firmaya yapılmak suretiyle toplam 299.790,00 TL karşılığı araç verilmek suretiyle yapılan ödemeler olarak kayıtlara geçtiğini savunarak, davanın reddine ve davacının  kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ\t       : <br>\tMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; \"davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının faturalara göre 2.053.702,60 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın 1.000.982,61 TL sinin yukarıda açıklandığı şekilde davalı tarafından ödenmiş olduğu, davacının 1.052.719,99 TL bakiye alacağının bulunduğu, bu alacağın ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle bu miktar kadar davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğu kanaatine varılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, faturaya dayalı alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara kaşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından 30/06/2022 tarih 2022/123 Esas 2022/709 Karar sayılı kararı ile HMK 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesince kararda davalının çekler verilerek ödemeler yaptıkları savunması yönünden, söz konusu çeklerin ibraz edilip edilmedikleri, ödenip ödenmedikleri, çeklerin arkalı önlü fotokopileri ilgili bankalardan getirtilmeli, davacının SGK primlerinin ödendiği yönündeki savunma yönünden ilgili SGK ödeme belgeleri  getirtilmeli,  bunların davalı ödemesi olarak kabul edilip edilmeyecekleri bu belgeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, davacı vekilinin 10/10/2022 tarihli dilekçedeki 12/10/2022 tarihli duruşmadaki davacı vekilinin SGK ve çek ödemelerine ilişkin belgeleri davalı tarafın sunduğu, kendi kabullerinde olduğu, bu konuda uyuşmazlık olmadığı ve davalı vekilinin SGK ve çek ödemeleriyle ilgili taraflar arasında bir sorun olmadığına ilişkin beyanı dikkate alınarak mahkememizce SGK ve çek ödemeleriyle ilgili yazı yazılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda tanıklar ... ve ... dinlenmiş ancak tüm yazışmalara rağmen temin edilemeyen ...'ın dinlenmesinden her iki tarafın beyanları dikkate alınarak vazgeçilmiştir.<br>\tTanık ...'ın davacı ... ile ticaretlerinin olduğu, Yeşilovada yaptırdıkları ... projesinde davacının cephe kaplaması işi yaptığı, bunun karşılığında bir dükkan ve üstüne para verdiği, kendisinin de ... Alüminyumdan 2 tane daire aldığı, verdiği dükkan pahalı olduğu için cephe kaplama işi ve aldığı 2 dairenin verdiği dükkan ve ödediği paraya tekabül ettiğine ilişkin beyanı dikkate alındığında ...'la davalı tarafça satılan dairelerin davacı adına devredildiği, bedelinin davacı tarafından tahsil edildiği, bu nedenle davalının ödemesi olarak kabulü gerektiği anlaşılmıştır.<br>\tDavacının babası olan tanık ... da özetle; davalının müteahhitliğini yaptığı ... evlerinden bir daire satın aldığını, 350.000,00 TL daire bedelini ...'a bizzat elden ödediğini, eşinin vefatından sonra davacı ve diğer oğlunun kız kardeşleriyle uğraştırmamasını söyleyince satın almış olduğu daireyi ...'a devrettiğine ilişkin beyanda bulunmuştur. Her ne kadar mahkememizce ilk kararda Barter sözleşmesi ile davacıya verileceği kararlaştırılan dairenin davacının babasına devredilmiş olması nedeniyle daire bedeli olan 400.000,00 TL ödeme davalı ödemesi olarak kabul edilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince ...'nun tanık olarak dinlenmesine ilişkin kararı ve tanığın beyanının içeriği dikkate alınarak ...'nun daireyi kendi parasıyla satın aldığı, dolayısıyla davalı ödemesi olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan ... adına kayıtlı taşınmazın da ödeme olarak kabul edilmesi davalı tarafça talep edilmiş ve buna ilişkin ilk karardan önce sunulan dekont ve savcılık ifadeleri sunulmuş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu delillere rağmen ...'ın tanık olarak dinlenmesine karar vermiş olması, savcılık ifadesinde taşınmazı davacıdan aldıklarına ilişkin beyanda bulunmaması hususu dikkate alındığında ödeme iddiasının davacı tarafça ispat edilemediği mahkememizce kabul edilmiştir.<br>\tİlk kararda davalının ödeme miktarı olarak belirlenen toplam 1.000.982,61 TL'den ...'na verilen daire bedeli olan 400.000,00 TL'nin düşülmesi ve davalının ödemesi olarak kabul edilen ...'a satılan 2 adet taşınmaz karşılığı 660.000,00 TL'nin eklenmesi sonucu davalının  toplam ödeme miktarı 1.260.982,61 TL olmaktadır. Bu miktarın davacının 2.053.702,60 TL'den mahsubu ile bakiye davacının 792.719,99 TL alacağının kaldığı sonucuna ulaşılmıştır.<br>\tYapılan yargılama sonucunda toplanan delillerden, davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının faturalara göre 2.053.702,60 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın 1.260.982,61 TL'sinin yukarıda açıklandığı şekilde davalı tarafından ödenmiş olduğu, davacının 792.719,99 TL bakiye alacağının bulunduğu, bu alacağın ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle bu miktar kadar davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğu\" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12227 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın 792.719,99 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, alacağın %20'si olan 158.543,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t:<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı tarafça sunulan cevap dilekçesinin süresinde olmadığını, davalı tarafından hem araç satışı adı altında hem de daire satışları adı altında müvekkilinin ticari defterlerde borçlu gösterildiğini, cari hesapların usulüne aykırı olarak kapatıldığını, söz konusu ödeme iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafça bilirkişi raporuna istinaden dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin gerçeği yansıtmadığını, taraflar arasında müvekkili adına yapılan daire haricinde barter sözleşmesi bulunmadığını, davalı firmadan alacağın temlikine ilişkin herhangi bir sözleşmenin de olmadığını, daha önceki istinaf ilamında atıf yapılan Yargıtay 15. HD. Kararlarının konusunu kat karşılığı inşaat sözleşmeleri oluşturduğunu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, tarafların gerçek kişi değil tüzel kişiliğe sahip şirketler olduklarını, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını, alacak miktarının eksik tespit edildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; tanıklarından bir kısmının dinlenmeden dosyanın karara bağlandığını, taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle, müvekkili tarafından davacıya 4.497.943,42 TL tutarında ödeme yapılmış olmasına rağmen, davacı tarafından önce 3.837.360,90 TL fatura asıl alacağı üzerinden icra takibi yaptığını, ve itirazlar üzerine itirazın iptali davasının 1.200.000,00 TL üzerinden açıldığını, bu sürecin dahi davacının kötüniyetli hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, davacının daha önceden tahsil ettiği alacaklarını mükerrer olarak tahsil etme çabasında olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, devir yapılan kişilerin ... ... olan alacaklarına istinaden 3. kişilere devredilen dairelerin, davacıya ve 3. Kişilere araç verilmek suretiyle yapılan ödemelerin ... ...'nun alacaklarına karşılık müvekkili şirket tarafından verildiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin ... ...'na borçlu gösterildiğini, bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu   ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE    : <br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDava itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı,  davalının üstlendiği bir kısım projelerde  alüminyum kompozit panel ile kaplama, balkon ve merdiven korkuluklarının, bina giriş kapılarının yapılması, cam cephe giydirme işleri yaptığını davalının iş bedelinin bir kısmını ödemediğini iddia ederken; davalı ise  iş bedelini ödediğini savunmaktadır. <br>\tMahkemece ilk olarak davanın kısmen kabulü ile davalı itirazının 1.052.719,99 TL asıl alacak üzerinden kaldırılmasına ve icra inkar tazminatına hükmedilmiş, taraf vekillerinin istinaf itirazları incelenerek, Dairemizce 30/06/2022 tarihli ve 2022/123 E-709 K sayılı karar ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmişti. Mahkemece kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulü ile 792.719,99 TL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiş hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.<br>\t1- Davaya konu uyuşmazlıkla ilgili Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/5297 Sor. ve 2021/2738 Sor. sayılı dosyalarının bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Söz konusu dosyaların akıbetleri konusunda bir bilgi ve belge dosya kapsamında bulunmamaktadır. Mahkemece bahse konu dosyaların akıbetleri araştırılarak iş bu davaya etkisi hususu değerlendirilmelidir.<br>\t2- Mahkemece, Dairemizin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesinde, davalı ödemeleri konusunda yukarıda ilk derece mahkemesi kararı özeti kısmında belirtilen değerlendirmeler yapılarak, neticeten davacının 792.719,99 TL alacağı kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Mahkemece yukarıda 1. maddede belirtilen Cumhuriyet Başsavcılığı dosyalarının mahkemenin bu kabulüne etkisi hususu öncelikle irdelenmelidir. Diğer yandan mahkemece ...'a satılan söz konusu yerdeki 7 ve 15 numaralı  iki adet daire ile ilgili olarak bu kişinin beyanlarına itibar edilerek, daire bedelleri olarak toplamda 660.000,00 TL davalı ödemesi olarak kabul edilmiştir. Tanık ...'ın beyanlarında bahsi geçen ticari ilişkilerin yazılı deliller ile ispatı gereklidir. ...'ın beyanlarında bahsi geçen ticari ilişkileri doğrular bir belge sunamadığı görülmektedir. Bu nedenle  söz konusu taşınmaz devirlerinin  davalı ödemesi olarak kabul edilmesi hatalı olmuştur. Ayrıca mahkemece davacının babası ...'na sonradan da ... tarafından davacıya devredilen ve sözleşmede davacıya devredilmesi öngörülen söz konusu yerdeki 8 numaralı bağımsız bölümün bedeli olarak 400.000,00 TL'nin davalı ödemesi olarak kabul edilemeyeceği kabul edilmiştir. Bahse konu daire sözleşmede davacı  ... ...'na devredilmesi kararlaştırılan bir dairedir. ..., ...'un babası olup, taşınmazı edinmesine ve sonradan oğluna devretmesi konusunda mahkemede kanaat oluşturabilecek  bir sebep ortaya koyamamıştır. ..., davalı şirkete ödemelerini gösterir bir belge de sunamamış,  elden ödeme iddiasında bulunmuştur. Bu daire yerine davacıya bir başka dairenin devredildiği taraflarca iddia ve ispat edilmemiştir. Sözleşme ile davacıya   ...'a  isabet edecek daire için baba ...'ın  bedel ödeyip, bu daireyi  bir süre oğluna devretmesi   hayatın olağan akışına da  uygun düşmemektedir. Bu nedenlerle bu daire devrinin sözleşmede belirtilen  400.000,00 TL bedel üzerinden davalı ödemesi olarak değerlendirilmesi gereklidir. Mahkemenin davalı tarafın çeşitli şekillerde yapıldığı iddia edilen diğer  ödeme savunmaları ile ilgili değerlendirmelerinde mevcut dosya kapsamı itibariyle  bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, \t<br>2-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/580 Esas, 2024/112 nolu kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>\t3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,<br>6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>7-Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,<br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 03/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t\t\t<br><br>Başkan <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Üye <br> E-imzalıdır<br><br>Katip <br> E-imzalıdır<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99662f76906f8c7a","SID":"de7b7243ec0b5471"}}